'Kurulmamış hükümete darbe!'

'Kurulmamış hükümete darbe!'
Balyoz savunması: “Planda yer alan word belgeleri 12 Kasım 2002 tarihinde hazırlanmıştır."

361 sanıklı Balyoz Davası’nın temyiz duruşmasının üçüncü günkü oturumu Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde başladı. 

Savunmaya kaldığı yerden devam eden Avukat Kazım Yiğit Akalın, darbe hazırlığına yönelik planlarda yer alan ‘Ege’de uçak düşürüleceği’ iddialarını değerlendirdi. Akalın, “Kimse görmeden kendi uçağını düşürmen mümkün değildir. NATO’nun bilgisi olmadan kuş uçmaz Ege’de. Bu durumu bilmedikleri için bu şekilde yazmışlar. Planlara göre, ülke gündemi normal devam ederken, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve hükümet uyurken, Hava Harp Akademileri Komutanı, uçak uçuracak ve düşürecek. Hava Kuvvetlerinin haberi olmadan bırakın düşürmeyi Akademi uçak bile uçuramaz” dedi. 

Balyoz Davası'nda en son Eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına'ya 20 yıl hapis kararı çıkmıştı. 361 sanıklı Balyoz davasının temyiz duruşmasının üçüncü günkü oturumu Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nde başladı. 440 sayfalık temyiz savunmasının 310 sayfasını tamamlayan emekli Orgeneral İbrahim Fırtına’nın avukatı Kazım Yiğit Akalın, savunmasını dün kalınan yerden okumaya devam etti. Akalın, ses kaydı konusunda anlam kargaşası yaşandığını belirterek, tüm sanıkların hiçbir zaman ses kayıtlarını inkar etmediğini ifade etti. Savunma sırasında ses kaydı sahtedir gibi bir ifadesinin bulunmadığını kaydeden Akalın, kayıtlardaki sahtecilik kısmının ses kayıtlarını kopyalanmasıyla ilgili olduğunu anlattı. Akalın sözlerine şöyle devam etti: 

“Seminerin yapıldığı dönemde dijital kayıt alınmıyordu o dönemde seminer eski usul ile kasetlerde kayıt altına alındı. O tarihe kadar hiçbir planın ses kaydı alınması öngörülmemiştir. İlk kez bir seminer Çetin Doğan tarafından ses kaydı alınmıştır. 

Darbe yapmayı düşünen darbe planının ses kaydı altına aldırtır mı? Rüşvetin belgesi gibi bir şey bu, rüşvetin belgesi olur mu? CD’lerdeki ses kayıtlarının kayıt tarihi 2009 yılıdır. Seminerdeki ses kayıtlarının MP3’e dönüştürülmemsi 2009 yılında yapılmıştır. Ses kayıtlarında ezan sesi de bu kayıtlar yapılırken ortaya çıktı. Ses kaydını kasetlere takıyorsunuz, playe bastığınızda karşı taraftan bilgisayar kayıt yapmaya başlıyor bu sırada da ezan sesi giriyor devreye, mahkeme bilirkişi atamadığı için böyle olduğunu düşünüyoruz çünkü seminer salona ses geçirmez. Balyoz komplosunu hazırlayanlar 2009 yılında buna başlamıştır. Ses kaydındaki konuşmalar seminer planı içindedir. Sıkıyönetim çerçevesinde verdikleri konuşmalardır, bu konuşmaları eleştirebilirsiniz, bazıları haddini aşmış olabilirler, bu durumu ancak Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanıdır. Kesinlikle dijital verilerle sahteleri bağdaştıramayız.” 

