İşte Tatlıses'in Aday Olmama Nedeni!

İşte Tatlıses'in Aday Olmama Nedeni!
Başbakan bugün Şanlıurfa'da Tatlıses'in neden aday olmadığını açıkladı.

Şanlıurfa'da halka hitap eden Başbakan Erdoğan "İbrahim Tatlıses kendisiyle yaptığımız görüşmelerin ardından adaylıktan çekildi. Kendisine de teşekkür ediyorum" dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, ''Birileri iktidar mücadelesi içinde olabilir. Birileri hırslarına yenik düşebilir. Birileri, kendi ikballeri için yetimin, öksüzün, yoksulun, yolda kalmışın üstüne basabilir. Biz onlardan asla olmadık, asla olmayacağız'' dedi.

Erdoğan, partisinin Şanlıurfa'daki Topçu Meydanı'nda düzenlediği mitingde vatandaşlara hitap etti.
Konuşmasının başında, Şanlıurfa'nın ''peygamberler şehri'' olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, bu ilin dünyanın gıpta ettiği bir şehir olduğunu dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Şanlıurfa tarihe ışık tutan bir şehir. İnsanoğlunun inşa ettiği en eski mabet, günümüzden 11 bin 500 yıl önce burada, Şanlıurfa'daydı. Buğday ilk kez bu topraklarda yetiştirildi, tarım ilk kez bu bereketli topraklarda yapıldı, dünyanın ilk üniversitesi bu topraklarda kuruldu. Bu topraklarda su, ateşe hükmetti.

Nice alimler, evliyalar, şairler, fikir adamları bu topraklardan yetişti. İnsan bu şehirle nasıl gururlanmaz?''
Kendisinin Şanlıurfa ile her zaman gurur duyduğunu kaydeden Erdoğan, Hazreti İbrahim'in şehrine, peygamberler şehrine hizmetkar olmanın gururunu hep göğsünde taşıyacağını ifade etti.

''Allah, bizleri onların şefaatine nail etsin'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Yavuz Sultan Selim, Şam'a geldiğinde, bir cuma günü, imam minbere çıkıyor ve Cihan Padişahı'na şöyle hitap ediyor; 'Hakimül harameyn iş-şerifeyn'... Yavuz Selim, ayağa kalkıyor, 'Hakimül harameyn değil, hadim ül harameyn' diyor. Yani, 'Ben harameynin hakimi değilim, olsa olsa hizmetkarıyım...'

İşte biz böyle bir medeniyetin çocuklarıyız. Biz bu millete hizmetkar olmaya geldik. Bizim medeniyetimizin temelinde, Şeyh Edebali'nin, 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' anlayışı var. Bizim medeniyetimizin temelinde, insanı yöneten, insanı sindiren, insana zulmeden değil, vatandaşının hizmetkarı olan bir devlet anlayışı var.''

''BİZ KENDİ KENDİMİZİ HER AN HESABA ÇEKERİZ''

Kendilerinin, bu büyük zatların rehberliğinde yürüdüklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, ''Biz makamların, rütbelerin, payelerin peşinde değiliz. Biz koltukların, etiketlerin, sıfatların peşinde değiliz'' dedi. Erdoğan, Şanlıurfa'dan bir vatandaşın çıkıp 'Allah sizden razı olsun' demesi durumunda kendileri için en büyük paye ve rütbenin bu olacağını söyledi.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Biz kendi kendimizi her an hesaba çekeriz. Kendimizi milletin önünde hesaba çekeriz. Her akşam başımızı yastığa koyunca, 'Bu millet için ne yaptın?' diyerek kendi muhasebemizi yaparız.

Açık söylüyorum, birileri iktidar mücadelesi içinde olabilir. Birileri hırslarına yenik düşebilir. Birileri, kendi ikballeri için yetimin, öksüzün, yoksulun, yolda kalmışın üstüne basabilir. Biz, onlardan asla olmadık, asla olmayacağız. Biz illa da birilerini bu makamlarda sürekli tutmak için yokuz. Biz hiçbir zaman hırsımıza yenik düşmedik, Allah'ın izniyle, sizlerin hayır duasıyla, bundan sonra da hırsımıza yenik düşmeyeceğiz. Kibire, böbürlenmeye, yersiz gurura teslim olmadık, olmayacağız.

