Ergenekon kararları için ne dediler?

Ergenekon kararları için ne dediler?
Mevlana “İnsan nasıl görmek isterse öyle bakar. “ demiş. Öncelikle basınımız bakalım nasıl bakmış ve ne görmüş?

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Hürriyet: Ömür boyu Silivri, Milliyet: Ceza Dalgası, Sözcü:  “Başbuğ’a terör örgütü mensubu diyenleri Tarih affetmez.” ( Başbakan’ın sözü)
Sabah: 19 Darbeciye Müebbet , Vatan :  Başbuğ’a Müebbet , Posta : Öyle bir karar ki ,Star : Derin Devlete Müebbet, Haber Türk: 22 Müebbet

Zaman:Ergenekon  Silahlı Terör Örgütüne Müebbet Hapis ,Radikal :  Darbeye teşebbüse ağır darbe , Cumhuriyet : Adalet eliyle intikam ,
Taraf : Ergenekon’da müebbet yağdı,Yeni Şafak : Müebbet Yağdı , Bir gün :Ağırlaştırılmış İntikam , SoL: Hükümsüzdür, Akşam : Suç ve Ceza,

Evrensel: Darbecilikten ceza, Kontrgerilladan müebbet, Aydınlık: Kararlarınızı Tanımıyoruz, Yeni Çağ :Maksat hasıl oldu,

Akit: Cuntaya ceza yağdı.

Acaba siyasilerimiz kararlar için ne demişler:

Abdullah GÜL: Beraber çalıştığımız Sayın Genel Kurmay Başkanıyla ilgili olarak üzüntü duyuyorum.Kesin değildir bunlar. Kanun yolarının hepsi açıktır. Ümit ediyorum ki önümüzdeki dönem içerisinde gerek Yargıtay ve gerek diğer safhalarda varsa, bütün yanlışlar düzeltilir ve kamuoyunun vicdanını tatmin edecek kararlar çıkar.

Recep Tayyip ERDOĞAN: Dün cami çıkışında ilk defa konuştu ve şöyle dedi :Tabi yargı da bugün bir karar verdi.Bu karar nihai bir karar değildir.Bunun   biliyorsunuz Yargıtay’da tekrar masaya yatırılması söz konusudur.Yargıtay’ın vereceği karar da aslında nihai değildir.Bunun yargı noktasındaki sürecin nihayete ermesine kadar bir yargı süreci vardır. (Bu sözlerden bir şey anlamayanlar Başbakan’ın ne demek istediğini  Hüseyin ÇELİK ‘den ya da daha doğrusu Taha AKYOL’dan  öğrenebilirler.) Başbakan gazetecilerin daha önce eski Genel Kurmay Başkanı BAŞBUĞ ile ilgili olarak söylediği sözleri hatırlatmaları üzerine “Sözlerimin arkasındayım.” cevabını verdi.

Kemal KILIÇDAROĞLU:  Özel Yetkili Mahkemelerin verdiği kararlar; hukuken, siyaseten ve ahlaken gayrimeşrudur.

Devlet BAHÇELİ: Türk Ordusunun en tepesinde bulunma fırsat ve unvanını elde etmiş bu değerli şahsiyetlerin “T.C. Hükumetlerini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs  etme “  suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılması tam bir hukuk cinayeti olmuştur.

Bülent ARINÇ: Öncelikle bir dava sonuçlanmıştır. Bu ağır ceza mahkemesinin özel yetkiyle yaptığı soruşturma ve kovuşturmaya dayalı bir karar. Bu bir bidayet kararı.Bundan sonraki safhaları bildiğiniz gibi Yargıtay’daki temyiz safhasıdır.Ondan sonra  da olağanüstü kanun yolları eğer şartlar varsa bunlardır.  Daha sonra kendisine Başbakan’ın BAŞBUĞ’la  ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine “ Görülüyor ki yargı bizim sözlerimize bağlı değil. Kendi dosyasına bağlı. Kendi vicdani kanaatine göre karar veriyor.” cevabını verdi.

M.Ali ŞAHİN: CHP Türkiye’de darbeye teşebbüs etiği için hüküm giymiş üç tane milletvekiline sahip.Sayın KILIÇDAROĞLU eğer darbelerin her türlüsüne karşıysanız darbeye teşebbüsten hüküm giyen üç tane milletvekilini partinizden ihraç etmeniz gerekir.
Bu açıklamalarla ilgili olarak sadece Bülent ARINÇ ve M.Ali ŞAHİN ‘in sözleriyle ilgili bir şeyler söylemek istiyorum.

