Kovulurken tanırsın kimi zaman yazarları

Kovulurken tanırsın kimi zaman yazarları
Zamanın bize öğrettiği şeylerden bir tanesi "kovulan her gazeteciye aynı muamelenin yapılmaması gerektiği ve her kovulan gazetecinin 'muhalif' sanılmaması gerektiği" gerçeği. Hatta yazı hayatı boyunca "muhalif yazar"mış gibi davransa ve öyleymiş gibi gözü

SANSURSUZHABER.COM | MİSİLLEME
 
İkili ilişkiler için doğruluğu sıkça kanıtlanan bir söz vardır:

"İnsanların gerçek yüzünü ayrılırken görürsün"

Aylar önce Can Ataklı'nın Vatan Gazetesi’ndeki veda yazını okumuştuk. "Ben patron olsam ben de beni kovardım" kıvamındaki yazısında şöyle kısımlar vardı:

"Başta gazetenin sahibi Demirören ailesi olmak üzere Vatan’ı Vatan yapan sevgili arkadaşlarımla dün dostça el sıkıştık, arayacağım yeni yollarda yürümek için vedalaştık."

"Vatan’da gururla çalıştım, başım dik olarak ayrılıyorum.
 
6 yılda üç patronla çalıştım. Hiçbirinden beni kıracak bir davranışla karşılaşmadım.
 
Hiçbir dönemde yazılarıma sansür konmadı, orası burası kesilmedi.
 
Yazılarımı özgürce yazdım.
 
Muhtemelen bir tahammül çemberi içinde tutuldum.
 
Ama belli ki bir yere kadardı. Bu nedenle kimseyi suçlayamam.
 
Başta çalışma arkadaşlarım olmak üzere, yazı hayatım boyunca destek, anlayış ve hoşgörülerini esirgemeyen tüm okurlarıma teşekkür ederim."


Bunları söylerken kendisine CHP'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday olması yönünde telkinler geldiğini de eklemiş ve şöyle bağlamıştı:

"Bundan iki ay önce, bu projenin giderek duyulmaya başlaması üzerine hem kendimi yıpratmamak hem de dedikoduların artmasını önlemek amacıyla CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ettim ve bilgi verdim. Kendisi bunun cesurca ve heyecan verici bir girişim olduğunu belirtti.
 
Kendisinden aday olmayı düşünen isimlerin önceden kamuoyuna sunulmasını ve bir anket yapılmasını rica ettim. Kılıçdaroğlu böyle bir öneriyi dikkate alacaklarını söyledi.
 
Bu durumda, eğer CHP öngördüğü adayları AKP’ye oy vermek istemeyen halka sorar ve burada ben diğer adaylardan öne çıkarsam adaylığımı koymaktan sakınmam. 36 yılını gazeteci olarak geçiren, siyaset, ekonomi, magazin, spor ve kent yaşamı üzerine binlerce yazı yazan biri olarak mücadeleme aynı zamanda bir siyasetçi olarak devam etmekten kaçınmam."

Bu tarz bir anket ya da açıklama duyan oldu mu?

Hayır.

Can Ataklı aday adayı oldu mu?

Evet.

...

***

Can Ataklı ve Mustafa Mutlu'nun ardından Ruhat Mengi'nin de işine son verildi.

Bunun üzerine Ruhat Mengi de son bir yazı yazdı.

Gazetecilerin kovulmasının kötü bir "gelenek" haline geldiği ortamda, Vatan Gazetesi’nin kovulan yazarlarından bazıları başka bir "kötü gelenek" yaratma konusunda çok istekli.
 
Ruhat Mengi'nin yazısından bir kısım şu şekilde:

"Diğer arkadaşlarımızdan sonra sıranın bana geleceğini biliyordum. Fakat diğer arkadaşlardan farkım şu: Benim bugüne kadar hiçbir yazıma itiraz edilmedi, tüm meslek hayatımda yayımlanmamış tek bir yazım yok. Bunun yanında, patrondan gelen ‘uyarı’ da olmadı. Çünkü ben uluslararası basın ilkelerine saygılı, normal eleştiri sınırları içinde yazmaya son derece dikkat ettim."

Bu ne demek şimdi?
 
Bir çok yazar ilkelere saygılı olmadığı, eleştiri sınırını bilemediği için mi zindanlara atıldı, işlerinden oldu?

Bu açıklama, içinde bulunduğumuz anormal durumu normal göstermek isteyenlere hizmet etmek değildir de nedir?

Bunu diyebilen bir kişi, kendisinden önce kovulan yazarların yüzüne nasıl bakabilir?

Ve de Ruhat Mengi'ye direkt sormak gerekir:

Madem birileri "uluslararası basın ilkelerine saygılı, normal eleştiri sınırları içinde" yazmayı başaramadı, o zaman siz neden kovuldunuz?

Madem o insanlar da bu kıstaslara uygun olmalarına rağmen kovuldu, o zaman neden bu tarz bir açıklama yapma gereği duydunuz?

Mevcut zihniyetin istediği şey sansürken,

sizin yaptığınız şey kendinize otosansür değildir de nedir?

Nedir yani; bu tarz açıklama yapan yazarlara yandaş basın teklif yollamalı, sözleşmesine de "yazar kendi sansürünü kendi yapacak" maddesi mi konmalı?

***

İçinde vatan sevgisi olan herkes bir şekilde bedel ödüyor bu günlerde.

Kimisi zindanlarda tutsak olarak, kimiyse dışarıda kalmanın yarattığı suçluluk duygusuna maruz kalarak...

Bir kişinin kırılan direnci, eğilen kalemi, aynı yolda yürüyen herkesin yoluna engel, sırtına yük.

O yüzden ya bu yola hiç çıkmayın ya da yolunuzdan dönmeyin.

Yolunuzdan dönmeyi göze aldıysanız da, yolunda yürüyenleri zan altında bırakmayın,

başka da ihsan istemez!


SANSURSUZHABER.COM | ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com