Fransız Öpücüğü Fransa'yı Özetler Mi?

Fransız Öpücüğü Fransa'yı Özetler Mi?
Şovenizm, elitizm, oryantalizm... Bu kavramların hepsinin de fransızca kökenli olması bir tesadüf olabilir mi?

Şovenizm, elitizm, oryantalizm... Bu kavramların hepsinin de fransızca kökenli olması bir tesadüf olabilir mi? Aynı entelektüel, provokatif ve dekadan gibi... Zaten Fransa'yı da bu altı sözcükle özetlemek mümkün... (Bir de Fransız öpücüğü var tabii)

Dillerine ve akademilerine toz kondurmazlardı. Başka bir dili doğru düzgün konuşamamalarını beceriksizliğe değil de kendi dillerinin evrenselliğine bağlarlardı. İngilizce konuşana Mars'tan gelmiş muamelesi yaparlardı. AB'yi bile Fransız kültürünün emperyalleşme sürecinin devamı olarak görenleri vardı. Ne oldu? Şimdi Avrupa Parlamentosu'nda İngilizce parçalıyorlar, restoranlarında her dil mönü bulunduruyorlar, Lafayette'te Türkçe broşür dağıtıyorlar, suşicilerine Japonca, bakkallarına Arapça tabela asıyorlar.

Kendilerini velinimeti olarak gördükleri eski sömürgelerinde, sürekli dondurmacı sırasının sonuna atılıyorlar (Guadeloupe'ta gözümle gördüm. Yerli müşteri gelince kafadan Fransızın önüne geçebiliyor).

Milyonlarca iyi yetişmiş, kentli vatandaşı Anglosakson dünyasına ya da Uzakdoğu'ya göçüyor. Elde kalan ne? Asil yaşlılar ve Fransızcayı kendi bildiği gibi konuşan, Parizyenlerin ne dediklerini bile anlamadığı gençler...

Fransız kültürünün yeniden küresel bir güç olma ihtimali giderek azalırken, Fransızlar nicelik olarak da giderek azalırken, topuklu ayakkabıları ve dikleştirdiği saçlarıyla boyunu uzun gösterme çabasındaki başkan, halen kendini AB ile Türkiye arasındaki kapının anahtarına sahip olan gardiyan olarak görüyor.

Sarkozy bu gücü Fransa anayasasından alıyor. Türkiye'nin AB'ye girmesi durumunda, parlamentoda belli bir çoğunluk sağlanamazsa referanduma başvurulabilmesinden alıyor. Fransızların Türkiye'ye oy vermeyeceğine olan inancından alıyor.

Buradaki sorun Türkiye'nin AB'ye girip girmemesi değil. Görünen o ki, AB Türkiye'yi davet ettiğinde Türkiye'nin AB'ye pek de ihtiyacı kalmamış olacak. Sarkozy'nin tavrındaki sorun, Türkiye'nin şu an sahip olduğu bir hakkı gasp ediyor olması. Türkiye, AB hukukuna göre Kopenhag kriterlerini yerine getirdiği an, sorgusuz sualsiz AB'ye tam olma hakkına sahip. Şoven, elitist, oryantalist, entel ve provokatif başkan ise “Hukuku takmam benim dediğim olur” diyor. Bir Fransız için ne dekadans!

Benim epeydir oynamaktan bıkmadığım bir oyun var. Türkiye'ye “Non” diyen Fransızları oksidantalist tavırlarla provoke ederek, entelektüel ezikliğe uğratıp “Oui” dedirtmek. Bu o kadar kolay oluyor ki inanamazsınız. Sarkozy gibi davranıp karşındakini adam yerine koymamak ilk yapmak gereken. Gerisi kendiliğinden geliyor. Yalnız dikkat! Entellektüel entellektüellikle, şoven hümanizmle, provokatif rasyonellikle dekadansa sürüklenebiliyor.

Bir hayalim var... Eğer Türkiye AB'ye giremeyecekse, bu Fransa yüzünden olsun. Fransa karar değiştirdiğinde de Türkiye Fransa'yı hariç tutan bir AB istesin. Sonra da topuklu ayakkabılarla oturup bir daha konuşalım... Nasıl öpüşülürmüş biraz da biz öğretelim.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com