Fatih Terim bombaladı!

Fatih Terim bombaladı!
Fatih Terim, G.Saray'dan ayrılığı sonrası ilk kez konuştu, ayrılık sürecine dair merak edilenleri yanıtlıadı

İmparator Fatih Terim düzenlediği basın toplantısıyla Galatasaray’dan ayrılığı sonrası ilk kez konuştu ve ayrılık sürecine dair merak edilenleri yanıtladı.

İŞTE FATİH TERİM’İN AÇIKLAMALARI;

“Ümit ederim toplantı sonrası karanlıkta bir şey kalmaz. Güzel bir basın toplantısı olur. Açıkçası, bu toplantıyı organize ederken artılarını, eksilerini fazlasıyla tarttım. Buna karar vermek çok kolay olmadı. Ancak başka platformda konuşacağımı söylememe rağmen, öne almamın sebeplerini anlatacağım. Kimileri için susmam ve konuşmamam, kimileri için de konuşmam gerekiyordu.

‘G.SARAY’I İTİBARSIZLAŞTIRMA ÇALIŞMALARI VAR’

“Galatasaray’a zarar vermemek için sustum.  Ama gündemin değişmediğini gördüm. Bu sürede yaralandığımı hissettim. Benim de değerlerim ve ailem var. Ben de düşünen, üzülen, kızan ve kırılan bir insanım. Galatasaray’a zarar vermemek adına endişe ettim. Ama bakıyorum ki sistematik bir şekilde sürdürülen bir itibarsızlaştırma çabası var. Şu an konuşarak yanlış yapıyor olsam da, rahatlamak için konuşmaya karar verdim. Yoksa Divan Kurulu’nda konuşacaktım. Ama bunu öne alma sebebim çok açık ve bariz.”

‘AYSAL BENİ KONUŞMAYA MECBUR BIRAKTI!’

“Sayın Aysal’ın bir gazeteciyle yaptığı program beni konuşmaya mecbur bıraktı. Bir iş biterse, bittikten sonra herkes yoluna gider. Kurumsallık budur. Ancak bizde böyle olmadı. Bu kararın doğruluğunu kabul ettirecek onlarca iddiada ve serviste bulunuldu. Galatasaraylılara sesleniyorum. Bir haklı-haksız, suçlu-suçsuz arayışına girmeyin. 60 yaşındayım. Beni yüz yüze gelmede bile tanıyanlar var. Bu gurur verici. Zor bir insanım. Egolarım birçok kişiden fazla olabilir.

‘BENİM KEFEM ÇOĞUNDAN AĞIR BASAR’

Yaşamını ailevi değerler üzerine kurmuş, Galatasaray kültürünü ve geleneklerini pek çok kişiden daha fazla önemsemiş birine ‘Galatasaray’a aykırı davrandın’ denilmez. Galatasaraylı büyüklerimden şunu öğrendim. Kimsenin arkasından konuşacak bir eylem içinde bulunmamayı öğrendim. İnsanların değerlerini ölçecek bir terazi olsa, benim kefem çoğundan ağır basar. Yaşadığım, yapmadığım şeyleri olmuş gibi gösterenlere cevap verecek olmaktan utanıyorum. Çok üzülüyorum.”

‘DERDİMİ BİREBİR ÇÖZMEK İSTEDİM’

“Galatasaray, Ali Sami Yen’dir. Galatasaray, Metin Oktay’dır. Sayın Aysal’ın da ifade ettiği gibi çok açık iletişim problemi yaşadık. Ama ben derdimi Başkan ile birebir çözmek istedim. Velev ki biz dostuz. Velev ki aramızda iletişim problemi var. Problemi olmayan bir ilişki yoktur. Biz bütün bunlara rağmen oturur, konuşur ve gerekirse yollarımızı ayırırdık. Eşyalarımı toplar çıkardım. Tam burada aklıma çok küçük bir anektod geldi. İkinci gidişimde rahmetli Özhan Canaydın ile oturduk. ‘İstifa etmem gerek’ dedim. ‘Ben bunu açıklayamam’ dedi. Ben de ‘Ben açıklarım’ dedim. El ele basın odasına gittik. Başkan yanımdayken bunu açıkladım. Başkan çok üzüldü. Tam 10 sene geçmiş. Hiçbir yerde duydunuz mu? Allah gani gani rahmet eylesin.

