Erdoğan'ın çöküşü bugün başlayacak

Erdoğan'ın çöküşü bugün başlayacak
Geçen hafta cuma günü Toplumcu Düşünce Enstitüsü olarak hakikaten az bulunur, kelimenin tam anlamıyla bir “beyin fırtınasına” imza atıldı

Üst üste dört oturumda tam gün süren çalışmada katılan herkes bir şey öğrendi, bilgisini genişletti ve yararlandı dersem herhalde abartmış olmam. Her oturum sonrasında, sunumun hemen ardından farklı disiplinlerden katılımcıların soruları ve kritikleriyle zenginleşen beyin fırtınasında ele alınan bazı konulara sanırım ancak birkaç yazıda değinebilirim.

Dr. Nebil İlseven’in başkanlığındaki enstitünün dış politika paneli ve Kıbrıs Çalıştayı’nın ardından (buradaki notları da paylaşmak gerek aslında bir fırsat bulduğumda) düzenlediği bu göz alıcı üçüncü etkinliğin ilk oturumunda Adil Gür, “30 Mart 2014 Yerel Seçimleri: “Bulgular ve Analitik Değerlendirme” başlıklı bir sunum yaptı ve Murat Karayalçın da moderatördü. Ali Topuz’un moderatörlüğünü, sunumunu ise Prof. Dr. Yılmaz Esmer’in yaptığı ikinci oturumun başlığı “30 Mart Yerel Seçimleri: Sosyal Politikalar Açısından Genel Değerlendirme” idi. Altan Öymen’in moderatörlüğü üstlendiği “30 Mart Genel Seçimleri: Genel Değerlendirme” başlıklı üçüncü oturumun sunumunu Porf. Dr. Ersin Kalaycıoğlu yaptı. Dördüncü ve son oturumda ise “30 Mart Yerel Seçimleri: CHP Açısından Değerlendirme ve Öneriler” başlığı altında da Prof. Dr. Sencer Ayata yönetiminde katılımcılar görüş ve değerlendirmelerini paylaştılar.

Şimdilik bu bağlamda cumhurbaşkanlığı sorunsalına değinmek istiyorum. “Ne alaka?” diye sorulabilir ama konu yerel seçimler olmasına karşın hep söylediğim gibi “bağlantılı seçim” sürecindeyiz ve ilk etap sona erince ister istemez hemen ikinci etap olan cumhurbaşkanlığı seçimini sath-ı mailine girildi bile! Haliyle, beyin fırtınasının hemen her oturumunda kıyısından köşesinden cumhurbaşkanlığı konusu da konuşuldu, tartışıldı bir ölçüde.

ERDOĞAN’DAN SÜRPRİZ AÇIKLAMA

Belki, Erdoğan’ın önceki haftanın sonunda yaptığı ilginç açıklama olmasa, bu konuya değinmeyebilirdim… Ancak, derler ya; farz oldu şimdi!

Ne demişti Erdoğan söz konusu açıklamasında mealen; “Öyle bir cumhurbaşkanı adayı çıkaracağız ki, CHP, MHP ve BDP’li kardeşlerimiz bile mutabık kalacak üzerinde…”

Bu ne demek? Düpedüz, “Ben üç dönem ilkesini kaldırıyorum ve başbakanlığa devam ediyorum, Köşk’e de başkasını çıkarıyorum” demek…

Ancak, RTE ters köşe yaptı!

SÜRPRİZ SÜRPRİZ ÜSTÜNE!

2 Mayıs’taki AKP MKYK toplantısından sonra ise “cumhurbaşkanlığı”, “seçim sistemi; yani dar ve daraltılmış bölge” ve “3 dönem kuralı” konuşuldu; Erdoğan’ın önceki hafta sonu yaptığı sürpriz “profil tanımı”nın üzerine başka bir sürpriz açıklama düştü Başkente! 3 dönem kuralı istisnasız olarak devam ediyordu! Bu da kuşkusuz RTE emekli olup eve dönmeyeceğine göre, köşke çıkacak demekti! Dar ya da daraltılmış bölge ise Anayasa Mahkemesi’nden dönme ya da değiştirilerek kendisi açısından işe yaramaz hale getirilme riski nedeniyle rafa kaldırılıyordu.

