Erdoğan’la Öcalan terazinin iki kefesinde

Erdoğan’la Öcalan terazinin iki kefesinde
Masaya Kurdish side ve Turkish side olarak oturdular Oslo’da. Haddizatında ne AKP Türk tarafıydı ne de PKK Kürt tarafı. Bu olayın bir yönü.

ANALİZ-SANSURSUZHABER.COM/ Birkaç gün önce yaptığımız ‘Öcalan’ın Eşbaşkanlığı’na doğru’ başlıklı analizde, AKP hükümetinin kendi siyasi emellerine ulaşmak adına PKK’ya tavizler verdiğini ve son olarak Recep Tayyip Erdoğan’ın dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla aynı gün başkanlık sistemini TBMM gündemine getirdiğini ifade etmiştim. Görünen ile perde arkasının farklı olduğunu, Erdoğan meydanlarda ‘PKK ile görüştümüzü söyleyen şerefsizdir derken Oslo’da kim bilir kaçıncı pazarlığın tamamlandığını yazmıştım. PKK’nın hiçbir zaman silah bırakmayacağını, teröristleri güvenlik gücü altında kurulacak özerk bölgede görevlendirileceğini, Oslo’da pazarlığı yapılan hususların da bunlar olduğunu anlatmıştım.
 
Bugün Tayyip Erdoğan’a en yakın isimlerden Yalçın Akdoğan’ın Star Gazetesi’ndeki ‘PKK Brüksel müsameresi’ başlıklı yazısını görünce, sanki AKP’nin PKK itiraflarını okur gibi oldum. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın Brüksel’de katıldığı bir toplantıdaki konuşmaları aktaran Akdoğan, “BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Brüksel’de yapılan Kürt Konferansı’na katılarak ilginç mesajlar vermiş. Hükümetin, müzakereye ikna edilmesi gerektiğini; Kürtleri halk, PKK’yı ise bunu temsil eden taraf kabul etmesinin zorunluluk olduğunu söylemiş. Lise müsameresi gibi geçen toplantıda en komik olan sözleri ise şöyle:”Şartların eşitlenmesi gerekir. Bundan kasıt ettiğim Tayyip Erdoğan’ın İmralı’ya konması değil, Öcalan’ın İmralı’dan çıkarılmasıdır. Şartlar ancak böyle eşitlenebilir.” Yani Demirtaş PKK ile hükümeti iki eşit taraf olarak görüyor ve Öcalan ile Erdoğan’ı terazinin iki kefesine koyuyor” ifadelerini kullanıyor.
 
PKK ile hükümet iki eşit taraf olarak ve Erdoğan ile Öcalan’ı terazinin iki kefesine koymak… Erdoğan’ın Öcalan’la eşit pozisyonda kabul edilmesi çok rahatsız etmiş Akdoğan’ı. PKK/BDP çizgisine bu pervasızlığı gösterecek cesareti AKP’nin yıllar içinde nasıl verdiğine burada girecek değilim. Zaten artık 70 milyon olan biteni tüm çıplaklığı ile ve acı sonuçlarıyla görüyor. Ben her ne kadar Türkiye’yi hem iç hem dış politikada felakete sürüklese de Türk milletini temsil ettiği için AKP hükümetiyle PKK’nın eşit kabul edilmesinden Yalçın Akdoğan gibi rahatsız olduğumu belirteyim. Onunki partizanlık olabilir ama milli çizgideki insanlar, AKP hükümeti dahi olsa, Türk Milleti’ni temsil eden bir makamın terörist bir örgütle kıyaslanmasını, eşit kabul edilmesini tasvip etmez.
 
Oslo’da PKK’lıların kurulacak özerk bölgede güvenlik gücü olması da pazarlık konusuydu. Akdoğan yazısında bu konuya da şöyle değiniyor: “Konferansta sıralanan maddelerin birinde, PKK’nın silahlı unsurlarının özerk bölge yönetimlerinde güvenlik görevlisi olarak istihdam edilmesinden bahsediyor. Bu şu anlama geliyor, PKK hiçbir zaman silah bırakmak istemiyor, silahlı gücüyle Kürtlere tahakküm kuracağı bir siyasi otorite tesis etmeye çalışıyor.” ‘Madem PKK’nın hiçbir zaman silah bırakmak istemediğini biliyorsunuz, Oslo’da neyin pazarlığını yaptınız?’ diye sormazlar mı adama? Neden Türk Milleti’nin onuruyla oynama pahasına o masaya oturdu AKP, Sayın Akdoğan? Bunu Oslo’nun mimarlarına sordunuz mu? Sizin de bu süreçte payınız olduğu için sorumluluk hissettiniz mi?
 
‘Yalçın Akdoğan, Brüksel’den bu kadar rahatsız olmuş da peki Oslo’ya neden kulaklarını tıkamış?’ diye merak ediyorum. Acaba Brüksel toplantısında konuşulanları okuduğunda olduğu gibi Oslo müzakerelerini dinlerken de üzüldü mü? Türk hükümeti ile PKK’nın eşit tutulmasına bu ölçüde sinirlenen Akdoğan, Oslo’da masaya Türk tarafı ve Kürt tarafı olarak oturulduğunu, pazarlıkların bu kapsamda yapıldığını, Demirtaş’ın Brüksel konuşmasındaki cesaretin altında yatan sebebin de Oslo’daki eşit pozisyon olduğunu bilmiyor mu? Yanlış okumadınız… Oslo’da MİT ve AKP hükümetinin özel temsilcisi Hakan Fidan ile PKK ekibi masaya Türk ve Kürt tarafı olarak eşit statüde oturdu.
 
Koordinatör ülke temsilcisi toplantının açış konuşmasında şunları söylüyordu:
 
“İki tarafa da bir öneride bulunduk mini bir paket tarzında. Güvenin tekrar tesis edilmesi için bir öneriydi bu. Şunu vurgulamak istiyorum bu sadece bizim fikrimizdi. Ne Türk tarafından ne Kürt tarafından olumlu yönde herhangi bir teklif aldık. İki tarafın değil bizim sorumluluğumuz altında gelişen bir inisiyatif.” Masaya Kurdish side ve Turkish side olarak oturdular Oslo’da. Haddizatında ne AKP Türk tarafıydı ne de PKK Kürt tarafı. Bu olayın bir yönü. Şimdi Yalçın Akdoğan’ın sert tepki gösterdiği Brüksel’deki toplantının asıl sorumlusunun mensubu olduğu AKP hükümeti olduğunu hatırlatmak gerekmez mi? Sen Oslo’da masaya PKK’nın Kürt tarafı olduğunu kabul ederek oturursan, Demirtaş da Öcalan’ı Erdoğan’la eşitlemez mi? Eşitler elbette… Gün gelir Eşbaşkanlık da ister, tam eşitlik olur… Yeter ki sen siyasi ikbalin uğruna, vermeye bu kadar meyilli ol!

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com