Erdoğan IV. Murat'tan Daha Beter

Erdoğan IV. Murat'tan Daha Beter
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grubunda gündeme ilişkin konuları değerlendirdi...

GAZETECİLERE ÇAĞRI

Oktay Ekşi geniş kitleleri kalemiyle aydınlattı. Onun gelmesinden gurur ve onur duyuyoruz. Kuşkusuz CHP'li olmanın ne demek olduğunu çok güzel anlattı. Kalemini satmadı, kalemini bağımsız kullandı. Yeri geldi CHP'yi de eleştirdi. Ama AKP iktidarıyla beraber kalemi askıya alındı. O kalemi askıya almayacağız. Burada yazacaksınız, söyleyeceksiniz, bağımsızsınız.

Dün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'ydü. Adı ne kadar güzel. Ama yüzlerce gazeteci çalışmıyor işsiz. Pek çok mağduriyetle birlikte çalışıyorlar. Onların yıpranma hakları AKP hükümeti tarafından ellerinden anıldı. Halkın iktidarında o kaybettiğiniz hakları vereceğiz, hiç endişe etmeyin.

5 ŞEHİDE ALLAH'TAN RAHMET

5 askerimiz gece eğitim uçuşu sırasında yaşamlarını yitirdi. Onlara Allah'tan rahmet, ailelerine de başsağlığı diliyoruz.

Hafta sonu iki ayrı bölgeye gittik. Erzin ve Dörtyol narenciyenin başkenti aslında. Narenciyeyi üreten ve ekmeğini burada kazan bir ülke. Ancak sorunları çok fazla. Termik santral kuruluyor, bütün Erzin karşı...

ROMAN AÇILIMINA BAKIN

Kuşadasında roman kardeşlerimizin toplantısı vardı. Onları ayağımıza çağırmakdıki ayaklarına gittik ve 'Derdiniz nedir? diye sorduk. Sorunlarının nasıl çözülmesi gerektiğini onlara söyledik. Onlar aslında çok şey istemiyorlar. Kendi bölgelerinde insan gibi yaşamak istiyorlar, Nüfus cüzdanı sahibi olmaki oy kullanmak istiyorlar. Ama 'Roman açılımı' dediler... Allah aşkına yaptıkları açılıma bakın, onları Sultan mahallesinden çıkarıp, bölgeleri rant karşılığı peşkeş çektiler. Biz toplumun her kesimine ulaşacağız.

MUHTARLARA ÇAĞRI

Aramızda çok sayıda muhtar var bugün... Muhtarlıklar demokrasinin en saf yaşandığı yerlerdir... Hani bizim bir hedefimiz vardı ya, 'Her seçmen kendi milletvekilini kendi seçmelidir' diye... İşte bunu yapacağız. Muhtarlar bulundukları bölgede devletin onlara saygı göstermesini istiyorlar. Muhtarın günahı ne? Muhtarın neden sosyal güvenliği karşılanmaz. Muhtarların Sosyal Güvenlik primlerini halkın iktidarında devletin kendisi ödeyecektir. 53 bin muhtarımız şunu düşünsün, 'Bizim sorunumuzu hangi siyasi iktidar ele alıyor?' Kim sorununuzu çözüyorsa onun yanında olun!

YOKSULLUK

Ne zaman Başbakan her hangi bir yere gitse, Türkiye'nin nasıl büyüdüğünü anlatır. Onu dinleyenler ülkede hiç bir sorun yok diye düşünür. Ama sorunlar bazen o kadar acı ki , o sorunları devletin kurumları da gizlemiyorlar. Türkiye'de yoksulluk araştırması yapıldı... 2008'den 2009'a 818 bin kişi yoksul sayısı arttı. Pırıl pırıl vazo kırıldı. Şimdi ben merak ediyorum. Sayın Başbakan buna nasıl bir yanıt verecek. Türkiye büyüyordu, kişi başına gelir artıyordu... Nasıl oluyor da yoksul sayısı bu kadar artıyor? Siz hiç bir AKP milletvekilinin yoksullaştığını duydunuz mu? Hepsi köşeyi döndüler... Bu yoksul sayısı AKP'nin yarattığı tablodur. Bunlar sadece yandaşlarını düşünüyorlar... Bunların amacı 12 milyonluk kitleyi biraz daha büyütüp yoksulluğu yönetmek... Çünkü yoksulluk kurumsallaştı. Yoksulluğu içinde hisseden vatandaşımıza sesleniyorum, sizi bu hale getien AKP'dir... Bunu unutmayın ve sandığa giderken de hatırlayın.

