Kılıçdaroğlu'na Övgüler!

Kılıçdaroğlu'na Övgüler!
Eşref Erdem'e göre Kemal Kılıçdaroğlu'nun elde ettiği şansa Atatürk bile sahip olamadı...

Yakın geçmişe kadar CHP'de siyaset yapan bağımsız milletvekili Eşref Erdem'e göre Kemal Kılıçdaroğlu'nun elde ettiği şansa Atatürk bile sahip olamadı... Neden mi? Çünkü Kılıçdaroğlu CHP tarihinde ilk defa bin 200 delegenin imzasıyla genel başkanlığa önerildi...

İşte Erdem'in, ana muhalefet partisinde olan-bitenlerle ilgili olarak Milliyet'ten Devrim Sevimay'a yaptığı çarpıcı değerlendirmeler

Genel başkanın kadrosu değişmeli
Sol partilerde genel sekreter güçlüdür ve doğrusu da budur. Bir genel başkan yardımcısı koyarsınız. Titri olan adamlara değil, politika üretecek isimlere ihtiyaç var

Ben diyorum ki Kemal Bey’in “lider” olabilmesi, daha kalıcı olabilmesi, düşüncelerini hayata geçirebilmesi için yeni bir listeyle yeni bir başlangıç yapması gerekiyor


Eşref Erdem 40 yıllık CHP’li idi. Şu anda bağımsız Ankara Milletvekili. Referandumda “evet” diyeceğini açıklamasının ardından partinin disiplin kuruluna sevk edilince 9 Ağustos’ta CHP’den istifa etti. Tabii bu son durum onun “CHP’nin içini en iyi bilen siyasetçilerden biri olma” niteliğini değiştirmiyor. Bu yüzden biz de gittik, sorduk:

Siz de Deniz Baykal gibi “CHP’de genel sekreterlik kalkmalı, sağ partilerdeki gibi uzmanlık alanları belirlenmiş çok sayıda genel başkan yardımcısı olmalı” diye mi düşünüyorsunuz?
Tam tersine ben 2005’teki tüzük değişikliği sırasında genel başkan yardımcılıklarının tümünün kaldırılmasından yanaydım. Nitekim o değişiklik sırasında il başkan yardımcısı, ilçe başkan yardımcısı gibi sıfatları kaldırttım ama genel başkan yardımcılıklarını kaldırtmayı beceremedim. Büyük mücadelelerle sayıyı dörde indirebildim, o kadar.

Genel sekreter çok önemli

Genel başkan yardımcılarının yerine siz ne öneriyorsunuz?
Benim dediğim model genel başkan + genel sekreter modelidir ve sol partilerde doğrusu da budur. Bir tane genel başkan yardımcısı koyabilirsiniz, o da gerektiğinde genel başkanı temsil edecek birinin bulunması için. Yoksa sol bir partide bu kadar çok titri olan adama gerek yok. Politika üretecek, güçlü isimlere ihtiyaç var.

Peki o zaman size göre şu an sorun ne, genel sekreterin Önder Sav olması mı?
Şimdi belki genel sekreterin çerçevesi iyi çizilebilir, görevleri iyi değerlendirilebilir, ama bunlar o kadar da tüzükte düzenlenecek şeyler değildir. Biraz kişiseldir, biraz genel başkanın tavrıyla ilgili bir şeydir. Tavırlı, kendini kabul ettirmiş bir genel başkan kolay kolay genel sekreterin istediğini yapmaz. Yaptırmazlar.

Ben isimlerle ilgili değilim

Ama Deniz Baykal döneminde de böyle değil miydi?
O zaman her şeye rağmen diğer arkadaşların bir bölümünün de bir payı vardı. Mesela ben de örgütlerden sorumlu bir genel başkan yardımcısı olarak müdahale ediyordum. Bu zaman zaman tek adam gidişatını engelleyici, dengeleyici bir tavırdı. Ben gittikten sonra bu dengede biraz bozulma oldu zannediyorum ve Önder Bey daha çok hâkim oldu.

