Gezi tutuklusu kadın isyan etti "çıplak arandım"

Gezi tutuklusu kadın isyan etti "çıplak arandım"
CHP Cezaevi İnceleme ve İzleme Komisyonu'nun Şakran Kadın Cezaevi ziyaretine ilişkin notlarında “taciz boyutuna varan elle ve çıplak arama”ların devam ettiğine dikkat çekildi.

Askeri Casusluk Davası ve Gezi Parkı protestoları nedeniyle tutuklananlarla görüşüldüğünün belirtildiği raporda, tırnak makasının bile suç unsuru haline geldiği bilgisine yer verildi. Raporda, Gezi Parkı protestolarının ardından cezaevi koşullarının daha da ağırlaştırıldı şikayetlerinin yapıldığı belirtildi. Askeri Casusluk Davası tutuklu bunun eskort kızların suçlanan askerleri tanımadıklarını dile getirdiklerinin ifade edildiği raporda, sanıkların seslerini duyurabilmek adına Diyanet İşleri Başkanlığı’na mektup kaleme aldıkları belirtildi.
 
Gezi Parkı protestoları sonrasında gözaltına alınan E.K.’nın elle aramaya maruz kaldığı belirtilen raporda şu ifadelere yer verildi: “E.K. : Hayatımda onurum hiç bu kadar kırılmamıştı. Bu kadar onurumun kırılacağı ve benliğimin zedeleneceği bir muamele görmeyi düşünmüyordum. O kadar kalabalıklardı ki, bir darp herhangi bir iz gibi bir şey yok ama 30 tane el vardı üzerimde. Çıplak arandım ve bu çok ağırıma gitti.”
 
CHP Cezaevi İnceleme ve İzleme Komisyonu'nun Şakran Kadın Cezaevi ziyaretine ilişkin notlarında “taciz boyutuna varan elle ve çıplak arama”ların devam ettiğine dikkat çekildi. Askeri Casusluk Davası ve Gezi Parkı protestoları nedeniyle tutuklananlarla görüşüldüğünün belirtildiği raporda, tırnak makasının bile suç unsuru haline geldiği bilgisine yer verildi. Raporda, Gezi Parkı protestolarının ardından cezaevi koşullarının daha da ağırlaştırıldı şikayetlerinin yapıldığı belirtildi. Askeri Casusluk Davası tutuklu bunun eskort kızların suçlanan askerleri tanımadıklarını dile getirdiklerinin ifade edildiği raporda, sanıkların seslerini duyurabilmek adına Diyanet İşleri Başkanlığı’na mektup kaleme aldıkları belirtildi.
 
CHP, Cezaevi İnceleme ve İzleme Komisyonu'nun Şakran Kadın Cezaevi ziyaretine ilişkin notları açıkladı. Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Manisa Milletvekili Özgür Özel, Muğla Milletvekili Nurettin Demir'den oluşan CHP Cezaevleri İnceleme ve İzleme Komisyonu Üyeleri Aliağa-Şakran Kadın Cezaevindeki bazı kadın tutuklularla görüşmeler yaptı. Görüşmeler sonrasında hazırlanan raporda, 15 Ağustos 2013 tarihinde Şakran Kadın Cezaevinde tutuklu bulunan MKP davasından, Y. A., E. Y., M. S. ve F. A. ile Askeri Casusluk Davasından tutuklu olan S. K., M.H. ve S.E., Gezi Parkı eylemlerinden tutuklu E. A., G. T. ve E. K. ile görüşme yapıldığı, bir saat sonra da E. A.’nın tahliye olduğu belirtildi.
 
ÇIPLAK ARAMA DEVAM EDİYOR
 
Şakran'a yapılan ziyaretlerden sonra Cezaevi Yönetiminde bazı olumlu değişikliğin olduğunun, yönetimin komisyon ile iletişime açık olduğunun ancak çıplak arama sorununun devam ettiğinin belirtildiği raporda, cezaevi personelinin kişisel tavırlarının tutuklu ve hükümlülerinin üzerinde birkaç kötü örnek dışında olumlu olduğu, ancak özelikle son dönem Gezi Parkı protestoları sonrasında yapılan tutuklamaların tutuklu ve hükümlüler aleyhine cezaevi koşullarını ağırlaştığı saptamasına yer verildi. Özellikle genç kadın tutukların çıplak aramadan rahatsız olduğu, elle arama ve çıplak aramaya itiraz ettiklerinde disiplin cezası ile karşılaştıkları iddiasına yer verilen raporda, "Görüştüğümüz tutukluların pek çoğu gözaltı süreçlerinde kötü muameleye maruz kaldıklarını söylemişlerdir” denildi.
 
