“Kütahya çiniciliği arka planda kaldı”

“Kütahya çiniciliği arka planda kaldı”
Kütahya'da yaşayan dünyaca ünlü çini ustası Sıtkı Olçar, tarihte olan ancak günümüzde o kadar öncelikli bulunmayan İznik çiniciliğinin tanıtıldığını, tarihten bu yana kesintisiz devam eden Kütahya çiniciliğinin ise arka planda kaldığını söyledi.

Kütahya'da yaşayan dünyaca ünlü çini ustası Sıtkı Olçar, tarihte olan ancak günümüzde o kadar öncelikli bulunmayan İznik çiniciliğinin tanıtıldığını, tarihten bu yana kesintisiz devam eden Kütahya çiniciliğinin ise arka planda kaldığını söyledi.
Sanat camiasında ''Sıtkı Usta'' olarak tanınan Olçar, yaptığı açıklamada, çini sanatı eserlerinin zahmetli uğraşlarla ortaya çıktığını, Kütahya'da çinicilikle ilgili tüm işlerin birer el sanatı olduğunu bildirdi.
Çamur kalıba şekil verilerek kurumaya bırakıldığını ve bununla hızlı şekilde hava boşluğunun alınmasının amaçlandığını belirten Olçar, kalıbın 900-950 derece sıcaklıkta fırına konulup alındıktan sonra çizim, boyama ve sırlama işlemine geçildiğini anlattı. Olçar, ikinci kez fırınlandıktan sonra renkleri değişen ürünün iyi çıkması halinde satışa sunulduğunu hatırlattı.
Çinicilikte eskiden odunlu fırınlar kullanıldığını, ancak bunun yerini günümüzde elektrikle çalışan fırınların aldığını ifade eden Olçar, kendi atölyesindeki odunlu fırını 6 ayda bir çalıştırdığını belirtti.
Olçar, merdivenle inilip çıkılan odunlu fırının 14-16 saat yakılıp çini hamurunun pişirilmesine hazır hale getirildiğini anımsatarak, bu fırınların hava kirliliğine neden olduğu için pek kullanılmadığını anlattı.
Çinicilik ve seramik ustalığında ün kazanmış merhum Avni Arbaş, Mustafa Pilevneli gibi kişilerle bir dönem kendi atölyesinde çalıştıklarını dile getiren Olçar, ''Metropolitan Müzesi'ndeki Bizans sikkesini tabağa işledik. Japon seramik ustalarıyla da önemli eserler yaptık. Bütün bunları atölyemde sergiliyorum. En son mozaik tarzı tabak üzerinde çalışıyorum. Hilal şeklinde bir tasarım ve bunda 13'üncü yüzyıldan 20'nci yüzyıla kadar Türklerin tarihi akışını yansıtıyorum. Bu tür eserlerden sadece birer tane hazırlıyorum'' diye konuştu.

