GEZGİN: 500 Yıllık Şehir – Agra -3

GEZGİN: 500 Yıllık Şehir – Agra -3
Geçmişte saray, savunma kalesi, cephanelik gibi birçok amaca hizmet eden ve tarihe yüzyıllardır tanıklık eden bu yorgun ancak dinç kale ilk başlangıçta üzerinizde önemli bir etki bırakmakta.

Dünyanın yedi harikasından biri olarak sayılan Taj Mahal'deki gezimizi Moğol bahçeleri ile sonlandırdıktan bu göz alıcı güzelliği içimizdeki buruk duygular ile geride bırakıp Taj Mahal'den dışarı çıkıyoruz.
 
Çıktığımız alan tekrar'dan alış verişin kalbi Taj Ghanj oluyor ,burada bir süre ufak tefek hediyelik eşya için dolandıktan sonra, yemek yeme amacı ile elimizdeki rehber kitabın önerilerinden olan bir yere oturuyoruz .Burada Dhal ve tandır karışımı ile yemeğimizi tamamladıktan sonra UNESCO dünya kültürü mirası listesinde başları çeken Agra Forta'a gitmek için bir rikşaya atlıyoruz.


 
Delhi'deki Red Fort'a çok benzeyen ve kırmızı kumtaşından yapılan Agra Fort'un yüzyıllara dayanan bir geçmişi var ancak bu geçmişi burada anlatacak ne yerimiz nede zamanımız olmadığı için Moğol İmparatoru Ekber döneminden araya giriş yapmak istiyorum.
 
Ekber Şah 1542 -1605 yılları arasında yaşamış olan Cengiz Han'ın soyundan gelen bir Moğol imparatoru.14 yaşında iken tahta çıkan Ekber Şah kendi döneminde Agra'nın merkezi önemini fark etmiş ve imparatorluğun başkentini buraya kurmak istemiştir.
 
Öncelikle Fatehpur Sikri'yi inşaa ettiren Ekber Şah buradaki yetersiz su kaynakları yüzünden 30 km ilerideki Agra'ya gelmiştir.Ekber'in Agra'daki ilk önemli faaliyetlerinden biriside kendine ve imparatorluğuna yakışacak Agra Fort'un inşa ettirmesi olmuştur.Ekber Agra Fortun ilk şeklini 4000 işçinin sekiz yıllık emeği ile 1578'de tamamlayabilmiştir.
 
Kale günümüzdeki haline ise Ekber'in oğlu olan Şah Cihan ile ulaşmıştır.Şah Cihan babasının aksine kırmızı kum taşı yerine içerideki yapılar için beyaz mermer kullanmış ve ilk dönemlerde inşaa edilen birçok yeri yıktırmıştır.Kaderin ilginç bir cilvesi olarak da Şah Cihan hayatının son demlerini buradaki sekizgen kule de yaşamıştır.
 


Bu kısa tarihçeden sonra kaleye girmek için kapının önündeyiz.Elimizde kombine bilet var eğer Taj Mahal'e giriş yaptıysanız ve aynı gün içinde gelmek şartı ile girişte 50 Rp indirim alabiliyorsunuz.Eğer önce Taj Mahal'e girmediyseniz veya sadece buraya girmek istiyor iseniz ekstra dan 50 Rp daha ödemek ve Hindistan ekonomisine katkı yapmak zorundasınız.
 
Taj Mahal'de de olduğu gibi burada sırt çantalarınızı ve elinizdekileri bırakabileceğiniz bagaj dolapları bulunmakta ,bagajlarınızı bıraktıktan sonra size bir bilet verilmekte eğer bu bileti kayıp ederseniz 500 Rp'de ceza ödemek durumunda kalabilirsiniz bu sebepten dolayı biletinizi kayıp etmemenizi önemle tavsiye ederim.Bu kısa bilgilerden sonra kale'ye girmek için küçük bir rampa üzerinden çıkış yapıyoruz ve etrafı yakından seyir ederek içeriye giriyoruz.Geçmişte saray,savunma kalesi ,cephanelik gibi birçok amaca hizmet eden ve tarihe yüzyıllardır tanıklık eden bu yorgun ancak dinç kale ilk başlangıçta üzerinizde önemli bir etki bırakmakta.Yüksek ve simetrik duvarlar,içerideki görkemli mimari ve ihtişam buraya girmenizi değerli kılan önemli etmenler arasında bulunmaktadır.
 
Şah Cihan döneminde bir saraya ve yaşam alanına çevrilen kalede birçok bölüm ve alan bulunmakta biz burada daha çok önemli gördüklerimizden bahsediyor olacağız.
 
