Ergenekon Davası'nın gerekçeli kararı (26)

Ergenekon Davasının gerekçeli kararı (26)
Kararda, "İlker Başbuğ'un 29 Nisan 2009, 26 Haziran 2009, 17 Aralık 2009 ve 10 Şubat 2010 tarihlerinde yaptığı basın açıklamalarıyla, Ergenekon adlı davaları itibarsızlaştırmak, bu davalarda görev alan yargı mensuplarını etkilemek, kamuoyunu bu davalara k

İSTANBUL (AA) - Ergenekon davası kapsamında hazırlanan gerekçeli kararda, "İlker Başbuğ'un 29 Nisan 2009, 26 Haziran 2009, 17 Aralık 2009 ve 10 Şubat 2010 tarihlerinde yaptığı basın açıklamalarıyla, Ergenekon adlı davaları itibarsızlaştırmak, bu davalarda görev alan yargı mensuplarını etkilemek, kamuoyunu bu davalara karşı yönlendirip, bu davalara olan desteği kırmak, başında bulunduğu kurumun imkanlarını ve gücünü kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne, AK Parti'ye ve yargıya göz dağı vermek için çalıştığı ve bu eylemlerini Ergenekon terör örgütünün amaçları doğrultusunda, örgütsel faaliyet kapsamında gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı" belirtildi.

Gerekçeli kararda, davanın sanığı eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un emrinde çalışan emekli Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlanan "İrticayla Mücadele Eylem Planı" isimli çalışmanın, Başbuğ'un Genelkurmay Başkanlığı döneminde yapıldığı ve belgenin bir gazetede haber yapılıp kamuoyunda duyulması üzerine Başbuğ'un yaptığı basın açıklamasında, belgeyi "kağıt parçası" olarak nitelendirdiği belirtilerek, belgenin ıslak imzalı aslının ortaya çıkması ve sanıklardan Dursun Çiçek’in elinin ürünü olduğu yönünde çok sayıda rapor alınmasının ardından Başbuğ'un, önceki beyanlarını düzeltir mahiyette hiçbir açıklama yapmadığı ifade edildi.

İlker Başbuğ'un, Ergenekon soruşturmalarını itibarsızlaştırmaya, kamuoyunu yönlendirmeye çalışması nedeniyle bu belgeden haberdar olduğunun anlaşıldığı ifade edilen kararda, Dursun Çiçek ile ilgili gönderilen ihbar mektuplarında yer alan beyanlar, Başbuğ'un 26 Haziran 2009 tarihli basın toplantısında "kağıt parçası" tabirini kullandığı beyanlar, davanın sanıklarından Ufuk Akkaya'ya ait hard diskten elde edilen belge içerisindeki notlar, sanıklardan Serdar Öztürk tarafından Genelkurmay Başkanlığı ve bizzat Başbuğ'a yazılan çok sayıda dilekçe ve mektup içeriğine göre, Başbuğ'un hazırlanan "İrticayla Mücadele Eylem Planı" isimli çalışmadan haberdar olduğunun anlaşıldığı dile getirildi.

 

- "Başbuğ örgüt yöneticisi olarak çalışma yaptırdı"

 

Kararda, Dursun Çiçek'in söz konusu çalışmayı Başbuğ'un bilgisi ve kontrolünde hazırlayarak uygulamaya koyduğunun anlaşıldığı belirtilerek, "Sanık İlker Başbuğ'un bu şekilde, Ergenekon silahlı terör örgütünün nihai hedefine ulaşması yönünde hazırlanan ve uygulamaya konan bu çalışmayı, örgütün yöneticisi olarak, örgüt hiyerarşisi içinde ve kendi kontrolünde, kendi hakimiyeti altında bulunan sanık Dursun Çiçek'e yaptırdığı anlaşılmıştır" denildi.

