“Küçük depremler yeni depremlerin habercisi”

“Küçük depremler yeni depremlerin habercisi”
Afyonkarahisar’da, geçen yıl yaşanan depremlerin ilerideki 7 şiddetindeki depremlerin habercisi olabileceği belirtildi.

Afyon Kocatepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Ahmet Yıldız, yüzde 80’i deprem riski altında olan Türkiye ile birlikte Afyonkarahisar’ında ciddi bir deprem riski ile karşı karşıya olduğunu söyledi.
 
Afyonkarahisar’ın aktif fay hatlarının geçtiği bir bölgede yer aldığına dikkati çeken Doç.Dr. Yıldız, aktif fayların üzerinde son yüzyıl içerisinde yıkıcı depremlerin meydana geldiğini hatırlattı.
 
Afyonkarahisar’ın yer aldığı Akşehir-Simav fay hattının bölgenin en önemli deprem kaynağı olduğunu işaret eden Doç.Dr. Yıldız, şöyle konuştu: “1946 yılındaki Ilgın depremi, 1970 yılındaki Gediz depremi, 2000 ve 2002 yıllarındaki Sultandağı-Çay-Bolvadin depremleri ve 2011 yılındaki Simav depreminin son yıllarda Akşehir Simav fay hattı üzerinde meydana gelen en şiddetli depremler olduğunu biliyoruz. 2011 yılında Sinanpaşa çevresinde ve bu yılın ocak ayında Ataköy’de meydana gelen yaklaşık 3 - 4 büyüklüğündeki depremlerin de yine Akşehir-Simav fay hattıyla ilişkili olarak meydana gelmiştir.”
 
“DEPREMLE İLGİLİ ÇALIŞMA YAPMAK ZORUNDAYIZ”
 
Sinanpaşa ve Ataköy’deki depremlerin rahatlatma ya da başka depremlerin habercisi olabileceğini ifade eden Doç.Dr.Yıldız, şunları söyledi: “Akşehir-Simav fay hattı jeolojik özellikleri bakımından 7 şiddetine kadar deprem potansiyeline sahiptir. Bu nedenle Afyonkarahisar halkı olarak gelecekte olması muhtemel bir depreme karşı hazırlıklı olmak ve bazı çalışmalar yapmak zorundayız. Bu çalışmaları iki grup altında toplayabiliriz. Bu çalışmalardan ilki deprem kaynağına yönelik jeolojik çalışmalar diğeri yerleşim alanlarına yönelik yapılacak jeolojik, jeoteknik ve zemin etüdü çalışmalarıdır. Deprem kaynağına yönelik çalışmalarda bölgede deprem riski olacak Akşehir-Simav fay hattıyla ilgili çeşitli veriler üreterek, gelecekte olabilecek depremin şiddeti ve riski üzerine bilimsel yaklaşımlarda bulunmak mümkündür. Jeolojik, jeoteknik ve zemin etüdü çalışmalarında ise içinde yaşadığımız binaların inşa edileceği zeminin jeoteknik özelliklerini, taşıma gücünü ve depreme karşı göstereceği davranış tarzı tespit edilmekte, böylece depreme dayanıklı bina inşa etmek için gerekli jeolojik parametreler ortaya konmaktadır.
 
“MECİDİYE BÖLGESİNDE RİSKLİ BÖLGE ÇALIŞMASI YAPILIYOR”
 
Afyon Kocatepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Ali Ergün de olası bir deprem anında ve deprem öncesinde yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi. 1995 öncesi binaların çok dayanıksız olduğunu anlatan Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü: "1 Ekim 1995 Dinar depremi sonrası Afyonkarahisar ders almaya başladı. 1995 öncesi elle yapılan beton kullanımı yaygındı ama depremden sonra hazır beton kullanımına geçildi. Hazır beton daha fabrikasyon olduğu için her şey ölçülü bir şekilde yapıldı ve daha sağlam yapı oluşturuldu."
 
1999’da Marmara depreminin herkese ders olduğunu anlatan Ergün, şöyle konuştu: "Binaların yüzde 30’u depreme dayanıklı olası büyük bir depremde az zararla atlatılabilinir. Ama bu demek olmuyor ki diğer bütün binalar yerle bir olacak. O binalar da diğer sağlam binalara göre hasar riski biraz daha fazla. Devlet kentsel dönüşüm adı altında çıkardığı yasa ile iki şekilde çalışma yürütüyor. Birincisi riskli bölge çalışması ikincisi riskli bölge çalışması. Mecidiye bölgesinde riskli bölge çalışması yapılıyor. Orada belli bir araştırmayla binaları yıkıp yerine yeni yönetmeliğe uygun depreme dayanıklı bina yapılıyor. Diğerinde ise şahısların kendilerinin yaptığı riskli yapı çalışması. Bir de lisanslandırılmış kuruluşlar var. Üniversite de bu kuruluşlardan biri. Afyon'da olacak olası bir depremin oluşturacağı etkiye göre deprem parametrik ölçülerine göre tespit yapılıyor ve ona göre çalışma yapılıyor.”
 
“DEPREM KAÇINILMAZ BUNA ŞÜPHE YOK”
 
Üniversite olarak depremi önemsediklerini söyleyen Doç.Dr. Ergün, “Önceliğimiz bununla ilgili neler yapabiliriz onları belirlemek. Bununla ilgili bir araştırma merkezi kurma aşamasındayız" dedi.
 
Deprem uygulama ve araştırma merkezi kurma aşamasında olduklarını belirten Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü: "Gerekli izin alındı. Bu merkezle Afyon’u nasıl bilgilendirebiliriz. Bina yapımlarında nasıl bilimsel metot ortaya koyabiliriz. Bütün bunlarla ilgili bazı girişimlerde bulunacağız. İlk yardım çalışmasında arama kurtarma çalışmalarında insanlar nasıl bilinçlendirilebilir. Bu merkez çatısı altında aktivitelerde bulunmak istiyoruz. Bu merkezinde kuruluş amaçları içersinde yer almaktadır. Bunun paralelinde AFAT ile ortaklaşa olarak deprem stratejisi ve eylem planı şeklinde bir stratejik plan hazırlandı. Deprem kaçınılmaz buna şüphe yok ve biz bunun farkındayız. Depremle ilgili şu an yaptığımız çalışmalar doğrultusunda Van depremindeki konteynerlerin bir kısmını Afyon’a getirmeyi düşünüyorlar. Bu konteynerler belli bir yerde yerleşim için hazır hale getirilecek ve olağanüstü durumda hazır bir yerleşim yerleri ortaya çıkacak. Unutulmamalı ki deprem öldürmüyor depreme dayanıksız yapılar öldürüyor.” (CTK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com