Fatih Altaylı'yı Çıldırtan Bölümde Neler Var?

Fatih Altaylı'yı Çıldırtan Bölümde Neler Var?
Dün internette yayınlanan İmamın Ordusu adlı kitabı okuyanlardan biri de Fatih Altaylı. Kitabın bir bölümü var ki, Altaylı'yı çılgına çevirdi.

İşte Fatih Altaylı'nın konu ile ilgili yazısı...

İmamın Ordusu ve Ben

İmamın Ordusu adlı kitap için Radikal'e baskın yapılıp kopyalarının toplandığının ve yayınlanmamış kitabın imha edildiğinin ertesi günü yazdım.

“Yasaklanmış veya imha edilmiş hiçbir kitap yok olmamıştır. Bir kez yazıldı mı, ne yakarak, ne yasaklayarak bir kitabı yok edebilirsiniz. Er veya geç o kitap ortaya çıkar, yayınlanır, okunur” diye.

Bu süre bazen yıllar olur, bazen aylar, bazen günler.

Artık internet çağında olduğumuz için olsa gerek, günler içinde kitap internete düştü. Dün herkesin bilgisayarında, dilinde dolaşıyordu.

Bana da en az 100 yerden yolladılar İmamın Ordusu'nun internet edisyonunu.

Şöyle üstünkörü bir göz attım.

Yeni, bilinmedik hiçbir şey yok.

Ama çok güzel derlenip toparlanmış, mevcut bilgiler çok güzel bir sıraya sokulmuş ve mantık silsilesi halinde okuyucuya takdim edilmiş.

Kitabın bir bölümünde benim de adım geçiyor.

Şöyle: “Yabancı görevlinin verdiği bilgiye göre; Hüseyin Baybaşin, 1998'de Hollanda polisiyle işbirliği sonucu kendisini 105 kilo eroin ve 5 kilo esrar, ayrıca silahlarla yakalatan ve 18 yıl (sonradan müebbete çevrildi) hapis cezası almasına neden olan Emin Arslan'dan intikam almak istemektedir. Bu oyun başarılı olursa Baybaşin hakkında mahkûmiyet kararının düşeceği hesap edilmektedir!.. Yabancı görevli ayrıca Baybaşin'in hedef aldığı kişilerle (Emin Arslan ve İsmail Çalışkan) ilgili olarak medya, siyaset ve bürokrasi içinde 'karalama' kampanyası düzenlenebileceğini de aktarır.

Gürültü koparacağı düşünülse de ne ertesi gün, ne de sonrasında kimse bu 'Sabri Uzun'dan mektup' başlıklı yazı ve içeriğinde anlatılanlar üzerine kalem oynatmadı. Haber yapmadı. Hükümete ve tüm hukuk ihlallerine ve yürütülüşündeki aksaklıklara rağmen Ergenekon soruşturmasına yandaş olanı ve olmayanıyla tüm medya sus pus olmuştu. Ya bu konuda konuşup yazmak istememişlerdi ya da mektupta anlatılanların önemini kavrayamamışlardı. Uzun'a mektup yazdırtan yazısında, 'Size söyleyeyim, ortada 'ihbarcı bir subay' falan yok... Sadece savcılarda değil, devletin en üst kademelerinde de bu belgeler uzun zamandır var. Ama birileri toplum mühendisliği yapıyor ve bunları bize yavaş yavaş sızdırıyor, gündemde diri tutuyor. Ve bence bu çalışmalar 1 kişinin ürünü falan da değil. Bütün bunları toplayan, hazırlayan ve yazan geniş bir ekip var...' diye yazan Altaylı bile basit bir gazetecilik refleksi göstererek 'bu iddiaları araştırın' diyebilmişti muhabirlerine.”

Okuyunca güldüm.

Sabri Uzun'un bana gönderdiği mektupta benim araştırtabileceğim bir şey yoktu.

Uzun zaten kendi sorularının yanıtlarını veriyordu.

Ama anladığım kadarıyla bazı gazeteciler, başka bazı gazetecilere ne yapacakları ya da ne yapmaları gerektiği konusunda “ders verecek” kadar kendilerini ehil görüyorlardı.

Oysa o mektubu yayınlayan bendim.

Keşke bendeki gazeteciliğin 10'da biri başkalarında da olabilseydi.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com