İlker Başbuğ'un örgütsel faaliyetleri kapsamında, çok sayıda basın açıklaması yaptığına ve beyanlarında kazılarda bulunan lav silahlarıyla ilgili "boru" tabirini kullandığına işaret edilen kararda, Başbuğ'un 29 Nisan 2009, 26 Haziran 2009, 17 Aralık 2009 ve 10 Şubat 2010 tarihlerinde yaptığı basın açıklamalarıyla, "yürütülmekte olan Ergenekon adlı davaları itibarsızlaştırmak, bu davalarda görev alan yargı mensuplarını etkilemek, kamuoyunu bu davalara karşı yönlendirip, bu davalara olan kamuoyu desteğini kırmak, Genelkurmay Başkanı olması nedeniyle, içinde bulunduğu kurumun imkanlarını ve gücünü de kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne, AK Parti'ye ve yargıya göz dağı vermek için çalıştığı ve bu eylemlerini Ergenekon terör örgütünün amaçları doğrultusunda, örgütsel faaliyet kapsamında gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı" ifade edildi.

 

- "Başbuğ örgütsel tavrını cezaevinde de sürdürdü"

 

Kararda, İlker Başbuğ'un, davanın görüldüğü mahkemede savunma yapmayacağını beyan ederek sözlü savunma yapmadığı, ancak avukatı aracılığıyla pek çok kez basına ve kamuoyuna açıklama yaptığı belirtilirken, şu tespitlere yer verildi:

"Mahkememizce tanık olarak dinlenen Şemdin Sakık ifadelerinde, gerek sanık İlker Başbuğ ve gerekse diğer asker kökenli sanıklar hakkında hiçbir beyanda bulunmadığı, sadece sanıklar Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük ile Abdullah Öcalan arasındaki ilişkiyle ilgili, dolayısıyla Ergenekon silahlı terör örgütü ile PKK silahlı terör örgütü arasındaki ilişkiyle ilgili beyanlarda bulunduğu halde, sanık İlker Başbuğ yine avukatı aracılığıyla açıklamalarda bulunarak, sanki tanık Şemdin Sakık'ın kendisi ve diğer asker kökenli sanıklar hakkında tanıklık yaptığı yönünde kamuoyunu yönlendirici, yürütülen davaları ve mahkemeyi itibarsızlaştırıp, zan altında bırakıcı ifadeler kullanılmış, bu husus günlerce yazılı ve görsel basında işlenerek, yürütülen davaların ve mahkememizin dolayısıyla da yargının itibarı sarsılmış, tanığın asıl söylediği ve çok önemli konuların kamuoyuna duyurulması ve tartışılması önlenmiş, sanık bu şekildeki açıklamalarıyla örgütsel tavrını cezaevinde de sürdürmüştür."

Sanık İlker Başbuğ'un Ergenekon davalarını itibarsızlaştırma ve bu davalara olan kamuoyu desteğini kırma amaçlı yaptığı basın açıklamalarının, "İrticayla Mücadele Eylem Planı" isimli belgede bulunan planlarla bire bir örtüştüğü ve planda yazılanların Başbuğ tarafından basın açıklamalarında dile getirildiği anlatılan kararda, bu şekilde "İrticayla Mücadele Eylem Planı"nın Başbuğ tarafından uygulamaya geçirildiğinin anlaşıldığı kaydedildi.

Kararda, Başbuğ ile ilgili şu değerlendirme yapıldı:

"Sonuç olarak, yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında, sanık İlker Başbuğ'un, Ergenekon silahlı terör örgütü yöneticisi veya üyesi olmak suçundan yargılanıp ceza alan pek çok sanık ile örgütsel irtibatının bulunduğu, özellikle Danıştay saldırısının azmettiricilerinden olan sanık Muzaffer Tekin ve Susurluk davasından yargılanıp ceza alan, Danıştay saldırısına benzer mahiyette tedhiş ve suikast planları hazırlayıp, bu suikastlerde kullanmak üzere S-1 isimli illegal bir ekip kuran, yine bu suikastlerde kullanılmak üzere çok sayıda silah ve mühimmat bulunduran sanık İbrahim Şahin ile yüz yüze görüştüğü, Ergenekon terör örgütünün amaçları doğrultusunda düzenlenen 3 Mart 2004 tarihli toplantıya katıldığı, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde, yine örgütün amaçları doğrultusunda meclisteki siyasi partileri yönlendirerek, AK Parti ve hükümete müdahale planları yaptığı, bu bağlamda Anayasa Mahkemesi üyeleri ile de görüşerek, AK Partinin kapatılması yönünde çalışmalar yaptığı, kamuoyunu yönlendirip ülkede kaos ve kargaşa ortamı yaratıp, darbeye zemin hazırlamak için kurulup faaliyet yürüten, AK Parti, bazı bakanlıklar ve hükümet aleyhine kara propaganda mahiyetli yayınlar yapan internet siteleri ve özellikle 'irtica.org' isimli internet sitesinden ve yayınlarından haberdar olduğu, bu siteler hakkında basında haber çıkması nedeniyle, sitelerin yayınlarını durdurmaları üzerine, sitelerin farklı isimlerle ancak aynı içerikle yayınlarına devam edebilmesi için bir çalışma yapılması hususunda talimat verdiği, yapılan çalışma sonucunda hazırlanan ve ekinde kara propaganda yapmaya devam edileceği yazılı olan 'Andıç' çalışmasını onaylayıp uygulamaya konmasını sağladığı, yine ülkede kaos ve kargaşa ortamı yaratıp, halkı yürütme organına karşı galeyana getirip sokaklara
dökmek suretiyle, darbeye zemin hazırlamak için planlanıp, Erzincan ilinde uygulamaya konan 'İrticayla Mücadele Eylem Planı' isimli planın, kendi kontrolü ve bilgisi dahilinde hazırlanmasına nezaret ettiği, hatta bu planda bulunan bazı hususların, bizzat sanık İlker Başbuğ tarafından yapılan basın açıklamaları ile uygulamaya konduğu, sanığın Ergenekon silahlı terör örgütüne bağlı olarak ve örgütün amaçları doğrultusunda gerçekleştirdiği bu eylem ve faaliyetleriyle, kendisi ile birlikte aynı kurumda çalışıp, ancak örgüt adına illegal faaliyet gösteren sanıkları, bu illegal faaliyetlerinde sevk ve idare ettiği, sanık İlker Başbuğ’un bu şekilde Ergenekon silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olup, örgütün yöneticilerinden olduğu anlaşıldığından, üzerine atılı silahlı terör örgütü yöneticisi olmak suçunu işlediği sabit kabul edilmiştir."

"Yapılan yargılama sonucunda sanık İlker Başbuğ'un Ergenekon silahlı terör örgütü yöneticilerinden olduğu, Genelkurmay Başkanlığı döneminde, kendisine bağlı silsile içinde bir kısım üst düzey komutanlar ve Bilgi Destek Dairesi Başkanlığında görevli bazı asker ve sivil sanıklar ile birlikte cebir ve şiddet kullanarak AKP hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs ederek faaliyette bulunduğunun anlaşıldığı" belirtilen kararda, Başbuğ'un durumunun bu bağlamda ön plana çıktığına işaret edildi. 

(Sürecek)

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Mersin İdmanyurdulu futbolcuların idmana çıkmaması23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • Brezilyada taraftarlara gözaltı23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • 12 bin yıl öncesinin taş işçiliğini öğreniyorlar23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)23 Şubat 2015 Pazartesi 15:23
  • Çavuşoğlunun telefon diplomasisi sürüyor23 Şubat 2015 Pazartesi 15:18
  • Ukraynadaki gelişmeler23 Şubat 2015 Pazartesi 15:18
  • Karşıyakada Yusuf Şimşek görevinden istifa etti23 Şubat 2015 Pazartesi 15:13
  • Meteorolojiden çok kuvvetli yağış ve denizlerde fırtına uyarısı23 Şubat 2015 Pazartesi 15:03
  • Fabrika işçilerinden eylem23 Şubat 2015 Pazartesi 15:03
  • Sinopta MERS virüsü şüphesi23 Şubat 2015 Pazartesi 14:58
  • Çok Okunanlar
      Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
      Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
      E-Posta: info@sansursuzhaber.com