‘HAYAL MAHSÜLÜ BİR ANLAŞMAYI YAYINLAYAN ZİHNİYET…’

Madem Galatasaray kültüründen bahsediyoruz. İdmanı bitirip teri soğumadan odasına giden hocasına, bunu medyadan gösteren, resmi kanalda hayal mahsülü bir anlaşmayı yayınlayan bir zihniyeti, Galatasaray’da daha önce görmedim. Galatasaray Kulübü, bu değildir. Ben bunu Galatasaray’da daha önce yaşamadım. Umarım yerli-yabancı kimse yaşamaz. Ben de telefon kaydı mı göstereyim! Bu bize yakışır mı!”

‘BAZILARINA HAKKIMI HELAL ETMİYORUM’

“Benim yerimde kim olsa istifa ederdi. Yaşadıklarımı liste yapsam uzar gider. Ama ben 4. yıldızı takıp gitmek istedim. Fakat bazı şeylerin şiddeti arttı. Sayın Aysal’ın Antalyaspor maçı sonrası açıklamaları tekrar dikkatle dinlenmeli. Bazılarına hakkımı helal etmiyorum. Bazı şeyleri Galatasaraylılar içine sindiriyorsa, kabul ediyorsa, ben de ediyorum. Hiç konuşmadığım halde beni anlayan, her platformda destekleyenlere teşekkür ediyorum.”

“Mayıs ayına kadar ücretsiz olarak Milli Takım’ın son 4 maçında olmayı, Türk futbolunun geleceğe taşınması için görev aldım. Bu sözümün haricinde henüz bir şey yapmadım. Ne dediysem onu yaptım. Bundan sonraki kariyerim ailemi ve beni bağlıyor. Yaşananların etkisi geçmeden başka bir şey yapabilir miyim!”

 ’KULAĞIMA GELEN İSİMLERİN DİLİ OLSA DA KONUŞSA…’
 
“Ben görevimin başındayken görüşülen yabancı hocaları niye sorgulamıyorsunuz! Antalya maçından önce telefonda aldığım sesin, daha önce kulağıma gelen isimlerin dili olsa da konuşsa. Hele bir de Türkçe konuşsa! Beşiktaş maçının devre arasında dördüncü yıldızı takmadan gitmeyeceğimi ifade ettim. 12 Nisan ile uyuşmuyor.”

‘VAZGEÇMEYE NE KADAR DA İSTEKLİYMİŞ’

“Bu süreçte tüm dengeleri gözettim. Hassas davrandım. Galatasaray’a zarar gelmemesi için çok uğraştım. Sayın Demirören’in talebine ‘Sayın Aysal’dan izin almadan gelmem’ yanıtını verdi. Sayın Demirören, Sayın Aysal’dan izin aldı. Ondan sonra gittim. Bu ikisi arasındaki ilk telefondur. Kahvaltıda sadece Yıldırım Demirören yoktu. Birkaç da TFF yöneticisi vardı. Teklif kısmına geldiklerine ‘Sayın Aysal’dan teklif için de izin alın’ dedim. Hocam ‘Ünal Aysal görüşmemize izin vermiştir’ dedi.

Bu da ikinci telefon görüşmeleriydi. ’Milli Takım görevini kabul edersem para almam’ dedim. Milli Takım ile ilgili her görüşmeyi Sayın Aysal’ın onayıyla ve oluruyla yaptım. Sayın Aysal’ın Sayın Demirören’e ‘Hocamızı isterseniz ocak ayında verelim. Yeter ki 2-3 hafta önce haber verin’ demesi beni yaraladı. Vazgeçmeye ne kadar istekliymiş. Vazgeçmeye hazır bir başkan ve de emin. Ben etik değerlere ve usüle aykırı bir şey yapmadım.”

‘G.SARAY HOCASINA GÜVENMEK YERİNE…’

“İşin özü değil de süsü mü sizi rahatsız etti! İmza süstü. İşin özü rahatsız etmedi, imza rahatsız etti. Galatasaray Kulübü kendi hocasına güvenmek yerine, sözleşme kağıdının peşine düştü. Bu işin ekmeğine yağ süreni çok yakında. Ama ben değilim.”

“Ben söylenmem söylerim. Bazıları söyleniyor. Sayın Başbakan ile zaman zaman Türk sporuyla ilgili sohbet ederiz. Kendileri, görüşlerimizi dinliyor. Taşın altına elimizi sokmamızı istediğini de biliyorum. O nedenle sandığınız senaryolardan daha farklı bir durum olsaydı söylerdim. (‘Milli Takım’a Başbakan Erdoğan’ın isteğiyle mi geldiniz?’ sorusuna yanıt olarak)

‘ALİ SAMİ YEN VE METİN OKTAY YAŞASALARDI…’

“3 Eylül’dü hatırlıyorum. Milli Takım ile süs imzasını attık, olaylar birdenbire gelişti. Yönetimin sözleşme uzatma kararını kulübün internet sitesinden öğrendim. Buna gerek yoktu. Zaten Başkan ile bu konuyu konuşmuştuk. Buna ne gerek vardı! Sebebi camia ve taraftar baskısı. Ama karar alındıktan sonra geçen sürede bana getirilen bir sözleşme olmadı. Ali Sami Yen ve Metin Oktay yaşasalardı, bunlara isyan ederdi. Buna rağmen ’4. yıldızı takmadan gitmem’ diye isyan ettim. Hatta Antalya maçından önce ‘Beni Başkan ile karşı karşıya getirmeyin. Ben imzayı 1974'te attım’ dedi.”

