MHP'nin Afyonkarahisar mitingi

MHPnin Afyonkarahisar mitingi
Genel Başkan Bahçeli: (2) - "Türkiye, sosyal yönden kargaşaya gidiyor. Kamplaşma, cepheleşme, iç kavga tahrik ediliyor. Türkiye'de bu sosyal kargaşa, genelde bir toplumsal hareketliğe dönüşürse o zaman Türkiye çok büyük riskler altına girer ve felakete sü

AFYONKARAHİSAR (AA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye, sosyal yönden kargaşaya gidiyor. Kamplaşma, cepheleşme, iç kavga tahrik ediliyor. Türkiye'de bu sosyal kargaşa, genelde bir toplumsal hareketliğe dönüşürse o zaman Türkiye çok büyük riskler altına girer ve felakete sürüklenir" dedi. 

Bahçeli, partisince Afyonkarahisar Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin sosyal ve ekonomik meselelerinin çok olduğunu ifade etti.

Afyonkarahisar'ın, Türkiye'nin ortasında bir yer olduğuna işaret eden Bahçeli, doğuya, batıya, güneye, kuzeye giden yol kavşağı olan ilde işsizlik olduğunu savundu.

İnsanların gündelik yevmiyeyle bir gün çalışıp 3 gün işsiz şekilde geçinmesinin çok büyük sıkıntıyı da beraberinde getireceğini belirten Bahçeli, bunun da bazı ailelerde çok büyük tahribat yapacağını ve yuvaların yıkılmasına sebebiyet vereceğini söyledi.

Bahçeli, 88 günden bu yana Türkiye'nin tek bir gündemi bulunduğunu, bu gündemin de "yolsuzluk ve rüşvet sorgulaması" olduğunu belirterek, bunun ayrıntılarını 88 günden beri herkesin anlattığını dile getirdi.

Bahçeli, şunları söyledi:

"Tekrarında fayda yok ama önemli bazı konuları vurgulamak gerekmektedir. Yolsuzluk ve rüşvet sorgulamasından sonra Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan paniklemiştir, şaşırmıştır, korkmaya başlamıştır. Bu, acaba nereye kadar gider endişesiyle birdenbire bir gerçeği ortaya çıkarmıştır. 'Yapacağım bir tek şey var; bu yolsuzluk ve rüşvet sorgulamasını önce reddetmeliyim sonra kaynağına inmeliyim. Sonra da kaynağını kurutup hem benimle beraber çalışanları hem kendi aileme uzanan yolları kesmeliyim ve bunu başımızdan savmalıyız' gibi bir düşünceye girmiştir."

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle devam etti:

"Şimdi Sayın Başbakan'a bir soru daha soruyorum; saat 06.30 ile 07.30 arasında 17 Aralık günü bir savcının kolluk kuvvetlerine verdiği talimatla 41 eve baskın yaparak bazı kişileri tutuklaması sonucu bilgi sana intikal ettiği zaman birden panikleyerek oğlun Bilal'i aradın mı, aramadın mı? Bu 41 kişi içerisinde sana yakınlık derecesi nedir, en iyi sen bilirsin. Bunların içerisinde bir belediye başkanı var mı? Bunların içerisinde bir banka genel müdürü var mı? Bunların içerisinde 4 bakanın rüşvet ve yolsuzluktan dolayı suçlandığı çocukları var mı? Bunların içerisinde sizin döneminizde sermayeye kavuşup haramla beslenen iş adamları var mı? Bunların içerisinde İran'dan gelen neydiği belirsiz bir kişi var mı? Peki bunlar aniden savcı kıyımıyla, savcıların görevinin değişimiyle, 8 bin polis memurunun dağıtılmasıyla 28 valinin yer değiştirilmesiyle ilişkili olarak 74 günden bu yana ne çabuk çıktılar? İşte 17 Aralık, 74. gün bunların hepsi tahliye oldu. Neden bu kadar acele ettin? Bazı davalar, bu hakim ve savcılar tarafından 6-7 yıldan beri devam ederken bir davanın sorgulaması bitip suçları belirlendikten sonra gerekçesi 7 aydan beri yazılmamışken sen 74 günden bugüne bunların hepsini nasıl dışarı aldın? Senin buradaki korkun neydi? Acaba bu İran'dan gelen kara para aklama ve altın kaçakçılığıyla nam salmış, Türkiye'de bakan çocuklarını avcunun içine almış, rüşvet ve yolsuzlukla kendine bağlamış, dolayısıyla 4 bakanı da hizmete sunmuş bu kişi, acaba içerideyken sana bir haber mi gönderdi? Ne dedi acaba sana? 'Beni kurtarmazsanız yakarım sizi' mi dedi? Bunların da açıklığa kavuşması lazım."