RTE ADAY OLUP KÖŞKE ÇIKTIĞINDA…

Bir an için Erdoğan’ın köşke çıkmak için AKP tarafından aday gösterildiğini düşünelim…

O zaman ne olurdu? Belki şöyle gelişirdi süreç:

1)RTE ilk turda değil ama genel kabul görecek güçlü bir uzlaşma figürü ortaya çıkmazsa muhtemelen ikinci turda cumhurbaşkanı seçilirdi.

2)Ancak bu noktadaki bir riski de hesaba katmakta yarar vardır; RTE cumhurbaşkanı olup da sınırları zorlardı ve o zaman da ‘tayin ettiği’ Başbakan kim olursa olsun tepki verirdi. Özal-Akbulut ilişkisini hatırlayalım; Özal muhtemelen en düşük yoğunluklu isim diye Akbulut’u tercih etmişti ama gelin görün ki yine de Özal-Akbulut arasında kurşun asker ilişkisi söz konusu olmamıştı. Benzer bir süreç şimdi de söz konusu olabilir; kimin nasıl davranacağı hiç belli olmaz; bir kez yetkiler-koltuk uzaklaşırsa etkisizleşmenin ve giderek hiçleşmenin önü açılabilir.

3)RTE, zorlama ‘yarı-başkanlığıyla’ karaya toslar, partisinde sorunlar çıkar, iktidar bloğunda ciddi çatlaklar oluşabilir ve buna bağlı olarak siyasal yelpazede yeni partiler ortaya çıkabilir.

RTE ADAY OLUP DA KÖŞKE ÇIKAMAZSA?..

RTE seçilemezse de başka bir Türkiye için geriye sayım başlar… (CHP’nin İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerini kazanmasıyla başlayamayan geri sayım bu kez RTE’nin cumhurbaşkanı seçilememesi ile başlayabilir.

MUHALAFETİN DURUMU

AKP cenahında durum böyle… Peki ya muhalefet cephesinde?.. Şimdilik cumhurbaşkanlığı konusu “O mu, bu mu?”, yani “Gül mü, Erdoğan mı?” şeklinde bir algı yönetimi ile gidiyor… (Erdoğan bu; üst üste iki sürpriz sonrasında yine gündemi belirleyen bir açıklama daha yapar mı yapar!)

CHP’den önce MHP ile ilgili bir şeyler not etmek isterim; MHP, kesinlikle CHP’den rol çalmak istiyor. Stratejisi bu… Yani, MHP “ana muhalefete” göz dikiyor. Cumhurbaşkanlığı seçimini de bu bağlamda bir itici güç olarak kullanmak isteyecektir. Bunun anlamı şu; AKP karşısında bir ittifak oluşacaksa da MHP bu müstakbel ittifakı kendine yakın ya da kendi adayı etrafında oluşturmak isteyecektir.

CHP kurmaylarının mutlaka bu yönelimi not etmeleri ve oyunu bunun üzerine kurması gerekiyor.

CHP NE YAPMALI?

O zaman CHP ne yapmalı? CHP de MHP’den ve geleneksel merkez sağın yanı sıra en azından metropollerdeki Kürt unsurdan, mütedeyyin kesimlerden de oy alabilecek dar bir isim havuzu oluşturarak örgütler değil de kamuoyu üzerinden (sadece anketle değil, saydığım kesimleri kucaklayan kamuoyunda etkisi olan kuruluşlara da kulak kesilerek) hareket etmeli, adayını belirlemeli. Çok acele etmeden ama geç de kalmadan ve halka güven veren bir isimle halkın karşısına çıkmalı. Ya da çıkan ve beklentilerine karşılık veren bir ismi desteklemeli.

Cumhurbaşkanlığı konusu şimdilik bu kadar. Bu hamur bir süre daha, belki hazirana kadar daha su kaldırır. Öyle gözüküyor.


 (SBK)

Odatv

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com