'Gemicik'i unuttu Kızılderili oldu

'Gemicik'i unuttu Kızılderili oldu
Başbakan Erdoğan "Paranın yenilebilir bir şey olmadığını anlayacaksınız" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gelişmiş ülkelerin halklarının marketten bir paket makarna alırken o makarnanın oraya nasıl geldiğini artık sorgulamak zorunda olduğuna vurgu yaparken, “Bir parça elmasın, bir gram altının, bir litre petrolün, bir metreküp doğalgazın, bir torba kömürün nerelerden geçip geldiğine, ne tür trajedilere şahit olarak evlerimize ulaştığına artık kafa yormamız gerekiyor. Biz sadece gövde taşıyan, gövdesinin üzerinde kafa, o kafanın içinde beyin taşıyan fizyolojik varlıklar değiliz, biz kalp taşıyoruz, ruh taşıyoruz, vicdan taşıyoruz. Bütün ağaçlar kesildiğinde, bütün hayvanlar avlandığında, bütün sular kirlendiğinde, hava solunamaz hale geldiğinde işte o zaman paranın yenilebilir bir şey olmadığını anlayacaksınız” dedi. Erdoğan 18 yılda servetini 730 kat artırdığını unuttu.

Başbakan Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde, Birleşmiş Milletler (BM) Ormancılık Forumu 10. Toplantısı’na katıldı. Burada bir konuşma yapan Erdoğan, toplantının başında biraz soğuk aldığını belirterek, “Böyle önemli bir toplantıyı ihmal edemezdim. Onun için böyle de olsa bu toplantıya katılacağım dedim” dedi.

Sözkonusu toplantının İstanbul’da yapılıyor olmasında duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, “İstanbul’da yapılacak çalışmaların, İstanbul’dan dünyaya verilecek mesajların daha yaşanabilir bir dünyanın inşası bakımından son derece önemli olduğuna inanıyorum. Burada İstanbul’un çok geniş bir coğrafya için gerçekten büyük anlam ifade ettiğini, geniş bir coğrafyanın merkezinde olduğunu özellikle vurgulamak durumundayım. İstanbul bir Avrupa şehri olduğu kadar Asya ve Afrika’da çok iyi tanınan, bilinen, dünyanın hemen tüm kültü ve halklarından izler taşıyan bir şehir. İstanbul Türkçenin en güzel konuşulduğu şehir olmakla birlikte aynı anda Avrupa’yla, Ortadoğu’yla, Asya’nın içleriyle, Afrika’yla, Uzak Doğu, Amerika Kıtası ve Avustralya’yla gönül diliyle konuşabilen, iletişim kurabilen bir şehirdir” dedi.

-“VAR OLAN UÇURUMLAR DAHA DA DERİNLEŞİYOR”-

Son dönemde yapılan reformlarla İstanbul’u küresel bir finans merkezine dönüştürdüklerini vurgulayan Erdoğan, “Açıkçası İstanbul BM için önemli bir merkez olma kapasitesine sahip. Dünya barışı için, medeniyetlerin ittifakı için, hoşgörü için, adaletli bir küresel kalkınma için İstanbul’un Birleşmiş Milletlerin merkezilerinden biri olmasının son derece isabetli olacağını vurguluyor, bu arzumuzu burada yinelemek istiyorum. Dünya nüfusunun 7 milyara ulaştığı bir çağda yaşıyoruz. İnsanları doyurmak, iş ve ekmek sahibi yapmak için, sanayi bölgelerinin, tarım alanlarının, şehirlerin hızla büyüdüğüne şahit oluyoruz. Bu hızlı büyüme karşısında denizlerimiz kirleniyor, akarsularımız, göllerimiz kuruyor, ormanlarımız tehdit altına giriyor. Ekosistem maalesef hızla bozuluyor. Bundan daha da vahimi bölgeler arasında, ülkeler, halklar ve hatta tek tek fertler arasında imkanlar, fırsatlar ve şartlar bakımından çok derin uçurumlar oluşuyor. Var olan uçurumlar daha da derinleşiyor” diye konuştu.

