Meclis 31 Ekim'de karışacak

Meclis 31 Ekim'de karışacak
Demokratikleşme paketiyle özgürleşen kamuda başörtüsü meclis‘in iki kadın milletvekili yeni yasama yılında türbanlı olacaklarını açıkladı.

CHP Uşak Milletvekili Av. Dilek Akagün Yılmaz bir karşı çıkış açıklaması yaptı. CHP’li Yılmaz’ın “TBMM Cumhuriyet’e meydan okuma yeri değildir” başlıklı açıklaması, Bülent Ecevit’i hatırlatı. Hatırlanacağı gibi; 1999 yılında Fazilet Partisi’nden milletvekili seçilen Merve Kavakçı’nın türbanla meclise gelmesiyle, DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit “Burası devlete meydan okuma yeri değildir” şeklinde açıklama yaptı.
 
CHP Uşak Milletvekili Av. Dilek Akagün Yılmaz’ın o açıklamasının tam metni:
 
“AKP iktidarı Cumhuriyetimizin kuruluşunun 90.yılında tam bir öç alma duygusuyla laik, demokratik ve çağdaş Cumhuriyeti ortadan kaldırma girişimlerine hız kazandırmıştır.
 
Başbakan Tayyip Erdoğan ülkemizde yaşayan her etnik kökenden, dini inanç ve mezhepten insanların birlikteliğinin simgesi olan TÜRK MİLLETİNİ tanımadığını, ulus devleti yok saydığını ve dini esaslara dayalı bir ümmet toplumu yaratmak istediğini açıkça ilan etmiştir.90 yıl önce kurulan Türkiye Cumhuriyetini sadece Valilik tabelalarından, Bakanlık logolarından, Ziraat Bankası tabelasından silmekle kalmayacağını Anayasadan, eğitimden, zihinlerden ve gönüllerden silmek istediğini, Türkiye cumhuriyetini yıkmak istediğini pervasızca dile getiren bir Başbakan vardır bu ülkede.
 
Ülkemizde emperyalistlerin eş güdümünde PKK ile anlaşarak ülkeyi bölmek isteyen bir Başbakan vardır, bu ülkede.
 
Yolsuzlukların üzerini örten, hiçbir denetleme kurumunu çalıştırmayan, hesap sorulmasını engelleyen, ülkemizin bütün değerlerinin hatta vatan topraklarının satışının önünü açan bir Başbakan var bu ülkede.
 
Başbakan Tayyip Erdoğan tüm bu planlarının üzerini örtmek ve halkın dini duygularını istismar ederek kaybettiği prestijini yeniden kazanmak istemektedir.
 
İşte bu nedenle AKP’nin Bakanları, grup Başkanvekilleri daha üç dört yıl önce devlet kurumlarında çalışanların dini simgeleri kullanmasına şiddetle karşı çıkmakta iken şimdi bu sözlerini unutmuşlar ve seçim önü yapay bir şekilde kamuda ve TBMM de türban tartışmasını ortaya atmışlardır. 
 
Örneğin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç 14.11.2005 tarihinde “Kamu görevlileri için dini sembollerin taşınması yasaklanmıştır. Gerekçe şudur; Boynunda haç taşıyan bir kamu görevlisi Hristiyanlığı sembolize ederse, bir Musevi başındaki takkesiyle veya bir Müslüman başörtüsüyle karşısındakine mesaj vermeye çalışan kamu görevlisi kendisinden eşit hizmet almaya çalışanlara bir korku verebilir. Tarafsız davranmayacağı konusunda bir endişe verebilir. Kamu görevlilerinin dini sembol takmaları bu nedenle yasaklanmıştır” sözlerini birden bire neden unutmuştur?
 
25 Ocak 2008 tarihinde “kamuda türban olmalıdır” diyen Konya milletvekili Hüsnü Tuna cezalandırılması için disiplin kuruluna verilmiş ve uyarı cezası almıştır. Bu olay üzerine AKP grup Başkanvekili Nurettin Canikli “Bizim tek gündem maddemiz yükseköğretimdeki öğrencilerinin sıkıntılarının giderilmesi, kamunun diğer alanlarında problem yok. Böyle bir tartışma olmadı, olmayacak, böyle bir şey gündeme gelmeyecek” sözlerini neden yok saymaktadır?
 
Geçen yıl TBMM’de kadın milletvekillerinin pantolon giyebilmesine ilişkin içtüzük değişikliği gündeme geldiğinde BDP grubunun “TBMM Genel Kuruluna türbanla girilmesi” önergesini AKP grubu neden reddetmiş ve kendi önergesini neden geri çekmiştir?  
 
GÖRÜLMEKTEDİR Kİ AKP BÜTÜN MASKELERİNİ ÇIKARMIŞ VE GERÇEK YÜZÜNÜ ORTAYA KOYMUŞTUR
 
AKP sözcüsü Hüseyin Çelik bir TV kanalındaki sunucunun kıyafetinin çok açık olduğunu ve gereğinin yapılmasını istemiş, sunucu hemen işten çıkartılmıştır.
 
Okullarda etek giyen kız öğrenciler disiplin kuruluna verilmiş, kız ve erkek öğrencilerinin yurtları ayrılmış, AKP li bazı belediyeler tarafından kadınların ve erkeklerin bindiği otobüsler dahi ayrılmıştır.
 
Sokağa çıkan hamile kadınlar, kolsuz giysi giyen kadınlar, bankta el ele tutuşarak oturan gençler aşağılanmakta ve hor görülmektedir. Çok açık bir şekilde insanların yaşam biçimine, kıyafetlerine müdahale yapılmaktadır.
 
AKP iktidarı TBMM ve devlet kurumlarında dini simgeleri kullanımının yolunu açarak Anayasanın laiklik ilkesini hiçe saymakta, Anayasa m.24 de belirtilen “ kimse Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne surette olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz “ ilkesini çiğnemekte ve Anayasayı ihlal suçunu işlemektedir.
 
TBMM ne boynunda haç, Musevi takkesi, rahibe kıyafeti gibi dini simgelerle nasıl girilemezse türbanla da girilemez. Böylesi bir girişimde bulunacağını ifade eden AKP’li iki kadın milletvekili Anayasa’yı ihlal suçu işleyeceklerdir.
 
Cumhuriyet’in kadınlara sağladığı haklardan yararlanarak bugün milletvekili olabilmiş AKP’li iki kadın milletvekili Cumhuriyetin yıkım projesinin simgeleri olarak tarihe geçmek istemiyorlarsa bu girişimlerinden vazgeçmelidirler.
 
Özellikle kadın örgütleri kadının özgürlüğüne, yaşama biçimine, kadın haklarına ve Cumhuriyet’in kazanımlarına ciddi bir saldırı niteliğinde olan TBMM’de ve devlet dairelerinde dini simgelerin kullanılması ve istismar edilmesine karşı açıkça tavır almalıdırlar. Yoksa yarın çok geç olacaktır. 
 
Ben CHP’li bir kadın milletvekili olarak ülkemdeki laik, demokratik, çağdaş Cumhuriyeti ortadan kaldırmaya yönelik TBMM ve devlet dairelerinde dini simgelerin istismar edilmesine asla sessiz kalmayacağım ve Anayasa’nın ihlaline göz yummayacağım. 
 
 
Cumhuriyet’in 90 yıllık kazanımlarına ve Cumhuriyet’e meydan okunmasına karşı bütün kadınları laik, demokratik, çağdaş Cumhuriyet’e sahip çıkmaya çağırıyorum.                                     
 
Av. Dilek Akagün Yılmaz  CHP Uşak Milletvekili”
(UGE)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com