Ergenekon’da reddi hakim talebi

Ergenekon’da reddi hakim talebi
Ergenekon davasında sanık avukatları, Mahkeme Başkanı ile Üye Hakim hakkında reddi hakim talebinde bulundu.

Ergenekon davasında bazı sanık avukatları, Mustafa Balbay’ı ikaz eden Mahkeme Başkanı ile Üye Hakim hakkında avukatlarla da tartışmaya girdikleri gerekçesiyle  reddi hakim talebinde bulundu. Bir grup sanık avukatı, konuyla ilgili Silivri Cezaevi önünde basın açıklaması yaptı.

REDDİ HAKİM TALEBİ

Ergenekon davasında sanık avukatları, İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hasan Hüseyin Özese ve Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu’nun duruşma sırasında, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’a yönelik sözlerini eleştirdi. Avukatlar, Mahkeme Başkanı ve Üye Hakim hakkında reddi hakim talebinde bulunduktan sonra öğle arasında Silivri Cezaevi önünde basın açıklaması yaptı.
Bugün ve geçtiğimiz hafta Mahkeme Başkanı ve üye hakimlerin duruşma sırasında söylemiş oldukları bazı sözler olduğunu belirten avukat Ersöz. “Bu sözler özellikle avukatların kişisel ve mesleki onurlarını hedef alan sözlerdi.” dedi. Ersöz, “Milletvekili Mustafa Balbay’ın konuşması sırasında gerek Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese gerekse Üye Hakim Sedat Sami Haşlıoğlu’nun ‘Siz burada milletvekili sıfatıyla bulunmuyorsunuz, sanık sıfatıyla bulunuyorsunuz ve beyanlarınızı bu şekilde verin’ şeklindeki değerlendirmeleri ve buna benzer avukatları da yine itham edici sözleri onların saygınlığını hedef alan konuşmaları, tarafsızlığını ve objektifliğini kaybettiği noktasındaki algımızı daha da güçlendirdi ve kesinlik derecesine ulaştırdı.” dedi.

Başkan Özese ve hakim Haşıloğlu hakkında reddi hakim talebinde bulunduklarını anlatan Ersöz “Bu reddi hakim talebinde özellikle geçtiğimiz hafta kendilerinin duruşma salonunda sarf ettikleri sözleri ve bugün de yine üye hakimin Mustafa Balbay başta olmak üzere sanıklara ve avukatlara yönelik sözleri etkili oldu.” şeklinde konuştu.

Tutuklu sanık Mehmet Haberal’ın avukatı Dilek Helvacı ise, “Artık bağımsızlığını ve tarafsızlığını tamamen yitirmiş bir mahkemede, yargılama görüntüsü altında maalesef avukatların da bir dekor olarak kullanılmaya çalışıldığını ortaya koymaktadır” ifadesini kullandı.

Helvacı “Savunma burada gerçekten Ceza Muhakemesi Kanunu’nun dışında bambaşka bir usulle olağanüstü bir yargılamaya tabi tutulmaktadır. Reddetmekten başka çaremiz olmadığından dolayı hukuksal tüm argümanları kullanıyoruz. HSYK’yi toplu halde meslektaşlarımızla ziyaret ettik, şikayetlerde bulunduk, maalesef hiçbir gelişme kaydedemedik.” ifadelerini kullandı.

MAHKEME HEYETİNDEN BALBAY’A TEPKİ

Tutuklu sanık Mustafa Balbay, “Milletvekili olarak, insanları adalet ararken kendini tutsak hissetmeyeceği bir Türkiye özlemi dilediğini söyleyerek sözlerine başladı. Balbay, “Her türlü suçlamanın serbest olduğu davada zorla koparıp aldığımız konuşma süresinin yeterli olmadığını söylemek istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Balbay’ın bu konuşmasının ardından Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, savunma sınırlarını aşmaması konusunda uyarıda bulundu. Balbay’ın, “Aşacağımı nereden çıkarıyorsunuz?” sorusu üzerine Başkan Özese, “Böyle başlarsanız arkasından ne geleceği belli. Biz burada kimseyi tutsak etmeyiz.” şeklinde ikazda bulundu. Balbay’ın, “Burada yaşanan hukuksuzluk…” şeklindeki ifadesi üzerine Özese, “Bakın! işte bunlar amacı aşan sözler. Mahkeme hukuksuzluk yapmaz.” dedi.

