Füsun Erdoğan'dan çarpıcı açıklamalar

Füsun Erdoğan'dan çarpıcı açıklamalar
Özgür Radyo Genel Yayın Yönetmeni, Gazeteci Füsun Erdoğan yaşa dışı örgüt üyeliği suçlamasıyla tam 6 yıldır tutuklu.

Erdoğan, yaşadıklarını CHP'li Melda Onur'a anlattı.

İşte Leman dergisinde yayımlanan röportaj:

Ne yaptın mezuniyetten sonra?

Spor Akademisi’ne gittim. Ama mezun olmadım, yarıda bıraktım.

Neden?

(Gülüyor) Aşık oldum. Şimdiki eşim İbrahim’e. (İbrahim Çiçek) Onun peşinden Hollanda’ya gittim. Orada Politik Ekoloji okudum. Zaten hem Türkiye hem de Hollanda vatandaşıyım.

Hollanda vatandaşı olmanın sana hapiste bir faydası var mı?

Çok ilgileniyorlar, belirli aralarla ziyaret ediyorlar, kitap getiriyorlar, herhangi bir ihtiyacım olup olmadığını soruyorlar.

Peki niye iki vatandaş olmayı tercih ettin, Türkiye vatandaşlığından neden çıkmadın?

Çıkmam. Çünkü İstanbul’u o kadar çok seviyorum ki!

Eşinin soyadını kullanmıyorsun herhalde?

Kullanmıyorum, ama bu da sorun oldu. Örgüt nikahı yaptığımızı iddia ettiler. Oysa 1996’da Kadıköy’de evlendik, kayıtları orada var. Bu iddiaya çok sinirlenmiştim. Siz benim sevgilimle aramdaki ilişkiye ne karışıyorsunuz? İster evli olurum, ister olmam, ister soyadını kullanırım, ister kullanmam! Oğlumun soyadı da, benim soyadımı taşıdığı için üç-dört ay boyunca babasıyla bir türlü görüşemedi. Sonunda ablam yurtdışından gelip, oğlumun benim soyadımı taşıdığını ve benim de çifte vatandaş olduğum için kendi soyadımı kullanmayı tercih ettiğimi belgeleriyle anlatınca bitti çile.

Bir hayli uğraştın galiba eşini Kandıra Cezaevi'ne aldırabilmek için?

Evet, bir hayli uzun bir mücadeleydi. Ama başardık. Sevgilimi ilk 3 yıl boyunca hiç göremedim. Soyadı farkı ve farklı cezaevlerinde olduğumuz için telefonla konuşturulmadım. Ancak 3. yıl duruşmada görebildim. Heyet başkanına, “Hakim bey ben esir miyim? Eşimle yan yana olmak istiyorum” dedim ve duruşmada gidip eşimin yanına oturdum. Hatta benden cesaret alan birkaç kişi de gitti, eşinin, sevgilisinin yanına oturdu. Ne yapıp edip bir araya gelmeliydik.

Nasıl yaptın?

Beni Gebze M Tipi’ne, sevgilim Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Hapishanesi’ne göndermişlerdi. Adalet Bakanlığı’na başvurup eşimle görüşme talep ettim. “Yasa hükmü aynı cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlüler için geçerlidir. Siz aynı cezaevinde kalmadığınız için bu haktan yararlanamazsınız” yanıtını alınca AHİM’e gittim ve kazandım. Böylece İbrahim’i Gebze’ye aldılar. Ancak Gebze, siyasi erkek istemiyormuş.

Bu durum bizim karı-koca Kandıra’ya gelmemizi sağladı. Benim bu mücadelem ve AHİM kararı birçok kadına da örnek oldu. Bazı sevgili, nişanlı olanlar evlendi, eşlerini aldırdılar. Şu an Kandıra’da birçok çift var böyle.

Peki aynı cezaevinde olmanın avantajı ne? Ne kadar berabersiniz?

Ayda 2 kez mektup, 1 kez kapalı, 1 kez de açık görüş. 30 dakika uygulanan açık görüşü de ne yapıp edip yönetmelikte izin verildiği gibi 1 saate çıkarttım. Çünkü hakkımız böyle…

Bu kadarcık mı? Bunca mücadeleye?

Az mı? Bir de bizim koridorun penceresi, onların havalandırmaya çıktıkları avluya bakıyor. Geçerken bağırıyordum “Ömrüm, günaydın” diye… O da bana el sallıyordu.

Ama eşin tahliye oldu? Hiç keşke olmasaydı diyor musun?

Hayır demiyorum. Aslında aynı çatı altında olmak iyi de birlikte yatmak daha iyi. (Gülüyor) İbrahim’i tahliye eden savcıyı da sürdüler zaten.

Bu ne kadar uzun tutukluluktur? Niye böyle oldu?

Zaten iddianamenin hazırlanması uzun sürdü. İlk duruşmaya 13 ay sonra çıkabildim. Şimdiye kadar da 14 duruşma oldu. Yani yılda 3 duruşma falan. Araları çok uzuyor.

İyi de neden hedef gösterildin? Ne istiyorlar senden?

Ben de, eşim de muhalif, sosyalist basında çalışmanın bedellerini ödedik, ödüyoruz. Arada bir bizi yoklarlar böyle! Özgür Radyo muhalif bir radyo, bir de en çok dinlenenler arasına girdi. İlk Kürtçe şarkıları biz çaldık. Muhalefet rahatsız etti herhalde. Bizi silahlı terör örgütü lideri olmakla suçluyorlar. Oysa ben yanımda şampanya patlatılsa mutfağa kaçarım.

E ama Özgür Radyo açık hala…

Tabi canım, hatta biz RTÜK’ü mahkum bile ettirdik zamanında. 1998’de kapatma cezası vermişlerdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gittik, kazandık.

Niye kapatılmıştı?

İsmail Beşikçi’nin Mustafa Muğlalı olayını anlattığı, “Otuzüç Kurşun” kitabından bir parçayı Özgür Radyo’da okumuştum. O olayı hatırlatmanın karşılığıydı, üç aylık kapatma cezası verdiler.

Cezaevinde sağlık durumunuz nasıl?

Doktorumuz iyi, görüşme konusunda sıkıntı olmuyor. Gözlerim çok hızlı ilerliyor. Geldiğimde 2.5’tu, şimdi 4 dereceye ulaştı. Bu arada yemekler aşırı derecede yağlı çıkıyor, ama yemekler Gebze’ye göre daha iyi. Yediğimiz sebze ve meyve artıklarından toprak yapıp çiçek yetiştirmeye çalışıyoruz ama geçenlerde gelip biriktirdiğim toprağa elkoydular. Zaten küçücük bir beton avluya çıkıyoruz. İnsan yeşillik görmek istiyor. Bu cezaevi idaresine bağlı. Benim Gebze’de erik ağacım bile vardı saksıda yetiştirdiğim.

Diğer tutuklularla ilişkiler?

İyi… Ben geldiğimde adliler arasına gelen ilk siyasi idim. Adliler hak arama konusunda pek bilinçli olamıyorlar genelde. İlk geldiğimde tek kişilik hücre talep ettim. Çünkü ben yazıp çizip okuyorum. Adliler bir kere çok fazla sigara içiyorlar ve çok fazla arabesk müzik dinliyorlardı.

29 Mayıs’taki duruşmada tahliye bekliyor musun?

Evet… Bu yargı paketiyle belki olabilir artık. Eğer 29 Mayıs’ta serbest kalabilirsem, 12 Haziran’da oğlumun üniversiteden mezuniyet törenine yetişebilirim belki… (NSK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com