"Muhalefetin derdi başka..."

"Muhalefetin derdi başka..."
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ''Anayasa değişikliği görüşmelerinde gördük ki, muhalefetin derdi daha fazla demokratikleşme ve insan hakları değil, vatandaşın derdi hiç değil, bunların derdi değişime karşı direnmek, statükoyu muhafaza etmek'' dedi.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ''Anayasa değişikliği görüşmelerinde gördük ki, muhalefetin derdi daha fazla demokratikleşme ve insan hakları değil, vatandaşın derdi hiç değil, bunların derdi değişime karşı direnmek, statükoyu muhafaza etmek'' dedi.
Yıldırım, AK Parti Genel Merkezince Kütahya Belediye Kültür Sarayı'nda düzenlenen, ''Türkiye Buluşmaları Konferansı''nda yaptığı konuşmada, ''uzun ince bir yolda hizmet yürüyüşünü sürdürdüklerini'' söyledi.
Türkiye'nin 1946 yılında çok partili döneme geçtiğini, açık oy, gizli tasnif uygulanan seçim sistemine karşı çok partili dönemin başlangıcı 1946 olduğunu belirten Yıldırım, 1950 seçimlerinde Demokrat Parti'nin ''Yeter, söz milletin'' diyerek iktidara geldiğini anımsattı.
Yıldırım, ''Demokrat Parti ile seçimle baş edemeyenler ve milli iradenin gerçekleşmesinden korkanların, 27 Mayıs 1960 darbesiyle sadece seçilen hükümeti devirmekle kalmayıp Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar Kurulu üyeleri, milletvekili kadrosunu tümüyle tutukladığını'' savunarak, şöyle devam etti:
''Ülkeyi toplama kampına çevirmekle kalmayıp Türkiye'de darbe geleneğini başlatmışlardır. Arkasından 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan da 27 Mayıs darbe geleneğinin devamı olan diğer darbe ve girişimlerinin tarihleridir, her zaman milletimizin hafızasında kalmıştır. İnsan hak ve özgürlüklerine direnç gösteren kurullar, 1960 darbesi sonrasında yürürlüğe giren 1961 Anayasası ile kurulmuştur. Türkiye'de bir anayasanın darbe sonrası hazırlanması yaman bir çelişkidir. Demokrasiyi rafa kaldıranların halka rağmen söz sahibi olmaları da yine hazin bir çelişkidir. Daha acı olanı ise bahsettiğim darbelerden rahatsız olan siyasi kadroların bugün daha demokratik, daha sivil bir anayasa talebine karşı çıkmış olmalarıdır.''
-''GİTTİ BAYKAL, GELDİ KEMAL...''-
Yıldırım, AK Parti'nin hayallerini pazarlayan değil, yaptıklarını anlatan bir parti olduğunu söyleyerek, Anayasa değişikliğinin TBMM'de milletvekillerinin ittifakıyla halk oylamasına gerek duyulmadan geçmesini istediklerini, ancak böyle olmadığını kaydetti.
Muhalefet partilerinin kendilerini şaşırtmadığını ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu:
''Anlamadan, dinlemeden, ne getiriyor, ne götürüyor bakmadan karşı çıktılar. (Biz de bireysel hakların gelişmesini, hukukun üstünlüğünü, kuvvetler ayrılığının tam anlamıyla yerleşmesini istiyoruz) diyorlar. Tüm bunlar tamam da iş icraata gelince, (Biz istemiyoruz). Niye? Çünkü değişiklik fikri AK Parti'den geldi. Milletimizin kaybetmesini, kazanmasına tercih eden bir anlayış var. Gitti Baykal, geldi Kemal, CHP'de değişen ne var. Seçimde herkes boyunun ölçüsünü alacak, vatandaş herkesi dinleyecek, kararını verecek.
Anayasa değişikliği görüşmelerinde gördük ki, muhalefetin derdi daha fazla demokratikleşme ve insan hakları değil, vatandaşın derdi hiç değil, bunların derdi değişime karşı direnmek, statükoyu muhafaza etmek. Tarih bir kez daha tekerrür etmiştir, 12 bin sayfa TBMM tutanağı bunun delilidir. 72 milyon insanımız da kimin demokrasiden, kimin insan hak ve özgürlüklerinden yana olduğunu, kimin darbeden ve müdahaleden yana olduğunu çok açık bir şekilde bu süreçte görmüştür. Şimdi 12 Eylül 2010, Türk demokrasisinin, hukukun kazanacağı tarihtir. 12 Eylül darbesinin izlerini 12 Eylül 2010'da silinecektir, milletimiz bunu en güzel şekilde sağlayacaktır.''
-İSRAİL'İN GAZZE'YE YARDIM GÖTÜREN GEMİLERE SALDIRISI-
Bakan Binali Yıldırım, Gazze'ye yardım götüren gemilere saldıran İsrail'in bunun hesabını mutlaka vereceğini ifade etti.
İsrail'in kural ve hukuk tanımayan haydutça davranışları alışkanlık haline getirdiğini savunan Yıldırım, şunları kaydetti:
''İsrail yaptığı bu haydutluğun hesabını verecektir, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. İsrail sivil barış gönüllülerini tutuklayıp onlara insanlık dışı muamele yapmaya başladıktan sonra Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ona çok net bir mesaj verdi. Başbakanımız, (Tuttuğunuz bu insanları 24 saat içinde iade edin) dedi. Başlangıçta bunu duymazdan gelen İsrailliler, işin ciddi olduğunu anlayınca anında Türkiye'nin bu talebini yerine getirdi. Ancak bu bir şey değil, asıl atılacak adımlar bundan sonra gelecek.
İsrail'in hamisi olanlar bir kez daha gördü ki, destek verildikçe İsrail bu hukuksuzluğunu, kural tanımayan davranışlarını pervasızca sürdürecektir. Bu sefer İsrail yanlış adım atmış, ülkeyle muhatap olmuştur. Daha önce istediği gibi ezip geçtiği, ufaladığı bölge ülkeleriyle Türkiye'yi karıştırmıştır. Türkiye'nin dostluğu çok kıymetlidir ama düşmanlığı da çok çetindir. Bunu da İsrail ve onu destekleyenler mutlaka görecektir. Hak edenlere karşı 'yurtta sulh, cihanda sulh' evrensel prensibine göre hareket ediyoruz, bunu hak etmeyenler de sonucunu en acı şekilde görecektir.''
Cumhuriyet döneminin en kapsamlı sağlık ve sosyal güvenlik reformunu gerçekleştirdiklerini belirten Yıldırım, ''Bugün doğan her Türk çocuğu 18 yaşına kadar devletin güvencesindedir. Bugün sosyal güvenlik, sağlık güvencesinden yararlanmayan vatandaşımız kalmamıştır'' dedi.
Yıldırım, ''dünyanın en harika projelerinden'' biri diye nitelediği Marmaray'ı 2013'te hizmete açacaklarını sözlerine ekledi.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com