Erdoğan'a şok üstüne şok!

Erdoğan'a şok üstüne şok!
Görüntülerde "Bürolarında 11 çelik kapı var, evrak yakıyorlardı, sahte kimlikler bulundu" iddialarını doğrulayan bir kare yok

11 ÇELİK KAPIDA YALAN ÇIKTI

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) yöneticisi ve üyelerinden 9 avukat, geçen yıl DHKP-C adı altında yürütülen bir soruşturma kapsamında tutuklanmıştı. Aralarında ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, İstanbul Şubesi Başkanı Taylan Tanay'ın da bulunduğu avukatlara yönelik 18 Ocak 2013'te yapılan polis baskınının görüntüleri ortaya çıktı. CNN Türk'ten Süleyman Arıoğlu'nun haberine göre, 9 avukatın tutuklandığı soruşturma sırasında hukuk bürolarında 11 çelik kapının bulunduğu İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan yazılı açıklamayla duyurulmuş ve avukatlarla ilgili "ajan ve örgüt üyesi" suçlamaları yapılmıştı. Basında da geniş yer bulan bu iddialar, baroların protestolarına ve siyasilerin tartışmalarına yol açmıştı. Ancak görüntülerde iddiaları doğrulayacak hiçbir şey çıkmadı.

ERDOĞAN "11 ÇELİK KAPI VAR" DEMİŞTİ!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da düzenlenen operasyon hakkında bir açıklama yapmıştı. 'DHKP-C' operasyonu için "Polisimizi kutluyorum" diyen Erdoğan, "Bir daireye giriyorsunuz 11 çelik kapı çıkıyor. Açmakta zorlanıyorlar, itfaiye yardımıyla içeri girildiğinde içerde 11 avukat. Evrakların yakılma gayretine girilmiş. Ne yazık ki Türkiye’de dışarıda avukatım diye gezenler onlara sahiplenme durumuna geçiyorlar. Ana muhalefetin başkanı da bunları sahiplenme durumuna geçiyor" diye konuşmuştu.

"KABATAŞ GÖRÜNTÜLERİNİN YAYINLANMASI KAMUSAL"

RTÜK Üyesi Ali Öztunç, Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarıyla Kabataş görüntülerinin kamu yararının konusu haline geldiğini vurgulayarak, "Özel hayatın gizliliği ile ilgili olarak kişilerin ortak yaşam alanı ve özel hayat alanı arasında bir ayrıma gidilmektedir. RTÜK uygulamaları da bu yöndedir. Kabataş görüntüleri ile ilgili olarak Üst Kurul gündemine gelen herhangi bir ihlal raporu yoktur. Kabataş görüntülerin yayınlanması kamusal habercilik anlayışının bir gereğidir" dedi.

"Gezi Parkı olayları sırasında Kabataş'ta Z.D. isimli bir kadın vatandaşa yönelik şiddet iddiaları uzun bir süredir kamuoyunu meşgul ederken, Taksim Gezi Parkı protestoları nedeniyle birçok iddia da ortaya atılmış, bu iddialar siyasi partilerin mitinglerinde siyasi bir söylem malzemesi haline gelmiş ve gazetecilik mesleği de bu tartışmalar çerçevesinde ciddi saldırılara uğramıştı.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun da Gezi Parkı olayları sırasında Kabataş'ta yaşananlara yönelik güvenlik kamera görüntülerinin yayınlanmasını değerlendirirken, "Özel hayatın gizliliği ilkesinden hareketle kişinin bilgisi olmadan çekilmiş olan bir görüntünün eğer bir kamusal fayda yoksa yayınlanmaması gerekiyordu" dedi.

ANKA'nın sorularını yanıtlayan RTÜK Üyesi Öztunç, "Kabataş olayının görüntülerinin yayınlanması ihlal midir?" sorusu üzerine, "Başbakan Recep Tayip Erdoğan, yapmış olduğu çok sayıda toplantıda, Kabataş'ta gerçekleşmiş olduğu iddia edilen saldırıyı kınamıştır. Başbakanın bu açıklamalarıyla, Kabataş görüntüleri kamuya malolmuş ve kamu yararının konusu haline gelmiştir. Söz konusu konuşmalarda ve yapılan tartışmalarda saldırı iddiaları mahkeme kararı ve kesin delillerle ispat edilmiş gibi ortaya konulmuş ve kamuoyunda bu yönde bir algı oluşturulmuştur. Bir kadının başta taciz iddiaları olmak üzere saldırıya maruz kaldığı iddialarının 'beyanının esas' kabul edilmesi ilkesi çerçevesinde kamuoyu ve medya tarafından hassasiyetle takip edildiği 8 aylık süre sonunda ise bu iddiaları çürütebilecek nitelikte görüntüler ortaya çıkmıştır. Bu görüntülerin yayınlanması kamusal habercilik anlayışının bir gereğidir" dedi.

Öte yandan İzmir'de Gündoğdu meydanında çevik kuvvet polislerinin sahildeki betonlar üzerinde oturan genç kızlara yönelik orantısız tekme tokat şiddet görüntülerinin de medya tarafından aynı kamusal habercilik anlayışı çerçevesinde yayınlandığına işaret eden Öztunç, şunları kaydetti:

"Söz konusu şiddete maruz kalan kadın vatandaşlarımızın görüntülerinin yayınlanmasının polisin orantısız şiddet uygulamalarının önlenmesi noktasında yerinde bir tutum olmuştur. Özel hayatın gizliliği ile ilgili olarak kişilerin ortak yaşam alanı ve özel hayat alanı arasında bir ayrıma gidilmektedir. RTÜK uygulamaları da bu yöndedir. Buna göre kişilerin herkese açık olan ve herkes tarafından izlenebilen yaşam olaylarının oluşturduğu alandaki hareketleri ve görüntüleri özel hayatın gizliliği kapsamında sayılmamaktadır. Kişinin başkalarının bilmesinden rahatsız olmadığı bu alan sayı ve kişi olarak belirsiz kişilerin görmesine, bilmesine, izlemesine açık olan yaşam olaylarını içerir. Kabataş görüntüleri veya İzmir Gündoğan meydanındaki görüntüler bu tarz görüntüler kapsamında ele alınabilir. Özel yaşam alanı ise kişinin birlikte oturmak veya çalışmak gibi durumlar vesilesiyle kendisine yakın olan kimselerle yaşam olaylarını ortaklaşa paylaştığı alanı ifade eder.

Kabataş görüntüleri ile ilgili olarak Üst Kurul gündemine gelen herhangi bir ihlal raporu yoktur. Konuyla ilgili raporlaştırma olursa mevcut uygulamalarımız kapsamında gerekli değerlendirme yapılacaktır. Söz konusu görüntüler veya başka görüntülerle ilgili olarak özel hayatın gizliliği ilkesi kapsamında değerlendirme kriterleri bu şekilde olup buna ilişkin karar bağlanmış birçok Üst Kurul kararı resmi internet sitemizde yayınlanmış ve kamuoyu ile paylaşılmıştır."

(MUE)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com