"Kütahya Şeker Fabrikasi'nin kotasini artiramayiz"

"Kütahya Şeker Fabrikasi'nin kotasini artiramayiz"
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün evelsi gün Kütahya'ya geldi. Bakan burada yaptığı açıklamalarda, Kütahya Şeker Fabrikası'nın kotasını artırmayacaklarını söyleedi

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün evelsi gün Kütahya'ya geldi. Bakan burada yaptığı açıklamalarda, Kütahya Şeker Fabrikası'nın kotasını artırmayacaklarını, halkın kendi refahı için referanduma 'evet' demeleri gerektiğini, Kütahya'nın sanayi bakımından gelişecek bir kent konumunda olduğunu ve bir ülkenin üretim gücü ve kabiliyetinin sanayiyle ölçülebileceğini söyledi.
'AMACIMIZ TÜRKİYE'NİN BÜTÜN İLLERİNİ AYNI ORANDA KALKINDIRMAK'
Kütahya Valisi Şükrü Kocatepe'yi makamında ziyaret eden Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye'de hiç kimsenin çeşitli yollarla siyasi istikrarı bozmaya teşebbüs edememesi, Türkiye'nin ayağına taş değmemesi, içeride ve dışarıda Türkiye'nin tekerine çomak sokmak isteyenlerin bir daha fırsat bulamaması için referandumun yapılacağını ifade etti.
'KÜTAHYA ŞEKER FABRİKASI'NIN KOTASıNI ARTIRAMAYIZ'
Bir gazetecinin Kütahya Şeker Fabrikası kotasının hükümet tarafından düşürülüdüğünü düşürülen kotanın Hükümet tarafından tekrar yükseltilip yükseltilemeyeceği sorusu üzerine Bakan Ergün, Kütahya Şeker Fabrikası kotasının artırmayacaklarını söyledi. Kotanın artırılmasının sadece Kütahya Şeker Fabrikası ile ilgili olmadığını belirten Bakan Ergün konuşmasını şöyle sürdürdü:
'Kütahya Şeker Fabrikası'nın kotasını artırdığımız zaman başka illerdeki şeker fabrikalarının kotalarını düşürmemiz gerekiyor böyle bir uygulamanın olmasıda söz konusu olamaz çünkü biz şeker fabrikarının bulunduğu illere göre değerlendirme yaptıktan sonra kotalarımızı belirliyoruz. Şimdi 'Kütahya Şeker Fabrikası'nın kotasnı artırdığımızı düşünelim o zaman şeker üretimi artacak artan şekeri kime satacağız şekeri satamaycağız ve ürettiğimiz şeker elimizde kalacak ve o fabrika zarar etmiş olacak' onun için şeker fabrikalarının kotalarını belirlerken elde ettğimiz şekerin satılıp satılamayacağını göz önünde bulunuduruyoruz' şeklinde açıklamlarada bulundu
'TÜRKİYE SANAYİ İLE KALKINIR'
Bir ülkenin üretim gücü ve kabiliyetinin sanayiyle ölçülebileceğini anlatan Ergün konuşmasnında şu çarpıcı noktalara dikkat çektti:
''Türkiye'nin bütün illeri birden kalkınırsa ülke kalkınması olur. Yoksa 3-5 ilde her şey toplanıp diğer illerde bir durgunluk varsa o ülke kalkınmış bir ülke sayılamaz. Bütün şehirlerimizi tüm potansiyellerini değerlendirecek şekilde harekete geçirmemiz lazım. Bazı illerimizde ne yazık ki müteşebbis gücü son derece zayıf bir potansiyel var, yerin altında, üstünde zenginlikler var, bunları harekete geçirecek adam
yok. Başka yerden yatırımcılar bekleniyor. Tabii başka yerden de yatırımcı gelecek, bunlar da önemli ancak bunlardan daha önemlisi bir şehrin kendi içinde ne kadar yatırımcısının olduğu, o şehirde müteşebbis ruhun olup olmadığıdır. Türkiye'de geliştirmek zorunda olduğumuz konulardan biri de müteşebbis ruhtur. Türkiye'de müteşebbis sayımız yeterli değil. Küçük ve orta boy işletmeler kuran çok sayıda müteşebbisimiz var ama dünyanın gelişmiş ülkelerine göre bu sayı yeterli değil. Ülkemizde 100 kişiden 4'ü girişimcilik yapmaktadır. Birçok gelişmiş ülkede bu sayı 10'un üzerindedir, 16 ve hatta 17'ye ulaşan ülkeler var. Bu konuda mesafe almamız gerekir' şeklinde konuştu.