-MAHKEME KENDİNİ BİLİRKİŞİ YERİNE KOYDU KARARDAKİ İFADELER KÜLLİYEN YALANDIR- 

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi hakimlerinin kendini bilirkişi yerine koyarak karar verdiğini savunan Akalın, “Kararın bin 39. sayfasında ‘mahkeme kendini bilirkişi yerine koyup karar verdi. Mikrosoftun açık kaynaklarda verdiği bilgiye göre deniliyor. Hangi açık kaynaklar? Kararda, ‘bilgisayarın otomatik olarak 2003 yılında yazılmış belgenin sanki 2007 yılında kaydedilmiş olarak görüneceği huzurda dinlenen uzman tanıklarca da doğrulandı’ deniliyor. Hangi mikrosoft kaynağında bunu buldun ey mahkeme, sen hakimsin, hukukçun. Maden şüphen vardı, çelişkili geldi, mikrosofta niye bunu sormadın, niye bunun bilirkişi incelemesini yapmadın. Bunu yapan biri varsa ben bugün istifa eder, bunu yapan adamı dileği serveti veririm, çünkü bu insan üstüdür. Hiçbir kaynak belirtmeden mahkeme huzurda dinlenen bilirkişi doğruladı diyor külliyen yalandır” dedi. Bunun üzerine Daire Başkanı Ekrem Ertuğrul, Avukat Akalın’ı mahkemeye yönelik sözleri nedeniyle uyardı. Akalın da. Haddini aştığını belirterek sözlerini düzeltti. Karardan sonra alınan bilirkişi raporlarında ve mahkemede dinlenen bilirkişiler ‘bunu söylememiz kendi mühendislik bilgimize ihanettir’ dediğinin anımsatan Akalın, gerçek planların tartışması bittiği zaman darbe girişimi olmadığının hatırlanmasını istedi. 

-HENÜZ KURULMAMIŞ BİR HÜKÜMET DARBE PLANI YAPILMAZ- 

Sözde Suga Planında ismi yer alan ve Ege Denizi’nde kriz çıkartacak olan komutanlara gemi tahsisi yapılmadığını anlatan Akalın, “Sözde Suga Planda yer alan Gölcük, İstanbul ve İzmir Komutanlıkları gerçekte var olmayıp hayali komutanlıklardır. Suga isimli gerçek planda ise kritik harp zamanı denizin mayınlanmasına ilişkindir ve 2000-2005 yılları arasında yürürlükte kalmış sonra imha edilmiştir. Planda Egeaydat terimi yer alıyor. Ancak bu terim 2003 yıllarında henüz kullanılmıyor. Egeaydat Egede Aidatı Anlaşmalarla Ada ve Adacık demektir, kardak gibi kayalıkları anlatır. Ancak o tarihlerde bu terim henüz kullanılmıyor” değerlendirmesinde bulundu. Basına yansıyan Suga Planı ile Deniz Kuvvetleri Komutanalığı’nda yer alan Suga Planı’nın birbirisi ile alakalı olmadığını ifade eden Akalın, sözde Suga Planı’nda Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarının darbeye hazırlık aşaması için Yunanistan’la gerginlik yaratacağının iddia edildiğini belirterek, “Planda yer alan word belgeleri 12 Kasım 2002 tarihinde hazırlanmıştır. Henüz kurulmamış bir hükümet darbe planı yapılmaz” dedi. 

-ORAJ PLANINDA GÖREVLENDİRİLECEKLER İSİMLER LİSTESİNDE ORGENERAL ERTEN’İN İSMİ DE VAR- 

Hasan Karagöz’ün yargılama sırasında sözde Suga Planı’nın seminerde konuşulmadığını açıkça ifade ettiğini anlatan Avukat Akalın, “O kadar adam tutuklanmış. Her gün evler basılıyor aramalar yapılıyor tüm bunlar ortadayken sanık Hakan Büyük o kadar saf ki elinde riskli belge bulunduruyor. Hakan Büyük’ün evinde bulunan 3 kuruşluk flash bellek yüzünden o kadar adam daha tutuklandı” diye konuştu. Balyoz soruşturması devam ederken basında “Balyoz soruşturmasının tamamlandı”ğına yönelik haberler çıktığını anlatan Akalın, Oraj Planı’nın ‘Sıkıyönetim Görevinde Kullanılacak Personeller Listesi’nde Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mehmet Erten’in isminin de yer aldığını ancak kendisinin yargılanmadığını ifade etti. Akalın, sözlerine şöyle devam etti: 

