MİT'i Abdullah Öcalan'la dolandırdılar!

MİT'i Abdullah Öcalan'la dolandırdılar!
MİT'i Abdullah Öcalan ile defalarca dolandırmışlar...

MİT’in gayrı resmi arşivlerinde yer alan ve Öcalan’a suikast operasyonlarına dolandırıcılara binlerce dolar kaptırdığı ortaya çıktı.

Abdullah Öcalan, 15 yıl önce 15 şubat 1999’da yıllardır yaşadığı Şam’ı terk etmek zorunda kaldı. Bu aynı zamanda Öcalan için yolun sonu anlamına geldi. Kaçma kovalamaca Kenya’da paketlenerek Türkiye’ye getirilme ile son buluyordu. Paris’te aralarında PKK’nın ilk kadrolarından Sakine Cansız’ın da bulunduğu 3 kadının infaz edilmesi gözleri yine MİT’e çevirdi. Katil zanlısı olarak yakalanan Ömer Güney’i MİT’in yönlendirdiği iddia edildi. Oysa MİT’in ,bu güne kadar  Öcalan’a ve PKK’nın Avrupa’da yaşayan lider kadrolarına karşı bu güne kadar hiçbir başarılı suikast operasyonu yapamadığı ortaya çıktı. MİT’in birbirinden ilginç isimler verdiği suikast operasyonlarına dolandırıcılara binlerce dolar kaptırdığı ortaya çıktı. Gazeteci Yazar Necdet Pekmezci’nin kaleme aldığı ve Tanyeri yayınlarından önümüzdeki günlerde piyasaya çıkacak olan “Memlekete Hoş Geldin Öcalan” adlı kitapta MİT’in gayrı resmi arşivlerinde yer alan Öcalan’a karşı başarısız  suikast girişimleri anlatıldı.

İşte kitaptan o operasyonlar ve öyküleri:PROJE 280

Sönmez Köksal, 1992 yılında MİT Müsteşarı olarak göreve başlıyor ve 6 yıl burada kaldıktan sonra 1998 yılında ayrılıyordu.

PKK’nın kan döktüğü, katliam yaptığı yıllarda MİT’in Patronu Sönmez Köksal’dı. Tansu Çiller, başbakanlık koltuğuna otur oturmaz, Abdullah Öcalan’ın ne pahasına olursa olsun ortadan kaldırılmasını istiyor ve bunun için de başlangıçta MİT’i görevlendiriyordu…

Çiller’in ağır baskısı altında görev yapan Sönmez Köksal, ve MİT elemanları bu yıllarda Öcalan’ı öldürmek için şeytanla bile iş birliği yapmaya hazırdı.

Mercedes’ten önce dönemin MİT Müsteşarı Sönmez Köksal’a bir rapor sunuluyor ve önceki operasyonların adları, düzenleniş şekli ve başarısızlığın nedenleri anlatılıyordu.

12 Ekim 1993 tarihi MİT’in Öcalan’a karşı ilk suikast girişimi olarak tarihteki yerini alıyordu.
MİT bu Operasyona “Proje 280” adını vermişti…

Operasyonda A.R. isimli bir kişi vardı…

İngiliz Ordusu’ndan emekli Kıbrıs Türkü A.R., Hollanda Özel Kuvvetleri’nden emekli C.H.P.  adlı kelle avcısı ve 5 kişi ile birlikte suikast işini üstleniyordu…
 
KANİ YILMAZ İLE BAĞLANTI

Operasyon amiri A.R,  ilk adımda PKK’nın Avrupa ayağına ulaşmak için Petrol Boru Hatları konusunda araştırma yapmakla görevli olduğunu söylüyor ve çalışmalarına başlıyordu. Kısa süre sonra PKK’nın Avrupa Temsilcisi Kani Yılmaz’a ulaşıyor ve Londra’da görüşme ayarlıyordu.

A.R., Kani Yılmaz ile 13 Nisan 1994’te Londra’da bir ara geliyor ve aynı kanaldan Şam’da ikamet eden Öcalan ile randevu ayarlamasını istiyordu.

