Mezhepçi politikalar ve kaçan fırsat

Mezhepçi politikalar ve kaçan fırsat
Hani Tayyip Erdoğan, Kılıçdaroğlu?nu Aleviliğiyle vurmak için namazlı abdestli atasözlerini kullanmayı çok sever ya, ben de onun anladığı dilden söyleyeyim...Çağlar Dereli'nin yazısı...

 

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkan olmasının üstünden yaklaşık 1,5 yıllık bir zaman geçti. CHP ve Türkiye için hayli çalkantılı bir dönemin ortasında oturduğu koltukta neredeyse hiç rahat yüzü görmedi.  12 Eylül Referandumu ve 12 Haziran seçimlerinde alınan başarısızlık, ayrıca 'A Takımı'nı sık sık değiştirmesi, başarısızlık hanesine yazıldı. Evet, bunlar başarısızlıktı ama Kılıçdaroğlu belki hiç kimsenin başaramayacağı bir işi başardı. CHP'yi demokratikleşmenin önündeki engellerden biri olmaktan çıkarıp, Türkiye'nin temel meselelerine çözüm üreten ve demokrasi adına AKP Hükümetine muhalefet eden bir çizgiye getirdi.

1970'li yıllarda halkın, emekçinin, mazlumun yanında yer alan CHP, 12 Eylül Darbesinin ardından özünden hızla uzaklaştı. Sosyal Demokrat seçmenin oylarını DYP teslim eden, PKK'nın siyasi uzantılarıyla ittifak yaparak seçim kazanmaya çalışan bir çizgiye oturmuştu. Türk siyasetinin en önemli isimlerinden Bülent Ecevit'in halkçı politikalarından uzaklaştıkça sermayeye yaklaştı. CHP'nin sermayeye yakınlaşması Deniz Baykal'ın Genel Başkanlığı döneminde de devam etti. CHP artık Ecevit'in CHP'si değildi. Bülent Ecevit de sağlığında CHP ile birleşmeyi reddederken hep bu farklılığa vurgu yaptı.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlık koltuğuna oturmasıyla CHP'de bir şeyler değişmeye başladı. CHP'nin tarihindeki hatalarıyla yüzleşme cesaretini gösterdi Kılıçdaroğlu. Örneğin Dersim İsyanının bastırılmasında aşırı güç kullanıldığı ve masum insanların öldürüldüğü iddialarının araştırılması için, AKP Hükümetinden arşivlerin açılmasını istedi. CHP'ye vurmak için sürekli 'CHP, Dersim'de katliam yaptı' iddiasını işleyen Recep Tayyip Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun çağrısına cevap vermeyerek samimi olmadığını göstermiş oldu.

Aslında Kılıçdaroğlu'nun Tunceli olması Türkiye için başlı başına bir şans. Arşivlerin açılmasıyla iddiaların doğru olup olmadığı ortaya çıkacak. Eğer iddialar doğruysa, bunu ortaya çıkaran da katliamla suçlanan CHP olacak.  Tarihi yüzleşmede en büyük pay, CHP'nin Tuncelili Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na ait olacak. Yüzleşmenin ardından ilk yapılacak iş Devlet adına Kürt ve Alevi vatandaşlarımızdan özür dilemek ve kucaklaşmak olacak. İşte Kürt ve Alevi kimliğe sahip Kılıçdaroğlu,  bu süreçte, sorunları ne yazık ki sürekli sumen altı edilmiş olan Kürt ve Alevi toplumlarının Devletle kaynaşması için tarihi bir rol üstlenecek.  Düşünsenize, Türkiye'nin en önemli sorunları olan Kürt ve Alevi sorunlarının çözümü için bundan daha iyi bir fırsat olabilir mi?

Eğer AKP Hükümeti, Kürt ve Alevi sorunlarının çözümü konusunda samimi olsaydı, her fırsatta Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alevi kimliliğini öne sürüp hakaret edeceğine, ayağına kadar gelen fırsatı değerlendirirdi. Olmadı, anlaşılan bundan sonra da olmayacak. AKP'nin bağnaz zihniyetli yöneticileri, Alevi toplumunu rencide ettiklerini bile bile Sünnilerin gözünde küçük düşürmek amacıyla Kılıçdaroğlu'nun  Aleviliğini öne sürecekler. Onların ufuksuzluğu ve ucuz politikaları yüzünden Türkiye, tarihi bir fırsatı elinden kaçırıyor. Hani Tayyip Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nu Aleviliğiyle vurmak için namazlı abdestli atasözlerini kullanmayı çok sever ya, ben de onun anladığı dilden söyleyeyim, “Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz.” AKP'nin derdi sorun çözmek olsaydı,  Kılıçdaroğlu'nun sözlerine kulak verirdi. 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com