Mehmet Y. Yılmaz: Esad'ın adamlarından ne farkı var?

Mehmet Y. Yılmaz: Esad'ın adamlarından ne farkı var?
Hürriyet yazarı Mehmet Yılmaz Taksim'e yapılan müdahaleyi zorbalık olarak nitelendirdi.

Taksim Gezi Parkı eylemlerine ilişkin bir çok yazar köşe yazısı kaleme aldı. Genel itibari ile polisin zorba tutumu ve Tayyip'in diktatörlüğü sert bir dille eleştirildi. O eleştiren yazarlardan biri olan Mehmet Y. Yılmaz bugün yaşanan olaylardaki müdahalenin Esad rejiminden farksız olduğunu belirtti.

Başbakan'ın olaylarda yine medyayı şuçlu olarak gösterdiğinin altını çizen Yılmaz "Başbakan’a göre “art niyetli medya”nın olayları “yanlış” aktarması nedeniyle yatırımcı ürkmüş vs." palavrasıyla tabir yerindeyse kendi diktatörlüğünü bu şekilde örtbas etme çabası içinde olduğunu dile getirdi.

Mehmet Y. Yılmaz'ın yazısından çarpıcı bölümler:

Başbakan ve olayların başladığı günden bu yana medya üzerinde baskı uygulayan adamları zannediyorlardı ki olaylar gazetelere haber olmasa, televizyonlarda yayınlanmasa kimsenin haberi olmayacak. Kimsenin haberi olmayınca da istedikleri gibi bir şiddet uygulayarak göstericileri bastırıp, sindirebilecekler.

Dünyanın demokratik olmayan diğer ülkelerindeki yöneticiler de böyle düşünürler zaten.
Onlar da zannederler ki medyaya uygulanacak baskı ve sansür, geniş kitlelerin olup bitenlerden haberdar olmasını önler, onlar da iktidarlarını huzur içinde sürdürürler.

Uluslararası kamuoyunun da tek haber kaynağı yerel medyadır, onları sustururlarsa dünyanın da olup bitenleri öğrenemeyeceğini zannederler.

Bugün Türkiye’de medyanın susturulma çabasının, bütün medyayı hükümetin kontrol etme isteğinin nedeni budur.
Demokratik bir toplumda medyayı kullanarak her şeyi istedikleri gibi güllük gülistanlık gösterebileceklerini zannediyorlar ama yanılıyorlar.

Esad’ın adamlarından ne farkları var?

ANKARA’daki protesto gösterileri sırasında Ethem Sarısülük isimli bir vatandaş da ağır yaralandı, 10 gündür hastanede uyutuluyor.
Sarısülük’ün başına polisin göstericilere müdahalesi sırasında “bir metal cisim” girdiği açıklandı.
Bu “metal cisim” kuşkusuz ki bir kurşun!
Olay sırasında çekilen fotoğraflar da gösteriyor ki, olaya müdahale eden polislerden biri önce tabancasını çekiyor, havaya doğru ateş ediyor ve sonra koşarak uzaklaşıyor.

Görgü tanıklarının ifadesine göre Sarısülük, arkadaşlarının yanından ayrılan bir çevik kuvvet elemanı tarafından vurulmuş.
Ankara Emniyeti, olayla ilgili soruşturma başlatan savcılığa MOBESE görüntülerini henüz teslim edebilmiş değil.
Aradan geçen bunca güne rağmen bu kayıtların savcılığa teslim edilmemiş olması bu ülkede hep rastladığımız bir şeyin tekrarlanmakta olduğunu düşündürüyor: Amirleri, suç işleyen polisi koruyor!

Emniyet’in bu tür kamera kayıtları ile her aradığını eliyle koymuş gibi bulabildiğini biliyoruz.

Ama suç işleyen bu kez bir meslektaşları olunca içgüdüsel olarak onu koruma davranışı içine giriyorlar.
İzmir ve Antalya’da kamera görüntüleriyle kim oldukları kolayca tespit edilebilecek eli sopalı sivil polislerin de savcılıklara sevk edildiğini henüz duymadık.

İzmir’de Kordon’da eylemcilerle hiç alakası olmayan bir kız çocuğunun saçına yapışan, genç bir delikanlının kafasına copunu geçiren polislerin de kimliklerinin tespit edilip, edilmediği hâlâ açıklanmadı.

Bu tiplerin, halkının üzerine ateş açan Esad’ın adamlarından ne farkları var? (AAO)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com