İşte Arda'nın Ev Hali!

İşte Arda'nın Ev Hali!
Nasıl bir evde yaşıyor? Hayatına dair her şey bu söyleşide...

Bugünlerde herkes ondan bahsediyor, onu izliyor, ona hayran oluyor... Yıldız oyuncu Arda Turan başarısıyla tüm ilgiyi üzerine çekmeyi başarıyor! Marie Claire Maison dergisi, Arda'yı mercek altına aldı ve Florya'daki evine konuk oldular..

İşte Arda Turan'ın ev hali...

Henüz 21 yaşında ancak en başarılı orta saha oyuncularından biri olarak görülüyor, attığı goller, mücadeleci yapısı ve top tekniğiyle dikkatleri üzerine topluyor. Galatasaray altyapısından yetişmiş olan futbolcu, genç yaşına ve A Takım'a henüz yeni geçmiş olmasına rağmen, milli formayı giyme şansı buldu. Biz de Arda'yı daha yakından tanımaya karar verdik ve Florya'ya uzandık. Galatasaray tesislerine yakın site içinde bir apartman dairesinde tek başına yaşayan Arda Turan'ın, evinde rahatlığı ön planda tutarken sade renkler ve modern çizgileri tercih ettiğini öğrendik.
 

ARDA'NIN EV HALİNİ GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Bu sene Galatasaray A Takımı'nda dördüncü sezonun, nasıl gidiyor çalışmaların, biraz anlatır mısın?
Her şey çok iyi, çok keyifli. 11 yaşından beri buradayım, çok uzun seneler oldu, her geçen sezon, ayrı bir tecrübe, ayrı bir heyecan... Tabii her geçen yıl olgunlaşıyorum. Galatasaray takımının bana çok şey kattığını düşünüyorum. Keyifli, heyecanlı. Önemli olan zaten bu heyecanı kaybetmemek. Bu heyecanı kaybettiğimiz an, çok fazla şeyi kaybetmiş oluruz diye düşünüyorum.

Futbol hayatın nasıl başladı?

Futbol benim keyfim, hayattaki en büyük heyecanım. Ben sabah kalktığım zaman yüzümü yıkamaya giderken bile top sektirerek gidiyorum. İnsanın sevdiği işi yapması en güzel şey. Çocukluğumdan beri oynuyordum, sokakta başladı bu heyecan. Hatta bundan üç, dört sene öncesine kadar hala sokakta top oynuyordum. Galatasaray'ın küçükler takımına girmemle başladı hikaye...

Bir anda bütün ilginin senin üzerinde olması nasıl bir duygu?

Beni ilgilendiren tek şey bu durumun getirdiği sorumluluk. Ben bu işi ilk başta, ailemin geleceğini garanti altına alabilmek için yaptım, bunun için de çok çalıştım. Bunu başardığım için artık kendimi çok rahat hissediyorum, yeteneklerimi çok daha iyi sergileyebiliyorum. Bu sorumluluk, beni ileriye taşıyor. Bence Türkiye'de her iş dalında, herkes sorumluluğunu bilmeli. Sorumluluk almazsan başarıya gidemezsin. Ben de hayatımda her zaman bunu felsefe edindim kendime. Hatta Avrupa Şampiyonası Çeyrek Finali'nde "İlk penaltıyı kim atar?" diye sorduğunda hoca, ben kendim atmak istedim. Bu bir sorumluluk almaktır. Başaramayabilirsin ama o sorumluluğu almak benim için çok önemlidir.

Bir günün nasıl geçiyor?

Genelde idmanlarımız sabah oluyor. Saat 09:30'da kalkıyorum, tesiste kahvaltı ediyorum. Ardından idmanımızı yapıyoruz. Saat 13.00'de öğlen yemeğimizi yiyoruz takımla birlikte. Ardından 17.00'e kadar mutlaka uyuyorum. Ne ailem ne de arkadaşlarım çok önemli bir şey olmadıkça beni rahatsız etmez. Uyandıktan sonra arkadaşlarımla birlikte olurum, Playstation oynar, evde vakit geçiririz. Akşam da hep beraber yemeğe gideriz. Dışarda yemeği tercih ediyorum. Yemekten sonra bazen ailemi görmeye bazen sinemaya gidiyorum. Bazen de kağıt, tavla, okey gibi oyunlar oynuyoruz arkadaşlarımla. Sezonda çok dışarıya çıkmıyorum.

Dışarıya çıkmayı sevmiyor musun? Yoksa yasak mı?