Bahçeli, 17 Aralık'ta yaşananların ardından bir kriz yönetiminin Başbakanlık'ta oluşup oluşmadığını, bazı bakanlar, uzmanlar, bilim insanlarıyla beraber bir kriz yönetimi için bir algılama yönetiminin tartışılıp tartışılmadığını sordu. 

"Bu yolsuzluk ve rüşvetin algılanmasını başka yöne çekmek için kendinizi buradan sıyırmak için nasıl tavsiyeler aldınız? İlk mitinginiz Ordu'da bu gerekçeyle mi başladı? Bunu incelemek lazım. Bunu araştırmak lazım" diyen Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın algı yönetimiyle kendini kurtarmaya çalıştığını savundu.

Başbakan Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ses kaydına değinen Bahçeli, şöyle devam etti:

"(Bu konuşma, benim değil, bu bir montajdır) diyor. Ne varsa reddediyor. Sayın Başbakan, nereye kadar reddedeceksin. Bir gün bunların hepsi ortaya çıktığı zaman ne yapacaksın? Sayın Başbakan, şimdi montaj tabirini kullanıyor. 2 kavram ileri sürmüşler. Böyle böyle olursa buna komplo diyeceksin. Böyle böyle olur su yüzüne çıkarsa buna da montaj diyecek, reddedeceksin. Sonra bunları yapanları bir kişinin veya grubun üzerine yıkacaksın. Bunu üzerine yıkarken de bazı kavramlar, yakışmayan, hele hele bir başbakana yakışmayan ifadeler..."

Bahçeli, "Tam 88 günden bu yana bu milleti aldatıyorsun, bu milleti kandırıyorsun. Gerçeğin üzerine gitmiyorsun. Hala daha yolsuzluk ve rüşvetin kimler tarafından nasıl yapıldığını bir türlü kabullenemiyorsun. Meclis'e fezleke geliyor, 'gönder' diyorsun. Şimdi gelmiş, okunsun mu okunmasın mı tartışması var. Türkiye, bir hukuk devleti değil mi?" dedi.

Bahçeli, Türkiye'de her konunun hukuki yönden araştırılıp kim haklı kim haksız ortaya çıkması gerektiğini belirtti.

 

- "Biz, DHKP-C'nin ne olduğunu biliriz"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, MHP ve DHKP-C ile ilgili ifadelerine tepki gösteren Bahçeli, Erdoğan'ı bu iddiaları ispatlamaya davet etti.

Bahçeli, şöyle devam etti:

"Biz, DHKP-C'nin ne olduğunu biliriz. Ne maksatla kurulduğunu bilenlerdeniz. Kimin denetiminde olduğunu da bilenlerdiniz. Sen kalkıp da şimdi Milliyetçi Hareket Partisi ile DHKP-C'yi iş birlikçi şey yapıyorsun. Televizyonda her konuyu özellikle de baba-oğul-aile muhabbetini montaja bağlıyorsun."

"Recep Tayip Erdoğan, artık bittin. Bazı televizyon dizilerinde gençler kendi aralarında konuşurken 'bittin' diyor ya onun gibi artık Recep Tayip Erdoğan bittin. Siyasi ömrün tükendi" diyen Bahçeli, "Yolsuzlukla rüşvetin altında kalacaksın. Kime ne iftira ediyorsan, kime ne şekilde saldırıyorsan bunların hepsinin hesabını vereceksin. Kendine dikkat et" dedi.

Son günlerde ölümle sonuçlanan sokak olaylarına değinen Bahçeli, "Hepsi bu vatanın evlatlarıdır. Kim olursa olsun bunların hepsi aziz milletimizin evlatlarıdır, çocuklarımızdır. Hakk'ın rahmetine kavuşanlara Milliyetçi Hareket Partisi olarak Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyoruz. Ailelerine başsağlığı diliyoruz" ifadelerini kullandı.