Peki bu saatten sonra ne yapılabilir, ne öneriyorsunuz siz?

Ben Ali’yle Veli’yle ilgili değilim. Benim için mesele falan genel başkan olsun, falan olmasın meselesi de değil. Belki bana “Sen partiden istifa etmiş bir adamsın, daha ne karışıyorsun CHP’nin işlerine” diyen de çıkar ama 40 yıl bu partiye emek vermiş biri olarak ben o hakkı bir miktar kendimde görüyorum. Kâğıt üzerinde CHP’den ayrılmış olabilirim ama gönlü solda, kalbi solda olan bir insanım. Dolayısıyla Türkiye açısından meseleye baktığımda bir sosyal demokrat partinin ilk genel seçimde iktidar seçeneği haline gelmesi benim için temel hedeftir. Eğer önümüzdeki genel seçimde de yeniden sağın egemenliğinde bir Türkiye görmek istemiyorsak CHP’nin bana göre külahını önüne koyup düşünmesi lazım. Bunu CHP’de yapabilecek en önemli yer de kurultaydır.

Kurultay üç şekilde toplanır

İl başkanları kurultaya gerek yok diyorlar ama?
Öyle demek durumundalar. Hatırlarsanız o il başkanı arkadaşlarımızın bir bölümü Deniz Baykal’ın kapısında da ağlıyorlardı. Ama ben il başkanlarına bir kabahat bulmuyorum, partideki sistem onları buna mecbur ediyor. Kim milletvekili yapacak bu arkadaşları; Kemal Bey, Önder Bey, PM, değil mi? Kimsenin bu noktada başka türlü davranması beklenemez maalesef.

Kılıçdaroğlu da “Kurultay, delege isterse toplanır” diyor?
Ben delege isterse demiyorum. Bizim tüzüğümüze göre kurultay üç şekilde toplantıya çağrılır:
1-Delegelerin 5’te biri imza toplar, olağanüstü kurultay toplanır.
2- PM yetkili organdır, toplantıya çağırır.
3- Genel başkanın tek başına partiyi çağırma yetkisi vardır. Benim söylemeye çalıştığım bu yetkisini Kemal Bey’in kullanmasıdır. Ayrıca sadece kurultay toplayıp sonuçları değerlendirmek de yetmez. Kemal Bey’in PM’deki bu çizgiden kurtulması, partiyi de kurtarması gerekir.
Siz genel başkan değişsin demiyorsunuz yani?
Hayır, yeni bir genel başkanlık tartışmasının şu aşamadan sonra bir anlamı da yok, gereği de yok. Ama genel başkanın kadrosunun değişmesi şart.

İyi ama öyle bir kurultay toplanacak olsa kaşla göz arasında bir genel başkan adayı da çıkmaz mı?
Hayır, çıkmaz, çünkü bir kere kamuoyunun algısında da sorun Kemal Bey değil. Yaygın kanı kadronun Kemal Bey’e destek veremediği yönünde. Dolayısıyla ben diyorum ki Kemal Beyin “lider” olabilmesi, daha kalıcı olabilmesi, kafasındaki düşüncelerini hayata geçirebilmesi için yeni bir listeyle yeni başlangıç yapması gerekiyor. Bunu yapsın, emin olun herkes Kemal Bey’e destek olur.
Peki ama bunu yapacak olsa bu sefer de “Demek ki mayıs ayında yanlış yapmış” lafı çıkarılmaz mı?
Hayır, toplum ve CHP tabanı bunu kavrayacak kadar olgundur. Yani “O şartlarda öyle bir seçim gerekiyordu, şimdi yeni bir noktaya geldik, yeni bir noktada biraz daha rahatlamak, biraz daha tazelenmek ve biraz daha genel başkana güç katmak lazım” diye değerlendirebilir taban.