Hayır, çok seviyorum. Bir futbolcu kendini bildikten sonra yasak diye bir şey yoktur ama iş zamanı dinlenmek gerek, böyle yaşamak gerek. Tatil günü ise mutlaka dışarıya çıkarım gezmek için.

Nerelere gitmeyi seviyorsun İstanbul'da?

İstanbul'un her yeri çok güzel, her yerin ayrı bir keyfi var. Doğup, büyüdüğüm Bayrampaşa'nın benim için ayrı bir keyfi var, Bebek, Etiler, Ulus'un ayrı... Günüme göre değişiyor gittiğim mekanlar.

Ne kadar zamandır bu evde yaşıyorsun?

Üç buçuk sene oldu.

Kaç kişi yaşıyorsunuz?

Ben eskiden takım arkadaşım Orhan Ak'la yaşıyordum. Şimdi o gittiği için yalnız yaşıyorum ama arkadaşlarım sürekli yanımda. Genelde her akşam dört, beş erkek oluyoruz ama sonuç olarak yalnız yaşıyorum.

Nasıl kurdunuz bu evi?

Orhan ağabey bu işlerle çok ilgilidir. Evin yeri konusunda seçimi ben yaptım, içini ise o döşedi. Zevklidir. Renkleri, her şeyi o beğendi. Bütün eşyaları, kendi isteğimize göre, bir marangoza yaptırdık. Güzel olduğunu düşünüyorum. Sade, hoş, istediğim gibi...

Evde çok sayıda dekorasyon dergisi var. Hangi tarzlardan hoşlanıyorsun?

Evet evde çok dekorasyon dergisi var, evi döşerken fikir almak için yararlandık. Ayrıca göz atmayı sevdiğim dergiler bunlar. Evimi, başkalarının zevkiyle değil de kendi zevkimle döşemeyi isterim, o yüzden bir mimar ile çalışmadık. Hayatta da böyledir; her zaman kendi kararlarımla yol almayı tercih ederim, bir hata olacaksa da o benim hatam olsun isterim. Sade renkleri, yalın olmayı seviyorum. Giyim tarzımda da öyle. Genelde beyaz, kahverengi, siyah, lacivert gibi net renkleri severim. Tarz olarak ise, modern eşyaları beğeniyorum. Yeni şeyler her zaman ilgimi çekmiştir.

Yeni çıkan tasarım ürünleri ilgini çekiyor mu?

Yeni tasarım ürünlerini görüyorum ama kimileri bana fazla teknolojik ve soğuk geliyor, pek sevmiyorum. Koltuk, masa, sandalye ya da sehpa gibi mobilyalarda benim için rahatlık ön planda gelir, çok komplike eşyaları tercih etmiyorum.

Hayatında, vazgeçemediklerin neler?

Ailem ve dostlarımdan asla vazgeçmem. Onun dışında hayatta her şeyi, her an kaybedecekmiş gibi yaşayabilirim. Ona hazır tutuyorum kendimi. Çünkü bu öyle bir meslek ki, seni bir anda çok yukarıya götürüp, bir anda çok aşağıya düşürebilir. O yüzden her zaman ailem ve dostlarımla baş başa kalacakmışım gibi hazırlıyorum kendimi.

Yanından ayırmadığın objeler var, biraz onlardan bahseder misin?

İçinde nazar duası olan kolyem benim için çok önemli, o yüzden her zaman yanımda olmasını istiyorum. Bir tek mecbur olduğum için maç sırasında çıkarıyorum. Onun dışında I-pod'umu çok seviyorum çünkü onun içindeki şarkılar maça konsantre olmamı, dış dünyadan uzaklaşmamı sağlıyor. Maçtan önce, ısınmaya çıktığımda kulağımda müzik oluyor mutlaka.

Hangi şarkıları dinliyorsun ısınmaya çıktığında?

Sezen Aksu'dan 'Vazgeçtim' i çok seviyorum. Candan Erçetin 'Yalan', Barış Manço'dan 'Bahçede Hanımeli'ni dinliyorum sürekli olarak, benim için önemli şarkılar.

Bana Arda ne tür müzik dinler diye sorsalar, aklıma canlı, enerjik şarkılar gelirdi...

Enerjik bir insanım zaten, çok keyifliyim, eğlenceliyim ama konu işim olunca her şey değişir, hiçbir şey umurumda olmaz, çok ciddi olurum. O yüzden daha yavaş şarkılar konsantre olmama yardımcı oluyor.
 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com