Eşim Buz Gibi Nasıl Çözebilirim?

Eşim Buz Gibi Nasıl Çözebilirim?
Ben 5 senedir evliyim. Eşime karşı ne kadar nazik olsam da haftanın 2 günü güler yüzlüyse, 5 günü buz gibi..

Nasıl bir yol izlememi tavsiye edersiniz? (Rumuz: Büşra)

Çiçekleri bilirsiniz. Rengârenk açmıştır. Sürekli yüzünüze güler, içinizi açar, kalbinize ferahlık verir, ruhunuzu serinletir, gerginliğinizi giderir, sıkıntınızı azaltır, neşenize neşe, sevincinize sevinç katar.

Bazı çiçekler vardır ki yeni yeni tomurcuklar vererek, gülümsemeye devam eder. Güller de öyle değil mi?

Kuru yapraklarını ve dallarını kopardıkça yenilenir, budadıkça yeniden filiz çıkarır, yeni tomurcuklar verir, çevresine güzel görünümüler ve kokular yayar.

İnsan da bir çiçektir, bir gül goncasıdır. Sevinç ve neşe saçan o kadar özellikleri vardır ki, dudakları gülücükler saçarken, dişleri parlar, yüzünden sevinç tomurcukları açarken, gözlerinin içi ışıldar. Bu arada içi açılır, ruhu mutluluklar dağıtır, kalbi de sürekli huzur ve saadet gülleri çimlendirir.

Bu sözlerle "edebiyat" yapıyor değilim. Bir gerçeği dile getirmeye çalışıyorum.

Diğer canlılardan farklı olarak insana verilen en büyük özelliklerden/nimetlerden biri de gülebilen bir varlık olmasıdır.

Gülmesini, yani neşesini, sevincini dışa vurması, tebessüm etmesidir.

Gülümser bir insan olmak, gülümseme özelliğini canlı tutmak, bu vasfını önde tutmak hayatı o kadar sevdirirki, sıkıntısını, dertlerini ve hüzünlerini bu yolla giderme imkânını bulur.

***

Bu kadar uzun sözlerden sonra şunu demek istiyorum. Gelin şöyle bir deneme yapın ve deneye birkaç hafta ısrarla, hızınızı kesmeden, herhangi bir karşılık beklemeden, ilk anda eşinizden olumlu bir tepki görmeseniz bile neşe dağıtmaya devam edin. Yüzünüzden tebessüm eksik olmasın, her söze gülümseyerek başlayın.

Bu küçük hareketiniz karşıyı o kadar etkiler, o kadar değiştirir ki, suratını asmaya fırsat bulamaz, eve ne kadar üzüntülü gelse de o halini devam ettiremez. Çünkü karşısında neşeli, mütebessim, sıcak, capcanlı, enerjik ve sevinç dolu bir insan vardır.

"Hep böyle mi olacağım, ben robot muyum" diyebilirsiniz. Fakat mutlu olmak, mutlu etmektir; sevinçli olmak sevinç dağıtmaktır.

Çok neşeli insanlar tanıdım. En sıkıntılı olduğum zamanlarda onunla şöyle üç beş dakika sohbet edecek olsam, üzerimde hiçbir menfi enerji kalmıyor, pozitif yönlerim hemen açığa çıkıyor.

Böyle yapınca sizin bir kaybınız olmaz, kazancınız çok olur. Yıldırımsavar bir paratoner olun, size "çarpan" etkisiz ve zararsız hale gelsin, taşıdığı elektrik yükleri birden pozitif bir enerjiye dönsün, birlikte o güçten istifade edin.

Siz bunu yapabilirsiniz, kısa zamanda da sonuç alırsınız, aranızdaki soğukluğu sıcaklığa çevirir, buzları eritir, çevreyi ısıtırsınız.

Erkeğin kısmeti kapalı olur mu?

Benim kısmetim kapalı. Ne yapayım, hiç kusurum yok, kızlar adeta kaçıyorlar benden... (Rumuz: Murat)

Bu sözleri genellikle kızlardan duyarız, erkeklerden duymaya pek alışık değiliz. Demek ki, erkekler de "kısmet kapalılığından" yakınabiliyormuş.

Neden olmasın? Bir genç kız evlenme niyetine girdiğinde engellerle karşılaşır da bir delikanlı neden karşılaşmasın? Aynı tarz engel her ikisi için de geçerli değil midir?

Evlenmek için yola çıkanlar birbirleriyle karşılaşamazlar, bir noktada kesişemezler ve buluşamazlar. Buna "kısmetin bağlanması" olarak değil de "kaderin cilvesi" olarak bakmak daha doğru olacaktır.

"Kısmet"i kader olarak görüyorsak, onu Allah'tan başka kimse bağlayamaz, kimse engelleyemez. Allah da bağlamışsa mutlaka bizim faydamızadır. Çünkü biz perde arkasını göremiyoruz, başımıza gelen her olayın hikmetini/sırrını bilemiyoruz.

Olayı o kadar büyütmeyin. Evleneceğiniz kızdan çok şey değil bir tek şey isteyin, işi kolaylaştırın.

Mesela, dindar ve temiz bir aileden gelmesi sizin için yeterli olsun. Gerisi Allah kerim... Diğer istekleriniz onun peşine düşer...

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com