"İçim yanıyor"

"İçim yanıyor"
Duayen Gazeteci Mehmet Ali Birand vefat etti. Birand'ın vefatıyla ilgili sanat, siyaset ve basın dünyasından şu açıklamalar yapıldı...

AYDIN DOĞAN: İÇİM YANIYOR

Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan Kanal D Haber Bültenine canlı bağlanarak Mehmet Ali Birand'ın ölümüyle ilgili duygularını şu sözlerle anlattı:  "İçim yanıyor. Fazla söyleyecek bir şeyim yok. Bana göre Türk basını büyük bir haberciyi kaybetti. Hem basın hem televizyon dünyası.. Yeni yetişenler hep Mehmet Ali Birand'ı habercilikte, başarıda örnek alacaklar. Müthiş bir heyecan, müthiş bir başarı, müthiş bir başarıya sahip bir adamdı. Hiç aklıma gelmedik bir anda böyle bir sürpriz yaptı. Izdırabım büyük. yeri doldurulmaz kolay kolay. Nur içinde yatsın. Allah rahmet eylesin. Bana da telefonlar geliyor. Emir büyük yerden yapılacak bir şey yok. Nur içinde yatsın"

AYŞENUR ARSLAN "DİMDİK GİTTİ"

CNN Türk'te yayınlanan Medya Mahallesi programının yapımcısı ve sunucusu Ayşenur Arslan, "Haberi eşi Cemre Birand 35 geçe gibi yanımıza inerek verdi. Dimdikti. Çünkü Birand ona da sinirlenirdi, 'ağlama Allah aşkına' diye. Arslan Birand'ın son yazısında bugün Diyarbakır'da gerçekleşen mitingden söz ettiğini, sağ duyu çağrısı yaptığını belirten Arslan "Doğrusunu isterseniz ben kendi adıma, sırf mitingin sonucunu öğrenmek için Birand'ın gözünü açacağını ve soracağını düşünüyordum. Buna inanıyordum. Ama olmadı. Ama dimdik gitti" dedi.

HASAN CEMAL: O SÜREKLİ ATLATMAYI SEVERDİ

Gazeteci Yazar Hasan Cemal, Mehmet Ali Birand'ı kaybetmenin acısını şöyle dile getirdi, "Her şeyden önce gazeteci milletinin başı sağ olsun. Bir dostumu kaybettim. Çok iyi bir gazeteciyi kaybettim.Onca uzun dostluklarda her zaman, inişler çıkışlar olur. Fakat burada önemli olan Mehmet Ali'nin hakikaten çok büyük bir gazeteci olmasıydı. Biz bu gazetecilikle yaşadık hep. Kavgalarımız, eğlencelerimiz o gazetecilik çerçevesi içindeydi. Ve hep ilkleri bizim bu mesleğimizde yaptı. O sürekli atlatmayı severdi. Haber yapmak, hep haberin peşinde olmak, haberin olduğu yerde olmak...Ben Mehmet Ali'yi özellikle meslek hayatımda çok kıskandım. Benim meslek hayatım da 45 yıla geldi. Onunki biraz daha fazladır. Bir çok alanda hep ilki yapmıştır. Asker konusunda ilk kitabı yazan Gazeteci Mehmet Ali Birand'tır. Kürt meselesinde bir çok ilke imza atmıştır. Mesela 1988 yılında gidip, Öcalan ile gidip ilk röportajı yapan odur. Avrupa Birliği Türkiye ilişkilerinde ilk kitabı yazan yine 'O'dur. Türk gazeteciliğini ve televizyonunu uluslararası alana yayan bir boyut kazandıran 'O' dur. Yeri kolay doldurulmayacak bir gazeteciydi."

ARZUHAN DOĞAN YALÇINDAĞ: ÇOK ÇOK ÜZGÜNÜM

Arzuhan Doğan Yalçındağ Mehmet Ali Birand'ı kaybetmenin acısını şöyle dile getirdi: "Çok çok üzgünüm. Binlerce belki milyonlarca insan gibi. Çok uzun yıllar birlikte çalıştım. Ve hiç büyük bir kırgınlığımız olmadı. Bence çok çok iyi bir gazeteciydi. Hep hayat doluydu. Bu hastalığında da hep pozitifti. Dün hastaneden çıkarken bile, bunu atlatacağına gerçekten inanıyordum. Dediğim gibi, sadece bir çalışma arkadaşım değil, bir dostumdu da. Başımız sağolsun."

İRFAN ŞAHİN: KANAL D AİLESİ OLARAK BİR AĞABEYİMİZİ KAYBETTİK

Doğan TV Ceosu İrfan Şahin, Mehmet Ali Birand'ı kaybetmenin acısını şöyle dile getirdi: "İyi bir gazeteci, iyi bir haberciyi ama herşeyden önemlisi iyi bir fikir adamını kaybettiğimize inanıyorum. Ben Birand'la 8 yıldır çalışıyorum. Onun kadar hayata tutkulu bağlanan, onun kadar mesleğine aşık çok az insan gördüm. Bizim her pazartesi saat 10'da toplantımız olurdu. Toplantının ortasında her hafta mutlaka girerdi. Onun içeriye girmesiyle birlikte, o toplantıdaki stres, o toplantıdaki.. Eğer konuştuğumuz kötü bir şey varsa, olumsuz bir şey varsa, bir anda dağılır. "Hadi çocuklar siz yaparsınız" derdi. Ben şahsen bir ağabeyimi kaybettim. Kanal D ailesi olarak, bir ağabeyimizi kaybettik. Ailesine sabır diliyorum. Kendisine rahmet diliyorum. Başımız sağolsun. O bizimle beraber kalacak. Onun bize öğrettikleri hep burada baki kalacak."

