GVY'den 'Türkiye kaosa sürüklenebilir' uyarısı

GVY'den 'Türkiye kaosa sürüklenebilir' uyarısı
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, ülke genelindeki Hükümet karşıtı halk eylemleri hakkında açıklama yayınladı.
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, yasalar çerçevesinde yapılan, şiddete başvurmayan barışçıl sokak eylemlerinin demokratik bir hak olduğunu belirterek “Ancak Hükümetin, Yargıya bile tahammül edemez bir görüntü verdiği ve her gün üst üste çok gergin ve kutuplaştırıcı açıklamalar yaptığı bugünlerde, barışçıl ve haklı da olsa, bu tarz sokak eylemlerinin bir takım provokasyonlara sebebiyet verebileceği endişesini taşımaktayız” açıklaması yaptı.
 
GYV’den yapılan yazılı açıklamada, “Açıkçası, eylemlerin ülkemizi kaotik bir ortama sürüklemesinden kaygı duyuyoruz. Yolsuzluğun protesto edilmesi için ortaya çıkmış barışçıl protestoların sabote edilmesinin yolsuzluk gündeminin değişmesine sebebiyet verebilme ihtimali, amaçlananın tam tersi bir sonuç verecektir” denildi. 
 
GYV, Gezi olaylarında olduğu şekilde Hükümeti basiretli ve serinkanlı yönetime ve protesto eylemlerinde bulunanlar da dâhil olmak üzere 76 milyonun Hükümeti olarak davranmaya, aynı şekilde eylemcileri de barışçıl yöntemler ile sınırlı kalmaya davet etti. 

GYV’den yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’de de ismi yolsuzluğa karışmış ya da maşerî vicdanın yolsuzlukla mücadele etmediği hükmüne vardığı hükümetlerin güven ve kredi kaybına uğradığı gerçeğinin aşikar olduğu belirtildi. Kamuoyunca büyük bir ilgi ve merakla takip edilen yolsuzluk iddialarının üzerine en etkin şekilde hem yargı tarafından hem de medya tarafından gidilmesinin, tüm demokratik ülkelerdeki gibi zaruri olduğunu belirten GYV, “Gelinen bu aşamadan sonra, hakkında yolsuzlukla ilgili bir takım iddia ve istifhamlar bulunan kişilerin de aklanması, ancak yargı sürecine saygı duyulması ve bu sürecin her hangi bir müdahale olmadan sonuçlanması ile mümkün olabilecektir” dedi. GYV açıklamasında şu konulara değinildi: 

“Onursal Başkanımız Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi’nin yolsuzluk soruşturmasını yürüten ‘savcılarla ilişkili’ olduğu ve ‘dış güçlerin maşası’ oldukları için bu davaları açtırdıkları iddiaları çirkin birer iftiradır. 

Vakfımızın hem Türkiye’yi hem de Hizmet Gönüllülerinin yapmış oldukları faaliyetleri tüm dünyaya anlatma amaçlı yaptığı şeffaf toplantıların bile hükümete yakın bir kısım medya organlarınca çarpıtılarak ‘vatana ihanet’, ‘casusluk’, ‘uluslararası odaklarla işbirliği’ gibi akıl almaz komplo teorileri ve ithamlarla haberleştirilmesi insafla bağdaşmaz. Aksi takdirde bu tip faaliyetleri yapan herkesi ajanlıkla suçlamak ülkeyi içinden çıkılmaz bir cinnet haline sürükleyecektir. 

Camianın da paylaştığı ve defaatle dile getirdiği bu eleştirilerin dershanelerin yasaklanması tartışmaları ile başladığı iddiası da gerçek dışıdır. 

Bu konularda, hükümetin elinde delil varsa bir an önce yargıya teslim etmesini Ağustos ayındaki açıklamamızda açıkça talep etmiştik. Ancak, bunun yapılması yerine, soyut ve delilsiz ithamlarla, milyonlarca seveni, takdir edeni ve gönüllüsü bulunan Hizmet Hareketini, ‘dış güçlerin maşası’, ‘ajanı’, ‘karanlık emelleri olan elleri kırılması gereken pis bir çete’ olarak tasvir etmek en hafif ifade ile insafsızlıktan başka bir şey değildir. 

Demokratik bir ülkede sadece yasal ve meşru vatandaşlık haklarını kullanarak, liyakat ilkesi çerçevesinde bürokrasiye girmiş, Hizmet’e sempati duyanların veya sevenlerin olması doğaldır. Hukuk somut fiillere bakar. Hangi görüşten ve yaşam tarzından olursa olsun vatandaşların kanunlar çerçevesinde devletin bütün kademelerinde görev almasının ‘devleti ele geçirme’, ‘devlete sızma’, ‘vesayet kurma’ veya ‘paralel iktidar oluşturma’ şeklinde sunulmasının iyi niyetle açıklanması mümkün değildir. Askeri vesayetin en güçlü olduğu dönemde, tıpatıp aynı iddialarla suçlanan Sayın Gülen, 8 yıl yargılanmış ve tüm bu suçlamalardan beraat etmiştir. 

Elbette ki, bürokratlar seçilmiş yöneticilerinin ve amirlerinin (hukuka uygun) emirlerine itaat etmek ve sadece onlardan emir almak durumundadır. Halkın iradesiyle seçilmiş iktidarların idari tasarruflarına tabii ki saygılı olunmalıdır; ancak kamuoyuna da yansıyan ve
yalanlanmayan bilgi ve belgelerin de gösterdiği üzere, insanların Hizmet Hareketi’ne nispet edilerek anayasal bir suç olan fişlenmeye tabi tutulması ve sonra da kriterleri belirsiz istihbari bilgilere dayanılarak hukuka aykırı bir şekilde tasfiye edilmesi demokratik olmadığı gibi en temel insan haklarına da aykırıdır. 

Hem Onursal Başkanımız Sayın Fethullah Gülen hem Hizmet Hareketi hem de Vakfımız defaatle, AB reformlarını, tam demokratik Türkiye’yi, hukukun tam anlamı ile üstünlüğünü, en ileri hali ile insan haklarını, herkesin hukuk karşısında uygulamada da eşit olmasını, sivil anayasayı, şeffaf, hesap verir bir devleti ısrarla talep etmekle kalmamış, Anayasa Referandumundaki gayretleri de dâhil, tüm faaliyet ve projeleri ile bunların gerçekleşmesi için çaba sarf etmiştir. 

Şurası çok açıktır ki, Devleti ele geçirmek isteyen ya da Devlet içinde paralel, otonom yapı oluşturanların bu taleplerde bulunması akıl ve
mantık dışıdır. Zira paralel yapı oluşmasının ya da Devleti niyetleri belli olmayan dar kliklerin ele geçirmesinin önündeki en büyük engel, AB standartlarında tam demokratik ve şeffaf, hem parlamento, yargı ve Sayıştay’a, hem de medya ve kamuoyuna hesap verir bir hukuk devletidir. 

Bu yönde kimin hala gayret edip etmediği ise kamuoyunun takdirindedir.” 

(DSE)
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com