Altı ayda çok şey değişir

Seçime 10 ay kala böyle bir değişime vakit var mı?
Tabii, kurultay dediğinizi bir ay önce ilan edeceksiniz, sonra delegeler gelecek, başka bir şeyi yok ki...
Diyelim ki kadro değişti, PM değişti, genel sekreter değişti; siz CHP’nin bu 10 ay içinde gerçekten atağa kalkabileceğine inanıyor musunuz?
Elbette inanıyorum. Toplum kulağı açık sizi dinliyor. Böyle bir değişim görsün, CHP’nin tek başına iktidar olma şansı bile var. Bir kadro getirin, gerçekten topluma yön veren, ciddi projeler koyan, toplumun karşısında bütün bu önyargılardan kurtulmuş, zincirlerden kurtulmuş bir tavır sergileyen, altı ayda çok şey değişir Türkiye’de. Yeter ki lafı eveleyip geveleyip durmayın, yeter ki vatandaş sizin gözünüzün içine baktığında samimi olduğunuzu anlasın.

Eğer bunu yaparsanız şu anda seçim kazanmak için aslında son derece uygun bir zemin var. Hatalar yapan, yıpranmış, sorgulanan bir iktidar... Gelir düzeyi çarpıklaşan geniş kesimler... Demokrasiye ve uzlaşmaya susamış bir toplum... Bundan daha elverişli bir ortam olamaz.
Düşünün, şu anda AKP’ye oy vermiş insanların bile bir bölümü oy verecek yeni bir yer arıyor ama güvenecek parti bulamıyor.


CHP tek başına iktidar olabilir

Oysa CHP’ye “En fazla MHP’yle koalisyon yaparsa iktidar olabilir, yoksa imkânı yok” gözüyle bakılıyor?
Ne münasebet, güçlü bir CHP elbette tek başına iktidar olabilir. Ayrıca toplum mühendisleri yedi sekiz yıldır bunun üzerinde çalıştılar, ama o projeyi hayata geçiremediler, o proje bitmiş bir projedir.
Kadro değişirse CHP tek başına iktidar olabilir diyorsunuz; peki değişmezse?

O zaman şimdiden üçüncü AK Parti iktidarı hayırlı uğurlu olsun demek lazım. Kimse de sonra bu topluma kızmasın. Eğer toplum, karşısında ciddi bir seçenek göremiyorsa ne yapacak, yapacağı başka bir şey yok.

Biraz özeleştiri, itiraf ve hakikat
Yönetici olduğunuz dönemde siz de hatalar yapmış olabilir misiniz?
Ben yedi yılı genel sekreter yardımcılığı, sekiz yıla yakını da genel başkan yardımcılığı olmak üzere 15 yıl CHP’de üst görevde bulundum. Şimdi dışarıdan insan daha rahat bakıyor ve görüyorum ki hakikaten biz de zaman zaman özellikle parti içi demokrasi konusunda yanlışlar yapmışız. Daha hoşgörülü davranabilirdik.

Yani, ben de antidemokratik kararlara imza atmışım, diyor musunuz?
Evet, tabii ben de o heyetin bir parçasıydım ve o heyetin yaptığı her icraattan ben de sorumluydum. Elbette bana düşen payı üzerime alıyorum, bundan kaçmıyorum. Ama şuna da bakmak lazım: Bir bilerek yapmak var, bir de farkında olmayarak yapmak var.

Siz?

Biz kaptırmıştık kendimizi. Neye kaptırmıştık; biz Deniz Bey’e çok güvendik. Deniz Bey’in çevresindeyken “Onun dediği her şey doğrudur, o doğrultuda götürelim” anlayışı bizi artık geri dönülemez bir noktaya getirmişti. Onun sonucunda da katı, tartışmayan, demokratik yarışa izin vermeyen bir yapı ortaya çıktı.

Hâlbuki şimdi dönüp bakıyorum daha rahat davranabilmek ve aşağıda insanları yarıştırmak lazımdı. Örgütlerin öyle oluşması lazımdı. Siz yukarıdan onu seçmeyeceksiniz, aşağıdan o seçilerek gelecek ve güçlü olacak.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com