SARILAR: HEPİMİZE ÖRNEK OLDU

Kanal D Haber Direktörü Süleyman Sarılar, Kanal D Ana Haber bültenine katılarak Mehmet Ali Birand ile ameliyatından önce aralarında geçen konuşmaları aktardı. Birand'ın operasyonun ardından haber sunmayı planladığını belirten Sarılar şunları kaydetti:

"O kadar hayata bağlıydı ki, bir gün önce bültenden çıkınca operasyon geçireceğini konuştuk. Stend bu 25 dakikada takılıyordu. Daha önce 2 defa stend değiştirmişti. İkisinde de sabah değiştirip akşam bültene çıkmıştı. Bir önceki gün akşam hastaneye gelirken, dedim ki; 'Serdar'ı çağırayım mı?', Birand 'Hayır, niye çağıracaksın ki, biliyorsun 25 dakikalık bir şey... Sonra geleceğiz bültene bakacağız. Bültendeyim zaten' dedi. Bende 'çağırayım siz dinlenin' dedim, Birand'da 'kendimi yorgun hissedersem ben seni ararım' dedi."

Birand'ın işine çok bağlı olduğunu aktaran Sarılar, "O kadar işine düşkündü o kadar işini seviyordu, hayattan hiç kopmadı bu hastalık süresince hepimize örnek oldu" dedi.

KIRCA : BÜYÜK BİR YALNIZLIK BENİM İÇİN

"Kanal D'de yayındayız hepbirlikte. Çünkü aslında aramızda hiçbir zaman olmayan rekabetin tümüyle bittiği bir akşamdayız" diyen Kırca sözlerini şöyle sürdürdü:

"Birand ile biz aslında hiçbir zaman rakip olmadık. 1982 yılında başladı bizim ortak yayıncılık hayatımız 'Yurttan, Dünyadan' programıyla. Türkiye'nin iyi kötü zamanlarını, dünyanın çirkin, güzel günlerini paylaştık onunla. Anlatmaya çalıştık Türkiye'ye... Özellikle 32. Gün bir dönüm noktasıydı. 32. Gün'de Türkiye'yi dönüştürme maceramız bütün zorluklar rağmen... O dönemi anlamak çok zor bugün yaşayanlar için dönüşte ama gerçekten çok zordu. Onun ölümünü Türkiye'ye gözyaşları içinde aktarmaya çalışan Umur koca adam olmuş. Biz Brüksel'de 32. Gün'e birlikte başlarken daha küçücük çocuktu. Elimizde büyüdü Umur ve bu akşam Türkiye'ye babasının ölüm haberini aktardı, içi yanarak elbette. Hiç rakip olmadık biz. Aslında hep paylaştık her şeyi. Yaptığımız şeyler, yapacağımız haberleri önceden haber verdik hep. O bana programların içeriğini sordu, ben ona sordum. Çünkü Türkiye'ye bir şeyler anlatmaya çalışıyorduk, 80'lerden bu yana. Aynı maceranın içindeydik aslında, aynı kaderi paylaşarak geldik. Öylesine bir dayanışmaydı ki bu, öylesine bir paylaşmaydı ki bu, biz izin günlerini bile birbirimize sorarak kararlaştırırdık. Geriye dönünce anlarsınız, o ekranda olmadığı zaman bende olmazdım. Çünkü biz konuşurduk bugün aramızda. Bugün ölüm haberini duyduğumuz ve yüreğimizin dağlandığı Birand, aslında çok zor bir süreci geçirdi son 2 yıl boyunca. Ağır bir hastalıktı onun ki ama inanın bana hastalığını hiç kimse ile paylaşmadı. Ne zaman telefon açsam, ne zaman karşılaşsak, sorsam 'nasılsın Mehmet Ali' diye, anlardı hastalığını sorduğumu. Ama 'iyiyiz' der geçip giderdi. Hiçbir zaman hastalığını öne çıkarmak istemedi. Türkiye'ye 80'lerden bu yana, yayıncılık alanında verdiği dersler gibi hayata dairde çok önemli bir ders vererek gitti. Dedi ki; herkese, hepimize, bütün Türkiye'ye, bütün insanlara, 'asılın hayata sonuna kadar. En ağır hastalıklar gelip sizi pençesine almak isteyebilir. Umursamayın onu, üstesinden gelin geçin, yoklayın, görmeyin, aslın hayata'. İşte onun için hiç aksatmadı programlarını, haberlerini, onun için daha 48 saat önce Kanal D Ana Haber ekranındaydı. Yine göz ucuyla baktım ona, göz ucuyla gördüm gülümsemesini ve aklımın ucundan geçmedi... Oysa bugün öğrendim ki haberler bittikten sonra hastaneye gitmiş, stend değiştirilmesi için. Rutin standart bir işlem ertesi sabaha kalmış. Ertesi sabah o rutin işlem sırasında ortaya çıkan bir komplikasyon kalbinin durmasına yol açmış."(MUK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com