-MERCAN KIRMIZISININ PEŞİNDE 8 YIL...-
Olçar, gerçek çinicilikle seramik çiniciliği arasında epey fark bulunduğunu söyleyerek, seramik toprağından ürünleri çıkartma yapıp camilere çini diye satanlar olduğunu ileri sürdü.
El işlemeciliği eserlerin çıkartma ürünlerle kıyaslanamayacağına işaret eden Olçar, Almanya'nın en çok satılan dergilerinden Der Spiegel'de 2007'nin nisan ayında yayımlanan bir makalede, Kütahya'daki çini ve seramik sanatı ile kendi çalışmalarının tanıtıldığını belirterek, burada kendisinden ''Çininin Picasso'su'' olarak bahsedildiğini hatırlattı.
Olçar, Osmanlılar döneminde bir süre İznik çiniciliğinde öne çıkan ''mercan kırmızısı'' renginin daha sonra çini ustaları arasında kaybolduğunu ifade ederek, ''Mercan kırmızısını bulmak için 8 yıl uğraştım. Bir Alman bilim adamı, radyasyona maruz kalabileceğimi söyleyince bırakmak zorunda kaldım'' dedi.
Günümüzde çiniden gelen boyalarla mercan kırmızısını bulduklarını söyleyip sansasyon yapmaya çalışanlar olduğuna dikkati çeken Sıtkı Olçar, ''mercan kırmızısı''nın, Osmanlı döneminde 60 yıl sürdüğünü dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''İpek Yolu ile Kütahya ve İznik bölgesine geldiğini sanıyorum. Eski İznik çini ustaları kalay oksitli sır kullandığı için Avrupa veya Orta Asya'dan gelen kırmızı renk daha güzelleşiyordu. Benzer kırmızı renk, Japonların 350 yıl önce yaptığı narina porselenleri ile İran çinilerinde vardı. Ancak bu rengi günümüzde ortaya çıkaran yok. Metropolitan gibi dünyanın ünlü müzelerindeki eserler incelenirse, 16 ve 18'inci yüzyıllar arasında Buhara ve Semerkant civarında yayılan Mercan kırmızısının o yıllarda son bulduğu görülür.''
-UYGUR TÜRKLERİ'NİN DESENLERİ OTEL DUVARLARINI SÜSLEYECEK-
Çini ustası Sıtkı Olçar, Kütahya kent merkezinde inşaatı devam eden Hilton Inn Garden Otelinin dış cephesine kaplanması amacıyla büyük iki çini tablo yapımı için çalışmalarının sürdüğünü anlattı.
Bu otelin kentin ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamına büyük katkısı olacağına ifade eden Olçar, söz konusu devasa tablonun şeklini, yaklaşık 100 yıl önce dönemin Kütahya Mutasarrıfı Fuad Paşa'nın yaptırdığı binanın dış cephesinde bulunan çinilerden esinlenerek oluşturduğunu dile getirdi.
9'uncu yüzyılda Uygur Türkleri'nin yaptığı kuş figürlerinin yer alacağı iki tablodan her birinin, 3.80 metre en, 4 metre boya sahip olacağını ve eşit ebatta toplam 560 çini kullanılacağını bildiren Olçar, kuş figürü kullanmayı, otelcilik kavramından önce eskiden var olan kervansaraylara gelenlerin, göçmen kuşlar misali burada konaklaması düşüncesinden hareketle ortaya çıkardığını belirtti.
-KÜTAHYA ÇİNİCİLİĞİNİN TANITILMASI İÇİN NELER YAPILMALI?-
Olçar, Kütahya çiniciliğini, ''13'üncü yüzyıldan 21'inci yüzyıla kadar hiç kopmadan devam etmiş bir sanat'' olarak nitelendirdi.
Dünyada tarihten gelen üç sanat türü bulunduğunu belirten ve bunları ''halıcılık'', ''madencilik'', ''porselen ve seramik'' olarak sıralayan Olçar, Kütahya çiniciliğinin arka planda kaldığını savundu.
Olçar, bunun pek çok nedeni bulunduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:
''Kültür ve Turizm Bakanlığı ya da diğer bakanlıkların afişlerinde Kütahya çinilerinin desenleri kullanılabilir. Tanıtımlarda Kütahya çiniciliği hep arka planda kalıyor. Tarihte olan ancak günümüzde o kadar öncelikli bulunmayan İznik çiniciliği tanıtılıyor, tarihten bu yana kesintisiz devam eden Kütahya çiniciliği arka planda kalıyor.''
Kütahya'da günümüzde 200-300 civarında çini ustası kaldığını ancak yapılan işlerin eski ustaların yerini tutmadığını vurgulayan tanınmış çini ustası Sıtkı Olçar, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kütahya'daki gelmiş geçmiş çini ustalarının biyografilerinin kitap haline getirilmesi gerekiyor. Bunun en güzel örneğini Yunanistan yakın tarihte yaptı ve kendi çömlekçi ustalarının biyografilerini kitaplaştırdı. Kütahya'daki Çini Müzesi, eski çinilerin yanına yeni çiniler konularak ve bilgisayarlarla sanal gezinti imkanları ortaya çıkarılarak daha gelişkin hale getirilmelidir. Dünyadaki sergilerde çiniciliğin önemi vurgulanmalıdır.''
Geleneksel çiniciliğin yeniden ortaya çıkarılması için odunlu fırınlarda üretimin gerekli olduğunu anlatan Olçar, Japonya'da porselenlerin odunlu fırınlarda yakıldığı üç gün süren tanıtıma yönelik şölenlerin benzerlerinin Türkiye'de de uygulanmasına ihtiyaç duyulduğunu sözlerine ekledi.
-SITKI OLÇAR-
Kütahya'da 1948 yılında doğan Sıtkı Olçar, Amerikalıların termik santral yapımı için kurdukları şirkette çalışırken çini sanatına yönelmeye karar verdi ve 1973'te kurduğu ''Osmanlı Çini'' atölyesinde üretime başladı.
İlk yıllarda İznik çinilerinin mavi-beyaz renklerini kullanarak imitasyon ürünler yapan Olçar, antik desen ve formları uyguladığı çinicilik çalışmalarında, İznik ve Kütahya örneklerini ele alarak yeni biçim ve öz arayışına yöneldi.
1980'den itibaren özellikle İznik çinileri üzerine çalışarak kaybolup gitmekte olduğu sanılan Kütahya çiniciliğine yeni bir boyut ve dinamizm getiren Olçar, İznik çiniciliğinin sırrı 300 yıldır çözülemeyen mercan kırmızısını bulmayı da amaç edindi.
Eserlerini el yazısıyla ''Sıtkı'' olarak işaretleyen Olçar, yurt içindeki ününü birçok ülkede düzenlediği sergilerle yurt dışına taşıdı.
1980-2009 yılları arasında ABD, Japonya, İngiltere, İspanya, Fransa, İtalya, Belçika, İsviçre, Avusturya, Yunanistan, Bulgaristan ve Cezayir'de çok sayıda sergiye katılan Olçar, eserlerini İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Aydın ve Bursa'da da sergiledi.
Aralarında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) fuayesi, Koç Grubu'nun Talia Oteli ve Fethiye'deki Ece Saray Oteli'nin lobileri ile İhsan Doğramacı'nın evinin de bulunduğu birçok mekanı Sıtkı Olçar'ın çinileri süslüyor.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com