‘HAYSİYETİ KIRILAN BİRİ VARSA O DA BENİM’

“Galatasaray’a geldiğim ilk gün 3 yıllık sözleşme imzaladım. Herkesin istediği bir ortamdı. Akşam evime bir yönetici yolladılar. Gönderilen yönetici üzülerek ‘Başkan 3 yıllık sözleşmeyi, başarıya göre birer yıllık olarak değiştirmek istiyor’ dedi. Eğer haysiyeti kırılan biri varsa o da benim. Hem de ilk günden… Sözleşme krizi daha ilk günden başladı. Ama bir gün bile konuşmadım.”

‘BİZDE Mİ TELEFON VE SMS KAYITLARINI AÇALIM!’

“Galatasaray’dan gönderilme sebebimin net olarak anlaşıldığını düşünmüyorum. Gönderilme kararımı haklı göstermek için sebepler yaratılıyor. Alnının akıyla 2 sene şampiyon olmuş hocanızı değerlerinden vurmaya çalışmak yanlış. Biz de mi telefon ve SMS kayıtlarını açalım! Bana yakışmaz. Galatasaray’a da yakışmaz.”

‘BEN NAMAĞLUP BİR TAKIM BIRAKTIM’

“Ben derbiyi kazanmış, namağlup bir takım bıraktım. İlk maçlardaki sonuçlara göre mi konuşuyorsunuz! Aşk olsun, yazıklar olsun. Geçen sezon ki Şampiyonlar Ligi maçlarına bakalım o zaman. Kupalar geride. Ben şampiyon olduktan sonra bile telefonumu kapattım. Ben insan değil miyim! Real Madrid maçı sonrası travma yaşıyor olamaz mıyım! Anamla, babamla, karımla, çocuklarımla görüşmedim. Ben de insanım. Hayatımdaki en önemli şeye; aileme bile telefonu kapattım. Başkan’ın telefonuna çıktı, çıkmadı; bunlar son derece yakışıksız.”

“G.SARAY’A TEKRAR DÖNER MİYİM!..”

“Bazı transferler içinize sinmeyebilir ama bunlar Galatasaray’ın menfaati için yapıldı. Galatasaray’ın menfaatlerini pek çok profesyonelden daha çok önemsedim. Beşiktaş maçından önce Lutfi Arıboğan gelip prim konusunu aktardı. Yardımcılarıma da ulaşamıyorlar galiba! Takım kaptanı olmayan bir yabancı futbolcuyla (Drogba) prim konuşuyorlar. Benim haberim yok. 80 bin kişinin ortasında canımızla uğraşırken tebrik bile edilmedim. 30 saniye Fatih Terim olun. Prim meselesini derbiden sonraki sabah öğreniyorum. Kurumsallık bu mudur! Galatasaray’a tekrar döner miyim… Hayat.”

“Milli Takım için emek vermeme karşı görüş varsa çok üzülürüm. Ayrılık sonrası Aysal ile görüşmedim. Milli Takım’dan teklif gelmemiş olsa da ayrılmış olurdum.”

“Hangi futbolcuyla sorun yaşadım ki! Sneijder ile de sorun yaşamadım. Olay Sneijder özelinde değil. Gerekirse listede 13 kez değişiklik yaparız.” “Kişilere kızıp, kırılıp Galatasaray’a arkamı döneceğimi sananlara rağmen, olası bir şampiyonluk kutlamasına çağrılırsam giderim. Oyuncuların beni şikayet etmesini ben de duydum ancak ben çocuklarıma her zaman güvendim.”

“Beni ben yapan, bana ‘İmparator’ diye bağıran muhteşem Galatasaray taraftarları… Ben ne sizden ne de Galatasaray’dan ayrıldım. Sizi bırakmam. Elimi kalbime götürüyorum. Galatasaray taraftarlarının benim için yaptıklarına teşekkür ediyorum. 40 yıl içinde hakkım varsa, Galatasaraylılara helal ediyorum. Siz de helal edin.”(MUE)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com