"Et de tuz da kokmuştur"

"Et de tuz da kokmuştur"
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, genç iletişimcilerle buluştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Tekin; “Demokrasi ve özgürlüğü benimsemeyen Başbakan, aşama aşama otoriter bir rejime geçmeye çalışıyor”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinden oluşan Medya Kulübü’nü CHP Genel Merkezi’nde kabul etti.

Genel Başkan Yardımcısı Tekin, genç iletişimcilerle yaptığı sohbette medyanın içinde bulunduğu durumu değerlendirerek, “Demokrasi ve özgürlüğü benimsemeyen Başbakan, aşama aşama otoriter bir rejime geçmeye çalışıyor” diye konuştu.

Genel Başkan Yardımcısı Tekin; içinde bulunulan dönem ve daha önceki yıllarda, olması gerektiği şekilde basının kurallı ve yasal bir çerçeveye oturtulamadığını belirterek, basının görevinin tamamen objektif bir ayna olmak ve toplumun göremediği gerçekleri yansıtmak olduğunu söyledi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Tekin, Ülkemizde olması gerektiği gibi bir medya yapılanması ve çalışma ortamının hiç olmadığını lakin hiç de bu kadar kötü durumda bulunmadığını ifade ederek “12 Eylül döneminde bile Kenan Evren ‘’şu gazeteciyi istemiyorum’’ demedi, o dönemdeki sansür ve baskı farklı yollarla yapıldı.

Örneğin Uğur Mumcu’nun kaleme aldığı bir yazı 12 Eylül rejimini rahatsız ettiğinde gazete yazı işleri uyarılırdı ve buna tepki olarak Mumcu köşesini siyah bir bantla boş bırakırdı, halk da bunun ne demek olduğunu anlardı” diye konuştu.

Demokrasi ve özgürlüğü benimsemeyen Başbakan

Genel Başkan Yardımcısı Tekin, genç iletişimcilerle yaptığı sohbette sözlerini şöyle sürdürdü;

“Günümüze baktığımızda, son olarak gündemde olan hepimizin ‘Hasan Abi’ dediğimiz ve hiç de radikal bir tarzı olmayan Hasan Pulur örneği var. Bu iktidar onun yazısına dahi tahammül edemedi. Zira Sayın Başbakan’ın asla demokrasi ve özgürlüğe inancı yoktur, hep varmış gibi yapmıştır. Kendisi ekonomik krizin dip olduğu bir noktada ortaya çıktı ve insanları demokrasi ve özgürlüğe ne kadar değer verdiğini inandırmaya çalıştı. O dönemde de Hasan Cemal ve Cüneyt Özdemir gibi birçok isim Başbakan’ın bunu gerçekten yapacağına inanarak kendisine destek verdiler.

Sonrasında bütün bu isimlerle yaşananları biliyoruz. Demokrasi ve özgürlüğü benimsemeyen Başbakan, aşama aşama otoriter bir rejime geçmeye çalıştı. Önce kendi medyasını oluşturdu. Bunu da devletin kaynaklarını kullanarak yaptı. Kendisine yarattığı televizyon ve gazeteler de yetmeyince merkez medyaya sıra geldi. Bunlardan birini yine kamu kaynaklarını kullanarak damadına tahsis etti. Bu da istediği etkiyi yaratmayınca sıra Aydın Doğan’a geldi. Sayın Başbakan her ne kadar ‘Hilton Oteli konusundaki talebini yerine getirmediğim için bunu yaptı’ demiş olsa da, aslında bu olay tamamen CHP’nin ortaya çıkarmış olduğu belgelerin gazetelerin sürmanşetlerine çıkması ile olmuştur.

Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ortaya çıkardığı belgelerde görülmüştür ki; Başbakan’ın oğlu bir işadamı ile ticaret yapmaktadır ve bu ortaklık ticaret sicilinde gizlenmiştir. Başbakan haberin içeriğinle asla ilgilenmemiş ve ‘bu haberi nasıl yaparsınız, ben de size vergi ceberutlarımı gönderir esir alırım’ mantığı ile hareket etmiştir. Bu gruba ait gazete ve televizyonların satışında da, kimlere verileceğine müdahil olmuş, bununla da yetinmeyip sattıramadığı gazetelerin künyesinden Aydın Doğan adının silinmesini istemiştir.”


Et de, tuz da kokmuştur

Bu iktidar döneminde yaşanan bunca yolsuzluk ve hukuksuzluğun üstünün kapatılabilmesi için bu hale getirilmiş bir medyaya ihtiyaç olduğunu ve incelediğinde görülenin; hukuksuzluk ve yolsuzlukta dünyada üst sıralarda bulunduğumuz gerçeği olduğunu dile getiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Tekin, “açıp gazete ve kanallara baktığınızda ise bunları hiç göremezsiniz” dedi.

Siyasetin de durumu medyanınkinden farklı değil

Siyasetin de durumu medyanınkinden farklı olmadığını dile getiren Tekin, “Dünyanın gelişmiş ülkelerinde Milletvekilleri, bizim burada muhtarları seçtiğimiz gibi seçilir. O yüzden de hükümetlerini acımasızca ve korkusuzca eleştirirler. Bizde ise Milletvekilliği tayin yoluyla olmaktadır. Seçim Kanunu değiştirilmeden de, ülkemizde siyasetin halka en faydalı olacak şekilde yapılması mümkün değildir.” dedi.

CHP hep ayakta kalacaktır

Genel Başkan Yardımcısı Tekin, ‘CHP de farklılıklar çok, o yüzden asla başarılı olmazlar kanısı hakim. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?” şeklindeki soruyu şöyle cevapladı;

“Gelişmiş ülkelerde muhalefet ve iktidarda bulunan tüm temsilciler değişik seslerle kendilerini rahatlıkla ifade ederler. Bizde buna alışılamıyor. Bizim partimizde değişik sesler çıktığı anda, diğer partilerden hemen CHP’de kavga var görüntüsü algılatılmaya çalışılıyor. Zira kendilerinin demokrasiye tahammülü yok, farklı seslere hiç yok. Peki birbirine tahammül edemeyen, vatandaşa nasıl edecek? Arkadaşlar, TBMM’de çok önemli yasalar geçti ve bunların içeriğini AKP’li Milletvekillerinin %90 ı bilmez. Ya da bu yasanın içinde onaylamadıkları yerleri bize söylerler ama ona da itiraz edemezler.

En basit örneği 1 Mart tezkeresini kabul etmeyen AKP’li vekiller, bir dahaki dönemde Meclis’te olamamışlardır. Herkesin bir konuda aynı fikirde olması mümkün mü? İşte itaatçi sağ gelenekte her zaman var olan bu anlayış AKP’yi de doğurmuştur. Ama bu partinin de ömrü dolacak ve siyaset sahnesinden silinecektir. Özal’ın vefatında da, Demirel’in Cumhurbaşkanlığına geçişinde de partileri silinmiş ve eski gücünü toparlayamamıştır. Bizde ise böyle bir durum asla olmadı ve olmayacaktır. İtaat geleneği taşımadığımız için, kim giderse gitsin CHP hep ayakta kalacaktır.”
(MUK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com