‘Gariplikler ülkesi’

‘Gariplikler ülkesi’
Gerçekten bir gariptir ülkemiz. Aklımıza bir şey koyduk mu yasal mıdır değil midir düşünmeden yaparız, sonra çare ararız. Ya da kitabına uydururuz. Bilinen hikâyedir; Bektaşi’ye “Erenler! Abdestsiz namaz kılınır mı?” diye sormuşlar. Hiç düşünmeden “Kılın

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Bugün bazı yasa dışı uygulamalara değinmek istiyorum. Bunlar günü gelince çok can yakabilir.
 
Biliyorsunuz şu anda ülkemizdeki teröristler rahatça sokaklarda dolaşmakta, yol kontrolleri yapmakta, vergi adı altında sanal Kürdistan için haraç toplamakta ve gereğinde Kato Dağına çıkıp silahlı gösteriler yapmaktadır. Bu kişilerin tamamı yasalara göre suçludur. Bir çoğu ölümlü baskınlardan sorumlu iken en masumları ise en azından terör örgütüne üye olmak suçunu işlemiştir.
 
Bu niye böyledir? Çünkü güvenlik güçlerine “Bunlar yurt dışına çıkacaktır. Kendilerine müdahale etmeyiniz.” şeklinde sözlü bir talimat verilmiştir. Kısaca suçluların bir bölümü güvenlik güçlerinin himayesinde kaçırılırken bir bölümü de “Benim evim barkım burada. Neden yurt dışına çıkayım?” diyerek silahları ile birlikte evlerinde adeta talimat beklemektedir.
 
TDK’na ait sözlükte terör için şöyle bir tarif görüyoruz : “Yıldırma, cana kıyma, malı yakıp, yıkma, korkutma, tedhiş.”  Bu işlemleri organize bir şekilde yapan gruplara da terör örgütü diyoruz.
 
Tüm PKK’lılar bu tarifle uyuşuyor mu?  Kesinlikle evet. Peki şu anda içerideki hükümlü ya da tutuklu generaller, milletvekilleri,  akademisyenler, gazeteciler uyuşuyor mu?  Kesinlikle hayır. O zaman neden birinciler özgür de diğerleri tutsak? İşte bu hiçbir şeyle uyuşmuyor.
 
O zaman ister istemez düz mantık diyor ki Bu ülkede AKP ‘ye karşı olmak terör suçu işlemek sayılmaktadır. Buna karşın silahla karakolları,  beldeleri basıp masum kişileri öldürebilirsiniz günü gelince bu suçunuz yok sayılabilir.
 
Bakmayın siz ERDOĞAN’ın “Genel af yok.” dediğine. Bu çarpık durumu gidermenin tek yolu Genel Aftan geçer.  Kısaca içerdekiler, dışarıda olanların özgürlüklerinin yasal zemine oturtulması için birer rehinedir.
 
Biliyorsunuz biz ERDOĞAN ‘a göre 2010 referandumu ile İleri Demokrasiye geçtik. Dünyada bizden başka İleri Demokrat olduğunu söyleyen başka bir ülke yok.
 
O zaman nasıl oluyor da İleri Demokrat bir ülke olarak biz hala Demokratik Paketler açıyoruz ve açmaya devam edeceğiz de diğer demokrat ülkelerde yıllardır açılan bir şey yok. Bu da size garip gelmiyor mu? Demek ki biz İleri Demokrat değil Geri Kalmış Demokratız.
 
BDP’li Aysel TUĞLUK “Bu paket gerillaların ateş kesmesinin bedelini karşılamaz.” dedi. Demek ki paket bir bedel, bir borç ödüyor.  O zaman paket öncelikle PKK’lıları memnun etmek için hazırlanmış olmuyor mu? Anlaşılıyor ki bu taksit taksit ödeme PKK’lılar memnun oluncaya kadar devam edecek. Paket için söylenmedik söz kalmadı. Ama ben çok önemli gördüğüm bir noktaya değerli dostum  Sn. Rifat SERDAROĞLU’ndan  başka değinen bir yazara rastlamadım. O nedenle hatırlatmak istiyorum.
 
Bildiğiniz gibi ERDOĞAN  “Yasa değişikliği ile yürürlüğe girecek olanlar içinde Anadilde Eğitimi de saydı.
 
Bakın Anayasa’nın 42. Maddesinin son paragrafı ne diyor: “Türkçeden başka hiçbir dil eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.”
 
Demek ki bu iş yasa ile olmuyormuş. Anayasa değişikliği gerektiriyor. Kısaca paket Anayasa’ya aykırı. Olur mu? Bizde olur. Boşa mı Gariplikler Ülkesi diyorum.  
 
O zaman ERDOĞAN Bektaşi misali ”Ben Meclisten yasayı çıkarırım. Anayasa Mahkemesi beni ilgilendirmez.” diyebilir.
 
Ya da Kürt Sorununu  karşı tarafın istediği gibi toptan çözebilmek için Kürt Vatandaşlığını evlerinde  zor tuttuğu yandaşlarının oylarıyla  Anayasa’ya  ekletir. O zaman iş kolay. Kürtlerin kimliklerine, pasaportlarına TÜRK yerine KÜRT yazılır. Görüyorsunuz iş bu kadar basit (!). Peki sonra ne olacak diye mi soruyorsunuz?  Sonrası hep birlikte Ve leddalin amin deriz. Olur biter.
 
Günün Şiiri: Ziya Paşa’nın Terkib-i Bendinden
Erbab-ı kemali çekemez nakıs olanlar / Rencide olur dide-i huffaş Ziya’dan.”
Günümüz diline çevirirsek “Cahiller bilge kişileri çekemez/ Çünkü yarasanın gözleri ışıktan rahatsız olur.”
Not : Huffaş, Farsça karşılığı yarasa.
 
Ziya Paşa mısra sonundaki Ziya kelimesini hem ışık ve hem de kendi adı gibi kullanarak edebiyatta Tevriye Sanatından bir örnek vermekte ve aslında cahillerin kendisinden korktuklarını da ifade etmektedir.
 
Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com