Fatih Altaylı'dan Basın Özgürlüğü Yorumu

Fatih Altaylı'dan Basın Özgürlüğü Yorumu
Habertürk yazarı Fatih Altaylı, Ergenekon'un son dalgasını basın özgürlüğüne darbe olarak değerlendirenleri ilginç örnekler vererek eleştirdi. İşte Altaylı'nın o yazısı....

Herkes soruyor “Son dalgayla tutuklanan gazeteciler için ne diyorsun” diye. Bu konuda yazmamı bekliyorlar.
Yazayım da ne yazayım!
Hiçbiriyle tanışıklığım yok ki!
Yazmak demek, bir anlamda kefil olmak demek.
Ne yaparlar, ne ederler, hangi ilişkiler içindeler bilmiyorum ki yazayım, kefil olayım.
Nedim Şener'i hiç tanımam. Ahmet Şık'ı da öyle. Soner Yalçın'la bir kez Hıncal Uluç vasıtasıyla oturmuşluğum vardır, bir kez de telefonda konuşmuşluğum.
Telefonda hakkımda yazdığı bir şeyden ötürü. Hıncal Uluç vasıtasıyla oturduğumuzda ise geyik muhabbeti yapılıyordu zaten.
Nasıl gazetecilik yaptıklarını bilmem.
Kimlerle ilişkide olduklarını bilmem.
Ne yazayım.
Ama basına yansıyanlar hoş değil. Onu biliyorum. Gizli kamera ile taciz belgelemek falan benim anlayışıma ters. Herkesi Sabetayist ilan etmek, insanları damgalamak da öyle.
Varsa taciz gerçekten, anında çıkar söylersin, hatta tokadı basarsın biter. Rakip siyasetçiden kamera istemezsin.
Deniyor ki, “Fethullah Gülen hakkında yazanları içeri atıyorlar”.
Acaba mı?
Peki o zaman Hikmet Çetinkaya niye içeride değil? En çok yazan, hatta kitabını yazan o.
Şimdi birileri der ki, “Çetinkaya'yı gammazlıyor”.
Yoo, Hikmet Abi 30 yıllık dostum.
Kendimi de gammazlayayım o zaman.
İşte arşivler orada. Ben de Gülen Cemaati hakkında az uz yazmadım.
Çok şükür hakkımızda bir tutuklama kararı yok.
Ha, gazeteci tutuklamalarına kişilerden bağımsız bakarsak tabii ki, durum hoş değil.
Kim bunu kabul edebilir.
Gazetecilere yazdıklarının hesabını sormak da kabul edilemez. Başka suçlamalar varsa onları sorarsın, ama yazdıklarının hesabını değil.
Peki basına baskı var mı?
Olmaz mı, var tabii.
Kim yok derse yalan söyler ve bunu benden daha iyi kimse bilemez.
Yahu söylesenize, benden başka kimin gazetesi elinden alındı bu ülkede, yargı kararına rağmen üstelik.
2007'nin 1 Nisan'ıydı. Şaka gibi.
Gelip gazeteme el koydular.
Sahte belgeye dayanarak.
Yargı “Koyamazsın” dedi.
Dinlemediler.
Bugün “basın özgürlüğü” diye “sözde” yırtınanlardan “gık” çıkmadı.
Türkiye'nin 2. büyük medya grubuna, Sabah Gazetesi'ne, Takvim Gazetesi'ne, Kanal 1'e, ATV'ye, Türkiye'nin en çok satan 20 küsur dergisine ve 2 radyoya el koyuldu.
Bu basın özgürlüğüne darbe değil miydi?
Niye kimse gıkını çıkarmadı?
O gün söyledim ben “Bu bir milattır” diye.
O gün rakip grubun en etkili adamına “Bizden sonra sıra sizde” diye.
O gün onlar şampanya patlatarak kutladılar bize el koyulmasını.
Bugün “Basın özgürlüğü” diyorlar.
Benden iyi kimse bilemez basın özgürlüğü ne demek.
Onlar hiç bilemez.
Basın özgürlüğü bir bütündür.
“Benim basınım özgür olsun, diğerleri olmasın” olmaz.
Bugün kendini özgür diye anlatanlar da bunu bilsin.

HB

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com