"Gördük ki erkler arasındaki kavga bitmemiş"

"Gördük ki erkler arasındaki kavga bitmemiş"
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, kuvvetler ayrılığı noktasında bir problem yaşandığını belirterek, "Daha demokratik bir yere gidiyoruz derken yine bir mayına çarptık. Gördük ki erkler arasındaki kavga bitmemiş" dedi.

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği(TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, kuvvetler ayrılığı noktasında bir problem yaşandığını belirterek, "Daha demokratik bir yere gidiyoruz derken yine bir mayına çarptık. Gördük ki erkler arasındaki kavga bitmemiş. Hukukun ve erkler arasındaki görev bölümünün nerede başlayıp, nerede bittiği konusunda bir kavram kargaşası var" dedi.

TÜSİAD'ın 2012 yılı çalışma programının açıklandığı basın toplantısında Boyner, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Boyner, 2015 yılında Türkiye'nin Ermeni sorununa ilişkin daha kapsamlı bir kampanya ile karşılaşacağı, bu konuda TÜSİAD'ın kapsamlı bir hazırlığının olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine, "2015 önümüzde ciddi bir gerçeklik. Ermeni konusuyla ilgili kamuoyunda Türkiye'de, daha çok reaksiyon gösteriyoruz. Bu da proaktif olmak zorunda olduğumuzu ortaya çıkartıyor. Çok dogmatik, reddedici bir bakış açısı değil, tam tersine Fransa'da da ele aldığımız gibi herkesin fikri tartışabileceği bir ortamı yaratılması önemli. Zor bir konu bu. Türkiye Cumhuriyeti'nden önce gerçekleştiği söylenen bir takım olaylar üzerine kurgulanıyor. Hukuki boyutu çok karmaşık. Biz, her konuda olduğu gibi, bu konuda da bir tartışma ortamı yaratılması gerektiğini düşünüyoruz. Biz bir şekilde taraf olamayız. Bu siyaset bilimcilerin, tarihçilerin, hukukçuların ele alması gereken bir konu. Türkiye, burada reaktif bir pozisyondan, daha proaktif ve bunu tartışan ve tartıştıran bir konuma gelmek zorunda" yanıtını verdi.

"SİSTEME DOKUNALIM"

Boyner, "Devlet içindeki erkler kavgasını dehşetle izliyoruz" sözü ile ne söylemek istediğinin sorulması üzerine, "Yargı reformu denildiği zaman, çok kapsamlı, çok farklı kanun hükümlerini tartışacağımız ve hukuk usulünü tartışacağımız bir metinden bahsediyoruz. Sisteme dokunmak zorundayız. Sistemin üzerinde ince ayarlarla o günkü konjonktürde idarelerin, yönetimlerin işine gelecek şekilde bir takım düzenlemeler yapmak, ilerde bizi daha ciddi problem içine sokabiliyor. Geçen hafta yaşadığımız örnekte böyle bir örnek. O açıdan, nasıl anayasa temelden yaklaşalım diyorsak, yargıda adalet sistemine de böyle yaklaşmamız gerektiğini söylüyoruz" karşılığını verdi.

Cari açık konusuna da değinen Boyner, konunun Türkiye büyüdükçe, büyüyen bir mesele haline geldiğini söyledi. Bu nedenle içeride üretilen katma değere, imalat yapısına, teknoloji üretimine ve inovasyon kapasitesine bakılması gerektiğine dikkati çeken Boyner, "Bu konuda zaman zaman öneriler geliyor. 'Yeterince ihracat yapamıyoruz', 'döviz kuru' ve 'Merkez Bankası'nın müdahaleleri gibi. Bunun gibi bir takım konular çare gibi gündeme geliyor ama çare bu değil. Çare, bizim ticaret yapımıza bakmamız, daha fazla malı hem Türkiye'den üretebiliyor olmamız, hem de daha fazla malı ihraç ediyor olmamızdan, yani yapısal dönüşümden geçiyor" dedi.

"SANAYİ ÜRETİMİNİN GSMH'NIN ÖNEMLİ PAYDASINI OLUŞTURMADA GERİ GİDİYORUZ"

Boyner, sanayi strateji belgesinin yanı sıra, yeni Türk Ticaret Kanunu(TTK) ve içerideki yatırım ortamının biraz daha finansmana erişim konusunda elverişli hale getirecek çareler olduğuna işaret ederek, "Yapmamız gereken yola çıkmak" dedi. Türkiye'nin sanayi üretiminde GSMH'nın önemli bir paydasını oluşturmada geriye gitmeye başladığına dikkati çeken Boyner, dünyada krizi, nispeten kolaylıkla atlatan ülkelere bakıldığında, sanayi üretimlerinin yüzde 15-16'lar seviyesinde olduğunun görüldüğüne işaret ederek, "Türkiye, üretimine tekrar odaklanmalıdır. Onu besleyecek ortamı da yaratmalıdır" dedi.