Biz sorun çözmeye geldik. Biz yasakları ortadan kaldırmaya, yolsuzluklardan hesap sormaya, yoksulluğu yok etmeye geldik. 8,5 yıldır bunun samimi mücadelesi içindeyiz. 8,5 yıldır ben, arkadaşlarım, teşkilatım, bunun gayreti içindeyiz.

Hani diyor ya şair; 'Vur kazmayı dağa Ferhat/çoğu gitti, azı kaldı...' Biz de aynen öyle diyoruz. Çoğu gitti, azı kaldı diyoruz. Çok şey yaptık, daha da fazlasını yapacağız diyoruz.''

Herkesin öleceğini söyleyen Erdoğan, ölünce musalla taşına konulduğunda imamın cumhurbaşkanı, başbakan, profesör, trilyoner, ağa, şeyh niyetine değil, er kişi ya da hatun kişi niyetine diyeceğini ifade etti.
Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bu kavga, bu kibir, bu gurur niye? Gelirler seni iki metreküplük mezara korlar, bütün yakınların gider. Eğer hatırlarlarsa ne ala. Eğer güzel eserler bırakırsan iyi anılırsın. Bırakmazsan iyi ki gitti be. Bu adamdan kurtulduk derler. İşte biz bu ülkede hoş bir sada bırakalım diyoruz. Eserlerimizle, şehirlerimizle, yaptığımızla anılmak istiyoruz. ''Allah Başbakan'dan razı olsun' denilirse bu bize yeter. İşte biz bunun için varız. Daha çok şeyler yapacağız.''

YAHU SEN NE BİÇİM DEVLET ADAMISIN BE?

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili olarak, ''Yahu sen ne biçim devlet adamısın be? Senin her yerin dökülüyor'' dedi.

Partisinin Topçu Meydanı'nda düzenlenen mitinginde vatandaşlara hitap eden Erdoğan, Şanlıurfa'nın yetiştirdiği çok değerli şairler bulunduğunu hatırlattı.

Bunlardan bir tanesi olan Mehmet Akif İnan'ın 11 yıl önce Hakk'a uğurlandığını belirten Başbakan Erdoğan, İnan'ı rahmetle yad etti.

Şanlıurfalı şairlerden birinin de Nabi olduğunu kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

''Nabi, sadece edebiyatın değil, edebin de zirvesi bir şair... Bu çok önemli, bu günlerde bu çok geçerli. Siyasette de bugünlerde çok geçerli. İstifaları, mistifaları görüyorsunuz değil mi? Diyor ki Şanlıurfalı Nabi; 'Sakın terk-i edepten, kuy-i mahbub-u Hüdadır bu. Nazargah-ı ilahidir, makam-ı Mustafa'dır bu'. İşte Şanlıurfa, böyle bir edep timsali, böyle bir hürmet timsali şair Nabi'nin şehridir.

Bu ülkenin, bu milletin, böyle edep ve adap timsali şairleri, şahsiyetleri varken, maalesef bunları görmeyen, bunları okumayan, bunlardan nasibini alamayan bazı siyasetçileri de var. İşte MHP liderini görüyorsunuz... Güya milliyetçi ama bu milletin dilini, üslubunu, adabını ne yazık ki öğrenmeye dahi gerek görmemiş.
İşte BDP'yi görüyorsunuz... Onlar da kendilerine göre milliyetçi. Onlar da bir başka taraftan ırkçılık yapmaya çalışıyor. Ama onlar da bu milletin o güzel üslubunu öğrenme ihtiyacı hissetmemiş.

Bunlar, Yunus Emre'den, Mevlana'dan, Hacı Bektaş Veli'den, Ahmade Hani'den, Mela Ceziri'den, onların o güzel dilinden maalesef nasiplenememiş.''

''HACI BEKTAŞI VELİ'NİN RAHLE-İ TEDRİSATINDAN GEÇMEMİŞ''

Anamuhalefet CHP'nin durumunun daha da içler acısı olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Siirt'te yaptığı konuşmada saygısızlık yaptığını ifade etti. Kılıçdaroğlu'nun, ''Statükonun Allah'ı Ankara'dadır'' dediğini hatırlatan Erdoğan, buna rağmen CHP Lideri'nin özür dileme erdemini göstermediğini dile getirdi. Başbakan Erdoğan, ''Edebini de takın. Zaten 12 Haziran'da benim milletim sana edebini takacak ve taktıracak, merak etme. Alevi kültüründe böyle bir anlayış yok. Güya oradan geliyor ama bunun bile farkında değil. Hacı Bektaşı Veli'nin rahle-i tedrisatından geçse bu ifadeyi kullanmaz. Ama maalesef geçmemiş'' diye konuştu.