Bu durum ve sonrasında yaşananlar kayda şöyle geçiyordu:

“Neticede A.R. 13 Nisan 1994 günü Londra’da bir görüşme yaparak Suriye’de Abdullah Öcalan’a ulaşma imkânını elde etmeye yönelik bir irtibat kanalı oluşturmuştur. Ayrıca Şam, Lazkiye, Beyrut ve Beka bölgelerinin uydu fotoğraflarını ve compact disc kayıtlı görüntülerini temin etmiştir.”

BOŞA HARCANAN 211 BİN DOLAR

Başlangıçta kelle avcıları istekle çalışıyor, Öcalan’a ulaşmak için her yolu deniyorlardı. Ekipten iki kişi 12-20 Şubat 1994 tarihleri arasında Şam, Halep, Lazkiye ve Beyrut’a gidiyor, Abdullah Öcalan’ın kalabileceği adresleri belirlemek için faaliyet yürütüyorlardı.

Ancak, suikast timi sürekli para istiyor, söz verdiği suikastı gerçekleştirmek amacıyla hiçbir girişimde bulunmuyordu. MİT, oyalandığını hatta dolandırıldığını anlıyor ve suikast ekibi ile ilgili araştırma yapıyordu.

Yapılan araştırmalarda şahısların güvenilir olmadıkları belirleniyor ve paralı askerler teste tabi tutuluyordu. Öcalan yerine PKK’nın Avrupa’daki önemli isimlerine suikast düzenlenmesi ekipten isteniyordu. Ancak Kelle Avcıları bu sınavı geçemiyorlardı.

Operasyon askıya alınıyor ve şu değerlendirme yapılıyordu:

“Zaman içinde, Abdullah Öcalan, hakkında muhtelif kaynaklardan intikal eden bilgilerin ve operasyon ekibinin imkân ve kabiliyetlerinin değerlendirilmesi sonucunda, mezkûr ekibin Suriye topraklarında uygulama yapabilmesinin çok zor, zaman alıcı ve aşırı masraflı olacağı kanaatine varılmıştır.
Bunun üzerine bu ekibin öncelikle PKK’nın Avrupa’daki önemli mensuplarına yönlendirilmesi kararlaştırılmış ve bu şekilde ekibin denemeye tabi tutulması da düşünülmüştür. Ancak bu teşebbüsten olumlu bir sonuca ulaşılamaması üzerine faaliyetin kesilmesine karar verilmiştir.”

TAMAMEN DUYGUSALLAR!

MİT, başına geleni anlıyor,  zararın neresinden dönülürse kârdır denilerek operasyon sonlandırılıyordu.

Değerlendirme notunda bu durum açıkça yazılıyordu:

“Taşeron olarak kullanılan bu ekibin başarısız olmasındaki başlıca unsurların bu grubun milli ve duygusal bir motifi olmayışı dolayısıyla parasal yönden bakması ve özel bir gayret göstermemesi şeklinde yorumlanabilir. Netice alınamayan bu faaliyet için 211 bin ABD doları sarf edilmiş olup bu miktarın bir bölümünün geri alınmasına çalışılmaktadır.”

İSİMSİZ BİR OPERASYON VE 15 BİN DOLAR

Türkiye’nin PKK ile mücadelesi dolandırıcıların iştihanı kabartıyor, para kokusu alan MİT’in kapısına dayanıyor ve Abdullah Öcalan’a karşı suikast düzenlemeye gönüllü oluyordu!
İşte o gönüllülerden biri de 1993 yılının Ekim ayında Beyrut’ta ortaya çıkıyordu.

Kürt kökenli Suriye vatandaşı ve aşiret lideri olduğunu söyleyen bir kişi, Beyrut Büyükelçiliği’nin kapısını çalıyordu.

Buraya geliş gerekçesi de ağız sulandıracak cinstendi; PKK ile aşireti ile arasında kan davası vardı, bu nedenle Abdullah Öcalan’a suikast düzenlemek istiyordu. Ancak bunun için de 265 bin dolara ihtiyacı vardı.