Avukatlarına, “Dava dosyasını tekrar indirelim ve neler olup bittiğine bir kez daha bakalım.” dediğini aktaran Balbay, avukatlarından da aldığı bilgiler sonucu mahkeme heyetine yönelik, “Siz artık yeni bir dava açamaz, davaya yeni bir iddianame birleştiremezsiniz. İddia makamı yeni bir iddianame hazırlayıp size gönderemez.” ifadelerinde bulundu. Bunun üzerine Özese, “Bunları nereden çıkarıyorsunuz?” diye sordu. Balbay da, “Bu mahkeme tasfiye halinde. Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. Maddesi ile görevlendirildiniz ve yeni davalar alamazsınız. Elinizdeki davaları bitirmekle görevlendirildiniz sadece.” diye konuştu.

Mustafa Balbay’ın esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dava dosyasının iddia makamına gönderilmesinin ne kadar hukuki olduğunu sorması üzerine Başkan Özese, “Biz öncelikle araştırılmasını istedikleri bir konu olup olmadığını sorduk.” ifadesini kullandı. Birleştirilen tüm davalarla birlikte 600 duruşma yapıldığını söyleyen Balbay, “Türkiye şartlarında 600 duruşma 150 yıla tekabül eder. Bu aşamada vereceğiniz hüküm çürümüştür. Buna da ‘Bad-ı Harabül Dosya’ denilebilir.” şeklinde konuştu.

‘SİZ GÜNLÜKLERDEN BAHSEDİN’
 
Balbay’ın, bu sözlerinin ardından üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu, ikazda bulunmak için söz aldı. Haşıloğlu, “Milletvekilliği teklif edilirse bile kabul etmeyeceğinizi söylediniz zamanında. Ancak ilerleyen süreçte vekil seçildiniz. Artık hem sanık hem de milletvekilisiniz. Ancak şunu da unutmamalısınız ki mahkeme kürsüsü, bu iki faaliyeti de bir arada yapabileceğiniz bir mecra değildir. Mahkeme heyetini görmezden geliyorsunuz. Kendi hakkınızdaki suçlamalara cevap vermek yerine farklı mecralara çekilecek konuşmalar yaparsanız size verilen konuşma süresinde hakkın kullanılacağı bir mecradan çıkılırsa mahkeme bu duruma müdahale eder. Konuşma yapmak için çıkan sanıklar, Türk milleti adına yargılama yapan mahkememize yönelik ağır ve tahrik edici hakaretler edinceye kadar konuşmalarınıza müsamaha edildi. İddianamede darbe günlükleri olarak nitelendirilen belgelerle darbeye teşebbüs ettiğiniz öne sürülüyor. Cuma günü gelen evraklar önemlidir. Naip hakim ön raporunu inceleyerek hukuki durumunuzu etkileyecek savunma yapabilirsiniz. Siz günlüklerden bahsedin. Yani konuşacak çok şeyiniz var.” dedi.

“MAHKEME BOKS TORBASI DEĞİLDİR”

Balbay’ın, konuşma yapacağı kürsüyü farklı mecralarda kullandığını yineleyen Haşıloğlu, “Mahkeme boks torbası değildir. Mahkeme sizin kişiliklerinizi zedeleyecek ifadeler kullanmazken sizler de savunma kapsamında konuşmalısınız. Bu tarz bir iletişim, mahkemenin tercih ettiği bir yol değildir.” diye konuştu.

