Hangi Yazarlar Hıncal Uluç'a Cephe Aldı?

Hangi Yazarlar Hıncal Uluç'a Cephe Aldı?
Hıncal Uluç'un Defne Joy Foster'in ardından kaleme aldığı yazı 'anne'lerden sert tepki aldı..

''Anneyle çocuğu arasındaki ilişkiye kimse karışamaz''

Evrim Sümer – Radikal Hayat/ Anne Çocuk Yazarı
Bir anne, ister kocasını aldatsın, ister genelevde çalışsın, isterse terörist olsun, hepsinden önce annedir. Annenin çocuğuna olan sevgisi, ilgisi hiçbir parametreden, hayat şartından, tercihten etkilenmez.Ayrıca iki kişi arasındaki ilişkiye kimse müdahil olamaz, yorum yapamaz. Her ilişkinin kendi doğası, kuralları, bazen de konuşulmamış anlaşmaları vardır. Hıncal Uluç evlilik ve aile danışmanlığına mı soyundu şimdi de? Defne Joy'un kocası konuşmazken ona da susmak yakışırdı.

''Annelik dokunulmazlık getirmez''

Nora Romi – Parent Dergisi Genel Yayın Yönetmeni

Çok üzüldüm bu yazıyı okuyunca... Bazı konumlarda, bazı kafalarda, bazı ortamlarda olan ve alkışlanan insanlardan bu tip kelimeleri okumak, akşamları televizyonda izlememeye çalıştığım cehalet kaynaklı haberlerden daha ağır geliyor bana. Hiç birimiz kutsal ya da özel değiliz. Anne baba olmak da insanı dokunulmaz yapmaz. Sadece insanız. Herkesin tarzı ve doğrusu farklıdır. Sebepleri de... Sanırım hala "Senin annen bir melekti yavrum"u aşamamışız. Yazık!!!

Can Kılıç büyüdüğünde bu yazıyı mı okuyacak?

Sibel Arna – Hürriyet Cumartesi/ Anne Çocuk Yazarı

"Tonla haber, tonla yazı.. Defne üzerine.. Ölen Defne'nin dramı üzerine Ama asıl ölü, hem de "Yaşayan Ölü" İlker Yasin Solmaz'la ilgili tek satır yok.. Asıl trajediyi yaşayan adamın adı geçmiyor nerdeyse, haberler ve yorumlarda.. İnsanlık ölmüş sanki..."

Diyor sevgili Hıncal Uluç. Çok merak ediyorum ne yazılmasını istiyor? İlker Yasin Solmaz tek kelime etmezken... Haberi duyar duymaz hiç tanımadığı bir adamın evine gidip karısını cesedini hiç gocunmadan almışken... Mahalle baskısının kralı omuzlarındayken hiç takmadan cenazede en önde saf tutmuşken... Eşinin tabutunu saatlerce şefkatle okşayıp, gözyaşı dökmüşken... Bu düpedüz ihanettir diye bayrak sallamak bu kadar kolay mı? Biz nereden bilebiliriz iki kişi arasında yaşananları, paylaşılanları? Bir gece önce aralarında ne olduğunu, sabah ne konuşulduğunu? Adamın ne kadar perişan olduğu, karısını ne çok sevdiği her halinden belli olmuyor mu? Belki kendini suçluyordur, kim bilebilir? Hiç kimse!

Gelelim anneliğinin sorgulanmasına... Yazıyı okurken çığlık atmak istedim. 20 aylıkken annesi ölmüş bir çocuğu büyüyünce okuması için bu yazıyı mı miras bırakıyor Hıncal Abi? Gerçekten orada duralım. Defne'nin oğluna olan sevgisi, ilgisi, aşkını, düşkünlüğünü kimse ağzına sakız yapmasın lütfen. Defne o evde uyanabilseydi, sabah evine oğlunun yanına gidebilseydi, paylaşacakları anların büyüklüğünü tahmin edebiliyor musuz? Ana ile yavrusunun arasına girmek nasıl bu kadar basit olabiliyor? Hem artık tüm bunlara cevap veremeyecek biri hakkında nasıl bu kadar işkembe-i kübradan sallanabiliyor? Daha öncede yazdım, Defne 16 ay boyunca Can Kılıç'ı emzirdi. 7-24 kendi baktı. Onu savunmak zorunda kaldığım, bu satırları yazdığım için bile utanıyorum. Ama Defne anneydi, nokta.

''Uluç'un yazısı beni üşüttü''

Pınar Reyhan – Hürriyet Aile Genel Yayın Yönetmeni

Hıncal Uluç'un yazısını okuduğumda üşüdüm. Hissiyatım bu. Ve demek istiyorum ki "Allah kimsenin ağzına düşürmesin..."
Hayat enteresan, yarın ne olacağımız belli değil ve toplumsal şartlara uygun öleceğimizin de garantisi yok. Hıncal Bey için de bu söz konusu. Umarım Allah ona doğal şartlarda, seviyeli ve kimsenin arkasından "Aaa Hıncal Uluç nasıl böyle bir şey yaptı hiç yakışmadı" gibi sözler sarf edeceği bir ölüm nasip etmez. Kendisini çok severim, çok saygı duyarım ancak ölen birinin arkasından, hem de bu kadar kanayan yaraya tuz basarak konuşulmaz. Defne'nin o saatte, nerede, ne yaptığı şu aşamada eşinden başka kimseyi ilgilendirmediğini düşünüyorum. O bir anneydi, içim acıdı.

Hıncal Uluç'un tepki çeken yazısından bir bölüm:

Televizyon izleyen biri olmadığım için, sokakta yanımdan geçse tanımam.. Ama hele son zamanlardaki ününü hemen her gün gazetelerin magazin sayfalarında okuyorum. Acun'un, her programı olay olan, bence günümüzün 1 nolu yapımcısı Acun'un son yarışması "Yok Böyle Dans"ın yıldızlarından..

... O çarşamba sabahı, dünyada yerinde olmayı istemeyeceğim bir tek kişi vardı.. İlker Yasin Solmaz..
Düşünebiliyor musunuz?..
Sabaha karşı telefonunuz çalıyor ve haber veriyorlar.
"Eşiniz öldü. Gelin cenazeyi alın.."
"Nerde, nasıl, ne zaman?.."
"Sabaha karşı bir bekar evinde ölü bulundu. Polis soruşturuyor.."
Ne hale gelirsiniz?.. Ne düşünürsüz?..
Ne olursunuz?..

... Ortada çok açık, çok seçik bir "İhanet" var.. Hem de aşk aldatması bile değil. Bir gecelik macera/ One night stand için, aldatılan bir koca ve unutulan bir bebek..
Ölmüş.. Allah rahmet eylesin..
Ama böyle bir insana, öldü diye saygı duymamı kimse benden beklemesin..
Kimse de, onu Azize ilan ederek, gençliğin önüne "Rol model" diye koymaya kalkmasın..
Defne Joy Foster'in ölüm sebebi bilinmiyor..
Astım hastasıymış. Fena halde sarhoşmuş. Bilinen o.. Alkol mü?. Son zamanlarda zararı bilimsel araştırmalara konu olan, bir nevi doping, enerji içeceklerinin aşırı kullanılması mı?. Uyuşturucu mu?. 10 gün içinde Adli Tıp gerçeği açıklayacakmış.. Öğreneceğiz.
Ama benim görüşüm değişmeyecek.
Defne'nin ölümü tipik bir "Su testisi, su yolunda kırıldı" olayıdır!..

RADİKAL

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com