Beyrut’ta MİT temsilcisi ile görüşen aşiret reisinin önerisi Ankara’ya ulaşıyor ve olumlu karşılık buluyordu:

“Beyrut Büyükelçiliğimizde teşkilatımız mensubu ile görüşen Kürt asıllı Suriye vatandaşı bir aşiret mensubu, aşiret olarak PKK’nın tacizlerinden bıktıklarını ifade ile silah ve silah alabilmek için para talep etmiştir. İmkân ve kabiliyetleri konusunda tereddüt doğan adı geçen, öncelikle PKK ile ilgili haber derlemeye yönlendirilmiş ve hakkında araştırma başlatılmıştır.”
MİT’in incelemesi sürerken aşiret reisi para sızdırmak için her yolu deniyor ve sonunda da 265 değil ama 15 bin dolar almayı başarıyordu.

“Araştırma neticelenmeden birkaç kez daha görüşülen şahıs, aşiret olarak Abdullah Öcalan’a eylem yapmayı planladıklarını, bunun için ilk etapta 265 bin ABD dolarına ihtiyaç duyduklarını belirtmiştir. Bunun üzerine şahısla Türkiye’de yapılan görüşmede hazırladığı eylem planı da göz önüne alınarak 15 bin dolar verilmiştir.”

Aşiret reisi 15 bin doları cebine koyuyor ve sonrasında da “sahtekâr” olduğu ortaya çıkıyordu:

“Bu arada yürütülen araştırma da neticelenmiş ve şahsın bahsettiği şekilde bir imkân ve kabiliyete sahip olmadığının, yalan söylediğinin anlaşılması üzerine mezkûr kişinin ilişiği kesilmiştir.”

SIRADA ÇEÇENLER VAR

MİT, Öcalan’ı ortadan kaldırmak amacıyla para saçıyordu. Hollandalısı, Kıbrıslısı, Suriyelisi paylarına düşeni alıyor, sıra Çeçenlere geliyordu.

MİT ile ilişki kuran, anadan teşkilat mensubuydu!

Çeçen asıllı anne S. uzun yıllar Suriye’de çalışmıştı…

Teşkilat adına gözünü budaktan sakınmamış, en netameli günlerde Şam’dan MİT’e çok değerli bilgi ve belgeler ulaştırmıştı…

Ancak bir gün El Muhaberat tarafından suçüstü yakalanıyor ve zindana atılıyor, kurtulması aylar, yıllar sürüyordu.

Cezaevinden çıkması ve Türkiye’ye dönmesi El Muhaberat ile ajan değişimi sayesinde oluyordu:

“Çeçen asıllı S. geçmiş yıllarda teşkilatımız tarafından Suriye’de gizli faaliyetlerde kullanılmış ve Suriye İstihbarat Servisi tarafından suçüstü yakalanılarak mahkûm edilmiştir. Bilahare mübadele yoluyla Türkiye’ye iade edilmiştir.”

ANNE BAŞKA EVLAT BAŞKA

Referansı annesi olan H. 1994 yılının Şubat ayında MİT ile ilişkiye geçiyor ve PKK konusunda yardımcı olmak istediğini söylüyordu.
H.’nin de hedefinde Abdullah Öcalan vardı ve üstelik El muhaberat içindeki Çeçen asıllılarla işbirliği yapacağını söylüyordu.

Öneri cazip, risksiz ve uygulanabilir bulunuyordu:

“H. yapılan görüşmede, Suriye İstihbarat Servisi’nde görevli Çeçen asıllı şahıslar kanalıyla Abdullah Öcalan’a karşı bir uygulama yapabileceğini ifade etmiştir.”

H. ekibinde Ankara’da yaşayan Sivaslı Çeçen asıllı F., ile Moskova’da ikamet eden Çeçen mafya liderlerinden S.’nin de olacağını söylüyordu.