Kale'nin hemen girişinde mermer'den yapılmış Diwan-ı Has denilen büyük bir alan bulunmakta bu alan imparatorun kendisi için önemli ziyaretçilere kabul ettiği alan olarak kullanılmış.Bu alanda devlet adamları ,elçiler ve özel misafirler İmparator tarafından kabul edilirmiş.
 
Görkemli mimarisi ve işlemeleri ile kendine hayran bıraktıran Diwan-ı Has'ın en büyük özelliği geçmişte burada bulunan tavus kuşu desenli taht'mış ,ancak taht Şah Cihan'ın oğlu Alemgir şah tarafından Delhi'ye götürülmüş.Diwan-ı Am'ın mermerden yapılmış mimarisinin büyüsüne bir süre kapıldıktan sonra bir sonraki ziyaret noktamız olan Diwan-ı Am'a geçiyoruz.
 
Şah Cihan tarafından yaptırılan bu alan İmparator tarafından halkı genel olarak kabul edip arzularını dinlediği yermiş.Bu alan dada yoğun olarak mermer ve ağaç işlemeciliğini görmek mümkün.Özellikle İmparatorun halkı karşıladığı ve selamladığı balkon görülmeye değer.
 
Yüzyıllar öncesinde insanların mimariye ve ihtişama verdiği önem aklı zorlayacak boyutta ,yığınla insan bu eserleri inşaa etmek için bir ömrü feda edip yitip gitmişler, zamanının ruhunu ve temposunu anlamak bazen kişisel olarak beni yoran bir süreç.Diwan-ı Am'dan sonra Agra Fort'da bizim için diğer önemli bir nokta Khas Mahal oluyor.
 


Burası Ekber Şah tarafından oğlu Sah Cihan için yaptırılmış ve Sah Cihan'ın özel yaşam alanıymış.Burada en ilgimizi çeken yer harem odası olarak kullanılan duvarları aynalar ile kaplı salon oluyor.Her yerin küçük küçük aynalar ile kaplandığı bu oda inanılmaz bir güzellige sahip bu odayı hayranlıkla ve amiyane tabir ile ağzımız açık izliyoruz.Bu odadan ayrılmak her ne kadar bize zorda gelse ayrılmak zorunda oldugumuzu bilip bir sonraki noktamız olan Mina Mesjidi ne geçiyoruz ,bu Mesjid'de mermer işçiliğinin yoğun olarak kullanıldığı bir yer olarak karşımıza çıkıyor içeriden çok küçük görünmesine rağmen mimarisi ile oldukça etkileyici bir yer olduğunu ifade edebilirim.
 
Agra Fort'un ibadet ve mimari açısından enteresan bir tarihi var ,üç tane eşi olan ve her bir eşinin farklı inanca sahip olduğu Ekber Şah her eşi için ibadet alanları yaptırmış ve kale'nin mimarisine de bu inanç zenginliği yansıtmıştır ,kale'nin duvarlarının bazı yerlerinde haç görmenizin bir nedeni de bu olduğunu da ifade etmek istiyorum.
 
Mesjid'den sonraki  son durağımız hüzünlü sekizgen kule oluyor.Bu kule Şah Cihan tarafından Mümtaz mahal için yaptırılmış ancak taht kavgalarının sonucunda oğlu Alemgir tarafından tutuklanan Şah Cihan buraya hapis edilmiş.Ölümü olan 1666 yılına kadar yedi yıl boyunca bu kuleden Taj Mahal'i seyreden Şah Cihan ömrünün son demlerinde ölüm döşeğinde sadece başını çevirerek sonsuz aşkı Mümtaz Mahal'i seyretmeye devam etmiş.


 
Bu kule'yi görmek için etrafını geziyoruz sekizgen kule'nin çevresi kapatılmış durumda belli bir alana kadar yaklaşıp görebiliyorsunuz ancak gördüğünüz alan hem Taj Mahal'i görmek hem Yamuna nehrini seyretmek için eşsiz bir yer özellikle sabah ve akşam saatleri fotoğraf açısından uygun zamanlar.Sekizken kule'de bir süre daha geçirdikten sonra Agra Fort'daki gezimizi tamamlıyoruz ,hedefimiz Fatehpur Sikri ancak zamanı iyi kullanamadığımız için ve akşam erken saat'e Jaipur'a trenimiz olduğundan dolayı görmeyi çok istediğimiz Fatehpur Sikri'ye gitmekten vazgeçiyoruz ve bir dahaki sefer buluşmak ümidi ile Jaipur'a doğru yavaş yavaş hareket ediyoruz.
 
Yaşar Özkul
https://www.facebook.com/yolbizigozler
https://twitter.com/yozkul43

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com