Kadınların meclise türbanla girmeleri milletvekili olarak girmelerinden daha mı önemlidir?

Kadınların meclise türbanla girmeleri milletvekili olarak girmelerinden daha mı önemlidir?
AKP’nin yıllardır bitmek tükenmek bilmeyen hayalleri hele şükür kendilerine göre mutlu sona ulaştı. Merve Kavakçı ile 14 yıl önce başlatılıp yarım kalan girişim, 4 kadın milletvekilinin, önceden planlanmış bir hac seferi ile itibarlı bir dini kimlik de ka

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

AKP o gün özellikle CHP’li Milletvekillerinin daha önce DSP Milletvekilleri gibi toplu bir protesto yapacağına ve böylece önümüzdeki seçimlerde de CHP’yi dinin emirlerine karşı gelmekle suçlayıp mağduriyetlerini sürdüreceklerine inanıyorlardı. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. O gün konuşan kadın milletvekillerinin tamamı son derece tutarlı, inandırıcı ve seviyeli bir tutum izleyerek “Bizim üzerimizden siyaset yapmayın”, “Bizim işimize karışmak ne hakkınız ve ne de haddinizdir” diyerek kadınlar adına ortaklaşa bir tepki gösterdiler. Bu arada Muharrem İnce’nin AKP’nin bundan böyle mağduriyet şemsiyesine sığınamayacaklarını ifade eden konuşması da gerçekten mükemmeldi.

Öyle anlaşılıyor ki; Başbakanın fırsat buldukça öğündüğü, yere göğe sığdıramadığı ceddi padişahlar İstanbul’ da trafiğin olmadığı bir dönemde kendilerini boğazı tüple geçme projeleri hazırlamaya öylesine kaptırmışlar ki o günlerde tamamı başörtülü bacılarımızın temel haklardan mahrumiyetleri ile ilgilenmeye vakit bulamamışlar.

İlk olarak 1924 yılında Medeni Kanunun yürürlüğe girmesiyle başörtülü bacılarımız şahitlikleri bile kabul edilmeyen ikinci sınıf vatandaş olmaktan kurtarılmış, mirastan erkekler gibi eşit pay almaları sağlanmış, evlilikleri kocalarının ağızlarından çıkacak söze bağlı olmaktan çıkarılarak yasal güvence altına alınmıştır.

Nihayet 1934 de çıkarılan bir kanunla kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınarak meclise milletvekili olarak girme hakkı kazandırılmıştır.
Sayın Başbakana haklı olarak bir soru sormak istiyorum. Kadınlarımızın meclise türbanla girmeleri, milletvekili olarak girmelerinden daha mı önemlidir?

Ne olur fesi bırakıp püskülüyle uğraşmayalım!

Daha önceki bir yazımda da dile getirmeye çalıştığım gibi türban sorunu kadınların değil, kadınları eşya gibi gören erkek egemen bir toplumun daha da doğrusu babaların, kocaların ya da ağabeylerin yarattığı ve kadın özgürlüğü adı altında savunmaya çalıştığı bir yaşam felsefesinin dayatmasından başka bir şey değildir.

Günümüzde özellikle genç kızlarımızın acaba ne kadarı aile baskısı ile değil de kendi hür iradeleriyle böyle bir giyim tarzını seçmişlerdir. Bu konuda yapılacak bir araştırmadan çok şaşırtıcı sonuçların çıkacağına inanıyorum.

Şüphesiz demokratik bir ülkede kişiler diledikleri gibi giyinme özgürlüğüne sahiptir. Ama demokrasi kurallar dâhilinde temel hak ve özgürlükleri savunan bir rejimdir. Bu özgürlük devlet yanında bazı özel kurumların alacakları kararlarla sınırlıdır. Bugün kamu dışında bazı sosyal kulüplerin restoranlarında kış aylarında ceket ve hatta kravat mecburiyeti uygulanır.  Üyeler bu karara özgürlüğün kısıtlandığı gerekçesiyle karşı çıkmazlar ve uyarlar. Böyle bir uygulama serbestinin getireceği görüntü kirliliğini önler ve ortama bir ciddiyet kazandırır.
Büyük Millet Meclisi iç tüzüğünde de bazı zorunlu uygulamalar vardır. Örneğin erkekler için ceket, kravat ve hatta toplantıyı yönetecek erkek başkan için frak giyme zorunluluğu vardır. Öte yandan ülkemizin dokunulmazlık nedeniyle en özgür kesimi olan milletvekillerinin oturumlara çantalarında küçük birer su şişesiyle ya da birer küçük paket bisküvi ile girmelerinin mümkün olmadığını sanırım birçoğumuz bilmez. Ama hiçbir milletvekili bu sorunu özgürlük kısıtlaması olarak algılamaz.

