Kaset Depremi Böyle Yorum Görmedi!

Kaset Depremi Böyle Yorum Görmedi!
Oray Eğin, MHP'deki kaset depremini öyle bir açıdan ele aldı ki.. İşte elmahaber farkıyla ayrıntılar..

MHP'deki kaset depremi gündemi sarsmaya devam ederken farklı çevrelerden farklı yorumlar da gelmeye devam ediyor.

Dün Cumhurbaşkanı Gül, süreci değerlendirirken 'olayların tehlikeli boyutlarından' bahsediyor bugün ise Ümit Boyner kasetler hakkındaki kaygılarını dile getiriyordu. Yazarlardan tutun da siyasetçilere kadar geniş bir yelpazede ele alındı defalarca medyada bu konu. Hatta muhalefet ve iktidar arasında onlarca suçlamaya sebep oldu. Okyanus ötelerine kadar sıçradı suçlamalar. Tartışmalar bitmek bilmedi.

Ancak MHP'nin siyasi kadrolarını değiştiren, istifalar getiren, diğer siyasilerde bir kaset paranoyası oluşturan bu seks kasetler hakkında bugün öyle bir yorum geldi ki, bugüne kadar böylesi ne duyuldu ne de görüldü. Kasetler Türk Siyasetini yönlendire dursun Eğin de bu kasetlerden toplumsal ve sosyolojik çıkarımlarda bulunsun.

Oray Eğin'in şantaj kasetlerinden yola çıkarak anladığı gerçek, öpüşmeyi Amerikan filimlerinden öğrendiğimiz ve Türk erkeğinin sevişmeyi bilmemesiymiş.

Türkiye'de ciddi bir erkeklik sorunu varmış.

MHP'liler de tipik Türk erkeği tasvirine 'cuk' oturuveriyormuş.

12 Haziran seçimleri öncesinde kirli komploların siyasete yön verme çabasına böyle bir yorum da ancak Oray Eğin'den gelirdi zaten..

İşte Oray Eğin'in O Yazısı:

Nazlı Ilıcak MHP'lilerin kasetlerini 'gazetecilik açısından' izlediğini söylemiş; önünde arkasında başka bir cümle olmayınca kulağa tuhaf geliyor tabii. Ne yalan söyleyeyim ben gazetecilik açısından değil, sadece insana özgü çok aşağılık bir merakla izledim kasetlerin bazılarını.

İnsanın böyle merakına yenildiği anlar oluyor işte.
Fakat iyi ki de izlemişim. Kasetler 'gazetecilik açısından' pek malzeme vermese de Türkiye'nin erkeklik sorunuyla ilgili epey ipucu barındırıyor. Bu açıdan sosyolojik bir saha araştırması bile olabilir MHP'lilerin seks görüntüleri.

Hani hep Türklerin dudaktan öpüşmeyi Amerikan filmlerinden öğrendikleri söylenir ya, kasetteki MHP'lileri birer 'denek' olarak ele alacak olursak bu toplumun sevişmeyi öğrenmek için daha çok yol kat etmesi gerektiği yargısına da varabiliriz.

Söz konusu MHP'liler ortalama bir Türk erkeği, orta-üst sınıf bir aile babası profiline de cuk oturuyor. Onlardan o kadar çok var ki...
'Çoğunluk' filmini izlediyseniz oradaki baba karakterini düşünün: Genelde müteahhit, Özal sonrası yeni zengin, yaşam tarzı olarak muhafazakarlığı benimsemiş, ataerkil, dominant, aileye para getiren, çoğu zaman bıyıklı ve göbekli, genellikle cip kullanan, evde onları bekleyen bir eşlerinin yanı sıra illa ki metresleri de olan yeni 'işadamı' prototipi...

Bir başka ortak özellikleri de sevişmeyi bilmemeleri.
MHP'lilerin kasetlerinde de bu gözüküyor zaten: Bir yangından mal kaçırma telaşı, aç erkeklere özgü bir saldırganlık, sevişmeyi sadece boşalmaktan ibaret gören, dünyaya 'skorla' bakan amatör bir erkek telaşı, beden dilini, ten uyumunu önemsemeyen, seksin de kendi içinde bir ritmi, melodisi olduğundan habersiz bir amatörlük.

Herhangi bir duygu olmadığı gibi, ne yazık ki bilgi de yok.
Seksi, kaçamağı, çapkınlığı bir 'görev' dahilinde yapıyorlar sanki. O kadınlardan, hatta seksin kendisinden bile hoşlanmıyorlar da o konuma gelen bir erkeğin iktidarını hissettirme alanı olarak görüyorlar gibi. Kim bilir, belki erken yaşlarda eksik yaşamışlığın getirdiği büyük bir boşluğu konumla, parayla, güçle kapatma çabasıdır. Ya da düpedüz 'Mademki güçlü bir konumdayım, o yüzden mümkün olduğu kadar çok kadınla beraber olmalıyım' diye işleyen bir düz mantık.

Zaten bu yüzden de MHP'lilerin kasetlerinde 'seks' yok. Seks bu kasetlerde yapılandan çok daha başka bir şey. Hiç değilse sekste tutku olur.
Bu kasetler ergenliğinde pek çok konuda temel eğitimini tamamlamamış bir Türk erkeğinin iktidar sahibi olduğunda içine düştüğü çaresizliği anlatıyor aslında. Belli ki birtakım kadınlara konumla, parayla erişim sağlanmış. Ama o konum ve iktidar erkeğin bir odada karşı cinsle baş başa kaldığında düştüğü çaresizliği gideremiyor işte.

Bu bir MHP sorunu değil.
Seksin hala tabu olduğu, bu konudan ailelerde, evlerde bahsedilmediği, okullarda dersinin okutulmadığı, dizilerde 'araya yastık konarak' sevişildiği bir toplumun çarpıklıkları. Bastırılmış cinselliğin yansıması işte.
Yılmaz Özdil bir süre önce Türkiye'nin sorununun gençliğini yaşayamamış insanlar tarafından yönetilmek olduğunu yazmıştı.
Acaba bu listeye 'sevişmeyi bilmeyenleri' de ekleyelim mi?

Sekste verdikleri kötü sınavdan yola çıkarak 'Karşısındaki kadını sevmeyen, saygı göstermeyen, kendi ülkesini sever mi' gibi büyük bir cümle kurmaktan çekiniyorum.
Ama bir yandan MHP'nin siyasetteki basiretsizliğine baktığım zaman da sanki ikisi arasında doğrudan bir paralellik varmış gibi duruyor.

Geçenlerde CNN Türk'teki yayında Hande Fırat MHP lideri Devlet Bahçeli'ye hiç aşık olup olmadığını sordu, 'Geçelim bu soruları' yanıtını aldı. Bilindiği gibi Bahçeli 'aşırı korunaklı' özel hayatıyla, genelde bu soruları hep geçmesiyle biliniyor.
Sevmekten, sevişmekten neden bu kadar çekiniyorlar, neden bu kadar korkuyorlar acaba?

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com