' 'EVET' İŞ DÜNYASI İÇİN OLUMLU GELİŞMLERE ORTAM SAĞLAYACAK'
Anayasa değişikliğinde evet oylarının çoğunlukta çıkmasından en çok iş dünyasnın faydalanacağını vurgulayan Bakan Ergün konuşmasnı şöyle sürdürdü:
'Anayasa değişikliğinden kim istifade edecek, önce iş dünyası, sanayi, ticaret, ekonomi. Bütün bunlar yatırıma dönüştüğünde, o istikrar ve güven ortamı, istihdam, üretim, ihracat olarak karşımıza çıkacak. Biz ekonomi dünyasına, 'bu işlere ilgisiz kalmayın, bu işler ekonomiyle yakından ilgilidir' diye niye söylüyoruz? Anayasa Mahkemesi'nin yapısı 11 kişi olsa ne olur, 17 kişi olsa ne olur? Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'na taşradan 10 kişi üye seçilse ne olur, seçilmese ne olur?Bu anayasa değişikliğinin ekonomiyle çok ilgisi var. Bu, artık yüksek yargıda siyasi amaçlı birtakım hareketlenmelerin olmaması anlamına gelecek. Bu, yüksek yargının yerindelik denetimi yapmaya son vermesi anlamına gelecek. Anayasa Mahkemesi'nin, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun demokratikleşmesi anlamına gelecek. Bu, Türkiye'de siyasi risklerin azaltılması anlamına gelecek.''
Bakan Nihat Ergün, 2008 yılında AK Parti'ye açılan kapatma davasının çok ciddi ekonomik ve siyasi sonuçları olabilecek bir dava olduğunu söyleyerek, 'Eğer kapatmayla sonuçlansaydı ve Başbakan'ın milletvekilliği düşürülseydi mahkeme kararıyla hükümetin devrilmiş olacağını dile getiren Ergün, ''300 milletvekiline siyasi yasak getirilseydi yargı yoluyla parlamento kapatılacaktı. Yargı yoluyla hükümet devrilir mi, dünyanın neresinde var? Bunlar siyasi risk. Türkiye'nin vadelerini kısaltan riskler bunlar. Siyasi riskleri azaltmadan ekonomik zemini güçlendirme imkanı yoktu. İstediğimiz teşvik sistemini getirelim, bütün arsalar bedava olsun, tüm işçi paralarını biz ödeyelim ama siyasi riskler orada durduğu müddetçe arzu edilen sonucu vermeyecekti'' dedi.
Bakan Ergün, daha sonra Kütahya Belediye Başkanı Mustafa İça'yı ziyaret ederek, belediyenin çalışmaları hakkında bilgiler aldı.
'TÜRKİYE'NİN ALACAĞI MESAFE DAHA ÇOK UZUN'
Ergün, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odasınca kentte bir restoranda düzenlenen iftar sonrası yaptığı konuşmada, son yıllarda Türkiye'nin mazisini yeniden hatırladığını ve yeniden bir dünya ülkesi olma hedefini ortaya koyduğunu söyledi.
Bu hedefi gerçekleştirme yolunda önemli mesafeler kat edildiğini ve Türkiye'nin dünyanın en dikkati çeken ülkelerinden biri haline geldiğini dile getiren Ergün, şöyle konuştu:
''Türkiye'nin daha alması gereken çok mesafe var ve bu yolculukta en büyük sorumluluk sahibi olan kesimlerin başında reel sektör, özel sektör, iş adamlarımız gelir. Türkiye son 7-8 yılda hedefini büyüttüyse ve bu büyük hedeflere hızlı adımlarla yürüyorsa burada yönetim, toplum ve ekonomi kesimleri arasında tam bir bütünlüğün var olması önemlidir. Türkiye, 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmayı hedeflemiştir. 2023'te gayri safi milli hasılasını fert başına 20 bin doların üzerine çıkaracaktır. İhracatını 500 milyar dolar seviyesine ulaştıracaktır. Türkiye, dünyanın siyasi ve ekonomik karar merkezleri arasında yerini alacak, küresel ve bölgesel güç aktörlerinden biri olacaktır. Bu kaçınılmaz bir şekilde ilerlediğimiz bir istikamettir. Türkiye siyasi istikrarını, güven ortamını koruyabilirse, dış politikada attığı adımları sürdürebilirse, içerideki kendisine ayak bağı olan konuları bir kenara koyabilirse bu hedeflerine çok daha hızlı bir şekilde varmış olabilecektir.''
'ANYASA DEĞİŞİKLİĞİ İŞ DÜNYASINDA RİSKLERİ AZA İNDİRECEK'
Ergün, ''Türkiye ekonomisi üzerindeki risklerin minimum düzeye indirilmesi ve ülkenin üzerinde ayak bağı olan risklerin azaltılması gerektiğini'' belirtti.
