GEZGIN: 500 Yıllık Şehir – Agra -1

GEZGIN: 500 Yıllık Şehir – Agra -1
Gecenin derin karanlığında hızla yol alıyoruz ve yolumuz oldukça uzun…

SANSURSUZHABER.COM Varanasi’de buruk bir şekilde bıraktığımız duygular ile Agra’ya doğru hareket ediyoruz.
 
Bu Hindistan trenlerini anlamak mümkün değil her bindiğimiz tren ayrı bir eğlence ve adeta yaşayan bir şehir gibi.Yerini arı yan insanlar,yığınla bavullarını yerleştirenler,sürekli bir şeyler yiyenler,satıcılar ve değişik karakterler ile ortamın tam bir cümbüş olduğunu ifade edebilirim ,bu durumda Hindistan da ben ne yapacağım diye düşünenlere önemle ithaf olunur.
 
Yerlerimizi aldıktan ve kondüktörün yavaş ama ciddi analizinden geçtikten sonra bizi merak eden ve konuşmaya çalışan Hintliler ile tanışıp uzun sohbetlere giriyoruz ve bu sohbetlerde bol bol yerel yapılmış yiyecekleri de deneme şansı bulup farklı insanlar ve kültürler ile de çok yakından kaynaşma fırsatını elde etmiş oluyoruz.Konuşmalar uzadıkça yatma vaktimizin geldigini hissediyoruz.

Gecenin derin karanlığında hızla yol alıyoruz ve yolumuz oldukça uzun, trenimiz kuşetli Varanasi’nin bize yüklediği yorgunluğu atmak için bir an önce uyumak derdindeyiz ancak saat onbir olmasına rağmen çevremizde sürekli konuşan ve gevezelik yapan Hintliler var ,bir süre sabr ediyoruz ancak bu arkadaşların sabırdan ve saygıdan yana çok bir şey anlamadıkları açık ve sabrımız tavan yaptığı bir anda kendilerini uyarıyoruz ,ufak bir söz dalaşmasından sonra arkadaşlar seslerini kesiyorlar bizde yorgunluğun vermiş olduğu ağırlık ile yataklarımızda yerimizi alıyoruz.
 
Bir süre sonra bu trenlerde uyumanın o kadarda kolay olmadıgını birkez daha farkediyoruz ,trenin durduğu her duraktan aldığı yolcular bir hayvan sürüsü gibi içeriye dalıp büyük bir gürültü kopartıyorlar buda yetmiyormuş gibi bir hışımla yatakların olduğu perdeleri açarak numaralarını arıyorlar o anda yarı uykulu bizler karşımızda hortlak görmüşe dönüyoruz.Buda yetmiyormuş gibi satıcılar ve trenlerin kadim dostları farelerin yaptığı katkı ile sabahı buluyoruz , anlayacağınız yolculuk bizim için oldukça eğlenceli geçiyor.

Gün ağarmak üzere gece eğlencesine kaldığımız yerden devam etmek amacı ile bir beşik gibi hareket eden trenin penceresinden etrafı izliyoruz klasik Hindistan görüntüleri olan mandalar, tezekler, dumanlar ve hacetlerini gideren bilumum insan manzaraları ile Agra Fort tren istasyonunu buluyoruz.Sabahın çok erken saatleri olmasına rağmen istasyon oldukça kalabalık.
 
Daha önceki planlamalarımızdan Agra için bir günün yeterli olacagını düşünmüşüz bu sebebden dolayı akşam saatlerinde Jaipur’a geçmeyi planlıyoruz.Zamanımız kısıtlı hemen istasyondaki emanetçiyi bulup eşyalarımızı teslim ediyoruz ve kahvaltı etmek için istasyondaki restaurant'ın birine oturuyoruz.Bu arada küçük bir bilgi verelim Hint demiryollarının yiyecek ve içeceklerini uygun fiyatlara gönül rahatlılığı ile güvenle tüketebilirsiniz,demiryollarının kendi yiyecek ve içecekleri buradaki standartların epey bir üstünde diyebilirim.
 
