Kızların Pembe Saplantısı!

Kızların Pembe Saplantısı!
Küçük kızlara ilerisi için uygun görülen kadınlık görevlerinin zorunluluğunun ilk sinyallerini veriyoruz?

Şapkasından çorabına, çantasına pembelere boyanmış. Beş, altı yaşında ya var ya yok. Bir sosyal tesisin uyduruk iskemlesine prenses edasıyla kurulmuş, o kolasını yudumlarken annesinin tane tane anlattıkları benim de kulağıma geliyor: “Kızım; kızlar pembe giyer, saçlarını uzatır, güzel giyinir…”

Murathan Mungan'ın 'Yüksek Topuklar'ını okumuşsunuzdur değil mi? Hikâye ultrason ekranının bebeğinizin 'ne' olduğunu gösterdiği an başlıyor. Doktorunuzun “Tebrikler, bir kızınız olacak” dediği anda. İstediğiniz kadar uzak durmaya çalışın, olacak olandan kaçamayacaksınız... “Tebrikler, pembenin dünyasına girdiniz!” Sıkıysa “Ben kızımı toplumun istediği gibi büyütmeyeceğim” falan gibi 'bilmiş' laflar etmeye kalkın, pembe zıbınlar, patikler, önlükler, yürüteçler, etekler, fırfırlar, tüller, danteller siz doğumhaneye girmeden yığılmaya başladı bile… Daha fenası var. Pembenin bombardımanından itinayla koruduğunuz kızınız üç bilemediniz dört yaşına geldiğinde Barbie bebek, pembe payetli etek türü siparişleri sıralamaya başlayacaktır. Karnınızdakinin erkek olması durumunda, masmavi bir dünyayla tanışacağınızı söylemeye hacet var mı ki?

Pembe-mavi ayrımı nereden çıktı?

İngiltere'deki Newcastle Üniversitesi'nde yapılan 2007 tarihli araştırmaya kulak verirsek, pembe-mavi ayrımının kökeni, atalarımızın rolleri 'avcılık – toplayıcılık' şeklinde paylaşmasına dayanıyor. Çinli ve İngiliz araştırmacılar derler ki, kadınlar pembe ve kırmızı tonlarındaki meyveleri topladıklarından, erkekler de avcılık yaptıklarından iyi hava ve temiz suyu temsil eden maviyle haşır neşir olmuşlar.

'Sindirella kızımı yedi!'

Geçtiğimiz günlerde ABD'de 'Cinderella Ate My Daughter' (Sindirella Kızımı Yedi) adlı bir kitap yayımlandı. Çalışma, kızının pembelerle donatılmış bir dünyada yaşamasından endişe eden ve pembenin karanlık yüzünü deşen gazeteci Peggy Orenstein'ın imzasını taşıyor. Pembenin sanıldığı gibi masum ve şirin olmadığına dikkat çeken Orenstein Disneyland'ı ve uluslararası bir oyuncak fuarını ziyaret etmiş, bir Miley Cyrus konserini izlemiş, American Girl Place ve Pottery Barn Kids gibi önde gelen çocuk mağazalarını dolaşmış ve anne-babalarla görüşmüş. Yazar; tüm bu sürecin çocuklara aslolanın 'kim oldukları' değil, 'nasıl göründükleri' mesajını yüklendiğine, 'seksi olmayı' çok erken yaşlarda gündeme getirdiğine ve pompalanan 'prenses gibi, şirin kız' imajının sağlıksız sonuçlara yol açtığına dikkat çekiyor.

'Bu kadar pembe gerçekten gerekli mi?' diye soran Orenstein, kız çocuklarının neyi satın alırlarsa kendilerini 'kız' gibi hissedeceklerinin yanıtının piyasaya sürülen sayısız pembe üründe gizli olduğuna da ayrı bir vurgu yapıyor… Orenstein'ın yolculuğunu bizim buralara sürdürdük; pembenin hikmetini kız çocuğu annelerine ve pembe ürünlerin temsilcisi firmalara sorduk.