Yunanistan'ın nüfusu 10 buçuk milyon, Bulgaristan 7 buçuk milyon... Bizim yoksul sayımız 12 milyon 751 bin kişi... İki gün önce AA'dan bir haber düştü. Bis sivil toplum kuruluşu Türkiye'nin 7 ilinde yoksulluk araştırması yapıyor. Küçük çocuğunu hastaneye götüremeyenler var. Doktorlar çocuk için, 'et yiyecek vitamin alması lazım' diyor... Ben bunları nasıl alacağım diye yanıt veriyor doktora...

Yine bir olay daha... Kredi kartından batan bir vatandaş tefecilere başvuruyor... Yer de Konya'da... Konya AKP'nin oylarının en fazla olduğu il...

3 Y İLE MÜCADELE EDECEKLERDİ

Bunlar 3 "Y" ile mücadele edeceklerini söylemişlerdi... Yoksullukla mücadele... Ama yoksul sayısı arttı! Birinci Y'de sınıfta kaldılar...

Yolsuzluk sayısı... Bunda artık sayı falan kalmadı... Yolsuzluk sıradanlaştı... Elazığ'da yapılan dolapları gazetelerden okuyoruz. Bakan çıkıp diyor ki, 'Burada yolsuzluk yok!'...

Bu Bakan acaba hiç utanıyor mu? Sıkılıyor mu acaba bu bakan? Kayseri'deki olayı kapattılar. Şeytan üçgeni vardı. Ama Elazığ'ı kapatamadılar.

DOSYALAR NASIL GELDİ

Ayın 4'ünde hani o Kayseri Valiliği koltuğunda oturup da, sonra müsteşar koltuğuna oturdu. Aynı gün, sabah dosyayı onaylayan, dosyayı kapatan vali, öğleden sonra müsteşar koltuğuna oturdu. Bu dosya aynı gün Ankara'ya nasıl geldi? Hadi ulaştırma bakanı olsa deriz ki, Ulaştırma Bakanı'dır torpille getirdi. Bu dosya postaya verilecek, sonra Adalet Bakanlığı'na gelecek, sonra ilgili daire

Kayseri-Ankara hattı 24 saat bile değil. Birkaç saat içinde halloluyor. Bu dosyayı Ankara'ya kim getirdi. Birisi koltuğuna mı alıp geldi?

İkinci soru. Bir yolsuzluk dosyasını kapatmak için bu acele niye? Sanıyorlar ki bu dosya kapandı. Bu dosyayı açmak için sonuna kadar mücadele edeceğiz.

Üçüncü "Y" neydi... Yasaklarla mücadele... Başbakan artık istediği televizyon kanalında istediği yayını yasaklatabilecek. Padişah mısın sen kardeşim? Hani yasaklarla mücadele edecektin? Başbakan işi gücü bırakıp TV kanallarını izleyecek ve 'Şunu beğenmedim yasaklayın' diye emir verecek. 4. Murat'ta bile böyle yetki yok! Medyada bir şey mi oldu? Yükleyin cezaları nefes alamasın bunlar diyecek...

YARGI

Yaşamın her alanını sorgulayacaksınız. Elbette bu durumda yargı da sorgulanacak. Ama buna belli bir özen lazımdır... Temelindeki etken de şudur, zorunlu olmadıkça Yargıç konuşmaz.. O nedenle siyasiler de, barolar da yargıyı sorgularken dikkat etmelidir.

Çözüm üretilmesi gerekir... Çözümü kim üretir? İktidar üretir... Barolar üretir... Yargının kendisi üretir... Sorunların çözülmesinde en tehlikeli olan ön yargı ile yaklaşmaktır. Eğer böyle yaklaşırsanız var olan sorunları derinleştirirsiniz. Her kurumun olduğu gibi yargının da sorunları var... Çözülmedi bunlar... Görmemezlikten gelindi! Yargıyı eleştirdik hep... Sormadık yargıcın derdi nedir? O nedenle biz olayı sorgularken bir bütünlük içinde ele alacağız.