“Oraj Planında görevlendirilecekler listesi var. Bu isimler arasında tutuklanmayan yargılanmayanlar var. Bu isimlerden biride bugünkü Hava Kuvvetleri Komutanı Mehmet Erten’dir. Erten’ görevlendirilecekler listede isimi yer alıyor. Ben planda adı geçtiği için Hava Kuvvetleri Komutanı yapılacağını düşünmemiştim, ihtimal de vermemiştir. Yerine gelebilecek başka bir isim başka personel bulunmadığı için Mehmet Erten Hava Kuvvetleri Komutanı oldu. Yapılmaması da zaten haksızlık olurdu, doğru bir şekilde komutan oldu.” 

-KÖR GÖZÜNE PARMAK- 

Bilirkişi raporlarıyla plan eklerinin TSK yönergelerine aykırı olduğunun ortaya konulduğunu ifade eden Akalın, planlarda yer alan bilgi notlarının TSK’nın yazışma formatının dışında olduğunu savundu. Yönergelerde bilgi notların karargah dışına çıkmayacağının açıkça belirtildiğini kaydeden Akalın, CD’lerde yer alan ‘müzahir.x.excel’ dosyasının ilk olarak 25 Ocak 2003 tarihinde oluşturuldu, son kayıt ise12 şubat 2003 yılı görünüyor. Ancak dosyanın yazı karakteri ‘Collibri’ fontu ile yazılmış. Excel dosyasının kayıt tarihi 2003 yılı görünürken yazı karakteri olarak kullanılan font 2007 yılında yapılmıştır. Bu da dosya ile oynandığının en büyük kanıtıdır” 

değerlendirmesinde bulundu. Eylemleri yapacak olan dönemin Hava Harp akademileri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına’nın plandan 5 ay sonra Hava Kuvvetleri Komutanı olduğunu anımsatan Avukat Akalın, planlarda yer alan “Egede uçak düşürülecek” konusunu “Egede kimsenin haberi olmadan kuş uçamaz yorumu ile değerlendirdi. Akalın, sözlerine şöyle devam etti: 

“Planı gördükten sonra müvekkilimin yanına gittim. Fırtına Paşam ‘Sizin büyük bir günahınız var, öyle bir planlama yapılmış ki sırf sizi içeri alabilmek için komplocular, Harp Akademileri Komutanın hava unsurlarını yönetebileceğine ilişkin uçuk bir plan yaratmışlardır’ dedim. Hava unsurlarını Harp Akademileri Komutanın yönetmesi imkansızdır. Sırf bu yüzden davanın çökmesi gerekirken ne yazık ki mahkumiyet verilmiştir. Bu bir tasfiye planıysa neden emekli komutanlarda dahil edilmiştir. Bu işin içinde emekli subaylar olmadan bir planlar hazırlansaydı sadece muvazzaf komutanlar yer alsaydı en basitiyle kör gözüne kör parmak olurdu.” 

-EGE’DE NATO’NUN HABERİ OLMADAN KUŞ UÇMAZ- 

Akalın’ın bu ifadesinin ardından Daire Başkanı Ekrem Ertuğrul, avukatlara hitapları konusunda hassas davranmaları uyarısında bulundu. Ertuğrul, “Tüm savunma yapacak arkadaşlar için öneriyorum önümüzdeki çok karmaşık, sanık sayısı çok fazla olan ve TSK’yı da yakından ilgilendiren bir dava olması nedeniyle kişiler ve kurumlar değerlendirilirken somut olaylara dayandırılsın. Bu çatı altında suç işlenmesini tasvip etmeyiz, özel kişilere yönelik ifadelerde bulunurken daha dikkatli olunmasını istiyorum” dedi. Akalın ise İstanbul’da yaşadığını duruşma nedeniyle otelde kaldığını ve yorun olduğunu anımsattı. 