 

- Sağduyu çağrısı yaptı

Milletin bu olaylardan ders çıkarmasını dileyen Bahçeli,  "Türkiye, sosyal yönden kargaşaya gidiyor. Kamplaşma, cepheleşme, iç kavga tahrik ediliyor. Türkiye'de bu sosyal kargaşa, genelde bir toplumsal hareketliğe dönüşürse o zaman Türkiye çok büyük riskler altına girer ve felakete sürüklenir" diye konuştu.

Bahçeli, şunları söyledi:

"Hepimiz hangi partiden olursak olalım bu milletin aziz evlatlarıyız. Tunus, Mısır, Suriye gibi, geçmişte Endonezya gibi, yakın günlerde Ukrayna gibi olmayalım. Türkiye'de sosyal kargaşa, önce yavaş yavaş hareketlenir arkasından hızlanır, arkasından da süreklilik kazanırsa büyük ayrışmaya, bölünmeye, çatışmaya doğru ülkeyi götürür. Türkiye'de bunu körükleyenler, etnik temelli bölünmeyi tercih edenler, kışkırtanlar var. Mezhep temelli ayrışmayı körükleyenler ve tahrik edenler var. Bunun haricinde birçok yönüyle diğer sorunlarımız var. Bunlar için çok dikkatli olmalıyız. Bunları 17 Aralık'tan beri söyleyip duruyorum ama şimdi görülmeye başladı."

Son günlerde 2 toplumsal olayda 2 vatan evladının Hakk'ın rahmetine kavuştuğunu anımsatan Bahçeli, bu yaşananların ülkede paniğe ve kaosa neden olduğunu belirterek, "Sorunu demokrasi içerisinde çözelim. Milli irade çözüm için gerekeni yapacak bilgiye, berekete, kabiliyete sahiptir. Sandıkla sokak arasında sarkaç gibi sallanıp durmayalım" dedi.

"Sokak karanlıktır, sokak kirlidir. Sokaktaki kim kimdir bilinmez. Hele hele zifiri karanlıkta hiçbir şey anlaşılmaz. Gençlerimiz sokağa heves etmesinler. Sokakta bulunmayı bir üstünlük, beceri gibi zannetmesinler, bunlar gençliğin felaketi olur" diyen Bahçeli, "Öyleyse sokak yerine demokrasinin bir müessesi olan seçimin oy verme aracı, sandıktır. Sokak yerine sandığı tercih etmeliyiz" ifadesini kullandı.

Demokrasi içerisinde kalmak, yasal çerçevede bulunmak kaydıyla her türlü eylemin yapılabileceğini belirten Bahçeli, sözlerini şöyle tamamladı:

"Sokak yerine sandığa doğru koşalım. Peki sandığa vardık, ne yapacağız. Bir oy pusulası var, bu pusulanın sonunda 3 hilali göreceksiniz. O zaman gönül gözüyle bir değerlendirme yapın. Bu kurada en son 3 hilal çıktığına göre, Türkiye'nin şu karma karışık ortamında, kamplaşma, kaos, krizin yaşandığı bir ortamda en son ümidim 3 hilal sensin demektir. En son ümidiniz oy pusulasında 3 hilal olarak duruyor."

Bahçeli, Afyonkarahisar Belediye Başkan edayı Fatih Çetinkaya'ya destek istedi. 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, mitingin ardından Afyonkarahisar'dan ayrıldı.

(Bitti)

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Mersin İdmanyurdulu futbolcuların idmana çıkmaması23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • Brezilyada taraftarlara gözaltı23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • 12 bin yıl öncesinin taş işçiliğini öğreniyorlar23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)23 Şubat 2015 Pazartesi 15:23
  • Çavuşoğlunun telefon diplomasisi sürüyor23 Şubat 2015 Pazartesi 15:18
  • Ukraynadaki gelişmeler23 Şubat 2015 Pazartesi 15:18
  • Karşıyakada Yusuf Şimşek görevinden istifa etti23 Şubat 2015 Pazartesi 15:13
  • Meteorolojiden çok kuvvetli yağış ve denizlerde fırtına uyarısı23 Şubat 2015 Pazartesi 15:03
  • Fabrika işçilerinden eylem23 Şubat 2015 Pazartesi 15:03
  • Sinopta MERS virüsü şüphesi23 Şubat 2015 Pazartesi 14:58
      • Çok Okunanlar
          Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
          Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
          E-Posta: info@sansursuzhaber.com