"MAYINA ÇARPTIK"

Boyner, "Gücün hukuka üstünlüğü mü, hukukun güce üstünlüğü mü? Bu, bugüne özgü bir konu mu” şeklindeki bir soru üzerine, Türkiye'de kuvvetler ayrılığındaki problemin zaten yaşandığını belirterek, şöyle devam etti:

"Daha demokratik bir yere gidiyoruz derken, yine bir mayına çarptık. Aslıda gördük ki, erkler arasındaki kavga bitmemiş. Hukukun ve erkler arasındaki görev bölümünün nerede başlayıp, nerede bittiği konusu da bir kavram karmaşası var. O nedenle, geçmişten gelen birçok kaygının tekrar hastalık gibi ortaya çıkışını seyrettik. Bir şeyler yapmamız için artık çok ciddi nedenlerimiz var."

Boyner, "Neden kaygı duyuyorsunuz” sorusuna ise, "Devlet içindeki kavgalar bu noktaya geldiği durumda, kamuoyunun güvensizliği ve kamplaşması da o ölçüde artıyor. Bunu inkar etmeye de imkan yok" yanıtını verdi. Türkiye'de mali ve para politikalarının başarı ile yapıldığını belirten Boyner, "Biz, bağımsız merkez bankacılığının önemli olduğunu, fiyat istikrarına bağlı kalınmasının da önemli olduğunu düşünüyoruz. Mali politikalarda sıfır bütçe açığı hedeflenerek, sürekli harcama reformu kaygısı ile maliyenin çalışmasının önemli olduğunun altını çizdik" dedi.

“KİM VURDUYA GİDİYOR” SÖZLERİNE AÇIKLIK GETİRDİ

Boyner, "Kim vurduya gidiyor ve devlet içindeki çeteler" yönündeki sözlerini açması istenmesi üzerine, şunları söyledi:
"Biz de kamuoyunda açık bilgiler ölçüsünde konuşuyoruz. Çeteler vardır, yoktur bu konuda kara veremem. Fakat, çeteler varsa bunların temizlenmesi, açığa çıkması lazım. Bu da yapılırken hukuk kuralları ile yapılmasının önemli olduğunu söyledik. Yoksa çeteler vardır, yoktur konusunda TÜSİAD'ın bir görüşü olamaz. 'Kim vurduya gitti' bir algı. Yani hiç bir sanığın veya sanık da değil, birçoğu aslında iddianameler ölçüsünde tutuklanmış içeride tutuklular var. Onlarla ilgili kamuoyunda oluşan algıdan bahsettim. Çünkü, artık bir sürecin içine girdikten sonra takip edemez hale geliyorsunuz. Tutukluluk süreleri uzun. Mahkemeye çıkmaları çok uzun zaman alabiliyor. Böyle bir his kamuoyunda oluşuyor. Bu ölçüde bir kaygı kamuoyunda oluşmaya başladı ve yöneticilerimizin bunu gözardı etmemesi gerekiyor. O kadar çok gölge oyunu gibi birşey izliyoruz ki biryerde çete varmış, yokmuş hissine kapılınabilinir. Fakat bunun, histen öteye geçmesini veya bunu dile getirecek kadar ciddi bir veri bizim önümüzde olamaz. Bu duygunun, algının oluşması yanlıştır."

"YUMURTA KAPIYA GELİNCE SESLER YÜKSELDİ"

Sermaye Piyasası Kurulu'nun(SPK) halka açık şirketlerin yönetim kurullarına belirli sayıda bağımsız üyenin girmesi zorunluluğunu da içeren tebliğe ilişkin olarak Boyner, TÜSİAD'ın bağımsız üyelere karşı olduğu yönünde bir görüşü hiç açıklamadığını söyledi. Bağımsız üyelerin belli konularda yönetim kurulunun karar noktasında bağlama ve veto hakkı olduğuna işaret eden Boyner, "Bun karşı çıktık. Bu yönetimi zorlaştırır dedik. SPK tarafından bu konuda yumuşatma da yapıldı" dedi.

Yeni TTK'nın yürürlüğü giriş süreci yaklaştıkça eleştirilerin ve erteleme taleplerinin geldiğinin hatırlatılması üzerine Boyner, bu konuda TÜSİAD'ın görüşü ve erteleme talebinin olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine, şu yanıtı verdi:

"Ben ertelenmelerden hep korkarım. Bu kanun geçen yıl çıktı. Zaman da kondu. Yumurta kapıya gelince de sesler yükseldi açıkçası. Bu, her üyemizi ilgilendiren bir konu. Değişik konularda farklı görüşler alıyoruz. Ancak, bunu rafa atalım, eskisiyle devam edelim gibi bir yaklaşım olmamalı. Gri alanlarda bu kadar çok itiraz geliyorsa da bunu geçirmek ve ortak noktaya varmak zorundayız. TÜSİAD'ın görüşü budur."

"LOBİLERİN ETKİSİNDE KALMAYALIM"

Türkiye'nin bir sanayi stratejisi envanteri olmadığına işaret eden Boyner, yeni teşvik sisteminde de sektörlere girmekten önce, teknoloji, inovasyon ve alt yapı yatırımlarına önem vermek gerektiğini söyledi. Herşeyin yüzde 100 hazır olduğu, şeker, su ve un'un olduğu ortamda helva yapmanın bu dünya şartlarında kolay olmadığını savunan Boyner, "Yeni teşvik sisteminde, belli lobilerin etkisinde kalmadan teknoloji ve inovasyona gözümüzü dikelim" uyarısında bulundu. (NSK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com