H’nin önerisi kabul ediliyor, Moskova’da ikamet eden S., 11 Şubat 1994’te Ankara’ya geliyor ve operasyonun ayrıntıları üzerinde çalışılıyordu:

“S ile Ankara’da yapılan görüşme sonucunda , Çeçenlerin Suriye’de mevcut potansiyellerinden istifade edilmesinde yarar görülmüş ve mezkur ilişki tesis edilerek, masraflar için bir miktar ödeme yapılmıştır.”

H. ve S. başlangıçta açgözlü görünmüyor, sadece Türkiye’nin Çeçenistan’daki faaliyetlerine daha sıcak davranmasını ve destek olmasını istiyorlardı:

“S. yapacakları bu hizmet karşılığında Türkiye’nin Çeçenistan’a daha yakın ilgi göstererek yardımcı olmasını istemiş, eylemi gerçekleştirecek kişilere ödenecek mükâfat konusunu tarafımıza bırakmıştır.”

ELMACI OPERASYONU

MİT, Çeçenlerin operasyonuna “Elmacı” adını veriyordu. Ekip, keşif yapmak üzere işadamı kimliği ile Avrupa’dan Şam’a gidiyor, günler geçiyor ancak bir sonuç alınamıyordu. MİT, hizmetleri karşılığında bu kişilere 55 bin dolar ödeme yapıyordu.

“Bu şekilde başlatılan ve ‘Elmacı Faaliyeti’ adı verilen çalışmadan günümüze kadar her hangi bir netice alınamamıştır. Bu sebeple S.’nin Türkiye’ye gelişinin tespiti halinde, adı geçen H. ve F.’nin sorguya alınmaları ve yapılan 55 bin ABD doları ödemenin geri alınması planlanmıştır.”

SURİYELİ İSTİHBARAT BİNBAŞI VE GOLF OPERASYONU

MİT, durmuyor, yılmıyor, dolandırılsa da avuç avuç para da harcasa Abdullah Öcalan’a karşı suikast yapmak için kapı kapı dolaşıyordu. Tam da o günlerde Şam’da bir MİT kaynağı, iştahı kabartan bir haberi Ankara’ya ulaştırıyordu. Suriye Hava İstihbarat’ta binbaşı rütbesi ile çalışan bir görevli, MİT mensubuna ücreti ödenmesi karşılığında Abdullah Öcalan’ın seyahat ve hareketlerini önceden bildireceği sözünü veriyordu. Böylelikle “Golf Operasyonu” olarak adlandırılan yeni bir operasyon daha başlatılıyordu.

MİT, adı geçen Binbaşı’ya Bükreş’e randevu veriyor ve iki mensubunu da görüşme için gönderiyordu:

“Teşkilatımızın bir kaynağı vasıtasıyla Suriye Hava İstihbarat ünitesinde Binbaşı rütbesindeki bir subayla temas kurulmuştur. Suriyeli Binbaşı, Abdullah Öcalan’ın seyahat ve hareketlerini önceden bilme imkânına sahiptir. Mezkûr şahsın, Abdullah Öcalan’a yönelik bir operasyon için talep ettiği 200 bin ABD doları tarafımızdan kabul edilmiş ve kendisi ile çalışmaları geliştirmek için Romanya’da bir buluşma yapılması tasarlanmıştır. Randevu tarihinde iki memurumuz Bükreş’e gitmiş, ancak Binbaşı’nın gelmemesi üzerine temas gerçekleşmemiştir.”

BABA BUSH GELDİ OPERASYON İPTAL

Abdullah Öcalan, hep namlunun ucunda yaşıyor ama bir türlü öldürülemiyordu. Operasyonlardan hep kıl payı kurtuluyordu. Öcalan’ı bir başka operasyondan kurtaran kişi ise bölgeye ziyaret yapan ABD Başkanı George H.W Bush olmuştu. Bush, yüzünden El Muhaberat gerekli ev temizliğini yapıyor, Öcalan’ı Şam’dan uzaklaştırıyordu.

MİT, Bükreş’te görüşemediği Binbaşı’yı Türkiye’ye getiriyor ve operasyonun ayrıntılarını görüştükten sonra “hediye” veriyor ve cebine de 4 bin dolar koyuyordu:

“Bilahare şahsın hududu illegal geçmesi sağlanarak Türkiye’de görüşme yapılması sağlanmış, bu görüşmede anılana hediye ve 4 bin ABD doları verilmiştir.