MKP DAVASI
 
Görüşmede MKP davasının sanıkları milletvekillerine soruşturmada kullanılan ilginç “deliller”i anlattı. MKP Davasında çok sayıda tutarsızlık bulunduğunun savunulduğu raporda, tutuklular hakkında hazırlanan iddianamede tutuklulara, “1 Mayıs'a ve 8 Mart basın açıklamasına katılmak, 8 Mart basın açıklaması provası yapmak, İbrahim Kaypakkaya, Deniz Gezmiş anmasına katılmak, herkesin takip etiği konserlere gitmek ve tiyatro oyunu sergilemek” gibi suçlamaların yer aldığı ifade edildi. CHP heyetinin görüştüğü 4 tutukludan 3’ünün öğrenci olduğu bilgisine yer verilen raporda, tutuklu Y. A.’nın Çocuk Gelişimi Bölümünü bitirdiği halde tutukluluk halinden dolayı stajını yapamadığı için diplomasını alamadığı kaydedildi. Bu davada yargılananların tamamına yakının Demokratik Haklar Derneği'nin üyesi olduğu ifade edilen raporda, şu değerlendirmelere yer verildi:
 
“MKP davasında örgütün lideri olarak nitelendirilen kişiler diğer şehirlerde tutuksuz yargılanırken, sadece Demokratik Haklar Derneği'ne gittiği için MKP ile ilişkilendirilen ve şu an hala Şakran Kadın Cezaevinde bulunan 4 kadın hala tutukludur. Görüştüğümüz tutukluların en önemli itirazları da;'örgütün lideri tutuksuz yargılanırken, biz niye hala tutukluyuz.'şeklindedir. Görüştüğümüz tutuklular, 'Derneğe girip, çıkarkenki fotoğraflarımızı çekmişler. Dernek üyelerinden 30 kişi ile pikniğe gittik. Onun fotoğrafını çekmişler. Yine Dernek üyelerinden 20 kişi ile plaja gittik denize girdik, mayolu fotoğraflarımızı delil olarak önümüze koydular. Yasa dışı silahlı terör örgütü üyelerini toplayıp plaja mı gider?' şeklinde bu davadaki tutarsızlığı anlatmaktadırlar.”
 
"SAVCIYI GÖRMEK İÇİN 45 GÜNDE 45 DİLEKÇE YAZDIM"
 
Komisyon üyelerinin görüştüğü tutukluların Cezaevi Savcısı ile görüşmek istediklerini ancak kendisi ile hiçbir şekilde görüşemediklerini söylediğinin aktarıldığı raporda, tutuklu Y. A.’nın Savcıyı görmek için 45 günde 45 dilekçe yazdığı ancak savcıyı hala göremediğinin belirtildi. Raporda, E. Y.’nin ise Savcı ile görüşmek için yaptığı başvurudan 5 ay sonra görüşebildiğini, gelen kişinin ise Savcı izindeyken kendisine vekalet eden savcı olduğu için hiçbir sorunu çözmeden gittiğini anlattığı aktarıldı.
 
"GEZİ'DEN SONRA TIRNAK MAKASI BİLE DENETİME TABİ"
 
Komisyon üyelerine tutukluların Gezi Parkı protestolarından sonra cezaevi koşullarının daha da zorlaştığına ilişkin bilgi verdiğinin ifade edildiği raporda, tutukluların şikayetleri şöyle aktarıldı:
“4 kişinin kaldığı bir koğuşta 4 tırnak makası bulan yönetimin, ‘bu 4 tırnak makasına ne gerek var, ne yapacaksınız bunlarla’ söyleminin Gezi'den sonraki denetimlerin ağırlaştığına dair önemli bir gösterge olduğunu ifade etmişlerdir. Burada çok ciddi şikayetlerden birisi, baskın şeklinde habersiz aramalar yapılması ve bu aramalarda görevlilerin taktığı ameliyat eldivenlerinin hiçbir şekilde hijyen koşullarına uymadan kullanılmasıdır. Yapılan aramalarda kullanılan ve tek kullanımlık, değiştirilmek amacı ile tasarlanan şeffaf ameliyat eldivenleri, bir önceki koğuşta yapılan tuvalet, kirli çamaşır aramasının ardından bir diğer koğuşta değiştirilmeden tabakların, ekmeklerin aranmasında kullanılmasının en önemli şikayet konularından birisi olduğu söylenmiştir. Cezaevine konuyla ilgili yapılan itirazda ise, 20 kişilik arama için, 'bütün personele eldiveni kendi paranızla alırsanız, sorun çözülür' denildiği tarafımıza iletilmiştir.”
 