Başbakan çoğu zaman anayasanın en temel ilkelerinden laikliğin korunmasında ilk kişi olması gerekirken, çıkacak bazı kanunlarda kasten ‘Ulemaya soralım’, ‘Diyanete danışalım’  gibi laiklik ilkesi ile asla bağdaşmayacak öneriler getirmektedir. Sanırım bu davranış hayranı olduğu atalarının devrinde çıkarılacak yasalar için Şeyhülislam’dan fetva alınmasına olan özleminden kaynaklanmaktadır.
Tekrar konumuza dönersek kendi iç hukuku gereği su içilmesinin bile mümkün olmadığı meclis toplantı salonunda uzun yıllardır kılık kıyafetle ilgili olarak yapılmakta olan uygulamanın doğru olduğunu düşünüyorum.

Başbakan çok bildik din eksenli polemiğin arkasına sığınarak “Dinin emirlerine niçin karşı çıkıyorsunuz?” diyor. Öyle mi Sayın Başbakan? Bir gün mecliste bir milletvekili kürsünün önüne bir seccade atarak “Ezan okundu. İzninizle İslam’ın şartını yerine getireyim” deyip namaza durursa ne yapacaksınız?

İnanın dostlar şeriata karşı olan özlem meclisin toplantı salonlarında özgürlük kisvesi altında somut hale gelebiliyorsa zamanla ülke sokaklarının Fatih’in Çarşamba semtine dönmesinden endişe ediyorum.

Bu arada büyük bir ihtimalle Başbakanın talimatı ile böyle bir huruç harekâtı yapan kadın milletvekilleri müebbet türban takmaya mahkûm olmuşlardır. Bir gün medya gündelik hayatlarında onlardan birini türbansız yakalarsa yandı gülüm keten helva…

AZİZ YILDIRIM YİNE BAŞKAN

Aziz Yıldırım’ı takdir etmemek mümkün değil. Benzetmek gibi olmasın ama musalla taşında yatan mevta için hocanın “Merhumu nasıl bilirdiniz?” sorusuna benzer bir şekilde Divan Başkanının kendisi ve diğer iki arkadaşı için “kötü şöhret sahibi olmadıkları”  şeklindeki oylamasına muhalifler dâhil tüm katılanların ittifakla olumlu oy kullanması gerçekten Aziz Yıldırım’ın zaferidir. Demek ki tüm Fenerbahçe kongre üyeleri ne 16. Ağır Ceza Mahkemesinin kararlarına, ne TFF’nin kararlarına, ne UEFA’ya, ne UEFA Disiplin Kuruluna ve ne de nihai karar merci olan CAS’ın  şike yapıldığı için Fenerbahçe Kulübüne ceza  vermesini doğru bulmamakta, sadece Aziz Yıldırım’ın söylemlerine inanmaktadır.

Bu arada Fenerbahçe Genel Kurulundan bir gün önce Aziz Yıldırım yaptığı basın toplantısında aynen “İkiyüzlü olmayan Fenerbahçe’ye başkan olamaz” dedi. O anda iki olumsuz kelimenin ayni cümlede kullanılmasının anlatmak istenilenin tam tersi bir anlam yaratacağını gözden kaçırdı. Böylece söylediklerinden  “Ancak ikiyüzlüler Fenerbahçe’ye başkan olabilir” gibi bir anlam çıktı. Ama herkes biliyor ki Aziz Yıldırım asla ikiyüzlü değildir ve inandıklarını sonuna kadar savunur. Bir Fenerbahçeli olmamama rağmen başarısından dolayı candan kutluyorum.

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com