Kenan'a Anne Nasihati Yavaş Kullan!

Kenan'a Anne Nasihati Yavaş Kullan!
Kenan Sofuoğlu'nun annesi Nurhayat Sofuoğlu, oğlunun yarışçı olmasını aslında hiç istemiyormuş.

Kenan Sofuoğlu'nun annesi Nurhayat Sofuoğlu, oğlunun yarışçı olmasını aslında hiç istemiyormuş. Ancak Kenan, daha 6 yaşındayken geceleri uyumaz, motosiklete binebilmek için dua edermiş.

Nurhayat Hanım, "Kenan küçükken çok zayıf olduğundan, motora binemez gibi gelirdi bana. Ama iki kez dünya şampiyonu oldu. Yine de bugün sporu bırakacağını söylese çok sevinirim. Anne yüreği bu heyecanı kaldırmıyor." diyor.

"YAVAŞ GİT OĞLUM"
Dünya Supersport Şampiyonası'nın finalinde motor koşturan ve yarışı birincilikle taçlandıran Kenan Sofuoğlu'nu izlerken hepinizin içinden geçen, kuşkusuz, "Biraz daha hızlı Kenan, biraz daha hızlı." cümleleri olmuştur. Herkes söz birliği etmişçesine bu cümleleri tekrarlarken, bir kişi "Yavaş git oğlum!" diye sesleniyordu ona. Kim olduğunu tahmin etmeniz zor olmasa gerek. Oğlunun yarışlarını sakinleştirici almadan izleyemeyen anne Nurhayat Sofuoğlu'ndan bahsediyoruz.


Yaşlı annenin ağzından şu cümleler döküldü: "Havaalanında durgundum, çünkü herkes oradayken asıl olması gerekenler yoktu. Ne kadar mutlu olmaya çalışsam da gülüşler tebessümden öteye geçmiyor artık. 8 yıldır böyle yaşıyorum."

"HEP BIRAK DİYORUM"


otor yarışlarını izlemek, Nurhayat Hanım için ne kadar zorsa, oğlu şampiyon olduğunda sevinmek de bir o kadar zor. Çünkü 3 oğul, bir kız dünyaya getiren anne, ilk oğlu Bahattin'i 2002'de trafik kazasında, ikinci oğlu Sinan'ı ise 2008'de motosiklet yarışında kaybetti. "Havaalanında asıl olması gerekenler yoktu." derken de motor yarışlarına Kenan Sofuoğlu kadar gönül vermiş diğer oğullarını kastediyordu.

Nurhayat Hanım'ın bu kadar üzüldüğünü görünce oğlunun maçlara devam etmesini isteyip istemediğini soruyoruz. O da, "Ben hep 'bırak' diyorum, babası birkaç yıl daha devam etmesini istiyor. Artık o kadar korkuyorum ki bir keresinde yarışa çıkacağı zaman 'Yavaş kullan oğlum.' demişim. O da 'Anne yarışa çıkıyorum, nasıl yavaş gideyim?' diye güldü bana. Çevredekilerin dilinden de uzun süre düşmedim. Ama hâlâ yarışlardayken istemsizce 'Yavaş git.' diyorum içimden. Evlenip çoluk çocuğa karışması en büyük arzum ama inadı da bana çekmiş, bir şey diyemiyorum ki!" diyor. Kendi inadından söz ederken yine neşeli haline geri dönüyor ve bir Karadenizli olarak inadını şu cümlelerle ifade ediyor: "Temel, 'Uy' der, önümde muz kabuğu var, çene tüşeçeğum. Aynı bu fıkradaki Temel gibi ben de, Kenan da düşeceğimizi bilsek de yine gideriz o yoldan. Nitekim ben ne kadar bırakmasını söylesem de Kenan yine devam ediyor yarışlara."

Nurhayat Hanım da, baba İrfan Bey de Trabzonlu. Baba Of'tan anne Tonya'dan olunca Kenan'ın neden hayallerinin peşinde koşan, tuttuğunu koparan biri olduğunu anlamak zor olmasa gerek!

Başarısının sırrı, 'ben oldum' havasına kapılmaması
Nurhayat Sofuoğlu, oğlunun başarısının sırrını, mütevazılığına ve "ben oldum" havasına kapılmamasına bağlıyor. Gerçekten de hepimiz Kenan'ı mütevazı söylemleriyle tanıyoruz. Aileden gelen bir şey olsa gerek bu diye düşünürken anne Sofuoğlu açıklamaya başlıyor: "Bana ev işlerinde yardımcı olan bir kadınım var mesela. Onunla abla kardeş gibiyiz. Aramızda hiç mesafe yoktur. Aynı şekilde kapıcımızla da, bekçimizle de dost gibiyiz. Kenan'ı da öyle yetiştirdik. Bugünkü şöhretine kapılmamasının arkasında bunlar yatıyor." Baba İrfan Sofuoğlu burada söze giriyor: "İnsana insan olduğu için, Allah'ın kulu olduğu için aynı gözle bakarız ve kendimizi kimseden üstün görmeyiz. Görme lüksümüz de yoktur zaten. Kenan bunu gayet iyi bilir."
 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com