Bennu Yıldırımlar (oyuncu) 'O renklerle çocukları baştan şartlandırıyoruz'

Kızım Ada 11 yaşında. Daha küçükken pembe seviyordu artık başka renkleri de seçmeye başladı. Çok da kafaya takmamak lazım bunu. Bir yandan insanı rahatlatan bir renk pembe. Ama ben kızım için pembe kıyafetleri özellikle seçmedim; başka renkleri, yeşili, sarıyı da tercih ediyordum arada. Pembe daha çok etrafın zoruyla oluyor. Erkek çocuğum olmadığı için şanslıyım, onlara da renk yok çünkü. Bence çocukları baştan şartlandırıyoruz o renklerle.

Sema Aslan (yazar)
'Uzun süre pembeden kaçtım'

Doğumdan önce cinsiyeti öğrenmemiştik. Doğum öncesi hazırlıkta, cinsiyetçi kodlamalarla belirlenmiş renk ve figürlerin dışına çıkmaya çalıştım. Ama çok zorlandım. Kılık kıyafet bir yana, diyelim ki banyo küveti alacağım. Orada bile mavi ve pembe seçenek vardı. Kız olduğunu öğrendiğimizde de uzun süre pembeden kaçtım. Krem rengi, yeşil, turuncu renkler aradım. Kaos GL dergisi bunu konu etmişti. Eczaneye emzik almaya giden bir ebeveyne, cinsiyet sormuşlar. Emziğin pembe ya da mavi olmasının bir esprisi olmaması lazım.
Kızım Defne İnci kısa süre öncesine kadar açık mavi istiyordu her şeyi. Bir kaç haftadır pembeyle ilişki kurmaya başladı. Kreşteki kız çocuklarıyla etkileşimden kaynaklanıyor. Çocuğu pembeye yaftalamayalım diye uğraşırken fark ettim ki ben de başka bir koşullanmaya girmiştim. Hep gri alıyordum mesela. Üç yaşında bir çocuğun her şeyi gri. Bu biraz cinsiyetçi kodlamaların dayattığı bir şey. “Kızıma Barbie almayacağım” dedim ama şimdi üç, dört Barbie'si var. Ayrıksı yetiştirmek de beni korkuttu. Arkadaşın Barbie'si ve pembe balerinli tişörtü var ve bu sorun olarak çıkıyorsa bunda diretmenin anlamı olmadığına karar verdim. Kızımı zaten “Kadın evdedir, prensestir” gibi yetiştirmek istemem. Tek bir doğru ve tek bir yanlış olduğunu düşünmüyorum. En azından kız ve erkek çocuk ayrımını olabildiğince geç yaşta hissettirmek gerektiğini biliyor, dikkat ediyorum. Kızım “Anne bunu sen yapamazsın ama babam yapabilir” dediğinde onu düzeltiyorum. Kendisini prenses gibi hissetmesi şu açıdan da tehlikeli; dünya öyle bir dünya değil. Dirayetli, kendini bilen bir birey olmasını tercih ederim.

Özlem Civelek
(Winx Club Lİsans Müdürü)

Winx Club, 2004'ten beri tüm dünyada kız çocuklarının fenomeni bir marka. Winx Club'ta altı peri var. Bloom, Stella, Miusa, Tecna, Layla, Fiora adlı perilerin hepsi farklı renklerdeydi. Fakat çocukların beklentisiyle zaman içerisinde bütün Winx perileri pembeye döndü. Winx Club'ın lisansını da verdiğimiz markalar ağırlıklı olarak pembe ürünler üretti.
Bütün Winx Club lisanslı ürünlerin yüzde 60'ı pembe. Özellikle okul öncesi kız çocukları ve ebeveynlerinin beklentisi pembe yönünde. Ama bu okul çağında tam tersi bir seyir izliyor. Yedi yaş üstü çocuklar ve ebeveynler pembe renginden sıkıldığı için siyahı tercih ediyorlar. Siyah renginin tercihinde ebeveynlerin etkisi büyük. Pembeden siyaha geçişin ana nedeni kir göstermemesi, her renkle uyum sağlaması ve kullanışlı olması yatıyor. Pembeden siyaha geçiş okul ürünlerinde; çantada kendini gösteriyor.
2007 yılından itibaren Winx Club lisanslı 1.6 milyon çanta, 700 bin ayakkabı, 250 bin yatak takımı ve 400 bin adet DVD satıldı. Bunlarda kırtasiye, çanta ve tekstil ürünlerinin yüzde 60'ı pembe.