Yargıç ve savcı açığımız var deniyor... Bu açık nasıl giderilecek sınavla... Neden sınav yaparız? Hak eden kazansın diye... Ama AKP böyle demiyor... Ben sınav yapacam ama ben istediğimi alırım.. O zaman niye sınav yapıyorsun? Yargıç savcı açığı var... Bakan çıkıyor... Biz sınav yapıyorduk Danıştay bizi engelledi diyor... Neden engelledi sizi? Haksızlık yaptığınız için, yandaşlarınızı aldığınız için... Danıştay'ı rakip görüyor kendisine...

Üç bin altı yüz civarında boş kadro var... Sözlü sınavda kopya tespit edildi. Sınava kamera koyun kararı çıktı. Ama iktidar kılıf bulacak ya... Özel hayat dolayısıyla kamera olmazmış. Bunun mücadelesini de parlamentoda vereceğiz.

Adli Tıp kurumu bütün ülkelerde var... Delililin elde edilmesi için çok önemli bir kurum... Uzmanlar çalışır burda... Bunların verdiği kararlar tartışılmaz... Adli Tıp kurumunu da kendilerine benzettiler. Bizim istediğimiz olsun dediler. Delili karartmak kurumun görevi olabilir mi? Hizbullah davasında 5 yıl dosya bekledi Adli Tıp Kurumu... Bunlardan biri de çıkıp neden 5 yıl beklediniz diye sordu mu? 5 yıl sen Hizbullah dosyasının delillerini Adli Tıp Kurumu'nda ne gerekçeyle tuttun? Bilen yok...

Yargıtay'ın iş yükü malum... 34-35 üyenin olmadığı bir Yargıtay'da iş yükü kolay çözülebilir mi? Buna siz engel oluyorsunuz... Sonra da yargıyı suçluyorsunuz... Yavuz hırsız misali...

Bölge Adliye mahkemelerini kuracaklardı. 2005'te... Bize 2 yıl süre verin alt yapısını hazırlayalım dediler... 2007... Şimdi sene kaç 2011... Yasak çıktı ama ortada Bölge Adliye Mahkemeleri yok... Sayın Mehmet Ali Şahin'e bir çağrı yapalım... 2005'te çıkan bir yasa neden hala uygulamaya konulmadı!

Yargının sorunlarına ön yargı ile değil objektif yaklaşmak lazım. Bu sorunlar çözülmeli... Birilerini suçlayarak karalayarak bu sorunu çözemeyiz...

Seki yıldır yargı ihmal ediliyor. AKP'nin düşündüğü bir şey vardı... Yargının sorunlarını çözmek değil, yargıyı ele geçirmek. Yargıyı o kadar çok ihmal etti ki... Hapishaneler suçluyla doldu... İçerdekilerin büyük bir kısmı daha hakim önüne çıkmamış... Biz buna adalet diyoruz işte... İnsanları alacaksınız aylarca, yıllarca içeride tutacaksınız... Hakim önüne bile çıkarmayacaksınız... Buna da adalet diyeceksiniz...

Adalete neden yer ayırdık... Hizbullah davası dolayısıyla... Masum insanları domuz bağı ile bağladılar 10 yıl yattılar, şimdi dışarı çıktılar. Toplum rahatsız ama AKP iktidarı rahatsız değil. Geciken adaletin adalet olmadığını herke biliyor. Siz kalkacaksınız bir de bu tepkileri duyunca şikayet edeceksiniz. Neden çözmediniz bu sorunları? Bunların tamamı çözülecek sorunlar... 8 yıldır ne yaptınız siz?

Sadece biz değil Yargıtay üyeleri de söylediler bunu... Onlara yakın olan bir arkadaşımız yazmış... Yazısının başlığı şu 'Tutukluluk süresi ve toplumu bekleyen tehlike'... Bu yazı kesilir ve Adalet Bakanının önüne koyulur... Ağustos ayından bu yana siz bunun gereğini neden yapmadınız? Kulakları tıkadınız... Yargıyı ele geçirme düşüncesiyle yola çıkanlar, yargıda yeni sorunların çıkmasına yol açıyor. Bu tuzağa ülkemizin aydınlarının düşmemesi lazım.

Güç olursak birlik olursa çözemeyeceğimiz sorun yoktur. Türkiye'nin sorunlarını çözecek iktidar zaafıdır... Bu iktidar zaafını halkın iktidarı çözecek. Biz bu sorunları çözecek bilgiye ve birikime sahibiz.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com