Kürt yazardan AKP’ye hatırlatma ve ev ödevi!

Kürt yazardan AKP’ye hatırlatma ve ev ödevi!
Kürt siyasi hareketinin önemli simalarından Cahit Mervan, hükümetten 1999 sürecini hatırlatarak somut adımlar atmasını istedi.

İşte Cahit Mervan’ın o yazısından bölümler:
 
“Türk devleti ve hükümeti tıpkı 1999 yılında olduğu gibi PKK lideri Abdullah Öcalan’ın İmralı’da başlattığı ve büyük risk aldığı barış ve çözüm sürecinin üzerine yatacağını sanıyorsa, kendi kendini aldatıyor.  Bugün olup bitenleri kökten yanlış okuyor demektir.
 
İKİ ÖNEMLİ UYARI
 
O günlerde Türk hükümetini barış ve çözüm konusunda uyaran, teşvik eden, hatta Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği için Helsinki zirvesinde ‘lobi çalışması’ dahi yürüten insanlar, tıpkı bu gün olduğu gibi uyarılarını iki noktada birleştiriyorlardı:
 
Bir: Hangi nedenle olursa olsun Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin, yani PKK’nin silahlı güçlerini sınır dışına çekmesi stratejik bir hamledir. Kalıcı barış için, bu hamlenin Kürt sorununun köklü çözümünü ön gören adımlarla desteklenmesi ve derinleştirilmesi gerekiyor. Bunun için Türk hükümetinin yapacağı ilk iş Kürtlerin kendi geleceklerini özgürce belirleme hakkına saygı duymasıdır. Bunun ne anlama geldiğini ikide bir parantez açıp anlatmakta artık bıktırıcı bir hal aldı.
 
İki: Asla ve asla ‘sınır dışına çekilme’ bir son değil, aksine çözüm için bir başlangıçtır. Eğer Türk hükümeti çözüm için kalıcı ve güven verici adımlar atmazsa, savaş tekrar kaçınılmaz olarak geri dönecektir. Sınır dışına çıkan gerilla, daha büyük ve daha organize bir güçle geri gelecektir. Barış sürecini ıskaladığınız için ölecek her gençten siz sorumlu olacaksınız.
 
Bu iki tarihsel uyarıya dönemin yöneticileri kulak asmadılar.
 
AKP’de kendisinden önceki hükümetlerin yaptığını yaptı. İşi sürüncemede bırakarak, zamana yayarak, çürüterek çözebileceğini veya PKK’yi tasfiye edebileceğini düşündü.  Bireysel haklar alanında attığı, hatta AB ilişkileri açısından atmak zorunda kaldığı bazı adımları çözüm diye yutturmaya veya anlatmaya çalıştı. İmralı’da Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecriti ağırlaştırdı. Avrupa’da Kürt hareketine karşı baskıyı artırdı. Kürt meselesini bir ‘terör’ ve ‘asayiş’ sorunu olarak niteledi ve bunun gereği olarak siyasi değil, güvenlikçi politikaları hem ülke içinde, hem de ülke dışında uygulamaya başladı.
 
Çünkü AKP de süreci yanlış okudu. Geri çekilmeyi bir son ve Kürt tarafının yenilgisi olarak algıladı. Geri dönüşün artık mümkün olmadığı hesabını yaptı. ‘Tekrar silahlar patlamadan bu sorunu kalıcı bir şekilde çözün ve gerekli demokratik adımları atın’ yönündeki çağrı ve uyarılara duyu organlarını kapattı.
 
SIRA AKP’NİN EV ÖDEVLERİNDE
 
Bütün bunlardan hareketle PKK’nin gerilla güçlerini sınır dışına çekmesi elbette ki stratejik bir hamledir.  Barışın kalıcı hale gelmesi ve adil bir çözümün sağlanması için atılmış tarihi bir adımdır. Asla bir oyun değildir.  Ancak Kürt tarafının attığı bu adımları AKP hükümeti, başbakan Erdoğan ve yardımcıları bir sonuç olarak yorumlar ve ‘bu iş bitti’ diye düşünürlerse tekrardan yeni bir ‘1 Haziran’ hamlesiyle yüz yüze kalırlar.
 
Bunu herkesin şimdiden böyle bilmesinde sayısız yarar var. Şu an KCK yöneticilerinin yaptığı bu yönlü açıklamalar bir tehdit, şantaj olarak algılanmamalı. Bu işin doğası böyle. Türk hükümeti kalıcı barış için sorunu çözmek zorundadır. Barış için başka bir yolda yoktur.  Sadece barış Kürtlerin atacağı tek taraflı adımlarla ilerlemez. Bu bir yere kadardır. Çünkü sorunun kaynağı ne Kürt hareketidir, ne onun gerilla güçleridir. Sorunun kaynağı Türk devletinin Kürt ve Kürdistan sorunu karşısındaki tutumudur.  Sömürgeci sistemdir. Bundaki ısrardır.
 
Şimdi deniliyor ki Türk hükümeti daha ne yapsın?
 
Peki.  Bizim de sorduğumuz soru şu: Laftan başka ne yapmış ki?

Söylemeye gerek yok, lafla ‘peynir gemisi’ dahi yürümez. Kürtlerin ise lafa karnı tok.” (CTK)

Etiketler: , ,
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com