Koalisyon bozuldu!..

Koalisyon bozuldu!..
Çok değil geçtiğimiz ayın ortalarında “ Ampul Çatlıyor mu ? “ başlıklı yazımda çok yakın bir gelecekte ampulün çatlayacağını tahmin etmiştim.

GÜNDEME DAİR | SANSURSUZHABER.COM

Gizli koalisyon bozulunca ampulün camı çatlamakla kalmadı. Flaman da yandı artık ışık vermiyor. Günlerdir olan biteni okuyorsunuz ve izliyorsunuz. Ben olaylar üzerinde değil Başbakan’ın gösterdiği tepkiler üzerinde duracağım. Olaylar açığa çıktığında yolsuzlukla mücadele edeceğini vaat ederek iktidar olan Başbakan tahkikatın selameti gerekçesi ile önce adı geçen bakanları istifa ettirip “Ben bu söylenilenlerin gerçek olduğuna inanmıyorum. Bu haksız ithamların doğru olmadığı , yaptığımız reformlarla  üstünlerin hukukunu değil , hukukun üstünlüğünü koruyan bağımsız mahkemelerde mutlaka ortaya çıkacaktır.”  deseydi bugün yaşanan kaos yaşanmayacaktı.Ama öyle yapmadı.Gezi Olaylarında olduğu gibi bunun  hükumeti devirmek isteyen  bazı iç ve dış güçlerin komplosu olduğunu söyledi.Meydanlara çıktı.Bilinen hamasi nutuklarını attı.Bunun cevabını halkın sandıkta vereceğini söyleyip meydandakilerden söz aldı ve kendince rahatlamış göründü.İnanın  konu ne olursa olsun Başbakan’ın “ Sandık “  diye tutturmasından gerçekten usandık.. Biz sandığı demokrasilerde ülkeyi yönetecek kişilerin seçim aracı diye biliyoruz. Ama Başbakan sandığı seçimi kazananların bütün suçlarından aklanacağı en üst yargı mercii gibi görüyor. Haydi Başbakan halka verdiği önemi belirtmek için böylesine popülist söylemler yapabilir ama Başbakan’ın her  söylediğinde keramet arayan bazı anlı şanlı yorumcu ve yazarlar“ Peki şimdi ne olacak ? “ sorusunun cevabı olarak ne yazık ki sandığı işaret ediyorlar.

Şu anda yapılan suçlamaların gerçek olup olmadığı yapılacak yargılama sonunda belli olacaktır. Ama olaylar çıkar çıkmaz başta Başbakan olmak üzere takınılan tavır ve yapılan eylemler bu suçların işlenmiş olduğunun en belirgin kanıtıdır. Başbakan sık sık “ Abdestinden şüphesi olmayanın  namazından da şüphesi olmaz. “  diyor. Eğer buna gerçekten inansaydı soruşturmayı kapatmaya girişeceği yerde mahkeme sonuçlarını bekler ve kişiler aklanınca da bundan sonra yapılacak haklı soruşturmalara bile halkın inanmayacağı bir konjontür yakalardı. Başbakan durumun pek öyle olmadığını anladı. Şu anda büyük bir panik yaşanmaktadır. Bu defa pabuç pahalı.  İçindeki paraların alındığı ayakkabı kutularının ayaklarındaki pabuçlarla dolmasından korkulmaktadır. Hemen başta operasyonu yapan şube müdürleriyle beraber, diğer şube müdürlerini ve bu arada sayıları 400’ü aşan polisi ve ” Bu işler olurken sen uyuyor muydun ?”  diye Emniyet Müdürünü suçlu bulup neden görevden aldınız? Bundan sonra yapılacak soruşturmaları engellemek için adli kollukla ilgili yönetmeliği sadece yasaya değil Anayasa’ya aykırı  bir şekilde neden değiştirdiniz?( Bunu ben söylemiyorum HSYK söylüyor.)

Sahi neler değişti?  Gezi olaylarının zafer(!)  kazanan polisleri nasıl oldu da çete mensubu oldular? Yasama ve Yürütme Erklerini elinde tutan kişi 2010 referandumu ile Yargı Erkini de kontrolü altına almamış mıydı? Savcısı olduğu Ergenekon davasında düzmece delillerle koca Türk Silahlı Kuvvetlerini  budayıp , donanmaya kumanda edecek deniz subayları ve uçakları uçuracak pilot sıkıntısı yaratacak kararları verirken “Ülke barsaklarını temizliyor.. “ deyip yıllardır süren asker korkunuza son veren yargı bugün soruşturma başlatınca çete mensubu mu oldu ?

