Kurban Kesmeyin Bağış Yapın!

Kurban Kesmeyin Bağış Yapın!
Hazreti Ruhat Mengi yanlış ayetle doğru fetvayı verdi. İşte okurken gözlerinize inanamayacağınız o yazı...

Kurban bayramlarında "hayvan haklarını" es geçmeyen Ruhat Mengi yine görev başında.

Hac Suresi'ndeki "kurban ayeti"ne dayanarak "kurban kesmeyin, Mehmetçik Vakfı'na bağışlayın" hükmüne ulaşmayı başaran Mengi ayetlerle süsleyerek öyle bir yazı yazdı ki, okurlarımız isyan etti.

Hutbe tadında bir yazı yazan Mengi, Kur'an-ı Kerim'in "ilk ayeti" konusunda da okurlarını yanlış bilgilendirdi.

Ruhat Mengi ilk ayet olarak; "Oku, bu kitapta sana gerekli tüm bilgiler var" şeklinde bir meal yazmış köşesinde. Ancak edindiğimiz bilgiye göre;Kur'an ın ilk vahyedilen ayetleri ALAK suresinin ilk 5 ayetidir...

"Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı 'alak'dan yarattı. Oku. Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir." (Alak, 1-5)

İşte Ruhat Mengi'nin o yazısı...

Hayvana eziyet dinde var mı?

Dün “dini konularda toplum kesimlerini bölen, bir kesimi 'manevi değerlere önem vermiyor' gibi gösteren köşe yazıları”ndan söz etmiş kimsenin başkalarının inancı, değerleri ile ilgili bu tarz yorumlar yapmaya hakkı olmadığını belirtmiştim. Bazı parti ve siyasetçiler 'oy toplamak için' kendini daha dindar, rakip partileri ise manevi değerlerden uzak gösterme çabasını sürdürüyor, hatta şimdi işi mezhep farklılıklarına bile getirmeye başladılar, onlara “Kur'an'ın; aynı kitaba inanan insanların bölünmesini, başkalarının inancı hakkında konuşmayı yasakladığını” bin kez hatırlatsanız da fark etmiyor, çünkü işin içinde çıkar olunca her şeyi göze alanlar var ama hiç değilse bunu gazetecilerin alışkanlık haline getirmemesi lazım. Tabii onların da siyasi ya da maddi bir beklentileri yoksa... (Bakınız TRT'de yandaş gazetecilere verilen programların 'izlenmediği somut verilerle görülmesine rağmen' milletin paralarından verilen büyük rakamlarla sürdürülmesi.)

BAŞKASININ İNANCINA DİL UZATMAK!

Bugün “kurban kesiyorum” diye hayvanlara işkence yapmanın dinde yeri var mı sorusuna cevap aramak istiyorum. Yıllarca yazılarımda ve “Her Açıdan”da ülkenin önde gelen din bilimcileriyle dini konularda röportajlar yaptım. Bunlar arasında eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, onun hocası Saim Yeprem, yeni Diyanet Başkanı Mehmet Görmez, din konularını çok sayıdaki kitabında kusursuz şekilde açıklayan Yaşar Nuri Öztürk, “Evrensel Çağrı” Kur'an mealini yazan Mustafa Sağ ve ismini sayamayacağım kadar fazla din uzmanı vardı. Gelen yorumlarda soran oluyor, söyleyeyim; aslına bakarsanız dini bilgileri yetersiz kişilerin bu gibi isimlerle din sohbeti yapması mümkün değildir.

Antakya ve Suriye'de aldığı eğitim nedeniyle Arapçayı ana dili gibi konuşan ve Fransızca'nın yanında “din bilgisi” derslerine de giren öğretmen annemden küçük yaştan başlayarak (okulda verilen dersler dışında) yoğun din eğitimi aldım. Kısacası; Hayrünnisa Hanım'ın çocuklarını “küçük yaştan manevi değerlerle yoğurarak yetiştirdiğini” yazan yazarlar oldu, biz de aynen öyle yetiştirildik. Bu olmasaydı bile “Oku, bu kitapta sana gerekli tüm bilgiler var” diye başlayan Kur'an'ı doğru anlayacak akıl ve birikime sahip kişilerin bunları yazabileceği de açıktır. Aynen “anlayan” birinin başkalarının inancına dil uzatmayacağı, bunu yapmanın “Allah'a ortak koşmak” olduğunu bileceği kadar açık!

MERHAMETİ, İNSANLIĞI ANLATAN DİN

Dönelim kurban kesme meselesine... Bunlar riskli konular, çünkü hemen “Bakın kurban kesmeyi bile eleştiriyorlar” şeklinde yüzeysel, kolaycı, çıkarcı tepkiler ortaya çıkabilir ama bunu da göze almak gerekiyor... Kurban Bayramı “kurbanlık hayvanların cehennemi” demek değildir. Konunun “Beyaz” veya diğer renklerdeki Türklerle değil “insanlığı, insafı, merhameti” temel almış olan Müslümanlık'la ilgisi vardır ve sokaklarda yaralı boğaları kovalamak, kasap olmadığı halde eline bıçağı alıp hayvanlara dakikalarca can çekiştirmek, denizi bile kana bulamak böyle bir dinin bir parçası, bir emri olamaz. Hz. Peygamber'in kendisi “hayvanın acı çekmesinin asgariye indirilmesini” söylediği gibi geçen yıl Diyanet İşleri “elektro şok” yöntemiyle acı çektirmeden kurban kesmenin olabileceğini bildirmiş, birçok din uzmanı da onaylamıştır. Bunları yapmayanların hiç değilse kesimleri uzmanlara bırakması, hayvanlara acı çektirmemesi gerekir, Türkiye genelinde ise hala sadizmden farksız kesimler yapıldığına göre bunun nedenini sorgulamanın, medeni adımlar atılmasını istemenin zamanı gelmiştir.

Hac Suresi 37. Ayette “kurbanların ne etleri, ne de kanları Allah'a ulaşır, O'na sadece sizin takvanız ulaşır, sizi doğru yola iletmesinden dolayı, iyi davranmanız için bunları sizin istifadenize verdi” diyor, eğer yapılan “bir canlıya vahşi işkence” ise buna iyi davranış denebilir mi? Kurbanda “fakire yardım” esas olduğuna göre, Diyanet ve din uzmanları “parasının da bağışlanabileceğini” söylediğine göre bunu da göz önüne almak, örneğin ihtiyaç içindeki asker ve şehit ailelerine yardım olarak “Mehmetçik Vakfı”na, kimsesiz çocuk yurtlarına bağışlamak uygun bir çözüm olarak düşünülebilir.

Kurban üzerinden ona buna “manevi değer” suçlaması yapacağımıza bunları tartışmak gerekiyor.

 

RUHAT MENGİ - VATAN

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com