Planda yer alan Ege’de uçak düşürüleceği iddialarını değerlendiren Akalın, “Kimse görmeden kendi uçağını düşürmen mümkün değildir. NATO’nun bilgisi olmadan kuş uçmaz Ege’de. Bu durumu bilmedikleri için bu şekilde yazmışlar. Bu tamamen kamuoyunda bu kişileri küçük düşürmek için yapılmıştır. Ege’de ve Trakya’da bir veya iki uçaklık görevlerde dahi tüm radarlar, uçuş kuleleri, sivil hava üniteleri tarafından takip edilir. Ege’de uçan uçaklarımız radarlar ve Sivil Havacılık Genel Müdürüğü ve Yunanistan’a ait radarlar tarafından izlenmektedir. Komplocular bunu bilmiyordu bilmediği için kendi uçağını düşürecek gibi vahim bir hadiseyi yazmışlardır” diye konuştu. 

-HAVA KUVVETLERİ VARKEN AKADEMİ UÇAK UÇURAMAZ- 

Akalın, “Planlara göre, ülke gündemi normal devam ederken, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve hükümet uyurken, Hava Harp Akademileri Komutanı, uçak uçuracak ve düşürecek. Hava Kuvvetlerinin haberi olmadan bırakın düşürmeyi Akademi uçak bile uçuramaz” değerlendirmesinde bulundu. Planların aksine 2002-2003 döneminde Ege Denizi üzerinde kontrol uçuşlarının azaldığını anlatan Akalın, bir kişinin isimsiz maili ile bir çok insan hakkında arama kararı verilmesinin, haklarından mahrum edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve Yargıtay’ın bu konuda bir karar vermesi gerektiğini ifade etti. 1. Ordu Komutanlığı’nın Kozmik Odası’ndan çalınan CD’lerin başsavcılık yerine Mehmet Baransu’ya götürülmesini eleştiren Akalın, “O onurlu subay bu CD’leri başsavcılığa götürmedi muhbir Baransu’ya götürdü. CD’ler teslim edilmeden önce 4 gün beklendi. O 4 gün boyunca kamuoyu hazırlandı, 4 gün boyunca cami bombalanacak haberleri yapıldı. Baransu, Karargah kitabında ismini verdiği kitabında sanıkların elektronik imzalı word belgelerini yazdı. Oysa hem o word belgelerinde elektronik imza yoktu hem o tarihte e imza diye bir şey yoktu. Cami bombalamanın özü budur” değerlendirmesinde bulundu. 

-PLANIN YAZIŞMALARI ASKERİ YAZIŞMA KURALLARINA AYKIRI- 

2006 yılındaki sokak isimlerinin 2003 tarihli belge yazdığını anlatan Akalın, “Biz sokak isimlerinin 2003 yılında farklı olduğunu söylediğimizde mahkeme ‘o tarihte halk arasında yaygın olarak kullanılan sokak isimlerinin 2006 yılındaki isimler olduğu’ çıkarımını yaptı. Yani bizim tembel jandarma personeli gitmiş tabela adlarını okumak yerine yoldan geçeni çevirmiş sormuş. O halkın hepsi de aralarındaki yaygın söylemi dile getirmiş” dedi. 2 farklı insanin, iki farklı bilgisayarda yazdığı iddia edilen belgelerde aynı kelime hatalarının bulunduğunu anlatan Akalın, “Sakal, Oraj, Tırpan, Çarşaf planları genel askeri yazışma kurallarına aykırıdır. Delillerin tamamında dijitaldir ve ıslak imza yoktur. Sahtekarlıkla hazırlanmış verilere rağmen mahkeme başkanı bunları göz ardı edilerek hukuk kararı vermiştir. Bu kabul edilebilir değildir. 

Durumları birbiri ile ayni sanıklara farklı cezalar tayin edilmiştir” değerlendirmesinde bulundu. Duruşmaya öğleden sonra devam edilecek.(SBK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com