Yine, CHP milletvekili adaylarından birinin, Allah'ın ayetine ''Sinir bozucu'' dediğini belirten Başbakan Erdoğan, bu milletvekili adayının da özür dileme erdemini göstermediğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Siyaset, ilkeler üzerinden yapılır. Her partinin temel ilkeleri vardır, çizgisi vardır, sınırları vardır, karşı olduğu şeyler, kabul ettiği şeyler vardır. Elbette bir siyasi partinin içinde farklı renkler, farklı düşünceler, farklı değerler olabilir. Ama bunlar da en nihayetinde bir bütünlük, bir uyum, bir ahenk arz eder.

Şimdi ben soruyorum; Allah aşkına, bu yeni CHP'nin çizgisi, ilkesi, programı, hedefi, derdi, davası nedir? Bu yeni CHP nasıl bir şeydir? 'Başörtüsüne özgürlük' diyeceksin, 'milletin değerlerine saygı' diyeceksin, ayete 'sinir bozucu' diyeceksin, başörtülü kızlarımızı rahibe gibi göstereceksin, yahu bunların hepsi nasıl bir araya gelir?

Hadi orayı geçtik... Terör örgütünü savunacaksın, terör örgütü ile birlikte partinin kepengini indireceksin, Ergenekon'a avukatlık yapacaksın, genel af diyeceksin, çetelere kol kanat gereceksin, Dersim'de analar ağlasın deyip, anında çark edip, Tunceli'de milletin karşısına çıkacaksın... Yahu bunların hepsi bir arada nasıl olur?''

''YERİ GELİYOR BUNLAR MİLLİYETÇİ, YERİ GELİYOR BAKIYORSUNUZ BİR ANDA KOMÜNİST''

CHP'li Ankara Yenimahalle Belediyesinin, İskilipli Atıf Hoca'nin idam edilmesi kararını veren hakim Ali Çetinkaya'nın ismini bir parka verdiğini hatırlatan Başbakan Erdoğan, diğer adıyla Kel Ali'nin güya adalet dağıttığını ifade etti.

Ali Çetinkaya'nın, 'Sanığın idamına, şahitlerin bilahare dinlenmesine' diyerek İskilipli Atıf Hoca'yı idam sehpasına gönderdiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

''Sayın Kılıçdaroğlu, dün Afyon'da çıkıyor, bu şahsı, Kel Ali'yi, Ali Çetinkaya'yı büyük devlet adamı olarak ilan ediyor ve savunuyor. Yahu bu nasıl bir devlet adamlığı be? Sen mi bu ülkeye devlet adamı olacaksın, siyaset adamı olacaksın da bu ülkenin önüne geçeceksin? Şahidi dinlemeden, önce idam edip ipini çekeceksin, sonra şahitlerin dinlenmesine diyeceksin. Ondan sonra da bu kararı verene büyük devlet adamı diyeceksin. Yahu sen ne biçim devlet adamısın be? Senin her yerin dökülüyor. 12 Haziran'da bunlara gereken cevabı milletim verecek.

İşine gelirse, eski CHP'ye dönüyor, 'Cumhuriyet kadar eskiyiz' diyor, işine gelmezse, 'Biz yeni CHP'yiz' diyor. Yeri geliyor bunlar milliyetçi, yeri geliyor bakıyorsunuz bir anda komünist, bir anda ırkçı. Ne derseniz deyin, bunların hepsi var.''

EV EV TELEFONLA ARIYORLAR, TEHDİT EDİYORLAR

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Vatandaşı tehdit edeceksin, niye? 'Mitinge gitme...' Bırak serbest, bırak bakalım ne oluyor? Ev ev telefonla arıyorlar, tehdit ediyorlar. Ondan sonra çıkıyor, 'demokrasi mücadelesidir.' Hadi canım sende, ne demokrasi mücadelesi? Bu BDP'nin demokrasi ile alakası yok, bunların temel hak ve özgürlüklerle alakası yok. Bunların yandaşı, candaşı olan bazı medya gruplarıyla beraber verdikleri bir mücadele var'' dedi.