-“BANA NE BAŞKASINDAN’ DEME LÜKSÜNE HİÇ KİMSE SAHİP DEĞİL”-

Dünyanın dikkatini Somali’ye çekmek için bu ülkeye bir ziyaret gerçekleştirdiklerini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bir avuç pirincin, bir matara suyun ulaşılması zor bir hayal olduğu manzara ile karşılaştık. Ziyaretimiz esnasında gözümüzün önünde yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybettiğine şahit olduk. Somali ziyaretimizin ardından nice ülkeye pek çok şehre ziyaretimiz oldu. Kuzey Yarım Küre’de Batı’da nice ülkelere gittik. Ormanların içine inşa edilmiş, temiz akarsulara sahip, her anlamda bolluk yaşayan ülke ve şehirler gördük. Somali’de her gece rüyasında bebeği için bir bardak süt gören annelerin tersine, Kuzey’de ve Batı’da alışveriş arabasını tıka basa dolduran bir araba yetmeyip arkasına ikincisi takan insanlara da şahit olduk. Yanı başında kuyulardan petrol fışkırırken sefalet çeken insanlar gördüğümüz kadar, 5 bin 6 bin motor hacimli araçlarında kendi küçük cennetlerinde yaşayan insanlarla karşılaştık. Küresel vicdana en fazla ihtiyaç duyduğumuz bir çağda yaşıyoruz. Sahip olduklarımızı sorgulamak, yoksulları hatırlamak, yoksullarla çok daha fazla empati kurmak zorunda olduğumuz bir sınavdan geçiyoruz. Dünya’da öyle bir kalkınma öyle bir büyüme stratejisi hakim ki bir ülkenin bir bölgenin refahı maalesef diğer ülkenin diğer bölgenin sefaletine dayanıyor. Hiç şüphesiz dünya tarihi böyle çelişkilerin sıkça yaşandığı bir tarih olmuştur. Hiç kuşkusuz birilerinin zaferi birilerinin yenilgisiyle mümkün olmuş, birilerinin refahı bir başka halkın yoksulluğuna dayanmıştır. Ancak iletişimin bu kadar yaygınlaştığı, dünyanın küresel köye dönüştüğü böyle bir çağda, insanlığın aynı ortak tehditlerle karşı karşıya kaldığı böyle bir zamanda ‘banane başkasından’ deme lüksüne hiç kimse sahip değildir.”

-“ORTADA YAŞANABİLİR BİR DÜNYA KALMAYACAK”-

Başbakan Erdoğan, gelişmiş ülkelerin halklarının marketten bir paket makarna alırken o makarnanın oraya nasıl geldiğini artık sorgulamak zorunda olduğuna vurgu yaparken, “Bir parça elmasın, bir gram altının, bir litre petrolün, bir metreküp doğalgazın, bir torba kömürün nerelerden geçip geldiğine, ne tür trajedilere şahit olarak evlerimize ulaştığına artık kafa yormamız gerekiyor. Biz sadece gövde taşıyan, gövdesinin üzerinde kafa, o kafanın içinde beyin taşıyan fizyolojik varlıklar değiliz, biz kalp taşıyoruz, ruh taşıyoruz, vicdan taşıyoruz. Bizi hayvan ve bitkilerden ayıran en önemli farkımız düşene bildiğimiz kadar vicdan sahibi olmamızdır.

Eğer üzerimize giydiğimiz elbise Bangladeş’te 5 yaşındaki bir çocuğun umutlarıyla dokunduysa, eğer arabamıza koyduğumuz benzin Libya’da bir masumun kanıyla karıştıysa, eğer çocuklarımıza verdiğimiz çikolata Afrika’nın nehirlerine zehir kattıysa, eğer üzerimize giydiğimiz palto bir hayvan türünün yok olmasına sebep olduysa, evimizdeki mobilya yağmur ormanlarını yağmaladıysa bu döngüden, böyle bir küreselleşmeden, böyle bir ticaretten rahatsız olmak, bunu derinlemesine sorgulamak ve buna çareler üretmek zorundayız. Bu derin çelişkiyi eko sistemin bozulmasında çok daha çarpıcı bir şekilde görüyoruz. Birileri kalkınırken bir yerlerde nehirler kuruyor. Birileri sanayileşirken bir yerlerde denizler kirleniyor. Birileri bir yerlerde refah ve huzur içinde yaşarken başka yerlerde ormanlar yok ediliyor. İnsanlar güzel kokular sürünme yarışına girerken atmosfer deliniyor, insanlar hırsla hız yapma peşinde koşarken buzullar eriyor. Şunu hepimiz görmek ve anlamak zorundayız; büyüme ve kalkınma dediğimiz süreç böyle devam ederse ortada yaşanabilir bir dünya kalmayacaktır” ifadesini kullandı.

