Eksikliği zeka geriliğine neden oluyor

Eksikliği zeka geriliğine neden oluyor
İyot eksikliği, çocuklarda büyüme ve gelişme geriliği, zeka düzeyinin yaşıtlarına göre düşük olması ve öğrenme güçlüğünü de beraberinde getiriyor.

Sağlık Bakanlığı'nın yaptırdığı Hastalık Yükü Çalışmasına göre, önlenebilir zekâ geriliğinin önemli nedenlerinden olan iyot yetersizliği, Türkiye'de her 100 kişiden 27'sinde görülüyor.

İyot eksikliği, çocuklarda büyüme ve gelişme geriliği, zeka düzeyinin yaşıtlarına göre düşük olması ve öğrenme güçlüğünü de beraberinde getiriyor.

Tiroid bezinin büyümesindeki en önemli faktör olan iyot eksikliği açısından endemik bölgede yer aldığı belirtilen Türkiye'de, tiroid hastalıkları yaygın görülüyor.

Sağlık Bakanlığı tarafından yaptırılan Hastalık Yükü Çalışmasına göre, Türkiye'de her 100 kişiden 27'sinde iyot yetersizliği görülüyor. Önlenebilir zekâ geriliğinin en önde gelen nedenlerinden birisi olarak gösterilen iyot eksikliğinin, anne karnından başlayarak kişiyi tüm yaşamı boyunca olumsuz olarak etkileyen bir hastalıklar bütünü olduğu vurgulanıyor.

Günlük olarak alınması gereken miktarda iyot tüketilmediğinde sadece tek bir hastalığın değil, bir dizi fonksiyonel ve gelişimsel bozukluğun ortaya çıktığına dikkat çekilen çalışmada, bunlar kısaca ''iyot yetersizliği hastalıkları'' olarak ifade ediliyor. Bu hastalıkların en fazla bilineni ise, iyot eksikliğine bağlı ortaya çıkan tiroid bezi hastalıkları içinde yer alan guatr hastalığı.
 
''Türkiye'de önemli bir halk sağlığı sorunu'' olarak altı çizilen iyot yetersizliği hastalıklarının önlenmesine yönelik olarak, 1994 yılından beri ''İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi ve Tuzun İyotlanması Programı'' yürütülüyor. Programın başlangıcında iyotlu tuz tüketim oranı yüzde 18 iken, 2008 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmasına göre hane halkının yüzde 85.3'ü iyotlu tuz kullanıyor. Kırsal alanda hane halkının yüzde 71.5'i iyotlu tuz kullanırken, kentlerde bu oran yüzde 89.9' çıkıyor.
 
TİROİDİ ETKİLEYEN EN ÖNEMLİ FAKTÖR
 
Endokrinoloji Uzmanı Dr. Ayla Harmancı, tiroidin, boynun önünde bulunan bir iç salgı bezi olduğunu ve tiroid büyüklüğünü etkileyen en önemli faktörün ''iyot'' alımı olduğunu belirtti. Harmancı, iyot eksikliğinde bezin aşağı ve arkaya doğru büyüdüğünü ve bu duruma ''guatr'' adı verildiğini ifade etti.
 
Tiroid bezi içinde, çevresindeki dokudan ayırt edilebilen yuvarlak ya da oval kitlelerin ''tiroid nodülü'', içerisinde nodül bulunan tiroid bezinin ise ''nodüler guatr'' olarak adlandırıldığını anlatan ve nodüllerin genellikle tiroidin elle muayenesi sırasında saptandığını dile getiren Harmancı, görüntüleme yöntemlerinin yaygın olarak kullanılmasıyla rastlantısal olarak saptanan nodül sıklığının da arttığını söyledi. Harmancı, muayene sırasında tiroid nodülü saptanma sıklığının yaklaşık yüzde 3-8 arasında değişirken, ultrasonografik taramalarda bu oranın yüzde 30'lara çıktığını belirtti.
 
İYOT EKSİKLİĞİ OLAN BÖLGELERDE RİSK ARTIYOR
 
İyot eksikliği olan bölgelerde, ileri yaşlarda ve erkeklere oranla kadınlarda nodül görülme sıklığının fazla olduğuna dikkati çeken Harmancı, nodüler guatrı olan hastaların mutlaka tiroid fonksiyonları, nodülün estetik açıdan rahatsızlık verici olup olmadığı ve tiroid kanseri olasılığı açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Harmancı, nodüler guatr nedeniyle kliniğe başvuran hastalardan ilk olarak dikkatli ve detaylı bir öykü alınmasının önemine işaret ederek, şunları kaydetti:
 
''Bu açıdan yaş (çok genç ya da yaşlı olmak), erkek cinsiyet, ailede tiroid kanseri öyküsü olması, baş-boyun bölgesine radyoterapi almış olmak, kısa sürede hızlı büyüyen bir tiroid nodülüne sahip olmak ve tiroid nodülüne bağlı ses kısıklığı, yutma güçlüğü gibi bazı bulguların ortaya çıkmış olması tiroid kanseri açısından artmış riske işaret edebileceğinden öyküde iyi sorgulanmalı.
 
Fizik muayenede nodülün sert ve etraf dokuya yapışıklık gösteriyor olması, bası bulgularının saptanması ve boyunda büyümüş lenf bezlerinin tespit edilmesi yine tiroid kanserleri açısından yüksek riske işaret eden bulgulardır. Bunlara ek olarak görüntüleme yöntemleri ile yapılan değerlendirmeler de tiroid kanseri riskinin değerlendirilmesinde yol gösterici olabilmektedir.''
 
BİYOPSİ GEREKSİZ CERRAHİYİ ÖNLÜYOR
 
Tiroidin nodüler hastalığının tiroid kanserleri açısından değerlendirilmesinde günümüzde en duyarlı yöntemin ''Tiroidin ince iğne aspirasyon biyopsisi'' olduğunu ifade eden Harmancı, bu yöntemin 1960'lı yıllardan beri yaygın şekilde kullanılan güvenilir bir test olduğunu söyledi.
 
Harmancı, işlemde ince bir iğne ve enjektör kullanıldığını ve tiroid bezinden örnek alındığını anlatarak, ''Bu tetkik sayesinde nodülün yapısı aydınlatılmakta ve gereksiz cerrahi müdahalelerin önüne geçilmektedir. Bir santimetre ve üzerindeki tüm nodüllerin bu şekilde değerlendirilmesi önerilir'' dedi.
 
ERKEN TANI, TEDAVİ BAŞARISINI ARTIRIYOR
 
Harmancı, ''Ülkemiz iyot eksikliği açısından endemik bir bölgede yer almaktadır ve bunun sonucu olarak da tiroid hastalıkları çok yaygın görülmektedir'' diye konuştu.
 
Endokrinoloji Uzmanı Dr. Ayla Harmancı, bu nedenle tiroid kanserlerinin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, tiroid kanserlerinin erken tanı konulup uygun şekilde tedavi ve takibi yapıldığında, tedavi başarısının çok iyi olduğunu sözlerine ekledi.

(UGK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com