Diğer üye hakim Fatih Mehmet Uslu ise, “Davada geçen bir konu ile ilgili olarak ek iddianame hazırlanırsa bu iddianamenin yargılaması asıl mahkemesinde yapılır. Başka bir mahkemede yapılması mümkün değildir. Avukatlar bunu bilir. Bu davanın avukatları, sanık müvekkillerine bu konuda bilgilendirme yapmalıdır.” dedi.

TARAF TERTİP İÇİN KURULDU

İlk söz alan İkinci Ergenekon’dan tutuklanan Emekli Albay Hasan Ataman Yıldırım oldu. Bu tertibi yapanlar Cumhuriyet mahkemelerinde yargılanacaktır diyen Yıldırım şöyle devam etti: “Burada bir tertip var. Taraf bu tertip için kuruldu. Tertibin arkasında ABD var. Türk halkı tertibi bozmuştur. Bir hukuk devletinde savcı sucu ispatlamakla yükümlüdür . Burada iddiayı ortaya atıp kenara çekiliyor.

“BU DAVA KAZANILMIŞ BİR DAVADIR”

Deniz Yildirim, “Bize gazeteci değil terörist diyenler dünyaya rezil oldular.” diye konuştu. Yıldırım, 155 tanıktan 1 kişi bile bunu söyleyemedi. Bizim için bu dava kazanılmış bir davadır. Bu davanın temeli tanıklar ve gizli tanıklardır. Bu tanıkların bir tanesi ‘Burada örgüt var, delili sudur, yöneticisi budur’ diyememiştir.” dedi.

‘O KADAR SOYSUZ DEĞİLİM’

Cumhuriyet gazetesine molotof kokteyli atılması dava dosyasına ilişkin tutuklu sanık Boğaç Kağan Murathan, konuşmak için söz istedi. Aynı dava sanıklarından Bedirhan Şinal’in ifadesi doğrultusunda tutuklandığını ve 49 aydır yargılandığını belirten Murathan, ‘Bedirhan Şinal daha sonra ne olduysa bize iftira attığı konuları polislerin zorlaması ile yaptığını söyledi. Murathan, ‘Bir gazeteye fikirlerinden dolayı molotof attıracak kadar soysuz değilim. Hangi soysuzların Cumhuriyet Gazetesi’ne molotof attırdığını da öğrenmek istiyorum” dedi. Dinlenmesini istediğim 6 kişinin ismini tanık listesi olarak mahkemeye sundum.’ dedi.

Bedirhan Şinal duruşmadaki son sorgusunda, polisi suçlayarak, “Beni kandırdılar, talep ettiklerini vermediler, yerine getirmediler” demişti.

“MİLLETİN İRADESİNİ TEMSİL EDİYORUZ”

CHP Milletvekili Mehmet Haberal, Osman Bölükbaşı ve Sebahat Tuncel örneklerinin bulunduğunu belirterek milletvekili olduğu için tahliye edilmesi gerektiğini ifade etti.

Ergenekon davasının öğleden sonraki bölümünde CHP Milletvekili Mehmet Haberal konuşmak için söz istedi. Mahkeme tarafından ‘Biz burada Türk milleti adına yargılama yapıyoruz.’ denildiğini belirten Haberal, “Ben ve sayın Balbay da millet iradesini temsil ediyoruz. Siz Balbay’a tutukluyken seçildiniz dediniz ama geriye doğru baktığınızda merhum Osman Bölükbaşı örneğini görüyoruz. Sabahat Tuncel’de tutukluyken seçildi ve tahliye edildi. O zamandan bu yana Anayasa ve yasalar değişmedi. Değişen ne oldu da biz binlerce insanın oyuyla seçilmemize rağmen hala içerdeyiz?” diye sordu.