Açelya Akkoyun (oyuncu)
'Kızımın odasının yüzde 50'si pembe'

Ben pembeyi çok sevdiğim için bu konuda rahatsız olanlardan değil, mutlu olanlardanım. Kombinlemeyi de seviyorum. Pembeyle beyazı ya da kırmızıyı bile kombinleyebilirsiniz. Kızım Alya Deniz 22 aylık. Odasının yüzde 50'si pembe. Şimdiden kıyafet seçiyor ve pembeyi gösteriyor. Ben özellikle şeker pembesini, uçuk pembeyi çok seviyorum. Siyah giydirmiyorum mesela, iki hatta üç, dört yaşına kadar siyahtan yana değilim. Ama daha sonra kendisi istemezse de saygı duyarım.

Sevİl Yavuz Gümüş (Pedagog) 'Erkek çocuk pembe giyerse, gay olur korkusu var'

Çocuklar toplumun kalıp yargılarıyla büyüyor. Çocuğun cinsel kimlik gelişimi 3 yaşından sonra olur. Kızlar için seçilen rengin mavi olduğu bir toplumda büyüse orada da maviye boğulur. Yeşilse, yeşile boğulur. Çocuk 0-3 yaş döneminde buna maruz kalıyor. Sonrasında zaten öyle bir ortamda büyüdüğü için, “Bu benim rengim” diyor ve başka renk giymek istemiyor. Bir erkek çocuk giyse, başka çocuklar tarafından dışlanıyor. Burada sorumlu olan ebeveynler.
Aileler de çocukların giyiminde çok abartıyor. Minyatür genç kızlar gibi oluyorlar. Bu da çok yanlış. Bu tercihler, kadınlık rollerinin başlangıcı. Erkek çocuk ablasından küçük de olsa evin erkeği olduğu için kıza “Bak seni döver” gibi şeyler söyleniyor. Erkeğin ön planda tutulması anneden kaynaklanıyor aslında.

Barbie'lerle birlikte bir pazar oluştu. Pembe, kız çocuklar için evrensel bir renk olmaya başladı. Erkek çocukları pembe giyerse “Çocuğum gay mi olacak?” korkusu var. Bu korkuyla özellikle erkek çocukları kısıtlanıyor. Evcilik malzemesiyle oynamasına izin verilmiyor mesela. Bu çocuğu bir çelişkiye düşürüyor. Çocuğun gay olmasından falan korkmamak lazım. Yasak koydukça daha fazla oynamak ister. Pembeyi de birkaç defa giysin. Hangi rengi giymek istiyorsa onu giysin. Pembe çok dikkat çekici bir renk, insanın ruhunu yumuşatıyor, tatlı, şirin bir renk.
Bana gelen ailelerde çok rastlıyorum. Kız çocuğun gardırobu tamamen pembe. Pembe taç, pembe elbise, pembe kaban, pembe ayakkabı. Bu çocukları çok bebeksi gösteriyor. Pembeler içindeki bebeklik döneminde kalmak istiyor. O tarzı seçen anneler çocuklarını bağımlı yetiştiriyor, özgüvenli olamıyor çocuk. Anne babasının prensesi olan çocuk, okula başladığında prenses değil, okula duygusal olarak adapte olmakta zorlanıyor.

