Haremle İlgili Anlatılanların Çoğu Uydurma

Haremle İlgili Anlatılanların Çoğu Uydurma
Harem yaşamını anlatan bir kitap hazırlayan Nurhan Atasoy'a göre herkesin merak ettiği hareme dair anlatılanların çoğu 16. yüzyıl seyyahlarının hayalgücü.

Osmanlı tarihi ve sosyal yaşamı konusunda dünyadaki önde gelen uzmanlardan biri kabul edilen Prof. Dr. Nurhan Atasoy geçtiğimiz günlerde 'Harem' adlı bir kitap hazırladı. Bilkent Kültür Girişimi'nin katkılarıyla İngilizce ve Türkçe yayımlanan kitapta Atasoy, Topkapı Sarayı'nın kapalı kapılar ardındaki mahrem harem yaşamına ayna tutuyor.

Son aylarda haremle yatıp kalkıyoruz ama sizin harem merakınız çok eskilere dayanıyor değil mi?

Evet, benim ki en az 50- 60 yıllık bir merak. Ben bir Topkapı Sarayı aşığıyım, neredeyse çocukluğumdan beri Topkapı Sarayı'nda yaşadım diyebilirim. Sultanahmet'te oturuyorduk ve İstanbul Üniversitesi'nde sanat tarihi okurken çalışmalarımın yüzde 90'ını hep sarayla ilgili yapıyordum. Çok da şanslıydım Topkapı Sarayı'nın müdürleri araştırmalarım sırasında beni hep benimsediler, çok kolaylık ve yakınlık gösterdiler.

Harem dairesine de girer miydiniz?

Evet, Topkapı Sarayı'nın o zamanlardaki müdürü Hayrullah Bey ile gezerdim. Harem öyle bir labirenttir ki, birini bıraksanız yolunu bulup çıkamaz. Ben yıllardır harem ile ilgili ne bulduysam topladım. Yıllarca önce müze dükkânları çok acıklı bir durumdaydı. Kültür Bakanlığı çok iyi bir yol seçti. Daha önce küçük bir harem kitabı yazdığımı bilen Bilkent Girişimi benden bir harem rehberi istedi. İlk kez bir kitabım dipnotsuz. Belli bir güzergahı gezer gibi anlatmaya çalıştım.

Harem ne zaman ortaya çıkmış?

15.yüzyıldan sonra Topkapı Sarayı haremi oluşuyor. 16. yüzyıldan 19. yüzyıla dek eklenen eklenen genişleyen harem bölümü mimari bir koleksiyon, mantar gibi genişleyen bir kompleks gibidir. Çünkü her padişah kendine bir has oda yaptırmıştır. Harem kısmı meyilli arazi olduğu için eklemeler teraslarla düzlenmiş ve altında mahzenler oluşmuştur. Eski Türk filmlerindeki zindanlar hep o mahzenlerdir.

Harem, üzerinde fantezilerin bitmediği bir konu, siz nasıl bir yol izlediniz?

Harem konusunda gerçekle hayal edilenleri ayırmak istedim öncelikle. Harem hakkında bilinenler özellikle yabancıların hayal gücüne dayanarak yaptıkları resimlere ve anlattıklarına dayanırdı. Kitaba bu resimleri de koyarak aradaki farkı göstermeye çalıştım.

Harem neden bu kadar cazip?

Harem haramdan gelen bir şey. İnsanların özel yaşamı özellikle İslam dünyasında çok kutsaldır. Herhangi bir konağa da gitseniz orada da erkek misafirlerin ayrı bir şekilde ağırlandığını özel hayata ait bölgeye sokulmadıklarını görürsünüz. Bu yüzden de fevkalade merak çekiyor ve uydurmalar oluyor. Bu uydurmalar özellikle 16. yüzyılda gelen yabancıların eseri. Çünkü Avrupa çok korktuğu, yenilmez bir ordusu olan Avrupa'nın ortalarına dek ilerleyen, topraklarını alan Osmanlıyı çok merak ediyor. Düşmanını tanımak istiyor. Saraya çok sayıda elçi gönderiyorlar. Şimdiki zaman elçileri gibi değil bu elçiler. Yanlarında bilimadamalarından ressamlara büyük bir heyet oluyor. Gittikleri yerlerdeki yaşamdan, bitki örtüsüne her şeyi öğrenmek istiyorlar. Dönüşlerinden sonra çizimler o devrin baskı tekniği için gravür haline getiriliyor. Tabii bu arada ressamın ilk yaptığı şekilden sapmalar da oluyor.

En büyük sapmalar haremde olmuş galiba?

Herkesin merak ettiği haremle ilgili anlatılanların hemen hemen hepsi uydurma. Çünkü harem girilmesi imkânsız bir yer. Bu kitaba da koyduğum üç katlı bir harem resmi var. Topkapı Sarayı'na gidin bakın üç katlı ne var ki? Bu resimler bize birçok alanda doküman değerinde olsa da haremle ilgili olanlar herkesin beklentisine cevap verebilmek için abartılmış. Bir de bu seyyahlar her zaman bir önceki seyyahların anlattıklarından kendileri görmüşler gibi alıntılar yapmışlar.

Bizler de özellikle hareme oryantalistlerin gözüyle baktık diyebilir miyiz?

Hakikaten çok gariptir. Bu konuda Türklerin yazdığı çok kaynak da yoktur ama yabancıların gözüyle anlatılanları tercih etmişiz hep. Çünkü her zaman görülenden çok görmek istenilen daha enteresan oluyor.