İki mesleğin doğrudan insan hayatıyla ilgili olduğunu belirten Haberal, “Biri hekimlik diğeri de hakimliktir. Hastam karşıma geldiğinde onun hastalığı ile ilgili tetkikleri yapıp tedavisini yaparım. Hastamı bir dakika daha fazla yaşatabilmek için tıbbın tüm imkanlarını kullanırım. Adalet mülkün temeliyse, hakimin görevi de karşısına gelen sanıkların suçlarını ispat edip cezasını vermektir. Hakimlerin ve hekimlerin görevi bir an önce insanı topluma kazandırmaktır.  Gördük ki sizler hepimizi aynı gerekçelerle aynı sepetin içine koyuyorsunuz. Acaba hanginiz cezaevi koşullarını gördünüz. Bu insanı duygularımla ve insanlıkla bağdaşan bir ortam değildir. Ben bunu kendime işkence olarak görüyorum.” ifadesini kullandı. Haberal sözlerini, “Adalete sahip çıkmak zorundayız. Adaletin olmadığı yerde anarşi olur.” cümleleri ile tamamladı.

SUÇSUZ OLDUĞUMUZU KANITLAMAKLA YÜKÜMLÜYÜZ”

Tutuklu sanık Hurşit Tolon da “Bizi, nasıl suçsuz olduğumuzu kanıtlamakla yükümlü hale getirdiniz.” sözleri ile mahkeme heyetini eleştirdi. Ankara’da kendisine yönelik aramalarda 183 sayfa belge ele geçirildiğini, ancak iddianamede 477 sayfa belge yazıldığını belirten Tolon, “Fazla olan 294 sayfa belge nereden geldi? Bunun araştırılmasını istiyorum.” diye konuştu.
Kendisi hakkında 266 sayfa fişleme belgesi bulunduğunu belirten Tolon, “Bu belgeler, elba marka CD içinde elde edilmiştir. Ben de öyle bir CD yok” şeklinde konuştu.

“BUNLAR NORMAL FAALİYETLER”

Tutuklu sanıklardan Mehmet Eröz ise Genelkurmay Başkanlığı’ndaki bilgisayarlarla ilgili hazırlanan ön raporla alakalı bilgiler verdi. Eröz raproda, Bilgi Destek Dairesi’ndeki bilgisayarlarda 3 milyondan fazla belgenin olduğunun belirtildiğini anlattı. internet bilgisayarlarına gazetelerde çıkan haberlerin konulduğunu belirten Eröz, bu 3 milyon belgenin 600 tanesinin özel şifre nedeniyle açılamadığını söyledi. Bu belgeler arasında kendi Harekat Başkanlığı’na ait 8 tane belge olduğunu da anlatan Eröz, bunların dairenin normal faaliyetleriyle ilgili olduğunu ifade etti.

CHP’Lİ TEZCAN TAHLİYE İSTEDİ

Ergenekon davasına izleyici olarak katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, duruşma savcısı Mehmet Ali Pekgüzel’in TBMM’ye yazı yazarak Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun raporunun ve eklerini istemesini eleştirdi. Sanıkların bugüne kadar tutuklu yargılanmalarının bir temeli olmadığını iddia eden ve Mehmet Haberal ile Mustafa Balbay’ın halkın iradesi ile seçildiğini belirten Tezcan, “Mahkemeyi halkın sesine kulak vermeye davet ediyoruz.” dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Ergenekon davasını izleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’ın da aralarında bulunduğu 8 milletvekili, duruşmaya verilen öğle arasında basın açıklaması yaptı.

Tutuklu sanıklardan Mustafa Balbay ile Mehmet Haberal’ın, halkın iradesi ile seçildiğini belirten Tezcan, “Mahkemeyi halkın sesine kulak vermeye davet ediyoruz. Biran evvel hüküm kurulmasa bile tahliyeler konusunda karar verip bu haksızlığa bir nebze olsun bu aşamada son vermelerini bekliyoruz. Çağrımız budur.” şeklinde konuştu.(MUK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com