Monşerler, illüzyonist ve AKP’nin yeni şarkısı...

Monşerler, illüzyonist ve AKP’nin yeni şarkısı...
Başbakan sahip olduğu tüm imkânları kullanarak yeni operasyonları engellerken öte yandan yolsuzluk ve rüşvetle ilgili soruşturmanın üstünü örtmeye çalışıyor.

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

İçeriyi kendisi hallediyor ya dışarısı için çare olarak daha önce monşerler deyip küçümsediği büyükelçilerimize sığındı. Kendilerine kısaca tüm dünyaya “Rüşvet ve yolsuzluk diye bir şey yoktur. Hepsi devletin içine sızmış çetenin bir komplosudur” gerçeğini(!) anlatma ve ikna etme misyonunu verdi. Başbakan, daha önce de yazmıştım; Yapılması gerekeni değil yapılmaması gerekenleri yapma yanlışını sürdürüyor. Büyükelçilerin uluslararası ortak çok ciddi diplomatik kurallar içinde, gerek konuşmalarında ve gerekse davranışlarında son derece dikkatli olmaları gereken kişiler olduğunu unutarak onları da “Benim valim öyle makamında oturmayacak. Kamyona binip vatandaşın ayağına kadar giderek kömürünü dağıtacak” statüsünde görüyor.
 
Basit bir kurgu yapmak istiyorum. En temel kavramı hukukun üstünlüğü olan bir Batı ülkesindeki büyükelçimiz Başbakan gibi meydanlarda bunu anlatamayacağına göre teamüller gereği konuyu Dış İşleri Bakanına anlatması gerek. Randevu talebi geldiğinde bakanın ilk işi kendisine Türkiye ile ilgili son gelişmeleri de içeren bir dosya hazırlatmak olur. Büyükelçimiz kabul edildiğinde ilk nezaket cümlelerinden sonra konuşma şöyle devam edecektir 

  • Ekselansları ben size ülkemizdeki yolsuzluk ve rüşvet iddialarının asılsız olduğunu bunun Devlet içine sızmış bir çetenin komplosu olduğu söylemek için geldim.
  • Ya öyle mi? Ben konunun yargıya intikal ettiğini duymuştum. Bu gerçek mahkemede mi ortaya çıktı?
  • Hayır, ekselansları daha mahkeme başlamadı. Başbakanımız öyle diyor.(Hatırlarsanız küçük bir çocuğun  “Babam öyle diyor “dediği bir otomobil reklamı vardı. Aynen onun gibi.) Bunun üzerine kısa bir şaşkınlık geçiren bakan sözlerine şöyle devam eder:
  • Bakınız sayın büyükelçi biz sizde gelişen son olayları Sabah ve Akşam gazetelerinden değil sabahtan akşama başka kaynaklardan çok yakından izliyoruz. Biz de bu tip olaylarda kararları hakimler verir. Doğrusu sizde Başbakanınızın verdiğini bilmiyordum.


Bu sözlerden sonra bakan nezaketen elçimizi kovmaz ama elçimiz de “Ben ne yapayım? Başbakanımız öyle diyor” bile diyemeden izin isteyerek ayrılacaktır. Bu sahnenin benzerleri tüm büyükelçilerin ziyaretlerinde yaşanacaktır.
 
Sayın Başbakan bu yollar çıkar yol değil. Sabahtan akşama ne ABD, ne AB tanımayıp fırça çekeceksiniz.  Sonra elçi gönderip “Mahkemelere değil, bana inanın”  diyeceksiniz. Bari insanları kendinize güldürmeyin. Ayrıca “Çocuklarım bu işe karışmışlarsa anında evlatlıktan reddederim” gibi hamasi sözler de gerçeği değiştirmez. Bir baba olarak çocuklarınız suçlu bile olsa yasalar onlar için suçsuz deme hakkını size veriyor. Çocuğunuzu savcıya gönderip suçsuzluğunu en kısa yoldan kanıtlamakla kalmayıp iftira sahiplerini de rezil rüsva etmek varken bu çıkmaz sokaklarda neden zaman kaybettiğiniz inanın anlaşılır gibi değil?