Erdoğan, partisinin Şanlıurfa'daki Topçu Meydanı'nda düzenlediği mitingde vatandaşlara hitap etti. Türkiye'ye hangi partinin nasıl demokrasi getireceğinin ortada olduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bakınız, yeri geliyor bunlar milliyetçi, yeri geliyor bir anda komünist, bir anda ırkçı... Ne derseniz deyin, bunlarda hepsi var. Bir ara Silivri'dekilerin avukatı oldular, çetelerin avukatlığına soyundular, Ergenekon'un avukatlığına soyundular. 'Çetelere avukatlık yapıyor' dediğimiz zaman da rahatsız oldular. Ergenekon sanıkları ile yan yana oturdular. Hatta 'Ergenekon'un avukatıyım' dediler. Hatta Kılıçdaroğlu, 'Bu Ergenekon nerede, bana adresini söyleyin, gidip üye olacağım' dedi. Şimdi bizi mahkemeye vereceklermiş. CHP'de kafa karışık, kafa. İstikamet belirsiz.''

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ''yalanlarını tekzip etmelerine'' hiç gerek olmadığını, çünkü bunu Kılıçdaroğlu'nun kendisinin yaptığını ifade etti. Kılıçdaroğlu'nun bir iddia ortaya attığını, yarım saat geçmeden kendisinin iddiasını yalanladığını belirten Erdoğan, şunları söyledi:

''Aileme çok çirkin bir yalan, bir iftira attı. Güya devletin uçağı Ürdün'e kızımın düğün davetiyesini götürmüş. Dün akşam bir televizyon kanalında, kendi sitelerinden sözün tamamını yayınladık. İnkar etti, çünkü dedi ki, benim Ürdün ziyaretimde davetiyeyi verdiğimi, daha sonra bir başka televizyonda söyledi. Ben de dün akşam bu sözün nereden çıktığını bir televizyon kanalında belgesi ile açıkladım. Bunlar böyle. Yalanını bir kez daha suratına vurduk ama kızaracak yüz yok.''

Dün bazı haber ajanslarında, Balıkesir'in Altınova Belediyesinin resmi plakalı aracıyla üzerinde CHP afişleriyle mitinge insan taşıdığına ilişkin bir haberin yer aldığını hatırlatan Erdoğan, ''Muhalefette bunu yapan, es kaza olmaz ya, iktidar filan olsa neler yapar bu ülkede düşünün'' diye konuştu.

''NE YAPARLARSA YAPSINLAR, BİZ KENDİ İŞİMİZE BAKACAĞIZ''

Erdoğan, CHP'yi, MHP'yi ve BDP'yi millete havale ettiklerini dile getirerek, oyunu bozmaları gerektiğini söyledi. BDP'yi eleştiren Erdoğan, ''Bunlar sırtlarını PKK terör örgütüne dayamışlar, oy devşirmeye çalışıyorlar'' dedi.
Hakkari'de esnafı tehdit ederek kepenk kapattırdıklarını ifade eden Erdoğan, belediyenin kepenk kapatmayan esnafa ceza kestiğini dile getirdi. Erdoğan, Kürtlerin dininin ''Zerdüştlük'' olduğu, silah tehdidi ile Müslüman olduklarının söylendiğine dikkati çekti. Erdoğan, ''Biz el ele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz. Demokratik olarak biz hesap soracağız, sandıklarda hesap soracağız'' dedi.

Vatandaşı tehdit edeceksin, niye? 'Mitinge gitme...' Bırak serbest, bırak bakalım ne oluyor? Ev ev telefonla arıyorlar, tehdit ediyorlar. Ondan sonra çıkıyor, 'demokrasi mücadelesidir.' Hadi canım sende, ne demokrasi mücadelesi? Bu BDP'nin demokrasi ile alakası yok, bunların temel hak ve özgürlüklerle alakası yok. Bunların yandaşı, candaşı olan bazı medya gruplarıyla beraber verdikleri bir mücadele var. Dünyada da bunların yandaşları var onu da söyleyeyim. Avrupa'da da var, onu da söyleyeyim. Bunlarda esrar, eroin kaçakçılığından tutun da ne ararsanız PKK terör örgütünde var. Nitekim şu anda Amerika hazinesi bunları tespit etmiş ve oradaki mal varlıklarını dondurmuş durumda. 8 tanesine de şu anda tutuklama kararı vermiş durumda. Niye? İşte bundan dolayı. Aynı şey batıda var, şu anda Avrupa'da bunlar elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, biz kendi işimize bakacağız. İnşallah biz bu işi beraber başaracağız.''

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com