Hükümetlerin kendi hatalarını, iş dünyasına yıkma hakkına sahip olmadığını, hiçbir işadamının hükümetlerin yanlış politikası nedeniyle zarar etmemesi gerektiğini anlatan Ergün, şöyle devam etti:
''Hükümetlerden bunu nasıl istiyorsak yüksek yargıdan da bunu istemek hakkına sahibiz. Yüksek yargı da ekonomiden kopuk kararlarının faturasını iş dünyasına ve halka ödetmek gibi bir lükse sahip olamaz. Onun için Türkiye'nin bütün bu riskleri üzerinden atması gerekir. Sağlam zemin, iyi bir hukuk devleti, iyi bir demokrasi, insan hakları ve özgürlükler rejimidir. Bunlar, toplum olarak bizi birbirimize yakınlaştıran, birbirimize bağlayan unsurlardır. Bu bağları güçlendiren, ülkemizdeki huzur ve güven ortamını artıran adımlardan ürkmeye gerek yoktur. Zira eskiden kalan bazı alışkanlıklar, korkular ve tereddütler nedeniyle geleceği ipotek altına almak asla doğru bir tavır değildir. İçinde bulunduğumuz referandum sürecinin zorluğu da ön yargılarımızdan kaynaklanıyor.''
'ÖN YARGILARIN YIKILMASI İÇİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ BİR FIRSATTIR'
Ergün, anayasa değişikliği paketinin Türkiye'de yerleşmiş birçok ön yargıyı kırmaya yönelik olduğunu bildirdi.
''Daha demokratik bir yapıya kavuşacak olan Türkiye'nin birçok ayak bağından, prangadan kurtulacağını ve hızına hız katacağını'' ifade eden Ergün, ''Anayasa değişiklik paketiyle kırılacak ön yargıların en büyüğü, milletin devlet için bir tehlike olduğu algılamasıdır. Maalesef 12 Eylül Anayasasında kurgu ve sistem bunun üzerine inşa edilmiştir. Devlet öncelenmiştir, millet geri planda kalmıştır. Millet adeta bir tehlike unsuru olarak görülmüştür. Bu ülkede hak ve özgürlüklerin sınırlı olmasının temel nedeni, milletin tehdit olarak algılanmasından kaynaklanıyor'' diye konuştu.
''Biraz hak verirsek daha fazlasını isterler'' anlayışından dolayı yıllarca toplumla devlet arasındaki mesafe açıldığını savunan Ergün, ''Anayasalar devleti milletten korumak için değil devletin, milletin haklarını garanti altına alması için hazırlanan metinlerdir. Anayasamıza baktığımızda önce bazı haklar verilmiş gibi görünüyor sonra 'ancak' diyerek bir sürü sınırlama getiriliyor ve 'ancak'tan sonraki kelimeler bütün hakları geri alıyor. Darbe döneminde yapılan dar kalıplara hapsolmuş bir Türkiye için hazırlanan bu Anayasayla istikrarı kalıcı bir şekilde sağlamamız mümkün değildir. Bu ülke vesayetin her çeşidinden özellikle de bürokratik vesayetten bir an önce kurtulmalıdır'' dedi.
'PARLEMENTO'DA AKIL ALMAZ İŞLER OLUYOR'
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, 2007 yılında cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle ilgili referandum yapılarak vatandaşlara çok önemli bir soru sorulduğunu anımsattı.
''Cumhurbaşkanlarının Parlamentoda seçilmesi sırasında akıl almadık işler olduğunu'' savunan Ergün, şöyle dedi:
''En son yaşadığımız 367 krizi, Anayasa Mahkemesinin en talihsiz kararlarından, muhalefetin en talihsiz davranışlarından biridir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin internet sitesinde bir garip bildiri neşredildi, sırf cumhurbaşkanlığı seçimini etkilemek için. Bu kadar entrikalarla dolu süreçler yaşanıyor cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Ankara'da. Ancak tamamında yaşandı bunlar. Ne zaman başladık cumhurbaşkanı seçmeye? İlk Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı seçiminde başladı. Bir kanun teklifi verdiler, 'Cumhurbaşkanı adayı Misakımilli sınırları içinde doğmuş olsun' dediler. 367 kararının bir başka denemesi yapılmış yani o zaman. Atatürk, Selanik doğumlu, misak-ı milli sınırları içinde doğmamış olduğundan cumhurbaşkanlığına aday olamayacak. Bütün cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birçok entrika birden devreye sokuldu. Ancak şimdi geçtiğimiz referandumda halk buna son verdi. Bundan sonra halk seçecek, kimse entrika yapamayacak.''
Ergün'e, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Nihat Delen tarafından Dumlupınar Şehit Sancaktar Mehmetçik Anıtı maketi, Tavşanlı Belediye Başkanı Mustafa Güler tarafından ise leblebi hediye edildi.
Bakan Ergün daha sonra Afyonkarahisar'a hareket etti.


Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com