“İKİ AYYAŞ”

“İKİ AYYAŞ”
Başbakan her zaman inandığını değil, koşullar gereği söylenmesi gereken ama takiyye içeren, inanmadığı sözleri söylüyor. Öfkelendiği zaman ise ağzından gerçek sözler dökülüyor

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Başbakan ERDOĞAN partisinin grup toplantısında bir an sinirlenip gözünü camdan ayırınca olanlar oldu ve alkol ile ilgili eski yasa için “İki ayyaşın çıkardığı yasa” deyiverdi. Camdan okuduğu konuşma metninde böyle bir sözün bulunması mümkün değildir. Başbakan bunu hep yapıyor. Arkasından onarım ekibi çıkıyor ve akıllarınca kırılıp dökülerek ortaya saçılanları toplamaya ve onarmaya çalışıyor. Bu defa da görevi Hüseyin ÇELİK üstlendi. Garibim ne dese beğenirsiniz? “Bu tamamen sözün gelişi kullanılmış bir ifadedir.” dedi. Sevsinler seni. Herkesi salak yerine koyuyorsunuz ya merak etme biz de inandık(!) Ama bilindiği gibi asla  “Zırva tevil götürmüyor.”  Şurası unutulmamalıdır ki siyasette bir fiil suçlanıyorsa mutlaka öznesi de açıklanmalıdır. Yok öyle adressiz mektup yazmak ve meçhule sesleniş…

Başbakan’ın alkolle ilgili sözleri üzerine Alkol Yasası yazısını yazdım ve göndermek için iki gün medyanın tepkisini bekledim. Bakalım medya bu sözleri nasıl değerlendirecekti? Tartışmasız tüm medya, İki Ayyaş sözü üzerinde duruyordu. İnanır mısınız?  Ben hiç durmadım. Bu sözleri duyunca da asla şaşırmadım.  Bugüne kadar tüm AKP yönetici kadrolarının Cumhuriyeti kuranları hiç sevmediklerini adeta düşman olduklarını bilmiyor muydunuz?  Çünkü bu kadro cedleri olarak öğündükleri  Osmanlı Hanedanına son vermişti. Nitekim içinde bulunduğumuz dönemin yağcılığı ile ünlü angaje yazarlarından Engin ARDIÇ daha geçenlerde Kurtuluş Savaşının  Osmanlı Hükumetine  karşı bir isyan hareketi olduğunu yazmıştı.. Başbakan’ın şu anda hayallerini süsleyen Halife’liğe yine Cumhuriyeti kuranlar son vermişti. Kısaca Osmanlıları tarihten silen Cumhuriyeti kuranlardı. Başbakan’ın ağzından siz hiç ATATÜRK sözünün çıktığını duydunuz mu? Geçen hafta İNÖNÜ’yü HİTLER’e benzetmedi mi? Elinden gelse DERSİM’i yargılatacak ve İNÖNÜ’yü kendisine göbek bağı ile bağlı hakimlerin vereceği ‘Ağırlaştırılmış müebbet’le cezalandıracak ve mahkeme kararını 39 yıl önce vefat eden İNÖNÜ’nin kabrine astıracak.  Şurası muhakkak ki Başbakan her zaman inandığını değil, koşullar gereği söylenmesi gereken ama takiyye içeren inanmadığı sözleri söylüyor. Öfkelendiği zaman ise ağzından gerçek sözler dökülüyor. Özellikle en küçük bir muhalefetten hoşlanmadığı için aklına KILIÇDAROĞLU ya da BAHÇELİ gelince sinirinden kontrolünü kaybediyor, bastırılmış gerçek duygular ortaya çıkıyor ve akıl almaz hakaretlerde bulunuyor.

Öncelikle siyaset arenasında bu sözler görevi ülkede barışı, kardeşliği, hoşgörüyü, birlik ve beraberliği sağlamak olan bir Başbakan’a hiç mi hiç yakışmıyor. Başbakan dilinden hiç düşürmediği Necip Fazıl KISAKÜREK’in “Kindarlı, dindarlı  öç alma” şiirlerini ezberlemek için  ayırdığı zaman içinde arada sırada Şeyh EDEBALİ’nin hayranı oldukları Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk hükümdarı Birinci OSMAN’a yaptığı Nasihatleri  okusa çok iyi olur. (Laf aramızda muhalefet parti liderleri de aynı seviyede cevap yetiştirmede aralarında yarışıyor) Bu arada son zamanlarda Başbakan’ı son derece sinirli ve hırçın görüyoruz. Gerçekten çok samimi olarak söylüyorum;  zaman zaman psikoterapi seanslarına girmesi başta kendisi olmak üzere herkes için yararlı olacaktır.