Varılan mutabakat üzerine 1994 yılının Ekim ayı sonlarında Lübnan-Bekaa’da uygulamaya yönelik ön hazırlık çalışmaları başlatılmış ancak bu çalışmalar, ABD Başkanı’nın bölgeye gelişi nedeniyle alınan yoğun güvenlik önlemleri ve Suriye’nin A. Öcalan’ı çevreden uzaklaştırması dolayısıyla akamete uğramıştır.

İrtibat imkânları zor ve sınırlı olan bahse konu subayla yakın tarihlerde hudutta yeniden temas edilmesine çalışılmaktadır.”


Bu operasyon da böyle sona eriyor ve MİT’in başarısızlık hanesine yazılıyordu…

LÜBNANLI FALANJİSTLER

Abdullah Öcalan Şam’da keyif çatarken, MİT’in Beyrut temsilcisi ise her başarısız operasyonun ardından ecel teri döküyordu. Hınçla, yeni kaynak ve elemanlar arıyor ve Lübnanlı Falanjist Elias Hobeyka grubunda istihbarat sorumlusu olarak görev yapan biri ile kontak sağlıyordu. Öcalan’ın kellesine biçilen fiyat da giderek artıyor ve 4-5 milyon doları buluyordu:
“Beyrut-MİT temsilciliğinin, Elias Hobeyka grubunda istihbarat sorumluğu yapan bir kaynağı ile Haziran 1994 ayı içinde, A. Öcalan’a yapılabilecek bir uygulama hususunda yapılan görüşmede mezkûr şahıs, Lübnan’da para ile her türlü işin yapılabileceğini, kişisel tecrübe ve kanaatine göre bu işin 4-5 milyon ABD dolarına mal olabileceğini ifade etmiş olup, konu bu aşamada kalmıştır. Gelişmelere göre değerlendirilecektir.”

AŞİRET REİSİ VE 1 MİLYON DOLARI

Yıl 1994…
Ağustos ayı…
Abdullah Öcalan için bu kez çalınan kapı Halep.
Halep Askeri İstihbarat Başkanı’nın bürosunda çalışan bir görevliye MİT’in bir kaynağı tarafından çengel atılıyordu.

“Ağustos 1994 ayı içerisinde Halep MİT temsilciliğimizin bir kaynağı vasıtasıyla Halep Askeri İstihbarat Başkanı’nın bürosunda görevli bir şahısla temas kurulmuştur. Yapılan görüşmede Abdullah Öcalan’a yapılacak bir uygulama için imkânları sorulan şahıs, yakından tanıdığı ve bu konuda imkânları bulunduğun belirttiği bir aşiret reisinden bahsetmiş ve neticede bu şahsı tarafımıza tanıştırmıştır.

PKK tarafından geçim kaynakları engellendiği için örgüte kin duyduklarını belirten aşiret reisi, 1 milyon ABD doları karşılığında uygulamayı gerçekleştirebileceklerini ifade etmiş, mezkur şahsa uygulamanın gerçekleştirilmesi ve kanıtlanması halinde teklifin kabul edilebileceği belirtilmiştir. Bu konuda herhangi bir gelişme olmayıp halen beklenmektedir.”
İşte MİT’in Mercedes Operasyonu öncesindeki çalışmalarının öyküsü böyle…

Dönelim Mercedes Operasyonu’na;

Safha şöyle başlıyor:

“Suriye asıllı Ankara’da yerleşik Ank. 4 numaralı eleman ile Suriye’de yerleşik Ank. 3 numaralı elemanın PKK liderine yönelik haber alma imkânlarını eylemsel yönde geliştirmek amacıyla 25 Nisan 1994 itibariyle ‘Mercedes Operasyonu’ diye adlandırılan bir çalışma başlatılmış olup…” 

Yine operasyon öncesinde yaşananlara bakalım… (BCK)


Sözcü

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com