Kürt Savaş Baronlarının da Çocukları Ölmedi!

Kürt Savaş Baronlarının da Çocukları Ölmedi!
Yazar Perihan yeni kitabında Kürt sorunuyla ilgili ters yüz eden analizler yaptı.

Perihan Mağden, yeni romanı 'Yıldız Yaralanması'nı anlatırken 'şöhret olmaya çalışmanın acıklı bir şey olduğunu' söylüyor. Mağden'e göre, 'Beyaz Türkler gibi Kürt savaş baronlarının çocukları da' çatışmalara sürülmüyor.

- Kürt sorununa dair bir medya almanağı hazırlansa, başa konulacak maddelerden birisi de sizin "Teşvikiye Camii'nden şehit cenazesi kalkmadıkça, bu sorun çözülmez" cümleniz olur. Yanılacak mısınız?
 
KÜRT SAVAŞ BARONLARININ DA ÇOCUKLARI ÖLMELİ

Kalkmadan bitecek! Ne Levent'ten, ne Teşvikiye'den, ne Ataköy'den! Kalkmadı, kalkmayacak. Bursa'dan orta sınıf mensubu iki çocuğun cenazesi geldi. Birisi bilgisayar mühendisiydi. Annesi, "Hakkımı helal etmiyorum" dedi. O bile büyük bir tepki yarattı. Bir daha öyle bir cenaze kalkmadı. Bursa'dan döndüler, İstanbul camilerine varamadan. Aslında çok sınıfsal da bu yapılan. Mesela bence Kürt savaş baronlarının da çocukları ölmedi. Yani Beyaz Türkler'in ya da Genelkurmay sosyetesinin çocuklarından şehit olmaması kadar abuk sabuk bir şey olabilir mi? Hollanda Genelkurmay Başkanı'nın oğlu, tayini çıktıktan bir ay sonra Afganistan'da öldü. Demek ki orada bir torpil mekanizması işlemiyor. Demek ki sen piyonu sahaya sürüyorsun! Anadolu'daki yoksulun, çiftçinin, emekçinin çocuğunu savaşa sürüyorsun. Bundan daha gaddar bir şey olabilir mi? Romalılar yapmadı bunu! Savaşın sürdürülebilirliğinin sebebi de bu! Bence savaştan sonra, Almanlar'ın 2. Dünya Savaşı'ndan sonra günah çıkarması gibi, bu sürdürülebilirliği sorgulamamız lazım. Bu şart.
 
- Barış da mı sınıfsal olacak?
 
Savaşın kazananı olmayacağı gibi, belki barış da daha sınıflar üstü bir şeydir. Barış öyle güzel bir şey ki, "Aaa zenginlerin çocukları daha ölmedi!" demeyeceğim. Hiçbir çocuk ölmesin. Ne zenginin çocuğu, ne fakirin çocuğu. Onun için barışta bunun hesabını soracak değilim! Ama o kadar çok çevreyi de samimi bulmuyorum ki! Mesela bir zamanlar gözbebeğiyken, daha sonra Kürtler tarafından da kara listeye alınmıştım.
 
'CİHANGİR AYDINLARI PKK'CILIK'

- Sebebi neydi
?
 
Barış Anneleri ile ilgili bir yazı yazmıştım ve sürekli "barış" demelerinin samimiyetini sorgulamıştım. Mesela, Anadolu'da bir kadın "Bu gitti; ama bu yavrumu da alın askere" dediyse; PKK sempatizanı bir anne de aynı şeyi söyledi. Annelerin de karşılıklı olarak bir barış dili yoktu. Bunu da sorguladım, Cihangir aydınlarının "Barış gelsin, barış gelsin" deyip PKK'cılık oynamasını da sorguladım! Bu kadar nefret uyandırmamın bir nedeni de insanların bu samimiyetsizliğini sorgulamamdı.
 
- Samimiyet neredeydi?
 
Leyla Zana'nın yaptığındaydı. Samimi insan Leyla Zana'dır. Samimiyet, göründüğünde tanınan bir şey. Leyla Zana çıkıp "Bu sorunu Erdoğan çözer" dedi. Hiçbir zaman tribüne oynamamış bir kadın. Artist değil. Gündemden düşmeyi bilen bir kadın. Köşesine çekilip yıllarca susabilen bir kadın . Ancak çok mecbur olunca ortaya çıkıyor. Hakikaten hak ve özgürlük savaşçısı! Kendisinden nefret etmeleri pahasına, gerçekten çözümü sağlayabilecek iradeyi gösterebilme cesaretini gösterdi. Leyla Zana bunu her zaman yapmış bir kadın.
 
'LEYLA ZANA KÜRT HAREKETİNİN JEANNE D'ARC'LARINDAN BİRİ'

- Leyla Zana'ya, Kürt cephesinin bakışı ne?
 
Bence o kadar bayılmıyorlar. Doğruyu söyleyeni, Kürt köylerinden de kovuyorlar bence. Sadece Türk köylerinden değil! Kürt özgürlük hareketinde, kadınlar çok önemli bir misyona sahip. O açıdan da Kürt hareketini çok takdir ederim. Kadınla erkek eşitlenir. Leyla Zana da Kürt hareketinin Jeanne d'Arc'larından biridir.
 
- Barış tesis edilirse, bahsettiğiniz Jeanne d'Arc'lar da bir kahramana dönüşür mü?
 
Dönüşür. Ben artık Leyla Zana Meydanı, Hrant Dink Meydanı, İsmail Beşikçi heykelinin olduğu bir İstanbul'da yaşamak istiyorum. İstanbul'da yürürken bakıyorum da ya niye benim sevdiğim bir tane ismin caddesi yok, heykeli yok? Ulusalcılar kendi belediyelerinde takır takır kendi adamlarının heykellerini diktiriyorlar. Attila İlhan Kültür Merkezi, İlhan Selçuk Heykeli, Türkan Saylan Parkı... Ama demokratlar, en zor zamanda önemli iş yapanlar neden Halaskârgazi Caddesi'nin adını Hrant Dink Caddesi olarak değiştirmiyor? Ben, kendisi de yaşarken, Leyla Zana'nın heykelini görmek istiyorum. Böyle bir Türkiye'ye yaklaştığımızı bilmek beni çok mutlu ediyor, son günlerde. Halk her cepheden hazır. Muhalefet psikolojisi, Türkiye'de muhalefetten daha önemli. Muhalafet son derece güçsüz. Ama yarattığı psikolojik terör çok güçlü.
 
'MEDYA BARIŞ GÖRÜŞMELERİNİN GECİKMESİNE SEBEP OLDU'
- Yani?

 
Bütün o amiral gemisi gazeteleriyle, ana akım medyasıyla çok çok büyük bir farfara yaratıyor. Bu farfara insanları korkutuyor. Psikolojik terörizm oranları çok yüksek! Orantısız bir güç var ellerinde. O güçle insanları sindirerek barış görüşmelerinin gecikmesine sebep oldular. Erdoğan'ı da bununla, psikolojik terörlerinin şirretiyle ve şiddetiyle korkuttular. Türkiye'nin temel meselesi, ifade özgürlüğü. Halen de kısıtlı. Ama çok ciddi de yol kat ettik. (SAK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com