Kahvaltımızı bitirdikten ve Taj Mahal’i haritamızda netleştirdikten sonra bir rikşaya atlayıp yola koyuluyoruz hedefimiz dünyanın yedi harikasından birisi olarak kabul edilen Taj Mahal’e ulaşmak.Yol boyunca Varanasideki benzer bir kaosun arasından şimşek hızı ile ilerliyoruz görüyoruz ki bu şehirde de rikşalar,iki tekerlikli at arabaları trafiği darmadagan ediyor, cadde ve sokakların değişmez oyuncuları olan domuzlar,inekler ve Hint fakirleri sahnedeki yerlerini almış olabildigince hayatı yavaşlatmaya çalışıyorlar zaten burada kimseninde bir acelesi yok gibi duruyor :).

Taj Mahal’e yaklaşıyoruz bu kompleks’in birden fazla kapısı bulunmakta ve motorlu araçların belli bir mesafeden sonra yaklaşmaları yasak bu amaçla Taj’ın çevresi motorsuz araçlar ile dolu.Rikşadan iniyoruz ve buranın ünlü çarşılarından olan Taj Ghanj ‘da ilerleyip güney kapısına ulaşıyoruz bu kapı diğer kapılara göre daha sakin.Kapıda güvenlik var ,Xray’den geçmeniz gerekmekte ayrıca içeriye sırt çantası,çiklet,çakmak,kesici alet gibi bilumum şeyleri sokmak yasak, bu amaçla içeride eşyalarınızı koyabileceğiniz kasalar yapılmış ,bizlerde sırt çantalarımızı kasaya yerleştirdikten ve bilet için 750 RP bayıldıktan sonra güvenliğe ilerliyoruz bay ve bayanlar ayrı inceleniyor ancak süreç hızlı ,çok fazla beklemeden içeriye giriş yapıyoruz.
 
Sonunda birçok kişinin hayalini süsleyen ve dünyanın yedi harikasından birisi olarak kabul edilen Taj Mahal karşımızda ,gerçekten insanın nefesi kesilmekte, inanılmaz bir mimari ve görsel şölen karşısında nutkumuz bir süreliğine tutuluyor.
 
Taj’ın hüzünlü bir hikayesi var, bildiğiniz üzere Taj Mahal Moğol imparatoru Şah Cihan’ın karısı Ercüment Banu Begüm’ün (Mümtaz Mahal) anısına yaptırmış olduğu bir anıt-mezar. 1629'da Mümtaz Mahal on dördüncü çocuğunu doğurur iken rahatsızlanıp hayatını kayıp ediyor ve ona tutku ile bağlı eşi Şah Cihan bu ani ölümü hazmedemeyip iki yıl süreyle yas tutuyor. Bu yasın arkasından büyük bir aşk ile  bağlı olduğu eşininin adını ölümsüzleştirmek için ona ithafen bir anıt mezar yaptırmaya karar veren Şah Cihan 1632’de mezarın inşaasını başlatıyor. 20 bin işçinin 2.5 ton ağırlığındaki mermerleri filler ile taşıdığı inşaat 21 yıl sürede 1653'de tamamlanıyor. Bunun hemen arkasından nehrin karşısına Şah Cihan kendisi için benzer bir anıt mezar daha yaptırmaya düşünüyor ve yapının mermerlerinin tamamen siyah olmasını istiyor ancak bu arzusunu gerçekleştiremeden oğlu Alem gir tarafından Agra Fort'a hapis ediliyor. Bu hüzünlü ve derin aşk hikayesine şimdilik kısa bir ara verip bir sonraki seyahatnamede buluşmak üzere hepinize sağlık ve esenlikler diliyorum.
 
Yaşar Özkul

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com