Başbakan’ın ruh hali Gezi Parkı olaylarına koyduğu yanlış teşhisten sonra son derece bozulmuştur. Belki de yakınındaki kişilerin yanlış yönlendirmesi ile herkesi kendine düşman zannettirecek bir paranoya içindedir. Öyle ki  vatan sevgisi  kendisine  olan bağlılık ve biat demektir. Bunun dışındaki düşünce ve davranışları vatana ihanet saymaktadır. En yakınındaki kişi cemaati kastederek TSK için kumpas kurdular  derken  kumpasın bir  ayağının kendileri olduğunu da ikrar etmiş olmuyorlar mı ? O gün ortak düşman olan TSK için omuz omuza savaştığın ve  “”Ne istedilerse verdim .” denilen kişiler bugün nasıl olur da çete olur? Bu kişiler o görevlere silahlarını çekip zorla mı girdiler? Tüm kadrolar ince elenip sık dokunup kendinize  özgü  normlara sahip kişiler  içinden özenle seçilmedi mi ? Eğer bunlar çete ise o zaman bu kişileri atayanlar da çete örgütünün kurulmasını sağlamak ve ona yataklık etmekten suçlu olmaz mı? İki gün içine zücaciye dükkanına girmiş fil gibi tüm emniyet teşkilatını üstelik hakkında dolaylı olarak suçlamalar bulunan bakan marifetiyle darmadağın ederken bir anlamda  hepsini dolaylı olarak çete mensubu olarak teşhir etmiş olmuyor musunuz?

İstanbul Emniyet Müdürünü olan bitenin farkında olmadığı için görevinden alırken tüm istihbarat birimleri size bağlı olduğu halde koca emniyet teşkilatı içinde çete oluştuğunun farkına varmamak yürütme adına en azından bir gaflet sayılmaz mı? Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Yıllardan beri ülkede eşyanın tabiatına aykırı bir koalisyon vardı. Bu koalisyonun bir ortağı siyasal bir parti, öbür kanadı da belli bir dini görüşe sahip kişilerin oluşturduğu gayri siyasi bir topluluktu. Özellikle İç İşleri ve Eğitim kadroları kardeş payı taksim ediliyordu. Böylece yıllar boyu el bebek-gül bebek geçinildi. Çok yakınlarda Fethullah Hoca’nın yurda döneceği söylentileri üzerine Başbakan “ Gökten ne yağar da yer kabul etmez .”  diyerek bir anlamda “ Allah’ın rahmeti “ saydığı kişi ile bugünlerde aralarındaki lanetlemeye varan diyalogları ibretle izliyor ve ” Menfaat sen nelere kadirsin. “  diyoruz. İktidarlar çare bulmak için vardır. Şikayet etmek için değil. Başbakan” Çeteler var. İnlerine gireceğiz.“diyor. O zaman vakit kaybetmeden hemen girin. Yoksa korkutup sindirip hepsinin yine “ benim polisim “ moduna gelmesini mi bekliyorsunuz?

Yıllardır beraber olduğu Erdoğan BAYRAKTAR’ın istifa ederken yaptığı açıklamalar çok önemlidir. Bu arada İdris Naim ŞAHİN ‘in istifa sırasındaki yazılı açıklaması arada kaynadı. Bu bence AKP’nin kuruluşundan bu yana  üzerinde durulacak en önemli istifadır. Hani “Yoldan önce , yol arkadaşı önemli “ gibi sözler söylüyor değil mi ?İdris Naim ŞAHİN Başbakan’ın İmam Hatip Okulundan beri arkadaşıdır. Belediyedeki görevine onunla başlamıştır. AKP ‘nin kurucuları arasındadır. Parti içinde en uzun beraberliği olaN  kişidir.Bu kişi ülke bütünlüğü tehlikede ,ortak akıl yok ,oligarşik kadrolar ,çözüm değil çözülme , Emniyete yapılan haksızlık  diyorsa bu sözler göz ardı edilemez.

Kısaca “Savcıları dinlemeyin. Önce gidin amirinize haber versin. O da bize bildirsin. Gereğini yapalım “  şeklinde özetlenecek anayasaya aykırı  genelge değişikliğinden sonra emniyetin savcının talimatına uymaması sonucu ve yaptığınız baskılarla Baş Savcının açıklamaları ile Devlet Krizinin  doğmasına neden oldunuz. Her an değiştiği için rakam vermiyorum. 17 Aralık’dan bu yana geçen 10 gün içinde Borsanın yaşadığı tarihi düşüşün, Euro ve Doların bugüne kadar ulaştıkları en yüksek değerlerle rekor kırmasının tek nedeni ülkeyi değil kendimizi kurtaralım  mantığıdır. Tüm dünyada ekonomik  göstergeler pozitif  bir seyir izlerken ülkemizde her şey tepetaklak oldu. Türkçesine “ Batık borçlar için risk primi “ diyebileceğimiz CDS (Credit default swap) değeri Mayıs ayında 131 iken Haziran’da 181 oldu biraz önce baktım bu değer 224 olmuştu. Borçlanmanın maliyetine tesir eden bu değer uluslararası  piyasalarda çok önem taşımaktadır.

Kısaca ülke kısa ve anlık kararlarla yapılması gerenler yerine yapılmaması gerekenlerin tercihinden dolayı büyük bir Ekonomik Krize doğru  hızla yol alıyor.Bu gidişat korkarım çok daha büyük bir rejim sorununa dönüşebilir. Bu duruma neden olanlar tarih önünde Suçlu  olmaktan kurtulamayacak ve hesabını da mutlaka verecektir.        

Not: Yazımı bitirdiğim sırada Danıştay’ın doğru olanı yaptığını yürütmeyi durdurma kararını verdiğini öğrendim. Umarım daha önceleri zaman zaman yaptıkları gibi efelenmeyip Danıştay kararına uyarlar. 

SANSURSUZHABER.COM | EVRENSEL ERDOĞAN

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com