Tekrar ediyorum. İki Ayyaş sözü üzerinde hiç durmadım. Görülüyor ki bunların tamamı yalnız Cumhuriyet’i kuranları değil nerede ise kendilerinden önceki dönemin hiçbir yöneticisini sevmiyor. Buna dizlerinin dibinde büyüdükleri bir dönem biat ettikleri ERBAKAN Hoca da dahil. Zorla sevdirmemiz mümkün değil. Ellerinden gelse 1923 ile 2002 tarihleri arasını unutturup Osmanlı’yı 2002 yılından tekrar başlatacaklar. Eskiye olan vefa borçlarını ödemek için seksen beş yıl önce vefat eden Ulu Hakan(!) Abdülhamit Han Hazretleri’ne doktora unvanı verirlerken nedense şu anda oturdukları koltukları, sahip oldukları unvanları, taşıdıkları isimleri ve belki de dinlerini bile İki ayyaş ve beraberindekilere borçlu olduklarını da asla hatırlamıyorlar. Dün temeli atılan köprüye Yavuz Sultan Selim adını verdiler. “Durmak yok yola devam.”  Bundan sonra yapılacak ilk köprüye eski ya da yeni bir padişahın (Kim olacağını sizin ferasetinize bırakıyorum) adı verilirse sakın şaşırmayın.

Buraya kadar ben de  İki Ayyaş deyimine nasıl baktığımı anlatmaya çalıştım..Şimdi beni fazlası ile rahatsız eden ve  bugüne kadar  gizlenmeye çalışılan  asıl gerçeği  dile getirmek istiyorum.Başbakan’ın o gün ağzından kaçırdığı alkol yasasının  asıl gerekçesinin inancın emri  olması AKP’nin  asıl  niyetinin ne olduğunu kanıtlaması açısından bence çok  daha önem taşımaktadır. (Bu hususu detaylı olarak Alkol Yasası başlıklı yazımda dile getirmeye çalıştım)  Ne yazık ki medyamız da rejimin temellerini sarsacak niyetleri görmüyor ya da görmezden gelerek İki Ayyaş sözcüğü üzerinde geyik muhabbeti yapmaya devam ediyor. Ağaca bakmaktan ormanı göremiyoruz ya da Fesi bırakıp püskülle uğraşıyoruz.  Bu arada CHP’nin de işlenen Anayasal suç ve tehlikeyi görmeyip verdikleri önergede sadece İki Ayyaş’ın kim olduğunu sormalarını da doğrusu çok yadırgadım. Ana Muhalefet Partisi de son olaya sadece böylesine yüzeysel bir  pencereden bakıyorsa  bu millete  gerçeklerin ne olduğunu kim anlatacak?..

Not: Yazımı bitirdikten sonra televizyonlarda 19.00 bültenlerinde şu haber vardı:
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısına onur konuğu olarak katılan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç yaptığı konuşmada;
“…İnsan olma şerefi onun neyi düşüneceğine, neye inanacağına ya da nasıl bir hayat tarzı seçeceğine kendisinin karar vermesini zorunlu kılar…”

“...Kamu görevi kullananların sınırları belirsiz tasarruflarla hak ihlaline sebep olması kabul edilemez.” dedi.

Unutmayalım ki Haşim KILIÇ, AKP’nin kapatılma davasında verdiği aleyhte oyla AKP’nin kapatılmasını engellemiştir.  Genelde tercihini AKP lehinde kullandığı herkesçe bilinmektedir.

Nitekim geçtiğimiz hafta içinde ayni Haşim KILIÇ bir üniversitede verdiği konferansta yukarıda hatırlattığım dava ile ilgili olarak “Laiklik adı altında ne maskaralıklar ortaya çıktı. Bu ülkede % 47 oy alan parti gazete küpürleriyle kapatılmaya çalışıldı”  diyerek yanlılığını açıkça belirtmiştir.

Laiklikle ilgili olarak böyle konuşan Haşim KILIÇ’ın Alkol Yasası ile ilgili sözleri dikkate alınmalıdır. Adam daha ne desin?

Moiz gece yatakta sağa sola dönmekte oflayıp püflemektedir. Kocasının uyuyamadığını gören Raşel “Ne oldu Moiz neden uyumuyorsun? “ diye sorunca Moiz, “ Agop’a yarın ödenmesi gereken borcum var. Ama  ödeyecek param da yok.” deyince Raşel, hemen telefona sarılır ve Agop’u arar ve ona “Agop! Aç kulağını da iyi dinle. Kocamın sana borcu varmış. Onu sana ö-de-me-ye-cek”  dedikten ve telefonu kapattıktan sonra kocasına döner ve “Moiz sen şimdi rahat rahat uyu, bırak Agop düşünsün” der.

Alkol Yasasının kabulünden sonra çok kişinin uykusu kaçmıştı. Haşim Kılıç’ın bu açıklamalarıyla kısaca iptal sinyali vermesinden sonra artık rahat rahat uyuyabilirler. Şimdi düşünme sırası, ayık kafa(!) ile yasayı çıkaranlara ve yasayı henüz onaylamayan Cumhurbaşkanı’na geldi…

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com