İLLÜZYON YA DA ALGILATMA YÖNTEMİ

İllüzyon biliyorsunuz insanları yanıltarak gerçek dışı şeyleri gerçek gibi gösterme sanatıdır. Bu konuda Başbakan’ın eline hiç kimse su dökemez. Başbakan hoşuna gitmeyecek ya da kendisini rahatsız edecek bir olay mı oldu hemen kurgulanan bir senaryo ile hayali olaylar uydurup günlerce otobüslerin üzerinde ya da TOKİ ‘nin yaptığı platformlarda ayni sözleri tekrarlar. Öyle ki bir süre sonra inanırsınız. Bu arada bu söylediklerinin asılsız olduğunun ortaya çıkması hiç önemli değil. Zira onun söylediklerini çoğunluğu artık AKP’nin bülteni haline gelmiş gazeteler manşetten verir ve birçok televizyon o andaki yayını keserek canlı olarak yayınlarken, söylediklerinin doğru olmadığına ait verilen bilgileri ara ki bulasınız. Başbakan böylece Türk siyasetine Algılatma Yöntemini büyük bir başarı ile sokmuştur. Bir örnek vermek gerekirse Gezi Olaylarını hatırlamak yeter. Destan(!) yazan polisler gençleri öldürür ya da kör bırakırken Başbakan günlerce “Polisimizi öldürdüler… Bacımı taciz ettiler… Camide içki içtiler...” masalını meydan meydan gezerek anlatmıştı.

Hatırlayın 2010 yılı referandumu 12 Eylül darbesinin suçlularını cezalandırmak için yapılmış ve özellikle de 12 Eylül tarihi seçilmişti. Ama herkesin de bildiği gibi bu referandumun asıl amacı tüm yüksek mahkemelerin olabildiğince iktidarın kontrolü altına alınması idi. Yine halk bir algı yanlışlığı tuzağına düşmüştü. Dikkat edin bütün torba yasalar dikkatlerden kaçırılarak araya sıkıştırılmış yasalar içeren Truva Atı gibidir. İktidar darbe anayasası dediği anayasayı gerçekten değiştirmeye niyetli olsa daha önce kaldıracağız dedikleri YÖK’ü kaldırırlar ve yine o dönemin ürünü seçim barajını temsilde adaleti sağlayacak bir düzeye indirirlerdi. Yapmadılar. Çünkü YÖK’ü istedikleri forma sokmuşlardı. Hatta yetkilerini artırdılar eskiden Anayasa Mahkemesinde YÖK’ ün bir kişi olan kontenjanını 3’e çıkardılar. Sözü uzatmaya hiç gerek yok. AKP daha doğru bir deyimle Başbakan Erdoğan için Anayasa, yasalar, kararname, tüzük, yönetmelik ne varsa işine geldiği sürece mükemmeldir. İstenmeyen bir durumla karşılaşıldığında hemen değiştirilmesi gerekir. Kendi yaptıkları ve halka da kabul ettirdikleri bir Anayasa değişikliğine göre düzenlenen HSYK kanunu 3 yılı aşkın bir süre sorunsuz bir şekilde yürürlükte iken ne olmuştur da birden Anayasaya aykırı olarak değiştirilmek istenmektedir? Neden mi? Sadece istenilmeyen bir genel kurul kararı aldıkları için. Mantıkla bağdaşmayan bu kriter devlet kadrolarında görev yapan ve Başbakan’ın benim dediği yani kendi tebaası içinde saydığı valiler, müsteşarlar, genel müdürler dahil tüm memurlar için geçerlidir. Yıllardır özenle seçilerek göreve getirilen bir kişi Başbakanın hoşuna gitmeyecek tek bir hareketi yaptığı anda eski deyimiyle adeta katli vaciptir.

YENİ ŞARKI

Yıllardır sıradan kişilerin değil içlerinde bakanların ve milletvekillerinin de bulunduğu birçok kişinin Başbakan’a yaranmak için ona ne sıfatlar yakıştırdığını duyduk. Ama son defa bir milletvekilinin Başbakan’ın Allah’ın bütün vasıflarına sahip bir dünya lideri olduğu şeklindeki sözleri İslamiyetin doğuşundan bu yana hiç kimse tarafından kesinlikle söylenmemiştir. Bu sözleri söyleyen milletvekili “sözlerim yanlış anlaşıldı” diye tevile kalktı. Yani adam “yanlış yaptım” demiyor. Yanlış anlaşıldığını söylüyor. Efendi! Efendi! Kendine gel. Sen yaptığın affedilmez hatadan sonra bir de herkesi dinlediğini anlamaz kısaca geri zekâlı yerine koyduğunun farkında mısın?  Bu sözlere AKP teşkilatından ciddi bir tepki gelmedi. Sanırım yakıştırma hoşlarına gitti. Ben bu sözleri duyduğunda Başbakan’ın bu kişiyi kulağından tutup hemen kapı önüne bırakmasını beklerdim. Kendince sahip olduğuna inandığı en büyük vasfını Müslüman olmak sayan bir kişiden bu davranışı beklerdim. Ne yalan söyleyeyim çok şaşırdım.

Böyle olunca ben de naçizane artık AKP’nin Parti Marşı haline gelen “Beraber yürüdük biz bu yollarda..” sözlerini içeren şarkısı yerine sevgili dostum Selami Şahin ‘in ünlü bestesini “Tapılacak adamsın” şeklinde değiştirerek söylemelerini öneririm. Zira böyle bir liderle yan yana yürümek kimsenin haddi olamaz.

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com