Sizin Türkiye'de ilk elden ulaştığınız kaynaklar olmuş muydu?

Neslişah Sultan bana çok yardım etti, sonra başka kişiler de buldum, onları da ziyaret ettim. Ne yiyip içtiklerini, nasıl yaşadıklarını, neler yaptıklarını sorardım. Ama Dolmabahçe ve Yıldız Sarayı'na geçildiğinde zaten yaşam değişmiş. Masada oturup yemek yemeğe başlamışlar.

Ben Topkapı Sarayı'nda ilk kez Harem Bölümü'nü dolaşırken o kasvetli odaları gördüğümde büyük hayal kırıklığına uğramıştım...
Aslında Topkapı Sarayı'nın kendisi büyük bir bina değil. O dönemdeki Avrupa sarayları çok daha etkileyici. Topkapı Sarayı küçük küçük birimlerle bir Otağ-ı Hümayun gibi.

Harem kadınları ya hamamda ya da hep boş boş otururken tasvir edilir, yaşam nasıl sarayda?

Haremin patronu valide sultan. Bir evde nasıl işbirliği varsa orada da herkesin rütbesine göre bir işbirliği var. Ayrıca yatılı okul gibi. Zaten çoğu okuma yazmayı, Müslümanlığı öğreniyorlar. Kabiliyetleri varsa müzik eğitimi alıyor, işlemeler yapıyorlar. Öyle yetiştiriliyorlar ki, padişahın yanına geldikleri zaman abuk sabuk konuşmasınlar. Çocukları olursa şehzade yetiştirecekler. Saray Adab-ı muaşeretini öğreniyorlar. Selamlamada kendilerine soru sorulmadan ağızlarını açmamaları gerekiyor. Özel izinle dışarı çıkıyorlar, özellikle baharda pikniğe, bahçelere gidiyorlar. Müzik dinliyor, dans ediyorlar.

Harem dünyası sizce bu kadar entrika üzerine dayalı ve acımasız bir yer midir?

Kısmen böyle olabilir. Bu kadar kapalı yaşayan kadınların kendini beğendirmek isteyebileceği iki kişi, valide sultan ve padişah var. Bu entrikalar da her sarayda olduğu gibi vardır.

Süleyman'ı, Hint mihraceleri gibi giydiriyorlar

Size 'Muhteşem Yüzyıl' dizisi başlarken danışmaya gelen oldu mu?

Hayır bana başvuran olmadı ama çok iyi danışmanları var. Birçoğunu da tanıyorum. Deniz Esemenli var. Deniz, Topkapı Sarayı'nda uzun yıllar çalışmıştır, haremi de çok iyi bilir. O kıyafetleri o ortamı katiyen Deniz sunmuş olmaz. Danışmanları çağırıyorlar, danışıyorlar ve söylediklerini yapmıyorlar. İyi ki bana da danışmamışlar.

Genel olarak diziyi izlediğinizde sizi neler rahatsız etti?

Yahu masa kullanıyorlar. Bize 19. yüzyılda masa gelmiştir. Bunları bulmak için sanat tarihçi olmaya da gerek yok. Giyim kuşam da bir alem. Zavallı Süleyman'ı geç dönem Hint mihraceleri gibi giydiriyorlar. Saraydaki kaftan koleksiyonuna baksalar yeterdi. Kadınların elbiselerinin kollarına bakın, 18.yüzyılda elbiseler bele oturur ve takma kol yapılmaya başlanır.

Dekolteler abartı mı?

Çok değil, aslında 13. yüzyıldan kalma Konya'da yapıldığı muhtemel minyatürlerde bile kadınların boynunda inciler göğüsleri ortadadır. Kadınlar her devirde güzelliklerini gösterirler. Tabii başkalarına değil.

Hürrem Sultan'ı canlandıran oyuncu fiziksel özellikleriyle eleştiriliyor, size göre nasıl bir kadındı Hürrem?

Kitapta da yer alan o resimler hayalidir, kaynaklardan biliyoruz ki o kadar güzel bir kadın değilmiş. Ama çok cilveli olduğu kesin. Mektuplarından birinde “Bana para yollamışsın, bıyığının tek kılını yollasan dünyaya bedel” diyor.

Şimdi çalıştığınız yeni bir konu var mı Osmanlı kültürüne ve yaşamına ait?

Evet, bu dizi beni kamçıladı, “Osmanlı'da Kıyafet” adlı yeni bir kitaba başladım.

PADİŞAHLAR NİKAHTAN VAZGEÇTİ

Padişahlar nikâhtan ne zaman vazgeçti?

II. Beyazıt, İran seferinde yenilince karısı esir oluyor ve içki dağıttırılıyor. Ondan sonra da Osmanlı padişahları resmi karıları olmasın diye nikâhtan vazgeçiyor. Bu sonra Kanuni'de değişiyor. Nikâh yapanlar var ama prensip olarak nikâhlarına almıyorlar. Yine de çocukları olursa statü kazanıyorlar.

Şehzadelerin yaşamı da ilginç değil mi?

Şehzadeler 17.yüzyıla kadar lalalarıyla Manisa, Trabzon, Amasya gibi şehirlerde vali gibi çalışırlar, bir nevi padişahlık provası yaparlar. Daha sonraları bundan vazgeçildi. Topkapı Sarayı'nın içinde bir bölüm oluşturuldu ve yanlarına çocuk yapmamak şartıyla cariyeler verildi. Tabii çocuk yapıp saklayanlar da çok oluyor.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com