Müslüman Kardeşler'den Erdoğan'a ilginç mesaj

Müslüman Kardeşler'den Erdoğan'a ilginç mesaj
Mısır'da darbeyle indirilen Müslüman Kardeşler'in kurucusu Hasan el-Benna'nın torunu, Tarık Ramazan, Başbakan Erdoğan'a ilginç mesajlar verdi.

The Circle of European Communicators toplantısı için bir günlüğüne İstanbul’a gelen Tarık Ramazan Habertürk’ten Kübra Par’a çarpıcı açıklamalar yaptı. Mısır’da yaşanan olanlar, Suriye krizi ve Türkiye hakkında çarpıcı açıklamalar yapan Ramazan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a da bir göndermede bulundu.

İşte o röportajın bir kısmı;

Müslüman Kardeşler’in kurucusu olan bir aileden geliyorsunuz. Darbe ile ilgili tavrınız nedir?

Arap Baharı fikrine başından beri karşı çıktım. 2003’te Irak’la başlayan bir strateji var. G.W. Bush’un kullandığı demokratikleştirme söylemi aslında istikrarsızlaştırma anlamına geliyor. Bunu üç yoldan yapıyorlar. Birincisi, politik sistemi parçalayarak, petrol doğal gaz, elektrik kaynaklarını kontrol ediyorlar, Katar ve Suudi Arabistan’ı koruyorlar. İkincisi, bölgeyi istikrarsızlaştırarak İsrail’i koruyorlar ve Batı Şeria’nın işgalini kolaylaştırıyorlar. Filistinliler tüm süreç boyunca unutuldu. Üçüncüsü ise yeterince üzerinde duramadığımız ekonomik boyut. Bölgeyi siyasi olarak istikrarsızlaştırdıktan sonra, IMF ve Dünya Bankası’nın yapısal programlarını dayatıyorlar.

Süreç 2003’te başladı. Şimdi Tunus’ta, Mısır’da protesto yapan insanlar görüyoruz. Açıkçası demokrasi yolunda yürüdüğümüz konusunda şüpheliyim. Peki ya bu protestoların sivil yanı? İnsanlar kendi iradeleriyle sokaklara çıkmıyor mu?

Freedom House ve Albert Einstein Enstitüsü üzerinden sosyal ağlarda insanları yönlendirenler devlet kurumlarından geliyorlar. Amerikan hükümeti Suriye’de geçen yaz blogger’ları eğittiklerini itiraf etti. Ayrıca 30 Haziran öncesinde protestolara katılan 13 milyon insanı yönlendirdiklerini kabul ettiler. Buradan şunu anlıyoruz: İnsanları sokağa dökmek zor değil.

“Mursi ile konuşunca hayal kırıklığına uğradım”

Neydi Mursi’nin hataları?

İlk hatası seçimlere katılmaktı. Seçimlerden önce Mursi ile Oxford Üniversitesi’nde buluştum. Aldığım cevaplar karşısında hayal kırıklığına uğradım. Hala eski retorikleri savunuyor, şeriatı referans gösteriyordu. "Pratikte ne anlama geliyor? Sivil devlet olmalı mı?" diye sorduğumda net cevaplar veremedi. Şeriat ve demokrasi ilişkisi konusunda kafası mı karışıktı? Atılacak adımlar ve öncelikler konusunda kafası karışıktı. Fakat bu seçimlerden çok önceydi. Sonraki hataları? İktidara geldikten sonra bir hareketi değil devleti yönettiğini kavrayamadı. Sekülerlere, Kıptilere ve kadınlara kucak açmalıydı ve orduyla mücadele etmeliydi. Ayrıca fazla saf davrandı. Ordu hep ön plandaydı. Hükümete iştirak etmem için davet aldığımda beni "sakın gitme, ülkeyi hala ordu kontrol ediyor" diye uyardılar.

"Erdoğan 'Hayat fani, hepimiz geçiciyiz' demişti"

Ilımlı İslamı destekliyor ve Türkiye’yi de model ülke olarak gösteriyorlardı. Bundan da vaz mı geçiyorlar?


AK Parti’nin İslamcı olmadığını, Müslüman demokrat olduğunu söylemesi yeni bir söylemdi. Erdoğan, ekonomiyi güçlendirdi ve statükoyu değiştirmek için kendi stratejisini geliştirdi. İsrail ile ilişki kurdu, sınırlarda "sıfır sorun" politikasını benimsedi. Avrupa Birliği’ne girmeye çalıştı fakat Müslüman bir ülke olduğu için reddedildi. Bunun üzerine bakışını Doğu’ya ve Güney’e çevirdi. Anladılar ki onunla uğraşmaları gerekecek Türkiye’ye bakışınız nasıl? AK Parti hükümetinin hem iç hem de dış politikada oldukça zekice davrandığını kimse inkar edemez. Orduyla hesaplaşmayı başardılar. Buna rağmen bana Türkiye’yi model olarak gösterebilir miyiz diye soranlara dikkatli olmalarını söylüyorum. Çünkü kişisel özgürlükler, ifade özgürlüğü ve medyanın bağımsızlığı gibi içeride çözülmesi gereken sorunlar var. Bir keresinde Erdoğan, Mübarek’e "hayat fani, hepimiz gelip geçiciyiz" demişti. Şimdi başkanlık sistemi konuşuluyor. 12 yıllık dönüşüm sürecinden sonra kendisine "şimdi gitme zamanı" demesi gerekiyor.

Peki ya Türk dış politikası?

Sıfır sorun politikasından değerli yalnızlığa geldik. Avrupa Birliği ile kurdukları ilişki çok zekiceydi. Orduya karşı AB kartını kullandılar.AB’ye karşı da Çin, Hindistan ve Afrika hamlesini yaptılar. Sınırlarda sıfır sorun politikası da oldukça zekiceydi. Ne var ki bölgedeki gelişmelerden dolayı bu gerçekçi bir strateji değildi.

Hata yapılmadı mı?

Hayır, bu politikayı başarmak imkânsızdı. Tüm Ortadoğu istikrasızlaştırılırken, çatışmasız bölgeyi nasıl oluşturabilirsiniz ki?

Gazete Habertürk'ten Kübra Pur'un gerçekleştirdiği ropörtajın tamamını buradan okuyabilirsiniz.

(DSE)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com