‘YA YAKACAĞIM BİR GÜN ŞU BELEDİYE OTOBÜSÜNÜ’
 
M.S.’nin iddianamede yer alan suçlarından birisinin de basın metni provası almak olduğu bilgisine yer verilen raporda, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesi hazırlık amacıyla prova yapmak isteyen ve kendi kendine boş bir odada basın açıklaması okuyan M.S.’nin bu hareketi suç unsuru olarak gösterilmiştir. M. S. oturduğu yerden derneğe uzun sürede gelebildiğini ve iki saatte bir otobüs geldiği için sürekli otobüs şoförleri ile tartıştığını söylemiş ve bir gün otobüsü kaçırdığı için 2 saat gecikmesinden dolayı dernekten içeri girdiğinde söylediği ‘Ya yakacağım bir gün şu belediye otobüsünü’ ifadesinin iddianamede suç olarak kabul edildiğini anlatmıştır. İddianamede, “Dernekteki arkadaşlarına ileride bir gün şehir otobüsü yakmayı planladığını söylemiştir” ifadesinin geçtiği tarafımıza belirtilmiştir” denildi.
 
“RULO ŞEKLİNDE ÖRGÜTSEL DOKÜMAN”
 
8 Mart Dünya Kadınlar gününde ortaya konulan bir skeçte köydeki ve kentteki kadınların yaşadığı güçlüklerin iddianameye “illegal tiyatro” olarak geçtiğinin ifade edildiği raporda, tutuklu F.A.’ya yönelik suçlamalar şöyle anlatıldı:
 
Tutuklanmadan önce Kızlarağası hanında 25 TL’lik günlük yevmiye ile çalışıyordum. 1 TL ücreti olan çay ve tuvalet parası ödememek için hanın yanında olan Demokratik Haklar Derneği'nin tuvaletine gidip geliyorum. İddianamede derneğe bazı girişlerde 'elinde rulo şeklinde örgütsel doküman' olduğu söylenmiş. Elimdeki tuvalet kağıdıdır.”
 
ASKERİ CASUSLUK DAVASI
 
Raporda, heyetin Askeri Casusluk Davası tutuklu bunun 16 eskort kızdan ikisi, M.H ve S.E ile de görüşüldüğü bilgisine yer verildi. Görüşülen tutuklulardan ikisinin de anne olduğu ve çocuklarının yaptıkları işten haberlerinin olmadığını, bu işi çaresizlikten yaptıklarını belirttiklerinin ifade edildiği raporda, davanın, tutukluların ve çocuklarının hayatlarını mahvettiğini söyledikleri anlatıldı. Tutukluların dava ile özel hayatlarının deşifre edildiğinden şikayet ettiklerinin altı çizilen raporda, tutukluların şu ifadelerine yer verildi:
 
“M.H.: Galatasaray Lisesi mezunu. Davada adı geçen askerlerden bir tanesinin bile 1 kilometre yakınından geçtiğimi gösterirler, bir telefon görüşmesi, fiziki takip tutanağı, video kaydı ya da aynı anda aynı yerde olduğumuza dair bir ispat varsa ben kabul edeceğim ama yok böyle bir şey. Çok belli ki komutanları yakmak için yapmışlar. Kendimden çok onlara acıyorum."
 
TUTUKLUDAN DİYANET İŞLERİ BAŞKANINA MEKTUP
 
"S.E.: Üniversitede okuyan bir çocuğum var. Çaresizlikten yaptım. Listede benimle ilişkili olduğu söylenen bir askeri personel ile bir araya gelmiş değilim. Evet, bu işte erkeklerle birlikte oldum ama o adamlar bu adamlar değil. Bunlar bir yerlerden eskort listesi almışlar. Böyle bir kumpası kurmak için biz de o listenin içinde buradayız. Hadi, bunları terfi ettirmemek için yaptırıyorsunuz ama bizi neden hala burada tutuyorlar, anlamıyorum.”
 