ARINC’ın  Başbakan’ın “BAŞBUĞ’a terörist diyenleri tarih affetmez.”  sözüne rağmen mahkemenin aldığı kararın kendi sözlerine değil hakimlerin vicdani kanaatlerine göre verildiği şeklindeki sözlerini ben pek gerçekle bağdaştıramıyorum. Yaşadığımız olaylar gösteriyor ki bu ülkede yargı dahil hiçbir resmi kurumda Başbakan’ın istemediği bir karar alınamaz ve bir uygulama yapılamaz. ARINÇ tarafından bu davranışın yargı bağımsızlığına   örnek olarak gösterilmesini önceden hazırlanmış bir senaryo olarak düşünüyorum. Kesinlikle ifade ediyorum ki BAŞBUĞ ‘un gözaltına alınmasından önce Cumhurbaşkanı’na ve  özellikle de  Başbakan’a kesin bilgi verilmiştir. Şayet bu konuda gerçekten samimi olsalar Hakan FİDAN ‘a yaptıkları gibi üç gün içinde kendisini koruma altına alabilirlerdi.

Yıldırım BEYAZIT’ a atfen bir anektot anlatılır. Sübyan okulunda hocası Şehzade Mehmet’i bir davranışından dolayı azarlar ve bir daha yaparsa falakaya yatıracağını söyler. Saraya dönen şehzade olayı babasına anlatır. Bunun üzerine Yıldırım Beyazıt önceden hocaya  haber göndererek yanında sadrazam, bazı vezirler ve has odabaşı olduğu halde okula girer ve hışımla hocaya “ Bre Hoca Efendi ! Sen nasıl bir şehzadeye böyle davranırsın? “  diye bağırınca hoca hışımla rahlenin önünden  fırlar  baş ucundaki  falaka sopasını kaptığı gibi hükümdarı kovalar. Dışarı çıkınca da “ Bağışlayın hünkarım  emrinizi yerine getirdim.” diyerek  ayaklarına kapanır. Beyazıt hocanın sırtını sıvazlar ve “Sen bildiğini yapmaya devam et. “ der. Akşam şehzadeyi yanına çağırır.” Oğlum senin hocan da çok bela bir adammış. Görmedin mi beni bile kovaladı. Sen sen ol onun dediklerinden dışarı çıkma “ der.

ARINÇ’ın sözlerinden sonra Başbakan’ın sözlerinin  yargı bağımsızlığının kanıtlanması için kurgulanmış  yukarıda anlattığım olayın  günümüz versiyonu bir senaryo olduğunu  düşündüm. Günahsa vebali boynuma ..

M.Ali ŞAHİN’e  gelince … Gerçekten çok şaşırıyorum. Hani “Kendi gözündeki merteği görmez başkasının gözündeki çöpü görür.” diye bir söz vardır. Bu söz sanki politikacılar için söylenmiştir. Bir hatırlatma yapmam gerekiyor. Tarih  30.Temmuz. 2008 Anayasa Mahkemesi AKP’nin kapatılması ile ilgili kararını veriyor.11 üyeden 10’u (Önümüzdeki seçimlerde AKP liste başı adaylarından Haşim KILIÇ hariç)  AKP ‘nin laiklik karşıtı eylemlerin odağını oluşturduğu” yani Anayasal bir suç işlediğinin kararını veriyor. Sıra verilecek cezaya gelince 6 üye kapatılsın ve 4 üye Hazine Yardımı kesilsin   diyor. Haşim KILIÇ mümkün olsa Hazine Yardımı artırılsın diyecek. Sonuçta kapatılma kararı için gerekli nitelikli çoğunluk sadece 1 oy nedeniyle sağlanamadığı içim Hazine Yardımının kesilmesine karar veriliyor.

Şimdi izninizle durumdan vazife çıkaran M.Ali ŞAHİN‘e seslenmek istiyorum. “ Ey M.Ali ŞAHİN ! Mademki bu kadar kurallara sadıksın. Anayasa Mahkemesi içinde senin de bulunduğun 61 kişi hakkında Anayasa’yı ihlal ettiğinize  kesin karar verdi. Bir oy eksik çıktığı için kapatılmaktan kurtulup paçayı sıyırdınız. Şayet  “kapatılsın “ diyenler bir kişi daha fazla olsaydı partiniz kapatılacak ve sizler   politik hayattan men edilecektiniz. O eksik bir oy işlediğiniz suçu ortadan kaldırmadı ki. Neden o zaman milletvekilliğinden istifa etmediniz? Ne demişler:Ele verir talkını, kendi yutar salkımı.” İsmet Paşa sağ olsaydı ne derdi biliyor musun? “  “ Hadi oradan sen de ! “  
 
Not : Başbakan ERDOĞAN  Bayramın ilk günü ayrıca şunu söyledi: Siyasi Partilerden, Sivil Toplum Kuruluşlarından, Medyadan kardeşliği yüceltici yeni bir tavır bekliyoruz. “Ne dersiniz? Bu sözler geçenki yazımda sözünü ettiğim Genel Affın bir peşrevi mi?
Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COMHürriyet: Ömür boyu Silivri, Milliyet: Ceza Dalgası, Sözcü:  “Başbuğ’a terör örgütü mensubu diyenleri Tarih affetmez.” ( Başbakan’ın sözü)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com