-“PARANIN YENİLEBİLİR BİR ŞEY OLMADIĞINI ANLAYACAKSINIZ”-

“Bütün ağaçlar kesildiğinde, bütün hayvanlar avlandığında, bütün sular kirlendiğinde, hava solunamaz hale geldiğinde işte o zaman paranın yenilebilir bir şey olmadığını anlayacaksınız” şeklindeki Kızılderili sözüne dikkat çeken Erdoğan, adım adım bunlardan kaçınılacak tedbirleri mutlak geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.

OYSA ERDOĞAN 18 YILDA SERVETİNİ 730 KAT ARTIRDI

1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı'na başlarken 5 bin 110 TL serveti bulunan Başbakan Tayyip Erdoğan'ın aradan geçen 18 yılda servetini 730 kat arttırdığı ortaya çıktı.

Başbakanlık sitesinde mal varlığı güncellenen Tayyip Erdoğan'ın 16 Haziran 2011 tarihi itibariyle banka hesaplarında 3 milyon 390 bin 384 TL'si bulunuyor. Ayrıca bankalarda 25 bin Euro ve 119 bin 867 doları bulunuyor. Buna göre Tayyip Erdoğan'ın bankada toplam 3 milyon 663 bin 84 TL'si yer alıyor. 500 bin TL alacağı bulunan Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Güneysu-Dumankaya Köyü'nde ise 2 bin metrekare arsası bulunuyor.

Taşınmaz mal varlığı ve alacakları hariç...

Taşınmaz mal varlığı ve 500 bin TL'lik alacağını dışarıda tuttuğumuzda Başbakan Tayyip Erdoğan, 1994 yılından bugüne geçen 18 yılda servetini 5 bin 110 TL'den 3 milyon 663 bin 84 TL'ye çıkararak 730 kat artırıyor.

İsviçre'deki 800 milyon dolar dahil değil

Wikileaks belgelerinde belirtildiğine göre Başbakan Tayyip Erdoğan'ın İsviçre'de 8 ayrı hesabı bulunuyor. Yakın zamanda bu iddiayı Ergenekon tertibiyle tutuklanan ve Silivri'de hayatını kaybeden Üst düzey MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu doğrulamıştı. Kozinoğlu, ölmeden önce Aydınlık Gazetesi'ne yaptığı açıklamada, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın İsviçre bankalarında 8 ayrı hesapta yaklaşık 800 milyon dolar parası olduğunu ifade etmişti.

Çocuklara gemicik ve villa almıştı

Başbakan Tayyip Erdoğan, kendisine ait servetini 730 kat artırırken bu 18 yıl içinde çocuklarına ve eşi Emine Erdoğan'a aldıkları meçhul. Basına yansıdığı kadarıyla ise, Erdoğan'ın çocuklarına 1 trilyona villa, 2.5 milyon dolara da gemicik aldığı biliniyor. Küçük oğlu Bilal Erdoğan ayrıca eşi Reyyan Erdoğan ile birlikte 261 bin 500 dolara ABD'de de bir ev sahibi olduğunu da belirtelim...

Erdoğan'ın çocukları genç yaşta hızla ticarete atıldı. Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan'ın Doruk Izgara Gıda Ticaret Limited Şirketi'ne ortak olduğu ve toplam yüzde 70 hisseye sahip oldukları biliniyor. Diğer oğlu Burak Erdoğan da MB Denizcilik şirketine ortak. Ayrıca Emine Erdoğan'ın Medical Park'ta gizli ortak olduğu da biliniyor.

Çocuklarının bu hızlı yükselişinde Erdoğan'ın katkısının büyük olduğu söyleniyor.

Dünyanın en zengin liderleri arasında

Forbes Dergisi en zengin liderler sıralamasında Erdoğan'ı en zengin 8 lider olarak göstermişti. Erdoğan, İngiltere kraliçesi, Monako Prensi, Norveç kralı gibi köklü aileleri serveti ile geride bırakmıştı. (BCK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com