S. K.: Askeri Casusluk Davasının iddianamesinde, sözde casusluk, fuhuş ve şantaj çetesinin idari kadrosunda koordinatör olarak gösteriliyorum. Babam en başarılı kaymakamdı. Türkiye'nin en büyük ilçelerinden birine Akhisar'a görevlendirilmişti. Babamı 28 Şubatçılar gerici diye fişlemişti. Şimdi ise birileri babamın geleceği ile benim üzerimden oynamaya çalışıyor. Bu dava başladığında Akhisar Kaymakamı idi. Ya daha büyük bir ilçeye Kaymakam ya da artık bir ile Vali olması beklenirken bu olayı bahane ederek babamı Vali Yardımcısı atadılar. Yani bu iş asıl babamın hayatına mal oldu. Ona üzülüyorum. Bunu yapanlarda inanın vicdan yok. Devleti ele geçirmek için çok ahlaksız bir yöntem kullanıyorlar. Bunu yapanlar, bu kişiler, çok dindar kişiler olduğu için, Diyanet İşleri Başkanlığına bir mektup yazıp, cevabı onlardan almayı umuyorum. Güya biz ahlaksızız ama bunlar ahlaklı. Çok profesyonel örgüt, üzüm salkımı şeklinde örgütlenmiş, birbirlerini hiç tanımıyorlar! Ama hard diskler aynı marka, aynı model! Yok böyle bir şey! Kim ahlaklı, kim ahlaksız, bu durumu bir netleştirmek lazım. Benim babam namaz kılıyor diye 28 Şubat'ta fişlenmişti. Şimdi çok dindar birileri bizi casus diye fişliyor.”
 
DELİLLER GEZİ'DEN DEĞİL, ÖNCEKİ EYLEMLERDEN
 
İzmir'deki Gezi Parkı protestolarından sonra tutuklamaları ile Ankara tutuklamaları özü itibariyle oldukça benzediğinin savunulduğu raporda, “İzmir'de tıpkı Ankara'da olduğu gibi ‘birileri gözaltına alınacaktı, sizi biliyorduk, sizi aldık’ ifadesi kullanılmıştır” denildi. Tutukluların Gezi Parkı protestolarından önce katıldığı eylemler nedeniyle suçlandığının belirtildiği raporda, bu suçlarında ‘1 Mayıs'a ve basın açıklamalarına, üniversitedeki çeşitli eylemlere, yürüyüşlere katılmak’ olduğunun öne sürüldüğü raporda, E.K.’nın arama sırasında yaşadıklarına ilişkin değerlendirmelerine yer verilerek, şöyle denildi: “E.K.: Hayatımda onurum hiç bu kadar kırılmamıştı. Ve bu kadar onurumun kırılacağı ve benliğimin zedeleneceği bir muamele görmeyi düşünmüyordum. O kadar kalabalıklardı ki, bir darp herhangi bir iz gibi bir şey yok ama 30 tane el vardı üzerimde. Çıplak arandım ve bu çok ağırıma gitti. E.K. yaşadıklarını güçlükle anlatmış ve Komisyonumuz psikolojisinin son derece bozuk bulmuştur. Ayrıca aramayı kabul etmeme suçundan da 1 ay iletişim yasağı cezası almıştır.
 
G.T.: Sabah 6'da eve uzun namlulu silahlarla girdiler. Ben gözaltına alındıktan sonra "mlkp.info" isimli internet adresinden eylem talimatlarını aldığımız iddia edildi. Site 12 Mart 2012 tarihinde savcılık kararı ile kapatıldı, kendi kapattıkları siteden nasıl talimat alıyoruz anlamadım.”
 
İÇERİDE KALMASI SAKINCALI
 
Adalet Bakanlığı ile yaşanan aksaklıktan dolayı tutuklu B.K. ile görüşme izni alınamadığının ifade edildiği raporda, B.K.’nın koğuş arkadaşları ile görüşüldüğü belirtildi. B.K.’nun yüzde 52 oranında kas gücünü kaybettiğine ilişkin raporunun bulunduğunun kaydedildiği raporda, daha önce geçirdiği ameliyatlar nedeniyle kaburga kemikleri demirlerle tutturulan B.K.’nın hayati tehlikesi bulunduğu 'Myasthenia Gravis'denilen kas hastalığı ile cezaevi koşullarında boğuştuğu belirtildi. Raporda, “Hastalığına uygun, beslenme ve dinleneme koşullarına sahip olmayan B.K. şu anda cezaevinde zor günler geçirmektedir. B.K., hastalığının da etkisi ile uzun süreler nefes darlığı yaşıyor, kas kasılmaları ile hastalığı zaman zaman bilinçsiz bir şekilde uyumasına neden oluyor. Cezaevi şartlarında yaşamasının çok doğru olmadığını Cezaevi Yönetimi de kabul etmiş durumda. Rapor için girişimde bulunulmuş ve bizler de komisyon olarak Cezaevi yönetimi ile B.K.’nın sağlık durumuna ilişkin özel ricada bulunduk. Kendileri de tahliye için rapor gerektiğini ancak kolaylık göstereceklerini söylediler” değerlendirmesinde bulunuldu.

(UGE)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com