Evrim Sümer (Radİkal yazarı)
'Disney gösterisinde kaçış olmadığını gördüm'

Pembelerden, pastel renklerden hazzetmem. Leyla'ya hamileyken herkese “Pembe almayın” dedim. Beni kırmadılar, koca koca bebek mağazalarında buldukları tek tük turuncuyu, yeşili aldılar. Odasını hazırlarken de çok zorlandım. Bu ülkede kız bebek demek pembe demek…
Sonra Leyla doğdu. Bembeyaz tenli, şaka gibi pespembe bir bebekti. Doğum hediyesi olarak onlarca kıyafet geldi, hepsi pembe... Anneme işkence edercesine hemen hepsini eline tutuşturup değiştirmeye yolladım. Kızım babasının fotokopisi olmaya ve erkek zannedilmeye devam edince başladım pembeleri giydirmeye. Kara kara çıkan saçlarının rengi süratle açıldı, altın sarısına döndü. Gözleri mavi kaldı.

Ve hayatımda yeni bir dönem başladı: Artık hediyelerin hepsini götürüp pembelerini, morlarını alıyorum! O kadar yakışıyor ki! Evin en küçük dolabındaki pembeler süratle artıyor. Türkiye'de fazla şansınız yok, kız reyonlarında her şey pembe. Masumiyetin rengi falan ama bu kadar mı gözümüze sokulur kardeşim?
Geçen gün Disney gösterisine gidince bu kaderden kaçış olmadığını gördüm. Yüzlerce değil, binlerce çocuk vardı salonda. Ve kızların hepsi, ama gerçekten hepsi morlar, pembeler içindeydi. Anlaşıldı! Bari zevk alayım!

Ayşe Düzkan (gazetecİ-yazar)
'Yükselen evlilik endüstrisi daha tehlikeli

Sen neysen çocuk da ona benzer bir şey oluyor. Bu konuda tabii ki büyük bir tüketim çılgınlığı var. Ama benim pembeden daha çok takıldığım şeyler var. Şu anda yükselen evlilik endüstrisinin daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Önceden bu kadar gelin endüst-risi yoktu. Evlilik içinde bu kadar çok cinayet olduğu düşünülürse gelinliklerin kefenle aynı renk olmasında hikmet aramak lazım. “Cinsiyet, biyolojik” diyoruz ama sürekli bir şeylerle altını çiziyoruz cinsiyetin. Neticede bu bebek, anlaşılmıyor diye pembe, mavi giydiriliyor ki cinsiyeti belli olsun. Sorun burada…

Oktay Özdemİr (Wenice Kids CEO'su ve Çocuk Markaları Derneğİ Başkanı )
'Oyuncak sektörü pembenin hakimiyetinde'

Pembe, Türkiye'de çocuk giyim pazarında özellikle 0-2 ve 3-7 yaş gruplarında çok yoğun kullanılmakta. Bizde 0-2, 3-7 ve 8-12 yaş grupları var. 0-2 yaş grubunda yüzde 60-70 arasında pembe tercih ediliyor. Cinsiyetin belli olması için, anne bunu tercih ediyor. 3-7 yaş arasına gelince çocuğun tercihleri araya giriyor ve oran yüzde 30-35'e düşüyor. 8-12 yaş grubundaysa yüzde 8'e, 9'a düşüyor. Koleksiyonlarımız psikologlarla yapılıyor. 'Görsel sağlık' adında yeni bir tema başlattık. İçerik sağlığı, çocuğun bedensel gelişimini desteklerken görsel sağlık da ruhsal gelişimi ve kişilik oturmasını sağlıyor. Pembe renk, kız çocuğunun kendi kişiliğini bulması için tavsiye ediliyor. 62 ülkeye ihracat yapıyoruz. Körfez bölgesinde pembe tercihi daha yoğun. Rusya ve Doğu Bloku'nda pembe talebi Türkiye'nin altında. Gelişmiş ülkelerdeyse durum Türkiye ile hemen hemen eşit. Son dönemde de pembe kullanımı yükselişte. Trend 70'li yıllardan beri yükselişte. Oyuncak sektörü neredeyse pembeyle donatılmış vaziyette. Pembe, çocuk içeceklerine de sıçramış vaziyette.



 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com